Sanat Haberleri Ajansı (SaHA)

www.sanatajansi.com Test Yayını

19 Jun 2007 için Arşiv

Bergama Kermesi başladı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

Türkiye’nin ilk, dünyanın ikinci yerel festivali olan ve Atatürk’ün direktifleri ile 1937 yılından beri aralıksız kutlanan Bergama Uluslararası Kermesi’nin 71. başladı…

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün direktifleri ile 1937 yılından beri savaş yılları dahil aralıksız olarak kutlanmaya başlanan Uluslararası Bergama Kermesi’nin 71. kortej yürüyüşü, halk oyunları ekiplerinin gösterileri ile start aldı. Bu yıl kermese yurt içinden çok sayıda yöresel halk oyunları ekipleri katılırken, yurtdışından Makedonya, Sırbistan, Bulgaristan ve Romanya’dan halk oyunları ekipleri katılıyor. Bir hafta boyunca sürecek olan kermes kapsamında Asklepion Antik Tiyatro, Cumhuriyet Meydanı, Müze Bahçesi ve Gülpark Amfi Tiyatro’da olmak üzere dört ayrı yerde gündüz çeşitli programlar, geceleri ise gençlik konserleri yapılacak.

71.Uluslararası Bergama Kermesi, hükümet konağı önünde Atatürk Anıtı’na çelenk koyma töreni ile başladı. Ardından yurtiçi ve yurtdışından Halk Oyunları ekiplerinin katılımı ve Manisa Şehzadeler Mehter Takımı eşliğinde kortej yürüyüşü başladı. Endüstri Meslek Lisesi önünden başlayan İstiklal Meydanı, Şadırvan Camii önü ve Arasta içerisinden devam ederek açılış törenin yapılacağı Cumhuriyet Meydanı önünde son bulan kortej yürüyüşüne, AKP İzmir Milletvekili İsmail Katmerci, Bergama Kaymakamı Hüseyin Eren, Bergama Belediye Başkanı Raşit Ürper, Bergama Garnizon Komutanı Avni Angun, Gaziler ve Şehit yakınları çevre ilçe ve belde belediye başkanları daire müdürleri, belediye çalışanları, halk oyunları ekipleri ve öğrenciler katıldı.
Kortej yürüyüşünün ardından Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan açılış töreni Bergama Şehit ve Gazi Aileleri Derneği tarafından düzenlenen “Şehitlik ve Gazilik” konulu şiir yarışmasında dereceye giren öğrencilere ödüllerinin verilmesi ile başladı. Daha sonra sahneye yurtdışından gelen konuk halk oyunları ekipleri Makedonya, Bulgaristan, Romanya ve Sırbistan geldi. Her ekip muhteşem gösterileri ile izleyicilerden büyük alkış aldı. Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan açılış töreninde konuşan AKP İzmir Milletvekili İsmail Katmerci, Bergama kermesinin önemine ve Bergama’nın tanıtımı için önemli bir şenlik olduğuna dikkat çekti. Daha sonra konuşan Bergama Belediye Başkanı Raşit Ürper, Mustafa Kemal Atatürk’ün önerisi ile kutlanmaya başlanan Bergama Kermesi’nin , Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün Bergamalılara en güzel armağanı ve en büyük mirası olduğuna dikkat çekerek, “Onun sınırsız öngörüsü sayesinde, Bergamalılar olarak her yıl yaz başlangıcında, hep birlikte yerel bayramımızı kutluyor, yerli ve yabancı bir çok insanla buluşuyoruz. 71 yıldır her yıl güzel Bergamamızdan, tüm ülkemize ve dünyaya birliktelik, sevgi, dostluk ve barış mesajları veriyoruz. Bu gün akşamüzeri gerçekleştireceğimiz bir tören ile yine bu mesajları hep birlikte haykıracağız. Dev Türk Bayrağı’nı göndere çekerek, Türk insanının ve biz Bergamalıların vatanımızın bölünmez bütünlüğüne ve bayrağımıza olan sevgi ve bağlılığımızı bir kez daha göstereceğiz. Görkemli mazisinde, sanatın, bilimin ve medeniyetin başkenti olmuş bu şehre yakışır bir program ile, Bergama Kermesi 71′inci kez dünyanın huzurunda. Kermesimiz için bu yıl da, ilk kermes heyecanını yüreğimizde hissederek, yine çok titiz, çok özenli bir çalışma yaptığımızı ayrıca belirtmek isterim. Bergama’nın bu günlere gelmesinde ve Bergama Kermesinin 71′inci yılına ulaşmasında pek çok başarılı insanın emeği ve alınteri vardır. Bergamalılar adına, başta Büyük Atatürk ve dönemin önder yöneticilerine huzurlarınızda şükranlarımı sunuyor, onları rahmetle anıyorum. Bergama’nın bu günlere gelmesinde büyük katkısı olan Bergama sevdalısı Osman Bayatlı’yı da rahmetle ve özlemle yad ediyorum” dedi.

71. Uluslararası Bergama Kermesi 7 gün boyunca kültürel ve sanatsal yöndeki çeşitli etkinliklerle devam edecek. Kermes süresince Asklepion Antik Tiyatroda her gece tiyatro gösterileri ve konserler verilecek. Bu çerçevede Musa Eroğlu, Nükhet Duru – Metin Arolat, Emre Aydın, Coşkun Sabah, Uğur Işılak, Dursun Ali Erzincanlı güzel sesleriyle dinleyicilerin karşısına çıkarken, Yeşim Salkım’ın oynadığı Casablanca adlı tiyatro oyunu ve tek kişilik gösteride Sunay Akın tiyatro severlerin keyifli saatler geçirmesini sağlayacak. Ayrıca kermes kapsamında TRT – 1 ve TRT-INT’ten canlı olarak yayınlanan Sayısal Gece adlı program Asklepion Antik Tiyatro’dan bu yaz sezonunun ilk canlı programını gerçekleştirecek.

Yazı kategorisi: Festival | » yorum bırak;

Musa Eroğlu sazıyla sözüyle Bergama’yı büyüledi…

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

71. uluslar arası Bergama Kermesi başladı. İlk gece etkinlikleri binlerce seyirci ile buluştu…

18-24 Haziran 2007 tarihleri arasında bir hafta sürecek olan 71.Uluslar arası Bergama Kermesi’nin ilk gece etkinliği Bergama Belediye Konservatuarı Türk Halk Müziği Korosu’nun konseri ve ardından Musa Eroğlu konseri oldu. Asklepion Antik Tiyatro’daki ilk günün etkinliği Bergama Belediye Konservatuarı’nın organizasyonu ile gerçekleştirilen etkinlik oldu. Sahneye ilk olarak Şef Derya Çakı yönetimindeki Türk Halk Müziği Topluluğu çıktı. Koro amatör bir ruhla değişik yörelere ait bir birinden güzel Türkülerini Bergamalılar için söyledi.

Koronun ardından sahneye sazıyla sözüyle Türkiye’nin en iyi yorumcusu olan ve Türkü hocası diye adlandırılan Musa Eroğlu çıktı. Musa Eroğlu seçtiği bir birinden güzel Türkülerle, Egelileri coşturdu. Türkiye’nin her yöresinden seçtiği bir birinden güzel türküleri Asklepion Antik Tiyatroyu dolduran yaklaşık 3 bin kişi ile birlikte söyleyen Musa Eroğlu, Bergama’da olmaktan dolayı çok mutlu olduğunu söyledi. Musa Eroğlu, “Ben Anadolu özünü benimsemiş, bu topraklar üzerinde yaşamaktan ve Anadolu insanı olmaktan dolayı son derece memnun ve mutluyum. Bugün Bergama’da olmakta bana ayrı bir zevk veriyor ” dedi.
Konserin ardından Bergama Belediye Başkanı Raşit Ürper, Musa Eroğlu’na, THM Şefi Derya Çakı’ya Atatürk’ün direktifleri ile 71 yıldır aralıksız kutlanan Bergama Kermes Festivali’nde coşkulu konserler verdikleri için teşekkür ederek, gecenin anısına Zafer Tanrıçası Nike Heykeli ve Eczacılığın sembolü Yılanlı Sütun’un birlikte kullanılarak yapıldığı özel çalışmadan heykel hediye etti.

BERGAMA’NIN ARTIK DEV TÜRK BAYRAĞI VAR

Bergama Kermesi’nin ilk günü çok önemli ve büyük bir açılışa da ev sahipliği yaptı. Yaklaşık 10 ay önce “Bergama’ya dev Türk Bayrağı ve Atatürk Anıtı” adı ile başlatılan proje kapsamında, projenin ilk ayağı olarak dev Türk bayrağı düzenlenen törenle göndere çekildi. Atatürk Bulvarı başlangıcında bulunan park içerisine yapılan dev Türk bayrağının göndere çekiliş törenine Bergama Kaymakamı Hüseyin Eren, Bergama Belediye Başkanı Raşit Ürper, Garnizon Komutanı Avni Angun, resmi erkan ve çok sayıda halk katıldı. Coşkulu bir şekilde düzenlenen tören ile şanlı Türk Bayrağı göndere çekildi. Törende bir konuşma yapan Belediye Başkanı Raşit Ürper, “Aylar süren çalışmaların, kampanyanın sonucunu burada beraberce göreceğiz. Ne mutlu bizlere ki, güzel Bergamamız, Vatanına sevdalı, bayrağına aşık insanların gayretiyle devasa bir bayrağa sahip oldu. Bayrak, bir milleti millet yapan en önemli unsurlardan ve ortak değerlerden biridir. Ancak biz Türk Milleti için bayrağımız çok kutsaldır. Çünkü bizler, Kurtuluş Savaşı’nda, yere düşen Yunan bayrağını yerden kaldırarak, “bir milletin istiklalini temsil eden bayrak asla çiğnenemez” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklarıyız. Ve işte burada hep birlikte, Büyük Atatürk’ün Türkiyesi’nde, ülkemizin bölünmez bütünlüğüne karşı yapılan tüm hain saldırılara böylece en güzel cevabı veriyoruz. Gencecik vatan evlatlarımızın, uğruna şehit oldukları Yüce Bayrağımızın gökyüzünü sonsuza kadar süsleyeceğini haykırıyoruz. Bergamamızdaki Dev bayrağımız Büyük Türk Milletine ve Aziz Bergamalı Hemşehrilerime hayırlı olsun, kutlu olsun Bergamalılar adına, bu görevi üstlenen Sayın Levent Karacaoğlu ile Bayrak Komitesi üyelerine, tüm emeği geçenlere ve destek verenlere sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. Daha sonra Bayrak Komitesi adına projeyi yürüten Levent Karacaoğlu, Dev Türk Bayrağı’nın anahtarını şehir halkı adına Belediye Başkanı Raşit Ürper’e teslim etti. Ardından İstiklal Marşı eşliğinde nazlı Türk Bayrağımız göndere çekildi.

MANİSA ŞEHZADELER MEHTARAN TAKIMI GÖSTERİSİ

71. Bergama Kermesi kapsamında Cumhuriyet Meydanı etkinlikleri kapsamında yurtiçi ve yurtdışından gelen halk oyunları ekipleri binlerce Bergamalının doldurduğu Cumhuriyet Meydanı’nda görsel bir eğlence sundu. Daha sonra sahneye Manisa Şehzadeler Mehtaran takımı çıktı. Mehtaran Bölüğü seslendirdiği birbirinden güzel marşlarla Bergamalıların coşkulu saatler geçirmesini sağladı.

