Sanat Haberleri Ajansı (SaHA)

www.sanatajansi.com Test Yayını

24 Jun 2007 için Arşiv

Allah’ın Güzel İsimleri Aya İrini’de yankılandı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

35. İstanbul Müzik Festivali’nin beklenen konseri ‘Allah’ın Güzel İsimleri’ önceki akşam Aya İrini’de gerçekleşti.

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) ve British Council işbirliğiyle düzenlenen konser öncesinde besteci Sir John Tavener’a, IKSV Yönetim Kurulu Başkanı Şakir Eczacıbaşı “Yaşam Boyu Onur Ödülü” verdi. Sahneye “Selamün aleyküm” diyerek çıkan Tavener, çatışmaların çözümünde müzik dilinin etkili olacağını, masa başındaki toplantıların işe yaramadığını söyledi. 200 kişiyi aşkın BBC Senfoni Orkestrası ve Korosu, şef Jìrí Belohlavek yönetiminde 80 dakikalık konserde, tenor John Mark Ainsley’in ‘Allah’ yakarışıyla birbirine bağlanan 99 ismi seslendirdi. Konserden, Aya İrini atmosferini beğenen müzisyenler de memnun kaldı.

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=555346

Yazı kategorisi: Müzik | » yorum bırak;

Dostluk uzun, albüm kaydı kısa

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Caz müziğinin Türkiye’deki önemli isimlerinden Kerem Görsev, kayıtlarını Allan Harris’le birlikte yaptığı Back Again adlı albümünü müzikseverlere sundu.

Kaydı, dört saat gibi kısa bir sürede tamamlanan albümde, 1940 ve 1960′lardan 16 caz klasiği bulunuyor. Rec by Saatchi etiketli albümde Allan Harris’in yorumuna Görsev, piyanosuyla eşlik ediyor. Türkiye’de caz müziğine ilginin artmasından memnun olan Görsev’in derdi; kendini ilerletmek. “Bu müziği daha iyi öğrenmek için uğraşıyorum.” diyen sanatçıyla yeni albümünü konuştuk.

“Back Again” 11. albümünüz. Nasıl bir çalışma oldu?

Allan Harris’le birlikte 1995′ten beri çeşitli kulüplerde ve konser salonlarında pek çok performansımız oldu. “Laid Back” adlı ilk albümümüzü 1997′de kaydettik. Geçen sene Antalya’ya konsere giderken uçakta yeni bir proje yapalım dedik. Havaalanından otele giderken repertuarı tespit ettik. 12 Nisan’da New York’ta prova yaparak parçaları kesinleştirdik. 13 Nisan’da stüdyoda geçen 4 saat içinde 16 parçanın kaydını tamamladık. Ertesi gün tüm gün süren mixing ve mastering çalışmalarının sonunda master CD’yi elime alarak İstanbul’a döndüm.

Dört saat içinde bir albüm kaydı şaşırtıcı…

Caz albümlerinde dünyada olması gereken budur zaten. Müzik kaydı yapılmadan önce her şey kafanızda bitmeli. Kayıt yapmak değil, kayıt öncesindeki süreç zordur aslında. Müzikte dostluk önemli, Allan Harris’le 1995′ten beri tanışıyoruz. 12 yıldır birlikte çalışıyoruz. Belki yüzlerce konser verdik.

Yıllar öncesinin caz klasiklerini yeniden gündeme getirme gayretinizin temelinde ne var?

Bugüne kadar yayınlanmış on albümün sadece ikisinde caz klasiklerine yer verdim. Genelde kendi bestelerimi tercih ediyorum. Unutmamalı ki caz klasiklerini bilmeden bu müziği anlayamazsınız ve çalamazsınız. Gayretim, bu müziği daha iyi öğrenip kendime daha iyi bir yer edinmek.

Sizi trio olarak başarılı bulanlar, orkestrayla birlikte piyanonuzun sesinin genelde kemanların içinde kaybolduğunu düşünüyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tabii ki trio başka, orkestrayla çalmak başka. Ben 1999′da St.Petersburg’a gidip kimsenin hayal edemeyeceği bir CD kaydı yaptım ve o yıldan beri projeyi farklı orkestralarla çalıyorum. Geçen ay İzmir Devlet Senfoni Orkestrası ile Bahar Konseri yaptım. Kalabalık gruplarda piyanoyu solo piyano gibi duymazsınız; ama müzikte paylaşmak vardır. Ben büyük orkestralarla çalmaktan çok mutluyum.

Caz müziğinin Türkiye’deki durumunu ve geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de son yıllarda caz müziği büyük bir yükseliş ve gelişme gösteriyor. Ne ekerseniz onu biçersiniz! Caz müziği, pop müziği gibi birdenbire yükseliş göstermez. Bizler ağır ve emin adımlarla yürürüz. Ama sağlam bir yapı oluşur. Festivaller, konserler, televizyonda ve yazılı basında caza ayrılan yer de bu müziğin yükselişini bilinçli bir şekilde artırıyor. Önümüzdeki yıllarda daha geniş bir dinleyici kitlesi bulacağımıza inanıyorum.

Siz birçok yabancı sanatçıyla da çalıştınız. Onların Türk müziğine bakışları nasıldı?

Yabancı müzisyenlere, Türk musikisinin gamları ve aksak ritimleri çok ilginç geliyor ve Türk musikisinde kullanılan enstrümanlara ilgi duyuyorlar.

Yakın zamanda yeni projeler var mı?

Yeni bir albüm yazıyorum. Gelecek yıl New York’a gidip kaydedeceğim. Konserlere tam gaz devam! 19-20-21 Temmuz’da yeni albümümüzü İstanbul Caz Festivali kapsamında İstanbul Jazz Center’da çalacağız.

İyi eğitim, iyi müzik gerek

Türkiye’nin geleceği gençlerin elinde. İyi eğitim, iyi müzik her şeyi farklılaştırır. Ben samimi olarak bu işe giriyorum. Öğrenciler ve üniversiteler benim için çok önemli. Anadolu’da pek çok üniversiteye konsere gittik, gidiyoruz. Bu müziğin üniversite öğrencilerine sevdirilmesi için Bilkent Üniversitesi’nde düzenlenen oryantasyon programlarına katıldım.

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=555345

Yazı kategorisi: Müzik | » yorum bırak;

‘Eğlenceli rock’ geldi

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Davul performanslarıyla tanınan Gökçe’nin ilk albümü ‘Böğürtlenli Reçel’, Pasaj Müzik’ten çıktı. Kendi müziğini ‘eğlenceli rock’ olarak tanımlayan Gökçe; parçalarında darbuka, keman, trompet, saksofon gibi enstrümanları rock müziğin genel kalıpları çerçevesinde kullanıyor. Albümün kayıtları Duman’ın davulcusu Alen Konakoğlu prodüktörlüğünde yapılmış.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=224956

Yazı kategorisi: Müzik | » yorum bırak;

Güler’i ‘tık’lıyorlar

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Rockçı Güler, yeni albümü öncesi Myspace.com’a dinleyicileri için yeni bir parça ekledi. Güler yeni parçası ‘Sevgilim Hoşçakal’ı internete koyduğu geçen haftadan bugüne kadar 12 bin kişi tıkladı. İlk albümünün altyapılarının istediği gibi olmadığını söyleyen Güler’e kasım ayında çıkacak ikinci albümü öncesi kulak vermek için www.myspace.com/gulerguler adresini tıklayabilirsiniz.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=224958

Yazı kategorisi: Müzik | » yorum bırak;

Jeff Buckley’i anmak için iyi bir fırsat

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Jeff Buckley’in şarkılarından oluşan derleme ‘So Real: Songs from Jeff Buckley’, daha önce ismini dahi duymamış olanlara önerilebilecek en güzel albüm olarak değerlendiriliyor. Jeff Buckley’in ölümünün üzerinden tam 10 yıl geçtiği şu tarihlerde anısına derlenen bu çalışma, daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış iki şarkıyla hayranları için de önemli bir koleksiyon parçası oluşturuyor: ‘So Real’ ve ‘I Know It’s Over’. ‘So Real: Songs from Jeff Buckley’, Jeff Buckley’in bir şarkıcı, yazar ve gitarist olarak genç yaşta ölümüne rağmen neden hâlâ büyük bir hayran kitlesine sahip olduğunun bir göstergesi.
73 dakikalık albümde yer alan toplam 14 şarkı arasında daha önce yayımlanmamış olanların yanı sıra ‘Mojo Pin’, ‘Last Goodbye’, ‘Lover You Should Have Come Over’, ‘Grace’ ve ‘Hallelujah’ gibi şarkılar yer alıyor.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=224959

Yazı kategorisi: Müzik | » yorum bırak;

Yaşayan en pahalı sanatçı Damien Hirst

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

İngiliz sanatçı Damien Hirst, Londra sanat müzayedeleri haftasında yapılan satışla, yaşayan en pahalı sanatçı unvanını Amerikalı ressam Jasper Johns’un elinden aldı. Hirst’ün müzayede haftası kapsamında Sotheby tarafından satışa çıkarılan ‘Lullaby Spring’ (Ninni Kaynağı) adlı eseri, 9,6 milyon sterline (yaklaşık 25 milyon YTL) alıcı buldu.

İkinci pahalı Freud
Amerikalı ressam Jasper Johns, 1980′lerin ortasından beri bu unvanı elinde tutuyordu. Unvanı 1989′da Willem de Kooning’e kaptıran Johns, Kooning’in 1997′deki ölümü üzerine yeniden yaşayan en pahalı sanatçı oldu. Yaşayan Avrupalı bir sanatçıya ait ikinci en pahalı eser, Lucian Freud’un ‘Bruce Bernard’ portresi oldu. Portre, 7,9 milyon sterline alıcı buldu.
Damien Hirst, formadelin içinde korunan hayvan cesetleri gibi çarpıcı yapıtlarıyla tanınıyor. Köpekbalıkları, domuzlar, koyunlardan oluşanbu enstelasyonları Hirst’e 90′larda büyük ün kazandırmıştı. Ölüm teması etrafında gezinen yapıtlarıyla tanınan sanatçı, bir kaç hafta önce de pırlantalarla süslediği bir kafatasını sergileyerek dünyanın ilgisini üzerine çekmişti. Damien Hirst’ün rekor fiyata satılan ‘Lullaby Spring’ adlı eseri tek tek elle boyadığı çok sayıda ilaç tabletinden oluşan bir enstelasyon.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=224963

Yazı kategorisi: Resim | » yorum bırak;