BERGAMALI KLARNET SANATÇISI MANSUR BERGAMALI VE GRUP ROMİNCAZZ KONSERİ AYAKTA ALKIŞLANDI

Uluslararası Bergama Kermesi’nin 1. gün Cumhuriyet Meydanı etkinlikleri kapsamında sahne alan Bergama’nın yetiştirdiği Klarnet Sanatçısı Mansur Bergamalı ve Grup Romincazz konseri ile Bergamalı’ları coşturdu. Bergamalılar hemşehrileri Mansur Bergamalı ve grubunun çaldığı birbirinden güzel müziklerle bolca eğlendi.

http://www.kuzeyege.net/haber2.htm

Yazı kategorisi: Festival, Müzik | » yorum bırak;

Ezel Akay: Türk insanı film izlemiyor

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007


Bodrum’daki 4′ncü Uluslararası Film Festivali’ne katılan yönetmen Ezel Akay, Türk insanının sinema ve film seyretme alışkanlığı kazanamadığını söyledi.

Ücretsiz filmlerin gösterildiği festivallerin bu açıdan önem taşıdığını vurgulayan Akay, “Ancak festivallere gerekli ilginin gösterilmesi, dikkat çekilmesi ve iyi tanıtılması ile film izleme alışkanlığı kazandırılabilir” dedi.

Bodrum Belediyesi ve Avrasya Sanat Kolektifi Derneği işbirliğiyle 15-21 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen Uluslararası Bodrum Film Festivali etkinlikleri içerisinde düzenlenen, ‘Festivallerin dünü bugünü ve geleceği’ konulu panel L’ambiance Otel’de düzenlendi. Panele Bodrum Belediye Başkanı CHP’li Mazlum Ağan ile yönetmenlerden Portekizli Sofia Trincao, Rus Masha Godovannaya, Sırp Stevan Maric ve Djordje Misic, Lübnanlı Hania Moure ile Ankara Sinema Derneği’nden Ahmet Boyacıoğlu ve Başak Emre, sinema yönetmeni Ezel Akay konuşmacı olarak katıldı. Festival Programı Danışmanı yönetmen Necati Sönmez’in başkanlığında düzenlenen panelin açılış konuşmasını Ezel Akay ve Derviş Zaim birlikte yaptı.

Yaz aylarında tatil yörelerinden düzenlenen belgesel film ve film festivallerinin etkileri, düzenleniş nedenleri, kapsamları ve Türk sinemasına katkılarının tartışıldığı panelde, festivallerin seyirciye sinema alışkanlığı kazandırdığını ve Türk sinemasında önemli yeri olduğunu belirten Akay, “Bu tür festivallerin Türk sinemasında önemli bir yere sahip olduğuna inanıyorum.

Türk insanının ortalama iki yılda bir kez sinemaya gittiğini düşünürsek, ücretsiz olarak düzenlenen ve onlarca filmin yayınlandığı festivallerin önemi bir kez daha görülür. Ancak üç sanatçıya binlerce dolar verilerek yapılan konserlere karşılık çok düşük ücretle yapılan ve sponsor bulmakta güçlük çeken film festivallerinin daha yüksek bütçelerle, iyi bir tanıtım yapılarak düzenlenmesi gerekir.

Dünyaca ünlü filmlerin yapıldığı, ödüllü eserlerin yer aldığı Türk sinemasına ve filmlerine olan ilginin mutlaka arttırılması, Türk insanına film seyretme, sinemaya gitme alışkanlığı kazandırılması için bu tür festivallerin sayısının ve kalitesinin artırılması şart.

Ayrıca düzenlenecek festivaller öncesi yayınlanacak filmler ve sanatçılarla ilgili iyi bir tanıtım yapılmalı. Bodrum film festivalinin yeterince tanıtılmadığı inancını taşıyorum” dedi.

Belediye Başkanı Mazlum Ağan da, 5 bin yıllık tarihinde Ege ve Akdeniz’de onlarca medeniyeti bünyesinde barındıran Bodrum’un uluslararası platformda kültür ve sanat kenti olması için düzenlenen festivallerin arttırıldığını söyledi.

Ağan, “Son beş yılda düzenlediğimiz uluslararası festivallerle Bodrum’un deniz, kum, güneş üçgeninde sıkışıp kalan televole kültüründen uzaklaştırılmasını sağladık. Bodrum’u bir sanat ve kültür merkezi haline getirip, bu konuda Avrupa’nın önde gelen kentlerinden biri yapmayı başardık.

Temmuz ayında düzenlenecek bale festivali ile dünyaca ünlü sanatçıların Bodrum’da sanatseverler ve halk ile buluşmasını sağlayacağız. Festivalleri bir yılda yaklaşık 50 bin kişi izliyor. Amacımız sanat ve sinemaya olan ilgiyi hızla arttırmak. Bodrum’u festivallerin başkenti yapacağız” dedi.

http://sanat.milliyet.com.tr/detay.asp?id=5614

Yazı kategorisi: Festival, Sinema | » yorum bırak;

Kommagene Festivali 8-12 Eylül’e ertelendi

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

Haziran ayında yapılması planlanan Uluslararası Nemrut Kommagene Festivali’nin, 8-12 Eylül 2006 tarihleri arasında yapılacağı açıklandı.
Adıyaman Valisi Halil Işık, festivalin turizm sezonunun başında yapılması gerektiğini ve bu doğrultuda Haziran ayı olarak taslak projelerin hazırlandığını fakat geniş bir katılımla gerçekleşecek olan “Medeniyetler Kavşağında Adıyaman” sempozyumunun festival etkinliklerine dahil edilmesi için festivali ertelediklerini kaydetti.

Vali Işık, “Festivallerin asıl amacı yörenin en iyi şekilde tanıtılması ve bir getirisinin olmasıdır. Geçen yıl da Eylül ayında yapılan festivali bu yıl Haziran ayı içersinde yapmayı planlamıştık. Çeşitli sportif, eğlence ve konferans etkinliklerinin de içinde bulunduğu taslak projeyi Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ilettik. Bakanlıkla bütün yazışmalarımızda tarih olarak Haziran ayını verdik, fakat sempozyum nedeniyle festivali yine Eylül ayına almak zorunda kaldık. Turizm sezonunun sonu olan Eylül ayında festival yapılmasının getirisi olmuyor. Çünkü amacımız turizm sezonu öncesi festival yapmak ve turistlerin ilgisini buraya çekmekti” dedi.

2003 yılında 12. Uluslararası Nemrut Kommagene Festivali’nin organizatörlüğünü yapan Ayıntap turizm firması, bu yıl 14.’sü yapılacak olan festivalin organizatörlüğüne talip olduğunu açıkladı. Ayıntap Turizm İletişim Firması Koordinatörü ve Basın Danışmanı Uluğ Uzun, hazırladıkları organizasyon projesini Vali Halil Işık’a sundu. Organizatörlük için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na projenin sunulduğunu ve festivalin bu yıl Kore odaklı olacağını bildiren Uluğ Uzun, “Bu yıl organizasyonluğunu yapmayı planladığımız festivale özellikle Güney Koreli turistleri ve işadamlarını davet etmeyi düşünüyoruz. Bilindiği gibi Uzakdoğu insanlarının tarih ve kültür merakı uluslararası turizm operatörlerinin ilgi odağıdır. Bizler bu bağlamda Kore üzerinden Adıyaman’ın tanıtımını yapacağız. Hazırlanan taslak projeye göre, Nemrut Dağı ile Çine bakan Pektusan Dağı’nı kardeş dağ olarak, Daweoo, Samsung ve LG gibi uluslararası markaların fabrikalarının da bulunduğu 2000 sanayi kuruluşuna sahip olan Changwon şehrini kardeş şehir ilan etmek ve bu dost ülkenin yatırımcılarını kente yatırım yapmasını sağlamak istiyoruz” şeklinde konuştu.

http://www.kenthaber.com/Arsiv/Haberler/2006/Haziran/15/Haber_145197.aspx

Yazı kategorisi: Festival | » yorum bırak;

11. Dörtdivan Köroglu Yayla Senligi 1 Temmuz’da

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

1 Temmuz 2007 Yayla Senlikleri

11.  Yayla Senligi 1 Temmuz 2007 günü, Bolu Amanlar Dagi – Karapinar Yaylasinda gerçeklestirilecek. Her yıl büyük ilgi gören Yayla Senlikleri’ne bu yil da büyük ilgi ve katilim bekleniyor. Dörtdivan Köroglu Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (DIVANKAV) tarafından yapılan açıklamada şenlikte bu yıl Sürpriz Sanatçilar ve degisik sürprizler  olacağı belirtildi. (SaHA)

Yazı kategorisi: Festival | 4 Yorum »

BANDIRMA ESKİ İSKELE BİNASI RESTORE EDİLİYOR

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007


Tamamıyla boşaltılan Eski İskele binasının restorasyon çalışmalarına başlanıyor. Bandırma’nın önemli tarihi binalarından biri olan ve kötü durumu nedeniyle Bandırma’ya yakışmayan Eski İskele binası komple restore edilecek. Aslına sadık kalınarak yapılacak restore çalışmaları sonucu bina, Bandırma’nın siluetindeki unutulmaz yerini tekrar kazanmış olacak. Dış görünüşü ile Bandırma’nın simge yapılarından biri olan binanın iç bölümlerinde nikah salonu, belediye meclis salonu yer alacak.
http://www.bandirma-bld.gov.tr/tr/shownews.aspx?newsid=142

Yazı kategorisi: Mimarlık, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

KADİR ÇÖPDEMİR YİNE NASREDDİN HOCA OLACAK

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

Konya’nın Akşehir ilçesinde 5-10 Temmuz tarihlerin arasında düzenlenecek 48. Uluslararası Nasreddin Hoca Şenlikleri’nde, Nasreddin Hoca’yı, Kadir Çöpdemir’in canlandıracağı bildirildi.
Akşehir Belediye Başkanı Mustafa Baloğlu, şenliklerde her yıl ünlü bir sanatçının temsili Nasreddin Hoca olduğunu söyledi.
Bu yıl temsili Nasreddin Hoca için ilk olarak Kadir Çöpdemir’e teklif götürdüklerini belirten Baloğlu, teklife olumlu yanıt veren Çöpdemir’in üçüncü kez Hoca’yı canlandıracağını bildirdi.
Tüm dünyanın tanıdığı ve günümüzde bile her bir kıssasından yeni öğütler çıkarılan Nasreddin Hoca’nın kavuğunu taşımanın kolay olmadığını ifade eden Baloğlu, ”Hoca bu yıl yine önemli mesajlar verecek. Bu mesajları iyi algılamak gerekiyor” dedi.

http://www.aa.com.tr/index.php?option=com_haber&Itemid=50

Yazı kategorisi: Festival | » yorum bırak;

Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali hazırlıkları başladı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali ‘nin onuncu su, 3-7 Ekim 2007 tarihleri arasında yine İstanbul’da gerçekleştirilecek.

Festival, Dokuz yıldan bu yana Türkiye’den ve dünyadan yüzlerce belgesel filme ev sahipliği yaptı. Çok sayıda belgeselciyi ve belgesel kuramcısını seyirciyle buluşturdu. Sinema sanatının evrenselliğini önde tutarak, belgesel sinema aracılığıyla farklı toplumların birbirlerini tanımalarının ve anlamalarının da önünü açarak sıcak bir ortam oluşturdu.