Türkiye’de özgürleşen haymatlosların hikâyesi

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Almanya’da 1933 yılında Nazilerin iktidar olmasıyla Alman bilim adamları ve uzmanları çalışma olanaklarını kaybetmiş ve bir kısmı Türkiye’ye taşınmıştı. Söz konusu bilim adamı ve uzmanlar genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kamusal alanda yeniden organize olmasına, başta üniversiteler olmak üzere eğitim sisteminin kuruluşuna büyük katkı yapmışlardı. Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde süren ‘Haymatlos Özgürlüğe Giden Yol’ adlı sergi işte bu bilim insanlarını konu alıyor. Alman aydınların İkinci Dünya Savaşı öncesinde başlayan ve savaşın sonuna kadar devam eden serüvenleri fotoğraflarla ve belgelerle anlatılıyor. Verein Aktives Museum tarafından hazırlanan sergi, Türk Alman İşadamları Kültür Vakfı, Goethe Institut İstanbul ve Orient Institut İstanbul sponsorluğunda gerçekleşiyor. Sergi vesilesiyle yayımlanan kitap da galeriden temin edilebilir. Türkiyenin bilimsel ve sanatsal sıçramasının arkasındaki isimleri ve serüvenlerini hiç bilinmeyen görseller eşliğinde öğrenmek için iyi bir fırsat. Sergi 30 Haziran’a kadar gezilebilir. Tel: 0212 231 47 30

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=224964

Yazı kategorisi: Fotoğraf | » yorum bırak;

Sanat mekânının duvarlarına müdahale!

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Sokaklarda sayıları her geçen gün artan grafitilerin, şablonların, posterlerin, yazılamaların, sticker’ların yaratıcıları, ilk kez bir sergide bir araya geldi. Sokak sanatçıları, Hafriyat Karaköy’ün duvarlarına müdahale ederek ‘Müdahale’ sergisini ortaya çıkardı.

Çiçeği burnunda alternatif sanat mekânı Hafriyat Karaköy’ün son sergisi, mekânın içinde değil sokakta başlıyor. Türkiye’nin ciddi anlamda ilk grafiti grubu olan S2K’nın Necatibey Caddesi’ndeki mekânın tam karşısında bulunan dükkânın kepeklerine yaptığı grafitiyle… Grafitiyle başlayan bir sergide haliyle, galerilerden alışkın olduğumuz tuval resimleri, heykeller ya da videolar vs… bulunmuyor. Çünkü bu bir sokak sanatı sergisi. Sergi, duvarlara müdahaleyle yapılmış grafitilerden, stencil’lerden (şablon), sticker’lardan, yazılamalardan oluşuyor.
Memleketin her köşesinden
Sergiyle birlikte ilk kez memleketin farklı köşelerinden, farklı kuşaklardan, farklı türde işler yapan sokak sanatçıları ilk bir araya gelmiş oluyor. Sokağın tozunu bir kez kapmış olan, yaşadıkları şehirleri açıkhava galerilerine dönüştüren, işlerinde muhalif ve ironik dili vazgeçilmez gören bu sanatçıların hepsinin ayrı bir hikâyesi var. Örneğin en genç sokak sanatçılarından 18 yaşındaki Rad’ın… Sergiye üst katta yer alan, geçen 1 Mayıs’taki polisin tavrından yola çıkarak hazırladığı sıkı işiyle katılan Rad, yaklaşık dört yıl önce resim ve hip hop’a olan ilgisinin sonucunda sokağa çıkmaya başlamış. Taksim çevresinde işler yapan Rad, kendi deyimiyle rahatsız olduğu konuları dile getirmek için sokak sanatı icra ediyor. Spreyi ve şablonu bazen daha matrak nedenlerle kullandığını ekliyor:
“Bazen komiklik olsun diye arkadaşlarımın portrelerinin stencillerini yapıyorum. Beş senedir sevgilime doğum gününde hediye almıyorum. Hediye olarak onun stencilini yapıyorum!”. Yine Taksim yakasının sanatçılarından, sinek amblemiyle tanınan, askerden henüz dönen flypropaganda da serginin katılımcılarından. 31 yaşındaki sanatçı, icraatını ‘insanlara bir şey söylemek’ diye özetliyor. Son olarak sarkık bıyıklı, altı tarafı sinek olan maymun kafası çalışmasıyla İstanbulluların karşısına çıkan fly’ın yeni projesi duyanda merak uyandırıyor: “Çok daha fazla insanın görebileceği belki bir seferlik büyük bir iş yapacağım.”
Serginin en fazla göze çarpan sanatçılarından biri de Cins. Kadıköy yakasının ortalıklarda görünmeyi pek sevmeyen, Cins, mutantlarını mekâna taşıyarak ilk kez Avrupa yakasından izleyicilerle buluşuyor. Serginin ikinci katındaki kaos duvarı adlı ortak iş, ’sürrealist eylem Türkiye grubu’ üyelerine ait. Fotoğraflardan şiirlere oradan sloganlara dopdolu olan uzun duvarla ilgili olarak gruptan Rafet Arslan konuşuyor: “Estetik değil, ruhsal bir şey yaptık. Düşlerimizin rengini sokağın ruhuyla birleştirmeye çalıştık. Popüler kültürün MTV’yle, GençTurkcell’le sistem içine çekmeye çalıştığı noktada, tank paletleriyle kara çarşaf arasına sıkıştırılmaya çalışılan bir ülkenin düşlerini ve kâbuslarını yansıtmaya çalıştık.” diyor. Bu arada serginin yine üst katında sokağın sanatının vazgeçilmezlerinden envai çeşit fanzin ile basılı sanat malzemeleri, kullanıma hazır sticker’lar ve rozetler de bulunuyor.
Yukarıdaki isimler dışında ilk nesil Türkiyeli grafiticilerden Turbo; Ari Alpert, Bora Akıncıtürk, Caner Duyar, Cype, DasMetal, Deniz Örnek, Esat Başak & Tampon, Fransizka Schaum, Gökçe Sümerkan, İlhan Sayın, Kırdök, Kop-Art, Leo, Met, Murat Başol, Nalan Yırtmaç, Onur Uyar, Özgür Özersin, Pars, Sedat Türkantoz, Tab, Upsaki ve Wyne’in işlerinin yer aldığı, en alt katı buram buram sprey kokan ‘Müdahale’ sergisi 15 Temmuz’a kadar açık, ama sokaklardaki sergiler yılın 365 günü, günün 24 saati sizi bekliyor, gezmek için sadece ‘görmek’ yeterli. Tel: 0212 245 31 68



Sokak sanatı dergiye girdi
Karaköy’deki sergiyle tesadüfen aynı dönemde yayımlanan ‘tesmeralsekdiz’ dergisi de sokak sanatını kapağına taşıyarak bu konuyu merak edenler için dimağ açıcı bir hizmet sunuyor. Rafet Arslan’ın hazırladığı dosyada Arslan’ın ‘Sokak Nereye Düşer’?, ‘Banksy ya da Sokağın Ruhu’; Cemal Akyüz’ün ‘Grafiti Sözlüğü’, ‘Çırartma şehri Stockholm’, ‘Sokaklar geçiyorum… Lizbon’; Emre Koyuncu’nun ‘Sokak Sanatı Terennümleri’; Eren Bağış’ın ‘Y’oluşlarda Sokak Sanatı’ başlıklı yazıları göze çarpıyor. Turbo, Burak Delier, Fatih Balcı, Erman Akçay, Cins, Ayşe Özkan, Halil Vurucuoğlu, Serhat Köksal, COBİ, Onur Akyıl’la söyleşilerin bulunduğu dergide ‘Gilles Deleuze ve sinema teorisi’ başlıklı bir dosya da yer alıyor.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=224965

Yazı kategorisi: Karma Sergi, Modern Sanatlar | » yorum bırak;

Kurt Cobain’in Özel Eşyaları Satılıyor

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Nirvana Grubunun, 1994 Yılında İntihar Eden Solisti Kurt Cobain’in Eşi Courtney Love Eşinin Özel Eşyalarını Satışa Çıkarıyor. “Evim Bir Anıt Müze Gibi” Diyen Love, Satıştan Elde Edilecek Gelirin Bir Yardım Vakfına Bağışlanacağını Açıkladı. “Kızımın Bu Tür Bir Mirasa İhtiyacı Yok” Diye Konuşan Love, Eşinin Özel Eşyalarının Christie’s’ Tarafından Satışa Sunulacağını Ancak Açık Artırma Tarihinin Henüz kesinleşmediğini söyledi.

http://www.haberler.com/kurt-cobain-in-ozel-esyalari-satiliyor-6-haberi/

Yazı kategorisi: Müzik | » yorum bırak;

Nelson Mandela beyazperdede

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Beyazperdenin 70 yaşındaki usta oyuncusu Morgan Freeman, ‘The Human Factor’ adlı yeni filminde, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin eski Devlet Başkanı Nelson Mandela’yı canlandıracak.

BBC’nin internet sitesinde yer alan habere göre, John Carlin’in aynı adlı eserinden beyazperdeye uyarlanacak filmin yapımcılığını da Morgan Freeman üstlenecek.

Film, Mandela’nın, 1995 yılında ülkesinin evsahipliği yaptığı Rugby Dünya Kupası sırasında siyah ve beyazlara barış çağrısı yapmasını konu alıyor.

Oscar ödüllü usta oyuncu Freeman, bugün 88 yaşında olan Mandela’yı canlandırmanın kendi için büyük onur olduğunu söyledi.

Geçtiğimiz yıl Güney Afrika Cumhuriyeti’ne giderek projeyi Mandela ile ele aldıklarını belirten Freeman, Mandela’nın varlığının dünya için önemini çok iyi bildiğini belirtti.

Freeman’ın yapım şirketi Revelations Entertainment tarafından çekilecek filmin senaryosunu, Güney Afrikalı yazar Anthony Peckham kaleme aldı.

Morgan Freeman’ın, 2003 yılında da Nelson Mandela’nın otobiyografisinden sinemaya uyarlanacak ‘Long Walk to Freeman’ adlı filmde başrolü üstleneceği belirtilmişti.

Hindistan asıllı yönetmen Shekhar Kapur tarafından duyurulan bu proje henüz gerçekleşmedi.

Siyahların hakları için ömrü boyunca mücadele eden ve hayatının büyük kısmını cezaevinde geçiren Nelson Mandela, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin seçimle başa gelen ilk siyah devlet başkanıydı.

“Mücadele benim hayatımdır. Hayatımın sonuna kadar siyahların bağımsızlığı için mücadele edeceğim” diyen Nelson Mandela, 1993 yılında Nobel Barış Ödülü’nü almıştı.

http://www.cnnturk.com/KULTUR_SANAT/SINEMA/

Yazı kategorisi: Sinema | » yorum bırak;

AFM sinemalarını Ruslar alıyor

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Turkcell’in Rus ortağı Alfa Grubu bu kez de eğlence sektöründe. Şirket, yüzde 49.54 oranında hisseyle AFM Sinemacılık’ın yeni sahibi oluyor.