Geçen dokuz yıla bir göz attığımızda Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali, başladığı 1997 yılından bu yana, 877 filme ev sahipliği yaptı; dünyanın 51 ülkesinden, yüzlerce belgeselciyi ağırladı.

Şimdi, “10.1001”de, tüm belgeselciler olarak, gerçeklerimizi ve hayallerimizi bir kez daha paylaşmaya hazırlanıyoruz…

Bilindiği üzere Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali yarışmasızdır. Ancak, festivale katılacak filmler, ilkesel olarak toplu izlemeyle, tartışarak karar alan geniş katılımlı seçiciler komitesi tarafından belirlenir. Bu seçim filmlerin güçlü ve evrensel bir sinema dili kullanmış olmaları kadar; insanlığı yücelten değerleri, farklı kültürlerin birbirleri yerine geçirilmeden bir aradalıklarını savunmaları; insanlığın gelecek tasarımına katkı sağlamaları; farklı ve derin bakış açıları sunuyor olmaları temel ölçütleri çerçevesinde yapılır.

Yeryüzünün en eski metropolünde düzenlenen, İstanbul’un konumunun getirdiği şansla, bu aynı anda iki kıtada birden düzenlenen tek festival , ne yazık ki günümüzde dünyanın en sıcak coğrafyasıyla çevrili konumdadır. İşte bu nedenle 10. Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali nin, ya da 10.1001′in taşıdığı önem açıktır. Önceki yıllarda olduğu gibi, dünya belgeselcilerinin, sinemaları ve söyleyecek sözleriyle burada olmalarının, bu olağanüstü platformda belgesel sinemanın gücünü göstermelerinin önemine inanıyoruz.

Tüm dünya belgeselcilerine onuncu kez sesleniyoruz: Yenilenmiş atmosfer içinde, sinemanız, öykülerinizle bu yıl da bizimle, dört gözle festivali bekleyen belgesel izleyicisiyle birlikte olacağınıza inanıyoruz…

BSB Belgesel Sinemacılar Birliği
Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali Düzenleme Kurulu

Online Başvuru: http://www.bsb.org.tr/1001/basvuru/

 

Yazı kategorisi: Festival, Sinema | » yorum bırak;

Türkiye’nin renkleri EBRU’da

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

Türkiye’nin kültürel çeşitliliğini yansıtan, kitap ve bir dizi sergiyi içeren EBRU Projesi, 19 Haziran – 9 Temmuz 2007 tarihleri arasında İstanbullularla buluşacak.

Fotoğrafçı Attila Durak’ın 2001-2006 yılları arasında çektiği 173 fotoğraf, 1001 Direk Sarnıcı’nda sergilenecek. EBRU kitabı ise fotoğrafların haricinde, düşünür John Berger’in önsözü ve aralarında Sezen Aksu, Ara Güler, Elif Şafak, İshak Alaton, Nebahat Akkoç ve Murat Belge’nin de bulunduğu 24 yazarın metinlerinden oluşuyor. 

http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=27689

 

Yazı kategorisi: Fotoğraf, Süsleme Sanatları | » yorum bırak;

Fotoğrafçılar’dan mimariye bir değini

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

İki yabancı fotoğrafçı İstanbul’un sokaklarını iki yıl boyunca arşınladı. Sebep mi? Şehir mimarisinin çevreyle uyumsuzluğunu gözler önüne sermek için.

Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi, 23 Haziran – 11 Ağustos tarihleri arasında, İsviçreli sanatçı Laurence Bonvin ve Hollandalı sanatçı Juul Hondius’un işlerinden oluşan ‘Fotoğrafçılar’ adlı sergiye ev sahipliği yapacak.

Sergide, sanatçıların 2005-2006 yıllarında İstanbul’da çalıştıkları projenin eserlerine yer veriliyor. Sergi, Pro Helvetia, The Mondriaan Foundation ve The Netherlands Foundation for Visual Arts, Design and Architecture’ın katkılarıyla gerçekleştiriliyor.

Laurence Bonvin, eserlerinde daha çok yeni yapılan sitelerden yola çıkarak mimarinin çevresiyle uyumsuzluğunu gözler önüne seriyor. Sanatçı, basit yapı ve durumları ele alarak, fotoğrafları karşısında bir tür yorum yapma gereksinimi duyulmasını amaçlıyor. İstanbul’un, dinamik ve zengin içeriğiyle Batı ülkelerinde rastlanmayan bir şehir olduğunu belirten Bonvin, şehirde kendini üretmek istediği konulara yakın hissetmiş.

Juul Hondius ise bir dizi karmaşık prosedürle, ele aldığı mekânları fazla öne çıkarmadan değerlendiriyor. Fotoğraflarının büyük çoğunluğu, var olanı kaydetmekten ziyade, kurmaca üzerinden gerçek olabileceklere yaklaşıyor ve imgelerin anlamlarının daraltılmasına izin vermiyor. Sergi, ‘dışarıdan bakan’ iki çift gözün İstanbul mimarisi üzerine değinisine yer veriyor.

http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=27690

Yazı kategorisi: Fotoğraf, Mimarlık | » yorum bırak;

Fermanlar, beratlar, hatlar, kitaplar

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

   

Pera Müzesi ve İstanbul Araştırmaları Enstitüsü salonlarında iki bölüm halinde açılan Ali Emîrî Efendi ve Dünyası sergisi, sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor. Çöken Osmanlı Devleti’nin yıkıntıları arasından toplayıp yaşamı boyunca titizlikle koruduğu, sonra da kendi kurduğu Millet Kütüphanesi’ne bağışladığı ferman, kitap ve hatların yanısıra Ali Emîrî Efendi’nin “kültür insanı” kimliğini öne çıkaran özel eşya ve belgeleri arasından yapılmış bu derleme, onun tutkuyla bağlandığı bir dünyaya heyecan verici bir yolculuk niteliği taşıyor.
Pera Müzesi (3.kat) ve İstanbul Araştırmaları Enstitüsü sergi salonlarında yer alan Ali Emîrî Efendi ve Dünyası sergisi, üç ana bölüm üzerine kurgulanmış. Birinci bölümde, Kanûnî’den Sultan Reşad’a uzanan 500 yıllık bir dönemin tuğra, hat ve tezhip şahaserleri olan ve bugüne kadar günışığına çıkmamış 49 adet ferman ve berat yer alıyor. İkinci bölüm ise hat sanatının büyük ustalarına ait 31 adet kıt’a ve levhayı kapsıyor. Şeyh Hamdullah, Hâfız Osman, Yedikuleli Seyyid Abdullah, Şeyhülislâm Veliyüddin Efendi, İsmail Zühdi, Mahmud Celaleddin ve Kadıasker Mustafa İzzet Efendi’nin kaleminden çıkma hatlar, Osmanlı estetiğinin ulaştığı başdöndürücü zirveyi gözler önüne seriyor. Üçüncü ve son bölüm, Ali Emîrî Efendi’nin bütün ömrü boyunca topladığı muhteşem ve nadir yazma kitaplardan bir seçme. Osmanlı padişahlarına ait dîvânlar; tıp, coğrafya, tarih ve tasavvuf konulu bu geniş yelpazede 69 adet kitap sergileniyor. Ali Emîrî Efendi’nin 1914′te keşfettiği ve dünyadaki tek nüshası Millet Kütüphanesi’nde olan, 11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud’un yazdığı efsane kitap Dîvânu Lugâti’t-Türk ise, ilk defa bu sergide yer alıyor.
Sergi 1 Temmuz 2007 tarihine kadar görülebilir.

http://www.milligazete.com.tr/index.php?action=show&type=news&id=49657

Yazı kategorisi: El Sanatları, Süsleme Sanatları | » yorum bırak;

Genç fotoğrafçılar buluşuyor

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

İFSAK (İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği)’ın, 20 yıldır düzenlediği “İstanbul Fotoğraf Günleri” bu yıl yerini “Genç Fotoğrafçılar Festivali” ile “Fotoğraf ve Sinema Bienali”ne bıraktı. Festivalde öncelikli amacın 30 yaş ve altındaki tüm genç fotoğrafçılara, çalışmalarını sergileme imkanı sağlamak olduğu bildirildi. Kimlik konusunun yanı sıra geçen sene olduğu gibi tema dışı, serbest konulu katılıma da açık olan festivalin başvuruları 31 Temmuz 2007 tarihine kadar devam edecek. Tüm genç fotoğrafçılar, hazır ya da tasarım aşamasındaki çalışmalarıyla www.ifsak.org.tr adresindeki “Etkinlik Başvuru Formu”nu doldurarak festivale katılmaları mümkün olacak.

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/haberdetay.aspx?haberid=334557

Yazı kategorisi: Fotoğraf | » yorum bırak;

Ahududunun da festivali olur

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

BURSA – 700 yıllık tarihiyle Osmanlı’dan günümüze özgünlüğü bozulmadan ulaşan Cumalıkızık’ta ahududu üretim geleneği, bu yıl 10’uncusu düzenlenen “Cumalıkızık Ahududu Festivali”yle yaşatılmaya çalışılıyor. Festival açılışında konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Özgen Keskin, tarihi ve kültürel mirası gelecek nesillere taşınmasının önemini ifade ederek, Cumalıkızık’taki tescilli 170 evin onarımının gerçekleştirileceğini söyledi. Şenlikler kapsamında düzenlenen “En Güzel Ahududu Yarışması”nda ise Alaaddin Doğru’nun yetiştirdiği ahududu birinci oldu. Halit Çetin’in yetiştirdiği ahududu ikinciliği, Samet Ardıç’ın yetiştirdiği ahududu da üçüncülüğü elde etti. Festivalde Mehter takımının gösterisiyle şarkıcı Kader’in konseri ilgiyle izlendi.