Turkcell reklamlarındaki ‘Bitirdin beni Sedat abi’ tiplemesiyle üne kavuşan Sedat Akdemir’in şirketi AFM Sinemacılık’ın yeni sahibi Turkcell’in Türkiye’de önemli yatırımlara imza atacağını açıklayan Rus ortağı Alfa Grubu oluyor.
3.3 milyar dolarlık finansman paketiyle Turkcell’in yüzde 13.22’sine ortak olan Rus işadamı Mikhail Fridman, GSM’den sonra Türkiye’deki ikinci önemli yatırımı eğlence sektöründe gerçekleştirecek. Hisselerinin yüzde 38.1′lik bölümü İMKB’de işlem gören AFM’de şirketin ortaklarından Yalçın Selgur, Ahmet Adnan Akdemir, Mehmet Berent Akdemir, Mehmet Sedat Akdemir ve ABD’li AIG Fonu ellerindeki hisseleri Fridman’ın ana yatırım şirketi A1 Group Limited’e satacak. Satış için niyet mektubu imzalanırken, Fridman satışın gerçekleşmesi durumunda yüzde 49.54′lük hisseyle AFM’nin en büyük ortağı olacak. Birçok şehirde 24 bin 170 koltuk kapasiteli 157 sinema salonuyla Türkiye’nin en büyük sinema zinciri olan AFM’nin satış fiyatı konusunda bir açık-lama yapılmadı. Ancak şirketin İMKB’deki son kapanışına göre piyasa değeri 62.6 milyon dolar. Ekim 2004′te sansasyon yaratan bir halka arzla İMKB’ye gelen AFM daha sonraki günlerde yatırımcılarını üzmüştü. AFM’nin halka arzında şirketin tamamının fiyatı 50 milyon doları bulurken her bir sinema koltuğuna 4 bin 100 dolar değer biçilmişti. Bugün bir koltuğa biçilen değer 2 bin 589 dolar düzeyine gerilemiş durumda.

Her taşın altından çıkıyor
Rusya’nın en büyük özel kuruluşlarından Alfa Group , Türkiye’de ise Turkcell ile yaptığı ve hâkim ortaklardan Çukurova Grubu ile anlaşmazlığa düştüğü ortaklıkla tanınıyor. Alfa, geçen ay sürpriz bir duyuruyla Çukurova’dan parasını geri alamadığı açıklamasını yapmıştı. Ancak daha sonra Çukurova’nın erken ödeme isteğini de geri çevirmişti. Çukurova ile Alfa arasındaki dava halen İngiltere’ye bağlı Virgin Adaları’nda sürüyor.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=224995

Yazı kategorisi: Sinema | » yorum bırak;

ULUCANLAR CEZAEVİ’Nİ GÜNDE 2000 KİŞİ ZİYARET EDİYOR

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

18-30 Haziran tarihlerinde Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve Ankara Barosu tarafından organize edilen Ulucanlar Merkez Kapalı Cezaevi Halka açılıyor etkinlikleri kapsamında, açık olduğu 18 ile 23 Haziran 2007 tarihleri arasında, halkın akınına uğradı 6 günlük sürede 7 bin kişinin gezdiği Ulucanlar Cezaevine günlük girişler giderek artıyor. Günde 2000’e yakın kişinin gezdiği Cezaevi Türkiye siyasal tarihinin belleği olarak da; önemli bir o kadarda duygusal olaylara, tanıklık ediyor. 30 kişilik Alman heyetinde gezdiği cezaevinde kendiliğinden bir sözlü tarih süreci yaşanıyor. Geçmişte Cezaevinde kalan kişiler ellerinde fotoğraflarıyla birlikte, yaşadıklarını tekrar hatırlamak için cezaevine geliyorlar.

Bitmeden cezaevini mutlaka gezin bir ziyaretçinin yanına takılın geçmişi acıları, umutları onlardan dinleyin . 30 Haziran’a kadar açık olacak Cezaevinde bu hafta program şöyledir.

25 Haziran 2007 Pazartesi
10.00 Gazi Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Ulucanlar                     Cezaevi Değerlendirme Projesi Dönem Sergisi
17.00 Eskişehir Açık Cezaevi İnfaz Kurumu Hükümlüleri Tiyatro Grubu
“Kuvayı Milliye”
Eser .N.Hikmet
Sanat Yönetmeni: Yıldırım Fikret Urağ
Süre: 1 perde 40 dk..
Oyuncular(hükümlüler):
Levent Yüksel,İsmail Çil,Ümit Çeliker,Ercan Özbalık,Barış Yerlikaya,Bülent             Özkavak,Aykut Alat

26 Haziran 2007 Salı
17.30     Belgesel Film Gösterimi
Cumhuriyet’in basın tarihi: Rüzgarlı Sokak
Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi
Yapımcı: Korkmaz Alemdar
Baş Danışman:Metin Aksoy
Danışman: Funda Cantek
Yönetmen: Kurtuluş Özgen
18.00     Ankara Kent Forumu
STK, Dernek ve Birliklerin, Belediye Başkanlarının ve Ankara Milletvekillerinin                     katılımıyla

27 Haziran 2007 Çarşamba
17.00     “Her şiir işlenmemiş bir suçtur”
Akif Kurtuluş, Emel Güz, Ahmet Telli
19.00     Mülkiyeliler Birliği Türk Halk Müziği konseri

28 Haziran 2007 Perşembe
10.00-14.00     Sinevizyon gösterimi ve Rehber Eşliğinde Cezaevi yerleşkesi gezisi
16.00                 Deniz Gezmiş’in avukatı Halit Çelenk’le söyleşi
17.00                 Mimarlık ve İdeoloji Paneli-2

Oturum Başkanı :Güven Arif Sargın Mimarlar Odası Ankara Şube 2.Başkanı
Bülent Batuman, Mersin Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü, Dr. Ali Cengizkan, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi, Doç. Dr
Menaf Turan, A.Ü. SBF Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı Araştırma Görevlisi,Dr.