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/haberdetay.aspx?haberid=334562

Yazı kategorisi: Festival | » yorum bırak;

Mehmed Uzun’a üyelik kartı verildi

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

GEÇTİĞİMİZ günlerde, PEN Türkiye’ye üye olan Kürt edebiyatının büyük ismi Mehmed Uzun’a üyelik kartı verildi. Dernek üyelerini ve başkan Tarık Günersel’in Diyarbakır’a ziyareti sırasında sunulan sembolik üyelik kartını Uzun’a veren Günersel, Uzun’un çok dilli edebiyatı simgelediğini vurgulayarak kendilerinin de çok dilli ve kültürlü bir ülkeyi savunduklarını dile getirdi.

http://www.birgun.net/bolum-70-haber-43413.html#haber_basi

Yazı kategorisi: Kategori Dışı | » yorum bırak;

21. Uluslararası İzmir Festivali Programı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

Sophokles: “Electra”
18 Haziran Pazartesi, 21:30
Celcus Kütüphanesi – IzmirTam: 30 YTL Öğrenci: 15 YTL


İngiliz Kraliyet Filarmoni Orkestrası
22 Haziran Cuma, 21:30
Efes Antik Tiyatrosu – Izmir1.Kategori / Tam: 100 YTL Öğr: 50 YTL
2.Kategori / Tam: 40 YTL Öğr: 20 YTL
3.Kategori / Tam: 20 YTL Öğr: 10 YTL


Mevlana Uluses’i
27 Haziran Çarşamba, 21:30
Alaçatı Açıkhava Tiyatrosu – Izmir1.Kategori / Tam: 30 YTL Öğr: 15 YTL
2.Kategori / Tam: 20 YTL Öğr: 10 YTL


Robin Gibb of The Bee Gees
09 Temmuz Pazartesi, 21:30
Çeşme Açıkhava Tiyatrosu – IzmirÖzel Bölüm / Tam: 100 YTL Öğr: 50 YTL
1.Kategori / Tam: 60 YTL Öğr: 30 YTL
2.Kategori / Tam: 40 YTL Öğr: 20 YTL
3.Kategori / Tam: 20 YTL Öğr: 10 YTL
Mikis Theodorakis Popüler Müzik
12 Temmuz Perşembe, 21:30
Efes Antik Tiyatrosu – Izmir1.Kategori / Tam: 100 YTL Öğr: 50 YTL
2.Kategori / Tam: 60 YTL Öğr: 30 YTL
3.Kategori / Tam: 30 YTL Öğr: 15 YTL


Sympjojazz: 20.yüzyılın Solmayanları
14 Temmuz Cumartesi, 21:30
Alaçatı Açıkhava Tiyatrosu – Izmir1.Kategori / Tam: 40 YTL Öğr: 20 YTL
2.Kategori / Tam: 20 YTL Öğr: 10 YTL

Bilet Gişeleri

İZMİR İKSEV Fuar Lozan Kapısı (232) 483 03 08
İZMİR İletişim Kitapevi Alsancak(232) 463 23 01 – 03
İZMİR Pan Kitabevi Karşıyaka (232) 369 11 99
İZMİR D&R Alsancak (232) 464 10 15
İZMİR D&R Agora, Göztepe (232) 224 81 51
ÇEŞME Migros Atatürk Bulvarı N0.133
ÇEŞME Altınkapı Restaurant A. Karataş Cad. No.20 Ilıca
SELÇUK Selçuk Efes Müzesi (232) 892 60 10
BODRUM Marina Yacht Club Neyzen Tevfik Cad. No.5
BODRUM İskele Market Dr. Alim Bey Cad. No.5
BODRUM Kale Önü

TELEFONLA BİLETİX (216 556 98 00) 08.30-21.00 saatleri arasında 216 556 98 00′dan yapılacak alımlarda kredi kartı geçerlidir. Biletler kredi kartı gösterilerek,etkinlik mekanı gişesinden teslim alınabilir. Kurye ücreti alıcıya ait olmak üzere biletler adrese teslim edilebilir.

İNDİRİMLER …Öğretmen, öğrenci, emekli ve 65 yaş üstü için % 50 indirim geçerlidir.

ULAŞIM……….Selçuk, Bergama ve Çeşme gösterileri için İzmir Büyük Şehir Belediyesi Sabancı Kültür Sarayı yanından saat 18.00- 19,30 arası ücretsiz otobüs kaldırmaktadır.

Yazı kategorisi: Bale, Dans, Festival, Müzik, Tiyatro | » yorum bırak;

Yeni durakları İzmir

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

DÜNYACA ünlü Malabar Gösteri ve Dans Topluluğu, ‘Helios II-Bin Güneşin Destanı’ isimli gösterisiyle 21. Uluslararası İzmir Festivali kapsamında İzmirlilerle buluşacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Kültür, Sanat ve Eğitim Vakfı (İKSEV) ile Fransız Kültür Merkezi işbirliği ile 21 Haziran Perşembe günü gerçekleşecek gösteri ile ilgili düzenlenen basın toplantısında konuşan İzmir Fransız Kültür Merkezi Müdürü Jean Luc Maeso, gösterinin büyük bir Avrupa projesinin parçası olduğunu ve projenin amaçlarından birinin sokak çocuklarını sirk ve tiyatroyla buluşturmak olduğunu söyledi.

Türkiye turnesi kapsamında İstanbul, Ankara ve Eskişehir’de de sergilenen gösterinin, 14. İzmir Festivali’nden bu yana gerçekleştirilen meydan etkinliklerinin bu yılki ayağı olduğunu söyleyen İKSEV Başkanı Filiz Sarper ise gösteri ile festival coşkusunun sokaklara taşınacağını ve festivalin diğer etkinliklerine katılamayan yurttaşlar için güzel bir etkinlik olacağını belirtti.

35 ÜLKEDE SERGİLENDİ
Malabar Gösteri ve Dans Topluluğu Sanat Yönetmeni Sylvestre Jamet de 25 yıl önce topluluklarını kurduklarında Avrupa’da 10 kadar sirk ve sokak tiyatrosu olduğunu, bugün ise bu sayının 300′e ulaştığını ifade ederek, “Gösterimizi tüm kıtalarda 35 ülkede sergiledik. Gösterimize ismini veren Helios, güneşin adlarından biri ve Mısır efsanelerinde geçiyor. Efsaneye göre, henüz dünya yokken bir yumurta açılmış ve içinden çıkan tanrı, dünyayı yaratmış. Biz de Perşembe gecesi bunu canlandıracağız” diye konuştu.

Jamet, gösterilerinin akrobatların hareketlerinden, müzikten ve havai fişeklerden oluştuğunu dile getirerek, yurttaşların iki bölümden oluşan gösterinin tümünü anlayabilmeleri için, ilk bölüm olan kortej yürüyüşünü izlemelerinin önemli olduğunu vurguladı. Jamet, gösterinin 1 saat sürecek ikinci bölümünde ise güneşin doğuşunu canlandıracaklarını, gösterinin 7 dakikalık havai fişek gösterisi ile sona ereceğini söyledi.

Helios II- Bin Güneşin Destanı gösterisi, perşembe gecesi saat 21.30′da Alsancak Limanı’ndan Gündoğdu Meydanı’na akdar sürecek olan kortej yürüyüşü ile başlayacak, Gündoğdu Meydanı’nda ise 24 metre uzunluğundaki dev peygamber devesi Helios H’nin, akrobatların, sırık cambazlarının ve müzisyenlerin havai fişeklerle desteklenen gösterileriyle sona erecek.

http://www.birgun.net/bolum-70-haber-43416.html#haber_basi

Yazı kategorisi: Dans | » yorum bırak;

Alman müzeleri bir Türk’e emanet

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

Almanya’da açılacak iki müzenin müdürlüğünü yapacak olan Tayfun Belgin, “Almanya’da müzeler çok ilerici değil, Türkiye’de ise bu anlamda önemli adımlar atılıyor” diyor

Alman vatandaşı ve sanat tarihçisi olan Tayfun Belgin, yıllardır Almanya’da müzecilikle ilgileniyor ve şu ana dek birçok müzenin küratörlüğünü yapmış. Klasik-modern dönemin uzmanı sayılan Belgin, Almanya Hagen Karl-Ernst-Osthaus ve Emil Shumah müzelerinin müdürlüğünü yapacak. Çağdaş sanata önem veren ve gelişmesi için birçok yenilik yapan Belgin’in, seçilme nedeni de Almanya’da müzecilik adına yaptığı faaliyetlerin beğenilmesi. Belgin, müzecilikle ilgili görüşlerini anlattı.

HEM KLASİK HEM DE ÇAĞDAŞ

Daha önce Avusturya’da da müdürlük yaptığına dikkat çeken Belgin, 13 sene Almanya’da Dortmund Müzesi’nde küratör olarak çalıştığını, ardından Avusturya Krems’te Karlshure Sarayı’nda 3.5 sene görev yaptığını belirtti. Belgin, “Şimdi ise Almanya’nın çok önemli sanatçılarından olan ve 1999 yılında ölen Emil Shumah adına açılacak olan çağdaş sanat müzesiyle 1902′de açılan Hagen Karl-Ernst-Osthaus Müzesi’nin müdürlüğünü yapacağım. Çok mutlu ve aynı zamanda da heyecanlıyım” dedi. Müdürlüğünü yapacağı Hagen Karl- Ernst-Osthaus Müzesi’nin iki seneden beri kapalı olduğunu ve restorasyon yapıldığını anlatan Belgin, müzenin 1902′de kurulduğunu belirtti. Belgin, “100 sene evvel zengin insanların bu müze için çeşitli atılımları oldu. Daha sonra şehrin himayesine girdi bu müze. Çağdaş sanata önem veriliyor burada. Tam benim istediğim şey. Aynı zamanda zengin bir klasik koleksiyon var. Benim için enteresan olacak. Çünkü bugün çağdaş sanat alanındaki sanatçılar da Akdeniz kültürüyle uğraşıyorlar. Yalnız Türkler ya da Araplar değil, Batı Avrupa’dan insanlar da uğraşıyor. Önemli bir atılım olacak benim için. İki üç sene sonra Türk sanatçılarının eserlerini de sergileriz. Türk, Yunan, İsrail, Suriye de olabilir. İrlanda’da da enteresan sanatçılar var. Onları deneyeceğim zamanla. Ama Alman çağdaş sanatı ve Batı Avrupa çağdaş sanatı önemlidir” dedi.

DEVLET HİMAYESİ

Almanya’da müzeciliğin devlet himayesinde olduğu için çok ilerici olmadığını belirten Belgin, aynı zamanda müzelerin rayına da oturmadığını ifade etti. “Avusturya’da böyle bir durum yok. Orası Almanya’dan çok daha gelişmiş bir durumda. Oradaki müzelerde holding sistemi var. Devlete bağlı değil. Burada biraz yavaş gidiyor. Ama Almanya’da da müzeler çok zengin. Çünkü Almanya daha büyük. Çok da geniş bir koleksiyona sahip. Özellikle Fransız İhtilali’nden sonra birçok müze açıldı Almanya’da. Geniş bir kitleye sunuldu. Türkiye de müzecilik konusunda önemli adımlar atıyor. Çağdaş Sanat alanında önemli atılımlar gerçekleşti” diyen Belgin, Koç, Sabancı, İstanbul Modern, Eczacıbaşı’nın Sanal Müzesi gibi müzelerin kurulmasıyla önemli adımların atıldığını ifade etti.
http://www.bugun.com.tr/haberler/190607/p54031.asp

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Modern Sanatlar, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Kabadayı Aralık’ta sinemalarda

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

Kabadayı Aralık’ta sinemalarda Eşkıya, Gönül Yarası, Herşey Çok Güzel Olacak ve İnşaat filmlerin yapımcısı Filmacass ile Maskeli Beşler Irak, Sınav, Hababam Sınıfı Askerde ve Hababam Sınıfı 3,5 filmlerinin yapımcısı Fida Film’in işbirliği ile sinemaseverlere sunulacak ‘Kabadayı’nın gösterim tarihi Aralık 2007 olarak açıklandı.

Başrollerinde Şener Şen, Kenan İmirzalıoğlu, İsmail Hacıoğlu, Rasim Öztekin ve Aslı Tandoğaníın yer alacağı filmin senaryosunu Gönül Yarası, Eşkıya, Gölge Oyunu, Muhsin Bey, Fahriye Abla gibi Türk Sinemasının unutulmaz eserlerini hayata geçiren Yavuz Turgul kaleme aldı. Kabadayı’nın yönetmen koltuğunda ise İnşaat ve Herşey Çok Güzel Olacak filmlerinin yönetmeni Ömer Vargı olacak.

http://www.bugun.com.tr/haberler/190607/p55082.asp

Yazı kategorisi: Sinema | » yorum bırak;

Telifini öde, taş plağı internetten dinle

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

Sanat eseri sahiplerinin telif haklarının ödenmesi ile ilgili kapsam genişliyor

 

 Taş plak

Arşivinde bulunan taş plakları internet ortamına taşıyan Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Milli Kütüphane, taş plakları dinlemek isteyenlerden alacağı ücreti, eserlerin sahipleri ve mirasçılarına telif olarak ödeyecek.Böylece, henüz telif hakkının oluşmadığı dönemlerde eserlerini dinleyici ile paylaşan Cumhuriyet döneminin ilk sanatçıları veya mirasçıları da kendilerine düşen hakkı alabilecek. Milli Kütüphane Başkanı Tuncel Acar, arşivlerinde bulunan yaklaşık 4 bin taş plağın internet ortamına taşınması işleminin bittiğini söyledi.

 1900’lü yılların başlarında yapılmaya başlanan taş plakların ilk örneklerinin arşivlerinde bulunduğunu aktaran Acar’ın verdiği bilgiye göre, şimdiye kadar bu eserlerin halka açılmamasının sebebi telif sorunu idi.

Avrupa ülkelerinde uygulanan sistem bu çalışmaya uyarlanarak sorun çözülmüş olacak. İnternet üzerinden taş plakları dinlemek isteyenlere belirli bir şifre verilecek. Söz konusu şifreyi kullanmak isteyen araştırmacılar, herhangi bir ücret ödemeyecek; ancak şifre almadan sadece eserleri dinlemek isteyenler belirli bir ücret ödedikten sonra şarkıya ulaşabilecek. Elde edilen gelir, MESAM, MÜ-YAP gibi kuruluşlar aracılığı ile hak sahiplerine teslim edilecek. Taş plaklara önümüzdeki aylarda gerekli işlemlerin tamamlanmasının ardından (www.mkutup.gov.tr) adresinden ulaşılabilecek.

  http://www.medyakolik.org/index.php?p=258&l=1

Yazı kategorisi: Müzik | » yorum bırak;

Pirosmani yayın hayatına başladı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

Yayın yönetmenliğini Fahrettin Çiloğlu’nun üstlendiği Pirosmani, yayın hayatına başladı.

Türkçe ve Gürcüce olarak hazırlanan derginin üç ayda bir yayımlanması hedefleniyor.

Pirosmani, Gürcü kültürünü hem Gürcü penceresinden hem de Türkiye penceresinden tanıtmayı, bilinçlendirmeyi ve haberdar etmeyi amaçlıyor.

Dergide Gürcü yazarların yanında, Gürcü kültürü araştırmacıları ve Gürcü kültürüne ilgi duyan yerli ya da yabancı çok sayıda isme yer veriliyor.

Derginin kapıları, bu içeriğe uygun düşecek her dilden ve ulustan konukların yazılarına açık.

Derginin ilk sayısında Kevser Ruhi, Durmuş Akbulut, Mtvarisa Tarhnişvili, İrine  Giviaşvili, Laurent Mignon ve çoğu tiyatro sanatçısının yakından tanıdığı Varlam Nikoladze’nin yazılarına da yer veriliyor.

Derginin arka kapağı ise, geçtiğimiz yıl yaşamını yitiren gazeteci ve yazar Reha Mağden’in fotoğrafına ve sözlerine ayrılmış.

Büyük boy, kuşe ve renkli olarak yayımlanan Pirosmani, internet sitesinden de takip edilebiliyor.  http://www.pirosmani.com.tr/

http://www.cnnturk.com/KULTUR_SANAT/DIGER/haber_detay.asp?PID=116&haberID=364339

Yazı kategorisi: Dilbilim, Türk Edebiyatı | » yorum bırak;

Hırisostomos (St. John Chrysostomos) Manastırı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

Girne dağlarının güney yamaçlarında 1900 ayak yükseklikte, Lefkoşa’nın kuzeydoğusunda 11 mil, Girne’nin güneydoğusunda Dikmen (Dikomo) yoluyla 15 mil mesafededir. Bugün Girne ilçesindeki Yukarı Taşkent’in hemen hemen mahallesi durumunda olan Güngör (Kutsovendi) köyündedir.

Burayı ziyaret eden Cornelius Van Bruyn 1683′te şu bilgileri vermektedir:

“Şimdiki yapı hayli geniş olup sağlam bir duvarla çevrilidir; çağcıl yapıda odaları vardır. Yakın zamanlardaki bir yangından sonra, tekrardan inşa edilmişlerdir. Kilise 48 ayak uzunluk, 28 ayak genişlikte, iki kısımdır. Küçük bir kubbe altında yarı genişlikte İsa’nın resimiyle çevresinde başka figürler bulunmaktadır ki hemen hemen tümünün renkleri solmuştur. Duvara inşa edilmiş 8 sütun kubbeyi desteklemektedir. Mihrabı, 5 yıl önce; ağaç yaprakları, yaldızlarla süslenmiştir. Dağın tepesinde yıkıntıları görünen yapıyı inşa eden bir pırenses kilisede gömülü olup nedimelerinden ikisi sağıyla solunda gömülüdür. Kilisede, 14 adım yükseklikte ufak güzel bir mağara vardır ki bu mağarada Türkler’in altın dolu bir sandık buldukları söylenmektedir. Manastırda yıkılmış küçük bir şapel vardır. 36 ayak uzunlukta, 18 ayak genişlikteki oda aşevi olarak kullanılmaktadır. Bu rahibe manastırı yönetiminde 3 papazla 11 keşiş bulunan bir bekçi-papaz tarafından yönetilmektedir.Manastırın içerisinde az sayıda portakal ağaçlarıyla bir bahçe yer almaktadır.”

Manastırın kuruluş öyküsünü de (Hırisostomos Manastırı’nın Kurulmasıyla İlgili Öykü maddesine bkz.) anlatan Cornelius Van Bruyn, pırensesin dağın doruğunda adada tümüyle efendi olmak üzere çaba gösteren Templarlar’ın zorbalıklarından kurtulmak için yaşadığını kaydetmekte, öyküyü az ileride verdiğim gibi sürdürmektedir.

1728′de Kıbrıs’ta bulunan bir başka gezgin Pococke’da Bufavento Kalesi’ni adını anmadan “Yüzbir Evler” demekte manastırın kuruluş öyküsünü biraz farklı anlatmaktadır:

Cüzamlı olan bir Kıbrıs kıraliçesinin burayı havasının güzelliğinden ötürü seçtiğini, aziz John Hırisostomos (Chrysostomos)’un kendisine aşağılarda bir manastır inşa etmeği öğütlediğini anlatmaktadır. Bu öğütü yerine getirdikten sonra kıraliçenin cüzamdan kurtulduğunu yazmaktadır. Başkaları da burada bulunan pınardan yıkandıklarında sayrılıklarını geçirmektedir.

Burada iki kilise vardır; birisi St. Helena Kilisesi’dir ki yıkıntı halindedir. Öteki, her yanı resimli küçük kubbeli St. John Hırisostomos’a ilişik olandır. Ön tarafında parmaklıkları gayet güzeldi; üç kapısı, kapılarının üzerinde mermerden kapıeşiği, katlanabilir kapıların ardındaki duvarlar süslüydü, burada dipte kıraliçenin tacının saklandığı bir yer vardı.

Bugünkü bina topluluğunda iki kilise yanyana olup birisi kabaca 1891′de onarılıp eski durumuna getirildi. Her iki kilise de Doğu Roma (Bizans) döneminden kalmadır. Kuzeydeki eski kilise St. Konstantin, St. Helena diye adlandırılmaktaysa da genelde St. Helena denilmektedir. Bir Rus gezginine göre Kutsal Üçleme “Teslis” (The Holy Trinity) Kilisesi diye de adlandırılmaktadır.

Manastırın İ.S. 1050′de yapıldığı, adını güneyindeki Antakyalı St. John Hırisostomos’tan aldığı kaydedilmektedir. Bu kilise, St. John Hırisostomos Kilisesi’nin kubbesi fıresklerle süslü olup 1891′de restore edilendir ki bu onarımla yeniden yapımlarda özgün yapı hayli değişmiştir. XVIII. yüzyıla tarihlenen görkemli kapısını bir mermer çerçeve çerçevelemekte; bu arada asma yaprakları şekilli süslerin olduğu belirtildiği gibi aynı zamana tarihlenen tahta kapıda işlemelerin olduğu, adada bulunan bu en güzel ahşap kapının tek çivi kullanılmadan yapıldığı bilinmektedir. Her iki kapının süslemeleri Lefkoşa’da yapılan Valilik Binası için kopye edildi. Söylentilere göre bu manastırdaki kapı 1974 sonrasında çıkarılarak çalındı.

Kilisedeki önemli ikonlardan biri 1500′lerde yapılandır. Bu ikonda Antonio’yla Maria di Moline görülmektedir. Maria di Molino bir Venedik soylusuyla evliydi; bu kilisede iki hizmetkarıyla gömülüdür.

Kutsovendi (Güngör)’yle manastır arasında iki kilisenin yıkıntıları bulunmaktadır. Büyüğü, bir Bizans kilisesi olanı Kutsovendi’nin Bakire Meryemi’ne kutsanmıştır; güney duvarında beyaz ata binmiş aziz Yorgos (St. John, Ayyorgi)’un resimi, bu kilisenin güneyinde kiliseye bitişik bir şapel ya da tamamen ayrı bir kilisenin kuzey duvarında Rupert Gunnis’in yazdığına göre İsa’yla ilgili IV. yüzyıla ait iyi durumda bir fıresko bulunmaktaydı. Gunnis, bunun yazla kış günlerindeki görüntüsünü uzun uzun anlatmaktan geri kalmamaktadır.

Manastırdan, iki saatlik yürüyüşten sonra Bufavento Kalesi’ne çıkılmaktadır.

Deniz Kapısı Porta del Mare)

Mağusa’daki Venedikli kaptanlardan (yüzbaşı) Nikolo Pırioli (Nicolo Prioli) tarafından 1496 yılında yapılan bu kapı bugünkü Gazimağusa kentine eskiden girişi sağlayan özgün ikinci kapıdır. Güzel bir mimari yapıya sahiptir. Zencirle indirilip kaldırılan demir parmaklıklı kapı Türkler, zencirlerin hareketini sağlayan demir parçaysa Venedik zamanından kalmadır.

Kapının denize bakan üst tarafına Nikolo Pırioli’nin adıyla arması 1496 tarihini taşıyan bir taş, kent içine bakan yönüneyse az ilerisinde tarihlenemeyen bir taş arslanla iki yavrusu vardır.

http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/6/news/41786/PageName/Kultur-Sanat

Yazı kategorisi: Sanat Tarihi | » yorum bırak;

2007 YAŞAR NABİ NAYIR GENÇLİK ÖDÜLLERİ

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödüllerine bu  yıl şiir dalında 114, öykü dalında 85 dosya katıldı.
Ön eleme yapıldıktan sonra şiir dalında Sezgin Öndersever, Kaan Koç, Emin Kaya, Ali Aydemir, Tuba Semra Balcı, Levent Sayım, İlker İşgören, Onur Tekin, Nazan Şahin, Çağdaş Okumuş, Emre Varışlı, Melik Külekçi, Ersan Erçelik, Mehmet Ersoy, Müesser Yeniay, Yusuf Uğur Uğurel, Almıla Yıldız, Cengiz Şenol, Arif Erguvan ve Ceyhun Tuna’nın dosyaları Haydar Ergülen, Metin Cengiz, Metin Celal, K. İskender ve Enver Ercan’dan oluşan seçici kurula verildi. Seçici kurul, yaptığı değerlendirme sonunda Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü’nü Yusuf Uğur Uğurel’e verdi. Melih Külekçi, Çağdaş Okumuş, Arif Erguvan ve Ceyhun Tuna’yı “dikkate değer” buldu.