29 Haziran 2007 Cuma
17.00     Atölye Sunuşları
18.30     Kamu Hizmetinde Mimarlığa Tanıklık – 10
Ceza kavramı ve Cezaevi Mimarisi
Konferans-Sergi-Kokteyl
Sevda Özcan – Y.Mimar
Adalet Bakanlığı temsilcisi
20.00 Konser

30 Haziran 2007 Cumartesi
Cezaevinde kalanların aileleriyle birlikte, aydınların sanatçıların ve kentlilerin katılımıyla gerçekleşecek.
10.00-20.00         Sınırsız Buluşma: Cezaevinde Şenlik Var
Uçurtma Şenliği – Uçurtma Yapımı
Sergiler
Kitap standları
17.00                     Film gösterimi “Uçurtmayı vurmasınlar”
Tunç Başaran, Feride Çiçekoğlu’nun katılımlarıyla
Ulucanlar Cezaevinin Geleceği Hakkında Açık Tartışma

Yazı kategorisi: Festival, Sinema | » yorum bırak;

İnsanı insan yapan bilincin öykücüsü

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Yazarlıkta yarım asrı geride bırakan Rasim Özdenören’i, Ahmet Kekeç, Selim İleri, Nalan Barbarosoğlu, Cevdet Karal ve daha bir çok isim ‘Işıyan Kelimeler’de anlatıyor.

İnsanı insan yapan bilincin öykücüsü


Alim Kahraman’ın hazırladığı Rasim Özdenören kitabı, “Işıyan Kelimeler”, Kaknüs Yayınları’nın düşünce serisinden yayınlandı. “Işıyan Kelimeler”, kendine has duruşu ve elli bir yıldır işleyen kalemi ile öykü diline yaptığı büyük katkısı edebiyatımızda haklı ve saygın bir yer edinen yazarın hayatını anlatıyor ve öyküsünü çözümlüyor. BAZEN TEĞEL BAZEN İNCE DİKİŞ

Türk öykücülüğünün, şahsında özgün açılım alanlarından birini bulduğu Özdenören’i anlatabilmek için tanıdık isimler kalem oynatmış kitapta. Bunlardan biri Selim İleri. Kitapta, Özdenören’in üslubunun “kendine özgü” ve “biricik” olduğunu söyleyen İleri, yazarın romana dönmesini de temenni ediyor. İleri’nin bu temennisinin sebebi Özdenören’in “Gül Yetiştiren Adam” romanının, “son otuz yılın romanında, dili ve anlatımı ile çok farklı bir ses” olduğunu düşünmesi. Murat Yalçın yazar için “dil ve biçim arayışlarını, edebiyatın hakkını verme çabasını sürdürebilir bir yazar olmasıdır kuşkusuz Özdenören’i bugüne taşıyan. Teğellemeyi de bilir, ince dikiş atmayı da bilir. Türkçesini izlerseniz, takıntısızca kalemini güncelleyebildiğini, sözlüklerle, imla kılavuzlarına düşkün olduğunu apaçık gösterir” diyor. Özdenören’in öykülerinin, insanı insan yapan bilincin öyküleri olduğunu söyleyen Cevdet Karal, Özdenören’in dehasına ve insani bakışındaki derinliğe yürekten inandığını ve dünya edebiyatında benzerinin pek az olduğunu düşündüğünü ifade ediyor. Nalan Barbarosoğlu, Özdenören’in “Hışırtı” kitabındaki “Kumdan Temeller” hikayesinin sonunu, kadının kocasıyla yaşamayı sürdürmek ya da sürdürmemek konusundaki kararını asla öğrenemeyeceğimizden yakınıyor ve bir gün “unutulmayan öykü sonları antolojisi” yapıldığında yerini alacağını iddia ediyor.

BÜYÜK YAZAR, BÜYÜK İNSAN

Fatma Karabıyık Barbarosoğlu “nasıl yazacağım ve neden yazacağım” sorusuna cevap aradığı bir dönemde, Özdenören’in “Ruhun Malzemeleri”ni okurken, cevapların sahne sahne açıldığından bahsediyor kitapta. Ahmet Kekeç ise Remzi Matur’la bir konuşmalarında geçen diyaloğu taşımış kitabın satırlarına “Rasim baba büyük yazar filan da, çok da iyi bir insan yahu!” Kitaba katkıda bulunan Meral Demirel, Nursel Duruel, Mustafa Everdi, Betül Dünder, Kurtuluş Kayalı, Turan Karataş, Ebubekir Eroğlu gibi isimler ise Özdenören’in öykülerinin çözümlemelerini yapıyorlar. Kitabın sonunda ise Özdenören hakkında yazılan yazılardan alıntılar var. Sezai Karakoç’un 1968′de bir günlük gazetede yayınlanmış olan yazısı da bunlardan biri. Karakoç, Özdenören’in “Hastalar ve Işıklar” kitabı için “Türk hikayeciliğinde, toplumumuzun derinliğindeki tarihi metafizik acıyı yansıtan, yeni bir yön ve alan gösteren, önemli bir hamledir” diyor. Abdullah Uçman ise yaptığı tespitte bir Anadolu çocuğu olan Özdenören’in insanımızı iyi tanımış olmasının, hikayelerdeki iç dünyayı meydana getirdiğini ifade ediyor. Kitapta Özdenören ile yapılmış üç uzun söyleşi ve yazarla ilgili olarak hazırlanmış kapsamlı bir bibliyografya da yer alıyor.

http://yenisafak.com.tr/kultursanat/

Yazı kategorisi: Türk Edebiyatı | » yorum bırak;

Tarihî Anadolu kilimleri Slovenya’da görücüye çıktı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Dr. Ayan ve Brigitte Gülgönen koleksiyonunda yer alan 17. ve 18. yüzyıl Anadolu kilimleri, Ljubljana’da Narodna Galerija’da sergileniyor.

1960′lardan bu yana oluşturulan ve ilk kez yurtdışına çıkarılan koleksiyon, AB’nin en önemli müzelerindeki kilim koleksiyonları ile rekabet edebilecek özellikler taşıyor. Sergi 15 Temmuz’a kadar sürecek.