Öykü dalında ise ön elemeden geçen dosyalar Tolga Kırkıl, Ümit Demir, Derya Derin, Murat Özyaşar, M. Özgür Mutlu, Birgül Oğuz, Sedat Sezgin, Ali Sefa Ekizce, Azime Güç, Şebnem Korkmaz, Ali Taş, Ceren Üstüner Erdoğan, Ceyhun Hidayetoğlu, Mazlum Dirican, Hakan Kıran, Coşkun Ongun ve Türkan Düztepe Akbaş imzalarını  taşıyordu.

Nursel Duruel, Feyza Hepçilingirler, Feridun Andaç, Mehmet Zaman Saçlıoğlu ve Cemil Kavukçu’dan oluşan seçici kurul,  ödüle Birgül Oğuz’u değer buldu. Bu dalda, Murat Özyaşar ve M. Özgür Mutlu “dikkate değer” seçildi.

http://www.varlik.com.tr/GenclikOdulleri2007.asp

Yazı kategorisi: Türk Edebiyatı | 2 Yorum »

Maden ocağından öyküler

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

Maden Mühendisleri Odası, Edebiyatçılar Derneği’nin katkılarıyla ‘Madenci Öyküleri Ödülü’ veriyor. Amatör ya da profesyonel tüm öykücülere açık olan yarışmada madencilikle geçinenler hakkında yazılmış öyküler yarışacak. Aysu Erden, Özcan Karabulut, Sezer Ateş Ayvaz, Hürriyet Yaşar, Engin Çetinbağ’dan oluşan seçici kurul tarafından öykülerin değerlendirileceği yarışmada birinci 1000 YTL, ikinci 750 YTL, üçüncü 500 YTL kazanacak. Ayrıca Maden Mühendisleri Odası ödül kazanan öykülerle yayımlanmaya değer görülen öyküleri, her birine 100 YTL telif ücreti ödemek üzere kitap olarak yayımlayabilecek. Sonuçların 4 Aralık 2007 Dünya Madenciler Günü’nde açıklanacağı yarışmaya katılmak isteyenler 2 Kasım 2007′ye kadar öykülerini beş kopya olarak bir rumuzla Maden Mühendisleri Odası, Madenci Öyküleri Yarışması, Selanik Cad. 19/4 Kızılay- Ankara adresine gönderebilirler. Ayrıntılı bilgi www.maden.org.tr’den alınabilir.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=224506

Yazı kategorisi: Türk Edebiyatı | » yorum bırak;

Bayburt Kültür Merkezi 16 Yıl Sonra Açıldı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

Yapımına 1991 yılında başlanan ve 16 yıl sonra tamamlanan Kültür Merkezi, Turizm ve Kültür Bakanı Atilla Koç’un katılımıyla hizmete açıldı.

Yapımına 1991 yılında başlanan ve 16 yıl sonra tamamlanan Kültür Merkezi, Turizm ve Kültür Bakanı Atilla Koç’un katılımıyla hizmete açıldı.

Hacivat ve Karagöz isimli resim sergisinin açılışını da yaparak eserleri inceleyen Koç, incelemelerinin ardından Gümüşhane’ye gitti.

Açılışı yapılan Bayburt Kültür Merkezi, 8 milyon YTL’ye mal oldu. 4 kattan oluşan merkezde; konferans, sergi, sinema salonları ve idari bölümler bulunuyor.

http://www.haberler.com/bayburt-kultur-merkezi-16-yil-sonra-acildi-haberi/

Yazı kategorisi: Resim | » yorum bırak;

TRT’den kaçırılmayacak iki belgesel

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007


İnsan ve Doğa severler bu akşam TRT ekranlarına. TRT ekranlarında bu gece iki görkemli belgesel ekranlara geliyor. Mevlana Celaleddini Rumi ve Kara Akababalarıyla ilgili belgeseller meraklılarınca kaçılmaması gereken iki titiz çalışmanın ürünü:
TRT'den kaçırılmayacak iki mühim belgesel

Mevlana Celaleddini Rumi

Mevlâna’nın 800. doğum yılı için hazırlanacak bir belgesel projesinin kapsamını oluşturmak üzere masaya oturduğumuzda önümüzde çeşitli avantajlar ve dezavantajlar olduğunun farkındaydık.

Mevlâna; herkesin hakkında az çok fikre sahip olduğu, kendisiyle ilgili bilgilerin efsanelerle karıştığı, eserleri ve hayatı üzerine çok kapsamlı çalışmalar bulunan ve sanatın farklı dallarına konu olan bir isim. Bu durum; bir taraftan projenin araştırma bölümü için bol miktarda hatta abartılı denilebilecek miktarda kaynağa işaret ederken aynı zamanda da hayatı ve eserleri bu kadar çok işlenen birisi üzerine yeni bir söz söylemenin neredeyse imkânsız olduğunu hatırlatıyordu. Ayrıca sadece ön araştırma aşamasında bile karşımıza –Türkçe ve diğer diller hariç- yüzlerce ingilizce internet sitesi ve sayamayacağımız kadar çok çeviri veya telif ingilizce kitap çıkmıştı. Amerika’da kitapları en çok satan şair olarak tanınması ise en ilgi çekici bilgilerden birisiydi. Bu tablo karşısında şu şiirini hatırlamamak mümkün değildi:

“Durmuşum pergel gibi,
bir ayağım sımsıkı, imanım üstünde,
Dolanırım öteki ayağımla
yetmiş iki milletin tümünde.
Kendi sırlarını yetmiş iki millet
bizden işitir,
Biz, ezgisi milletlerle
imanları birleştiren neyizdir.”
Projenin kapsamı böylece netleşti. Belgesel, Mevlâna’nın günümüz insanı için ne ifade ettiğini araştıracaktı. Bu araştırmada dünyada farklı ülkelerden Mevleviler ve konuyla ilgili araştırma yapan veya çevirileriyle farklı toplumlara onu tanıtan uzman ve araştırmacılara da yer verilecekti. Yer ve isim belirleme, gerekli bağlantıları kurma aşamasında Mevlâna’nın 22. kuşak torunları olan Esin Çelebi Bayru ve Faruk Hemdem Çelebi’den büyük destek gördük. Faruk Hemdem Çelebi projenin danışmanlığını da üstlendi. Projenin diğer danışmanı ise Selçuk Üniversitesi Mevlâna Araştırmaları Merkezi Başkanı Yrd. Doç. Dr. Nuri Şimşekler’di Bu amaçla ilk etapta isviçre, Hollanda ve Almanya’ya gittik; çeşitli uzmanlar, çevirmenler, Mevlâna’yı okuyup ondan etkilenen çeşitli kesimlerden insanlarla görüştük. Mevlâna’nın Avrupa’da tanındığını biliyorduk ama üzerine bu kadar kafa yoran ve bu kadar iyi algılayan insanlarla karşılaşmayı beklemiyorduk. insanlarla konuştuğumuzda, onlardan hayata dair anlam arayışlarının sebepleri ve Mevlâna’da buldukları cevaplar üzerine etkileyici hikâyeler dinledik. Bu aynı zamanda bizim de algılarımızı sorguladığımız ve farklı bakış açılarıyla zenginleştiğimiz bir sürece dönüştü:
Farklı dil, din ve ırktan insanları bir noktada buluşturan nedir? Bu aşk felsefesi günümüz modern insanında hangi ihtiyaca cevap veriyor? Mevlâna’yı bugün bile taze kılan, felsefesinin insanı huzura taşıyan bir yol olarak var olmasını sağlayan nedir? Belgeselde, Mevlâna’yı bu sorular temelinde tanıtmayı, anlatmayı ve onun aşk felsefesinin bugünkü modern toplumlarda yansımalarını araştırmayı hedefledik. Bu sebeple, belgeselin içinde Mevlâna’nın hayatı, felsefesi ve insanlığa verdiği mesajların yanı sıra dünyanın değişik bölgelerinden, ırk ve dil farkı gözetmeksizin bu mesajları alabilen insanlara yer verildi. 19 Haziran’da saat 22.30’da, TRT 2’de seyirci ile buluşacak olan belgesel, Mevlâna’yı yolunda bir çabayı ifade ediyor. Son söz ise elbette onun; ve onun mesajını anlama “Olduğum gibi kim görebilir beni,

Ne rengim var benim, ne nişanım.
Benim de bildiğim sırlar var,
diyeceksin ama,
Hem o sırlarım ben,
Hem o sırları saklayanım.”

Yayın
19.06.2007 22:10 / TRT2
19.06.2007 02:05 / TRT2

Dev Kanatlar: Kara Akbaba

“Dev Kanatlar: Kara Akbaba” adlı belgesel film, Avrupa’nın en büyük yırtıcı kuşu olan kara akbabanın bir yıllık yaşam döngüsünü konu alıyor.

TRT Ankara Televizyonu Belgesel Programlar Müdürlüğü tarafından hazırlanan belgeselde, kanat açıklığı 3 metreye ulaşan kara akbabanın fiziksel özellikleri, biyolojisi, uçuş teknikleri ve yaşam alanlarının tanıtılmasının yanı sıra kur, çiftleşme, kuluçka ve beslenme gibi davranışları da anlatılıyor. Yönetmenliğini Ece Soydam’ın, yapımcılığını Muzaffer Evci’nin yaptığı belgeselin danışmanlığını ise Ahmet Kılıç ve Elif Yamaç üstlenmiş.

Soyu tehlike altında olan ve ülkemiz yaban hayatı için büyük önem taşıyan kara akbabaların tanınmasını, korunmasını ve yaşatılmasını amaçlayan bu belgesel yaban hayatının korumasına katkıda bulunuyor. “Anadolu’nun Yaban Hayatı “adlı belgesel dizi projesinin ilk bölümü, Ekim 2004′te yayınlanan “Bozkırın Çocukları: Anadolu Yaban Koyunu” belgeseli… İkinci bölüm olan “Dev Kanatlar: Kara Akbaba” belgeselini boz ayıyı anlatan bir belgesel takip edecek. “Dev Kanatlar: Kara Akbaba” belgeseli, 52 dakikalık tek bölümden oluşuyor.

Yayın
19.06.2007 23:10 / TRT1
19.06.2007 04:15 / TRT1

Yazı kategorisi: Türk Edebiyatı | » yorum bırak;

Türkçe’de hangi dilden kaç kelime var?

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

Kimileri yabancı kelimelerin Türkçe’den atılmasını istiyor, Öztürkçe’yi öneriyor Buna karşı çıkan eBakiler ise, “Yabancı kelimeleri atmak hainliktir” diyor. Kim haklı?

Türk Dil Kurumu’nun güncel Türkçe sözlüğünde 111 bin 27 kelime bulunuyor. Bunun 14 bin 1981’i yabancı kökenli. Şimdi yeni bir tartışma yaşanıyor. Bazıları, yabancı kelimelerin temizlenmesini önererek, Öztürkçe’yi savunuyor. Bazıları ise buna karşı çıkıyor. Türkçe’de yabancı kelimelerin yer almasının doğal olduğunu dile getiren edebiyatçı ve şair Yavuz Bülent Bakiler, “Türkçe aşığı Nihat Sami Banarlı, imparatorluk kuran milletlerin, başka millerden kelimeler alması ve vermesinin doğal olduğunu, saf bir dil bulunmadığını söylüyor” dedi.

PEYGAMBER ATILAMAZ

Yabancı milletlerden aldığımız kelimeleri Türkçeleştirdiğimizi anlatan Bakiler şunları söyledi: “Bir kelime, dağdaki çobandan Çankaya’daki Cumhurbaşkanı’na kadar herkes tarafından biliniyor ve kullanılıyorsa onu dilimizden atamayız. Efendi kelimesini herkes kullanır. Yunanca’dan girdi. Türkçe’den çıkaramazsınız. Peygamber kelimesi de Farsça’dan gelmiş. Atamazsınız.”

MİLLETE HAİNLİK

Türkçe’deki zenginliği savunduğu için bazıları tarafından eleştirildiğini ve kendisine “Arapçı” denildiğini aktaran Bakiler, “Ben Yunanca’dan dilimize giren kiraz, anahtar, kilit, kundura, limon kelimelerinin de kalmasını savunuyorum. O zaman Yunancı mı oluyorum” diye konuştu. Bakiler şöyle devam etti: “Öztürkçe çıkmaz bir sokaktır. Bilgi Yayınevi Öztürkçe bir sözlük yayımladı. 3 bin 175 kelime var. Bu kadar kelimeyle bir dil nasıl güçlü olabilir. Yabancı kökenli kelimelerin reddedilmesi, millete yapılan bir hainliktir…” Türkçe’de 15 binden daha fazla yabancı kelime olduğuna inanan yazar Hakkı Devrim de, dildeki zenginliği savunan bir diğer isim. “Bizim dilimizde çok fazla yabancı dil var lafına itibar etmiyorum” diyen Devrim, bulunduğumuz coğrafyada yüzlerce uygarlıkla ilişki kurduğumuzu ve Türkçe’nin dünyanın bir ucundaki ülkelerin dilleri gibi olmasının mümkün olamayacağını belirtti.

Almanca    98
Korece      1
Arapça      6467
Latince      78
Arnavutça  1
Macarca    9
Bulgarca    19
Moğolca     4
Ermenice    24
Norveç       2
Farsça        1359
Portekizce   3
Fince           2
Rumca        400
Fransızca     5253
Rusça          44
İbranice       7
Slavca         24
İngilizce       485
Soğdca        24
İspanyolca    33
Yunanca       48
İtalyanca       89
Japonca        9

Toplam 14 bin

Hangi kelime hangi dilden?

ARAPÇA: Cumhuriyet, halk, devlet, hukuk, hürriyet, adalet, milliyet, vatan, şehit, akıl, aile, ahlak

FRANSIZCA: Laik, sos­yal, çevik, bürokrasi, televiz­yon, radyo, terör, abajur.

FARSÇA: Zengin, aferin, bahçe, bülbül, can, canan, abdest.

İTALYANCA: Politika, ga­zete, alaturka, banka, çapa, çimento, fabrika.

İNGİLİZCE: Bot, cips, fut­bol, hostes, e-mail, kariyer, lo­bi, linç.

RUMCA: Avlu, bezelye, domates, fener, zoka, çerez.

ALMANCA: Dekan, filinta, kuruş, otopark, şalter, vokal, panzer.

KORECE: Tekvando.

ARNAVUTÇA: Plaçka

http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=249489

Yazı kategorisi: Dilbilim, Türk Edebiyatı | 2 Yorum »

Akdamar Kilisesi’ne ziyaretçi akını

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

Van’ın Gevaş ilçesindeki Akdamar Adası’nda yer alan Akdamar Kilisesi Anıt Müzesi, yerli ve yabancı ziyaretçinin akınına uğruyor.

Kültür Bakanlığı tarafından restore edilen ve 29 Mart tarihinde Kültür Bakanı Atilla Koç’un katılımıyla açılışı yapılan Akdamar Kilisesi Anıt Müzesi’nin ziyaretçi sayısı arttı. Yeniden restore edilerek turizme sunulan kilisenin yeni düzenlemeleri ziyaretçiler tarafından beğeniyle karşılanırken, bir çok değişiklik ilgi çekti. Adada açılan büfe sayesinde ziyaretçiler badem ağaçlarının altında çay içmenin tadına varırken, değişik bölgelerine konulan banklarda da çevrenin seyrine dalınıyor. Adada, özelliklehafta sonları çok yoğun olurken, balıkçı tekneleri tarafından taşınan yerli ve yabancı turistler saatlerce fotoğraf çekiyor.

http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=249515

Yazı kategorisi: Mimarlık, Sanat Tarihi | 1 Yorum »

Türkiye’de 30 bin tarihi yerin ismi değiştirildi

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

   
 
Mezopotamya ve Anadolu binlerce yıl, pek çok farklı kültüre ev sahipliği yaptı. Ancak 30 bin 280 yerleşim biriminin ismi, Kürtçe, Gürcüce, Tatarca, Çerkezce, Lazca, Arapça olduğu için değiştirildi. Bunlardan 12 binden fazlası köy isimleriydi.Türkiye’de yer adlarının değiştirilmesi uygulaması, cumhuriyetin ilk yıllarından beri hayata geçmeye başladı. İlk kez 1925 yılında, Artvin ilinde büyük kısmı Gürcüce olan yerleşim adları Meclis-i Umûmiyye-i Vilâyet (İl Genel Meclisi) kararıyla tümüyle değiştirildi. İsim değiştirme işlemlerin resmileşmesi ise, İçişleri Bakanlığı’nın 1940 yılı sonlarında hazırladığı 8589 sayılı genelge ile gerçekleşti. Böylece “yabancı dil ve köklerden gelen ve kullanılmasında büyük karışıklığa yol açan yerleşme yerleri ile tabii yer adlarının Türkçe adlarla değiştirilmesi” uygulaması resmen hayata geçti. Adı geçen genelgenin ardından valilikler tarafından yabancı dil ve köklerden gelen yer adlarına ilişkin dosyalar hazırlandı, sözkonusu dosyalar daha sonra bakanlığa gönderildi. Ancak çalışmalar 2. Dünya Savaşı sebebiyle, uzun süre aksadı. 1949 yılına kadar bir ad değiştirme işlemi yapılmadı.28 BİN DEĞİŞİKLİK YAPILDI

1949 yılında 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ile yer adlarının değiştirilmesi işlemleri yasal bir dayanağa kavuştu. Ardından 1957 yılında da bir “Ad Değiştirme İhtisas Kurulu” kuruldu. Sözkonusu bu kurulun çalışmaları, çeşitli kesintiler olmakla birlikte “tarihi değeri olan yer adlarının da” değiştirildiği gerekçesiyle 1978 yılında sona erdi. Bu süre içerisinde ilgili komisyon tarafından yaklaşık olarak 75 bin yerleşme adı incelendi ve bunlardan 28 bin kadarı değiştirildi. Yine aynı kurul, 1965-1970 ve 1975-1976 yılları arasında tabii yer adlarını değiştirmeye dönük çalışmalar da yaptı. Bu çalışmalar sonucunda da 2 bin kadar yer adı değiştirildi ve bunlar bir kitap halinde yayınlandı. 1981 yılı sonrasında ise, 280 köy ismi değiştirildi. Kurul çalışmaları beş yıllık bir aranın ardından, 1983 yılında yayınlanan bir yönetmelik uyarınca yeniden başladı. Bu yeni dönem içerisinde ise, yani 1983 yılından bu yana 280 köyün ismi değiştirildi.

12 BİN KÖY İSMİNDEN OLDU

Resmi verilere göre ise, son 56 yıl içinde tam 28 bin yerleşim biriminin adı değiştirildi. Bunlardan 12 binden fazlası resmi kaynaklara göre köy isimleriydi. (İçişleri Bakanlığı’nın 1982 yılında yayınladığı “Köylerimiz” adlı çalışma). Bu rakkam, Türkiye’de var olan köylerin yüzde 35 kadarının isminin değiştirildiği anlamına geliyor. İsmi değiştirilen köylerin ülkedeki dağılışında en fazla dikkat çeken özellik Doğu Karadeniz, Kürt illerindeki sayılarındaki artış ve yoğunlaşma oldu. Bu alan içinde yer alan köylerin tamamına yakın bir kısmının ismi Türkçe olmadığı için değiştirildi.

İsim değiştirme işlemleri yapılırken en çok şu husular dikkate alındı: O yerleşim biriminin Türkçe olmaması ve karışıklığa sebep olması. Birbirlerine yakın mekânlarda bulunan ama aynı adı taşıyan köylerin isimleri de karışıklığa meydan vermemek amacıyla değiştirildi. Yapılan köy adı değiştirme işlemlerinde, traji komik uygulamalar da yaşandı. Çünkü bir kısım Türkçe isimler de, Türkçe olmadıkları gerekçesiyle değiştirildi.

İSİMLER BÖLÜCÜ GÖRÜLDÜ

Aptaldam, Aşıran, Atkafası, Cadı, Çakal, Çürük, Deliler, Domuzağı, Dönek, Haraççı, Hırsızpınar, Hıyar, Kaltaklı, Kansız, Karabelalı, Keçi, Kıllı, Komik, Kötüköy, Kuduzlar, Sinir, Şeytanabat, Zurna gibi anlamları güzel çağrışımlar uyandırmayan, insanları utandıran, gururunu incitici, yahut alay edilmesine fırsat tanıyan kelimelerden oluşan isimler, Türkçe dahi olsalar değiştirildi (İçişleri Bakanlığı 1982, 605-808). Bazı isim değişiklikleri ise mevcut adın yazı diline dönüştürülme çabasıyla sadece bir-iki harf farklılığından ibaret kaldı. Şıh kelimesi içerenler şeyh, viranlar ören, ağlar ak, yörükler yürük haline dönüştürüldü. Bu tür değişiklikler, bir anlam değişmesi ya da kaybı yaratmadı. İlginçtir, içinde kızıl, çan, kilise kelimesi olan köylerin isimleri de değiştirildi. (İçişleri Bakanlığı 1982, s. 609, 715-717). Bunun dışında Kürt, Gürcü, Tatar, Çerkez, Laz, Arap, muhacir gibi kelimeler içeren köy isimleri de, bulundukları ortamda “bölücülüğe meydan vermemek” amacıyla değiştirildi.