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=554970

Yazı kategorisi: El Sanatları | » yorum bırak;

Darphane’de kitap sanatları sempozyumu

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meslek Eğitimi Kursları (İSMEK), ‘Türk Kitap Sanatları Sempozyumu’ düzenliyor.

Bugün saat 09.30′da Darphane-i Amire’de başlayacak sempozyumda hat, tezhip, ebru, minyatür ve cilt gibi geleneksel Türk sanatları anlatılacak. Sempozyumun Bilim Danışma Kurulu’nda Prof. Uğur Derman, Prof. Dr. Sadettin Ökten, Prof. Dr. Çiçek Derman, İslam Seçen ve Alparslan Babaoğlu bulunuyor. Türk kitap sanatlarının geçmişten günümüze seyrinin anlatılacağı programda İrvin Cemil Schick, Prof. Dr. Ayşe Üstün, Sadreddin Özçimi, Yard. Doç. Dr. İnci Ayan Birol, Gürcan Mavili ve Muammer Erol gibi akademisyen ve sanatçılar tarafından bildiri sunulacak. (0 212 531 01 41)

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=554965

Yazı kategorisi: El Sanatları, Süsleme Sanatları | » yorum bırak;

Fatih Üniversitesi’nden kısacılara kristal klaket

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Fatih Üniversitesi, kısa filmin gelişmesine destek olmak amacıyla “Kristal Klaket” Kısa Film Yarışması düzenliyor.

“Kısa olsun bizim olsun” sloganıyla yola çıkan yarışmada, ilk yıl münasebetiyle, birinciye 2007 dolar verilecek. Toplam 4 bin 750 dolar para ödülünün verileceği yarışmada ikinci seçilen filmin sahibi bin, üçüncü seçilen filmin sahibi de 500 dolar kazanacak. Yarışmaya katılan filmleri, Altyazı Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Fırat Yücel, sinema yazarı Mahmut Nedim Hazar, gazeteci-sinema yazarı Ali Murat Güven, senarist-yönetmen Mustafa Aktürk ve Kültür AŞ Genel Müdürü Nevzat Bayhan değerlendirecek. Yarışmaya son başvuru tarihi 30 Temmuz. (www.kristalklaket.com)

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=554964

Yazı kategorisi: Sinema | » yorum bırak;

Çağdaş sanatın ustaları sonbaharda İstanbul’da

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

İstanbul, ekim ayında modern sanatın önemli isimlerine ev sahipliği yapacak. Pera Müzesi’nde sanatseverlerle buluşacak olan sergide Jean Dubuffet, Jasper Johns, Andy Warhol, Roy Lichtenstein, Jean-Michel Basquiat, Cy Twombly, Joseph Beuys, Keith Haring, Jeff Koons, Cindy Sherman, Joseph Kosuth, Nam June Paik, Zaha Hadid gibi dünyaca ünlü 59 sanatçıdan 70 eser yer alacak.

1959 yılında David Rockefeller tarafından oluşturulmaya başlanan JP Morgan Chase koleksiyonundan derlenen ‘Collected Visions-Çağdaş Ustalardan Seçmeler’ adlı sergi, 26 Ekim 2007-6 Ocak 2008 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’yle imzaladıkları anlaşmadan sonra JP Morgan Chase koleksiyonunun direktörü Lisa Erf, “Modern ve çağdaş sanata yönelik bu sergiyi, JP Morgan’ın 100 yılı aşkın bir süredir iş yaptığı Türkiye’de, Pera Müzesi’nde açmaktan mutluluk duyuyoruz.” dedi. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kültür ve Sanat İşletmesi Genel Müdürü Özalp Birol ise “Bu sergi, özel sektör kuruluşlarını sanata yönlendirecek.” diye konuştu.

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=554963

Yazı kategorisi: Karma Sergi, Modern Sanatlar | » yorum bırak;

12 bin yıl önceki Anadolu’yu 100 bin Alman gezdi

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Türkiye’deki çeşitli müzelerden 400 civarında eserle Almanya’da sanatseverlerle buluşan ‘12000 Yıl Önce Anadolu-İnsanlığın En Eski Anıtları’ sergisi, yaklaşık 100 bin kişi tarafından ziyaret edildi.

20 Ocak’ta Almanya’nın Karlsruhe Müzesi’nde açılan ‘12000 Yıl Önce Anadolu’ sergisi 17 Haziran’da sona erecek.

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=554962

Yazı kategorisi: Antropoloji, Arkeoloji | 1 Yorum »

Bursa’da ‘Tantanalı Temaşa’ya yoğun ilgi

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun ‘Her Yerde Tiyatro’ projesi çerçevesinde sahnelediği ‘Tantanalı Temaşa’ seyircilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı.

Kirazlı, Güzelyalı ve Gürsu’da sahnelenen ‘Tantanalı Temaşa’, yılda bir kez sadece Ramazan ayında hatırlanan Karagöz, Hacivat, Kavuklu, İbiş ve Hokkabaz gibi karakterleri seyirciyle buluşturuyor.

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=554961

Yazı kategorisi: Tiyatro | » yorum bırak;

Timaş çeyrek asrı devirdi

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Kapağı kahve lekeli küçük bir kitap ile bir pişirimlik Türk kahvesi, önceki gün öğleden sonra ellere tutuşturularak Cağaloğlu’ndan İstanbul’a yayıldı.

Osman Okçu

Evlerine varıp kahvelerini pişirenler, kendilerini serin balkonlarındaki sıcak koltuklarına atınca küçük kitabın içinin boş olduğunu fark ettiler. Kitap, herkes kendi öyküsünü yazabilsin diye boş bırakılmışsa da okurun hayalinde Timaş Yayınları’nın 25 yıllık öyküsünü dinlemek vardı.