PRENSİP DIŞINA ÇIKILDI

Değiştirilen köy adları içerisinde diğer bir bölümünü de, Türkçe olmadığı için değiştirilen isimler oluşturdu. Arapça, Farsça, Kürtçe, Lazca, Rumca, Ermenice, Gürcüce, Çerkezce gibi dillerde adlandırılan pek çok köy ve yer adı vardı. Türkçe bir anlam ifade etmeyen köy adları ile Arapça yahut Farsça kökü, eki olan isimler de değiştirildi, bunlara yeni adlar verildi. Ancak bu değiştirme işlemlerinde de hatalar yapılmadı değil. İsim değiştirme çalışmaları sırasında eski adı anımsatacak yenileştirmeler ile değiştirilecek ismin Türkçe anlamlarının verilmemesine dikkat edilmesi prensip olarak belirlenmiş olmasına rağmen (İçişleri Bakanlığı 1963) bazı isim değiştirmelerde buna her zaman ve her yerde uyulmadığı dikkati çekti. Örneğin Çinciva – Şenyuva (Rize), Sehrince – Serince (Urfa), Pervana – Pervane (Trabzon), Sakarsu – Şekersu (Trabzon), Melikşe – Melikşah (Trabzon) örneklerinde olduğu gibi kimi köylere eski isimlerini unutturmayacak kadar benzerleri verildi. Şemsi – Güneşli (Siirt), Telhınta – Buğdaytepe (Urfa), Telanbar – Anbartepe (Urfa), Telseyif – Kılıçlı (Urfa), Tilesvet – Karatepe (Urfa), Kebirkazani – Büyükkazanlı (Urfa), Telşair / Arpatepe (Mardin) örneklerinde olduğu gibi bazı Kürt isimlerinde ise eski adlar hemen tümüyle tercüme yapılarak değiştirildi.

3 BÖLGEDE YOĞUNLUK YAŞANDI

Devletin yerleşim birimlerinin isimlerini değiştirmeye dönük uygulamalarına bakıldığında, dikkat çeken temel özellik, isimleri değiştirilen köylerin tüm ülke sathına yayılmış durumda olması oldu. Ancak bu yayılma eşit bir düzende değildi. Karadeniz, Kürt illeri ve Doğu Anadolu Bölgeleri’nde diğer bölgelere oranla bir yoğunlaşma görüldü. Karadeniz bölgesinde Trabzon ile Rize arasında kalan alanda yoğunlaşma gözlendi. Trabzon ve Rize’de toplam 495 köyün ismi değiştirildi. Bunların 20 tanesi Türkçe idi, diğerleri Rumca, Lazca, Ermenice, Gürcüce oldukları için değiştirilmişlerdi. Diğer yoğunlaşma alanları olarak dikkati çeken Samsun, Kastamonu ve Sakarya çevresinde ise ağırlıklı olarak çeşitli Türkçe isimlerin harf değişiklikleri şeklinde yenileştirmeler söz konusuydu. Kürt illerinde de Karadeniz bölgesinde olduğu gibi değiştirilen Türkçe köy adları bulunmakla birlikte, çoğunlukla isimler Ermenice, Kürtçe veya Arapça kökenli oldukları için değiştirildiler.

KÖY İSİMLERİ ÜÇ ÖBEKTİR

İsim değiştirme olgusunu değerlendiren Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Harun Tunçel, şunları söyledi: “Anadolu konumu sebebiyle binlerce yıldır pek çok farklı kültüre ev sahipliği yapmış bir kara parçası. Bu niteliği Anadolu’daki yer adlarının her birisinin geçmişten izler taşıması sonucunu da beraberinde getiriyor. 200′de yayınlanan Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi’nde “Türkiye’de ismi değiştirilen köyler” başlıklı makalesi yayınlanan Harun Tunçel’e göre, Anadolu’daki yer adlarını üç büyük öbek olarak düşünmek gerek. Geçmiş dönemlerde yaşamış olan uygarlıklardan günümüze gelen ve bazen zaman içerisinde söylenişleri oldukça farklılaşmış durumdaki yer adları birinci kısmı oluşturur. Diğer bölümünü ise Türkçe adlar meydana getirir. Ancak kimi yerlerde Türkçe olmayan yahut olmadığı düşünülen yer adları da mevcut. Bir başka ifade ile Anadolu’da yaşayan toplulukların yaşadıkları mekâna verdikleri adların bir kısmı da, varlığını hemen hemen hiç değiştirmeden günümüze değin sürdürdü.”

İSMİ DEĞİŞTİRİLEN BAZI YERLER

Adana’da 169, Erzincan 366, Mardin 647, Adıyaman 224, Erzurum 653, Muğla 70, Afyon 88, Eskişehir 70, Muş 297, Ağrı 374, Gaziantep 279, Nevşehir 24, Amasya 99, Giresun 167, Niğde 48, Ankara 193, Gümüşhane 343, Ordu 134, Antalya 168, Hakkâri 128, Rize 105, Artvin 101, Hatay 117, Sakarya 117, Aydın 69, Isparta 46, Samsun 185, Balıkesir 110, İçel 112, Siirt 392, Bilecik 32, İstanbul 21, Sinop 59, Bingöl 247, İzmir 68, Sivas 406, Bitlis 236, Kars 398, Tekirdağ 19, Bolu 182, Kastamonu 295, Tokat 245, Burdur 49, Kayseri 86, Trabzon 390, Bursa 136, Kırklareli 35, Tunceli (Dersim) 273, Çanakkale 53, Kırşehir 39, Ş. Urfa 389, Çankırı 76, Kocaeli 26, Uşak 47, Çorum 103, Konya 236, Van 415, Denizli 53, Kütahya 93, Yozgat 90, Diyarbakır 555, Malatya 217, Zonguldak 156, Edirne 20, Manisa 83, Elazığ 383, K. Maraş 105, Erzurum 653, Mardin 647, Sivas 406, Van, 415, Kars 398, Urfa 389, Ağrı 374 Muş 297, Antep 279, Bingöl 247, Bitlis 236, Adıyaman 224 ve Bilecik’te 32 köy ve yerleşim biriminin ismi değiştirildi.

http://www.firatnews.eu/modules.php?name=News&file=article&sid=26409

Yazı kategorisi: Antropoloji, Arkeoloji, Sanat Tarihi | Yorumlar Kapalı

Lonely Planet’in kapak fotoğrafı Murat Düzyol’dan

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

 
Dünyanın en saygın ülke gezi rehberi Lonely Planet, Türkiye kitabına kapak olarak bir Türk fotomuhabirinin fotoğrafını seçti.

Murat Düzyol’un ‘Kadın Semazenler’ çalışmasından bir fotoğrafın kapak olduğu kitap 2 ay içinde 10 baskı yaptı. Fotomuhabiri Murat Düzyol, ‘Kadın Semazenler’ başlıklı foto röportajını 2004 yılında World Press Photo için hazırlamış, ardından bu çalışma National Geographic Türkiye dergisinde kapak olmuş ve aynı yıl dünyanın en iyi kapak fotoğrafı seçilerek uluslarası ödül almıştı. Avustralya, ABD ve İngiltere’de basılan Lonely Planet, nisan ayından bugüne kadar 10.uncu baskısına ve milyonlarca adet satışa ulaştı.

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=553190

Yazı kategorisi: Fotoğraf | Yorumlar Kapalı

Mevlevî dergahı Ayasofya’ya taşındı!

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

Ayasofya’da dün akşam açılan “Aşk Ocağında Cân Olmak-İnsanlığın Mirası: Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî” adlı sergi, ‘Dünle beraber gitti cancağızım / Ne kadar söz varsa düne ait / Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” diyen Mevlânâ’nın bu dileğini hayata geçiriyor adeta.
 

UNESCO Mevlânâ Yılı etkinlikleri kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen sergide, Mevlâna’yı ve 800 yıl boyunca toplumu derinden etkilemiş Mevlevilik kültürünü anlatan 200 özgün eser sergileniyor. Çeşitli müzelerden gelerek Ayasofya’nın kubbesi altında buluşan Mevlânâ’nın oğlunun kaleminden çıkmış en eski tarihli Mesnevi nüshası, Şems-i Tebrizi’nin külâhı, Mevlevi şeyhlerinin, dervişlerinin kıyafetleri, müzik aletleri, elyazması eserler, hat levhaları, tekke eşyaları, zikir tesbihleri gibi birçok nesne, 7 asırlık Mevlevi geleneğini bugüne yansıtıyor. ‘Aşk Ocağında Can Olmak’, mekan, kurgu ve ses sistemiyle dünya standartlarında gerçekleştirilen ilk ve tek Mevlânâ sergisi olarak nitelendiriliyor.

Sergideki eserler, Mevlânâ Müzesi, Ankara ve Konya Etnografya Müzesi, İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Divan Edebiyatı Müzesi, Topkapı Sarayı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Müzesi ve Sadberk Hanım Müzesi gibi pek çok müzeden getirildi. Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç, Prof. Dr. Nurhan Atasoy, Prof. Dr. Uğur Derman, Tuğrul İnançer, Yard. Doç. Dr. Nuri Şimşekler ve Ekrem Işın’dan oluşan danışma kurulunun yol göstericiliğinde hazırlanan serginin proje yönetimini Münevver Eminoğlu, mimari tasarımını Ahmet Özgüner, grafik tasarımını da Ersu Pekin üstlendi. Kültür tarihçisi Ekrem Işın’ın küratörlüğünü yaptığı sergi, Mevlevilik’te önemli bir sembol olan dokuz sayısı üzerine kurgulandı. Sergi, ‘Hayatı ve Düşünceleriyle Mevlânâ’, ‘Mevleviliğin 800 Yılı’, ‘Mevlevi Dergâhı’, ‘Matbah-ı Şerif’, ‘Mevlevilikte Giyim – Kuşam’, ‘Müzik ve Sema’, ‘Hat, Edebiyat ve Mevlevilik’te Sembolizm’ gibi başlıkların yer aldığı 9 ana bölümden oluşuyor.

Mevlânâ ile Ayasofya buluştu

Serginin tanıtım toplantısında konuşan Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürü Celil Güngör, mekân olarak Ayasofya’yı seçmelerinin nedenini şöyle açıkladı: “Doğu ve Batı kültürüne ait iki mekan ve insanın buluşmasını sağlamak ve sık sık söz edilen ‘Medeniyetler İttifakı’na katkıda bulunmak istiyoruz. Ayasofya, aynı zamanda yabancı turistlerin en fazla ziyaret ettiği mekânlardan biri.” Mevlânâ ve Ayasofya buluşmasının, tarihte bir ilk olduğunu söyleyen Ekrem Işın da “Tüm zamanları aşan Mevlânâ’yı böyle bir yerde ağırlamak gerekiyordu. Ayasofya, 13. yy’da Haçlılar tarafından yağmalandı. Mevlânâ’nın yaşadığı toplum da pek özgür bir yapıya sahip değildi, çünkü Moğol istilası vardı. Mevlânâ ile Ayasofya, bu sayede ortak bir kaderi paylaştı. Bu iki önemli figürü bir araya getirip sentez oluşturduk.” dedi.

‘Aşk Ocağında Can Olmak’ sergisi, Mevlevi dervişlerinin sade yaşantısını konsept olarak belirlemiş. Bunun için de müzelerden büyük sanatkârların devlet ricali için yaptıkları Mevlevi sembollü gösterişli sanat eserleri yerine, nefis terbiyesi ile uğraşan Mevlevi canlarının kullandıkları sade eserler seçilmiş. Sergi, 12 Ağustos’a kadar pazartesi günleri dışında 09.00 ile 18.30 saatleri arasında ziyaret edilebilir. Ziyaretçiler, ‘Halk Günü’ olarak belirlenen her ayın ilk pazartesi günü ise ücret ödemeden sergiyi gezebilecek.

Musa İğrek

Yazı kategorisi: Karma Sergi, Süsleme Sanatları, Türk Edebiyatı | Yorumlar Kapalı