Öykü, tam 25 yıl önce, takvimler 1982 yılını gösterirken Babıâli’nin ara sokaklarında tek göz bir odada başlamıştı. Gazeteci-yazar Hekimoğlu İsmail’in (Ömer Okçu) bir avuç genç yayıncıyı toplamasıyla… 25 yıla sığan sadece 200 yazarın bin 600 kitabı değildi elbette. O günleri “Sermaye yoktu, kurulduktan ancak bir yıl sonra kitap basmaya başlayabildik. O da yılda ancak 10-15 kitap.” diye anlatıyor Timaş Yayınları’nın Genel Müdürü Osman Okçu. Bayrağı babası Hekimoğlu İsmail’den devralan Okçu, ayda yirmi kitap basmayı ve kitapları Anadolu’ya kendi dağıtımlarıyla ulaştırmayı yeterli görmüyor. Timaş’ın 25 yılın ardından gelen hedefleri arasında herkesin yayınevi olmak, sağ-sol ayrımını yıkmak ve uluslararası yayıncılık yapmak var. Endonezya’ya ‘Popüler Bilim’ serisinin telif haklarını satarak ilk uluslararası açılımı yapmışlar bile.

Hekimoğlu İsmail’in hayali gerçek oldu

Siyasî çalkantılar, ekonomik krizler, toplatılan ve yakılan kitaplardan sonra bugünlere gelmekle kalmamış; Hekimoğlu İsmail’in yıllar önce dillendirdiği bir hayali de 25. yılında gerçekleştirmiş Timaş. Bu hayal, rahat bir ortamda kitapları insanlarla buluşturmak, kitapları raflardan alıp hayatın içine salıvermekmiş. “Babam anlatır, biz de şaşkınlıkla dinlerdik. Başka başka ülkelerde, mesela Amerika’da insanlar kitapları rahatça karıştırır, sakınmadan okur, ister alıp gider, ister yerine bırakırmış. Bu iş için özel mekânlar varmış.” diyen Okçu, o zamanlar böyle bir şeye ihtimal vermese de şimdi ‘Kitap Kahve’ ile gurur duyuyor.

Ailece kitaplardan çok çekmiş, çok yargılanmışlar. Ama tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer belli. Üç taşınmanın bir yangına bedel olduğu bir ülkede 8-9 mekân değiştirseler; yıllarca çay, ekmek ve zeytinle beslenseler de hiçbir meseleye takılmadan yola devam etmişler. Her türlü zorluğun, gürültü ve patırtının kapının dışında kaldığını; içeride sadece kitapların dünyasının olduğunu söyleyen Okçu, “İyi ki kitaplar var…” diyor.

Kitap Kahve’den kitaplı etkinlikler

Kahve lekeli kitapların dalga dalga yayıldığı ‘Kitap Kahve’, dışarıdan sadece bir kitabevi gibi görünse de, aslında tam teçhizatlı bir kafe. Eskiden yayınevinin deposu olan mekânın rafları arasında o kitapların karıştırılacağı masa ve sandalyeler duruyor. Zemindeki renkli papatyaların takibiyle varılan köşede ise türlü çocuk kitabı ve çocuk mobilyası… Edebiyat, Tarih ve Kültür, Düşünce, Aktüel-Siyaset, Aile, Gençlik, Çocuk, Başarı, İnanç ve İbadet Kitaplığı başlıkları altında 7′den 70′e her yaş grubu için kitap mevcut. Eylül ayından itibaren de bir dizi etkinlik bekliyor ziyaretçileri. Yazarların kitap okuma günleri, Haluk Dursun, Mustafa Armağan ve İlber Ortaylı’nın katılacağı tarih söyleşileri mesela. Sonra Hekimoğlu İsmail sohbetleri… Bir de henüz geliştirilmekte olan kütüphane kurma projesi. Okullardan gelen kitap taleplerine bir nebze olsun cevap vermeyi amaçlayan projeye göre eylül itibarıyla 25 köy okulunda 25 kütüphane kurulacak. Kamuya yapılan çağrıya ses verilirse 100′e yakın bir kitaplık ses veren kişi adına bir okula bağışlanacak.

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=554958

Yazı kategorisi: Türk Edebiyatı | » yorum bırak;

Bir Yılmaz Erdoğan’ımız daha oldu!

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Kültür Bakanlığı’ndan senaryo desteği alan Yılmaz Erdoğan herkesin bildiği Yılmaz Erdoğan değil. O bir taraftan romanlar ve çocuk kitapları yazıyor bir taraftan da bakanlıkta şube müdürü olarak görev yapıyor.

Geçenlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı Destekleme Kurulu’nun açıkladığı listede senaryo desteği alan sinemacılar arasında Yılmaz Erdoğan’ın da adı vardı. Erdoğan’ın ‘Bir Demet Kırmızı Lale’ projesine 8 bin YTL destek verilmişti. Yılmaz Erdoğan’ın böyle bir desteğe ihtiyacı olmadığını düşünerek şaşırmıştık! Bir sinemacı olarak devletin sunduğu bir imkândan yararlanmak onun da hakkıydı tabii, nitekim bu haber bir çok gazete çıktı. Haberlerin yayımlanmasından sonra Yılmaz Erdoğan’dan ‘O Yılmaz Erdoğan ben değilim’ açıklaması geldi.
Bir isim karışıklığıydı söz konusu olan. Desteklenen projedeki ‘Bir Demet…’ adı bu karışıklığı sinemacı Erdoğan aleyhine çeviriyordu. Haberi okuyanlar da, bizim gibi, bu film projesinin sinemacı Yılmaz Erdoğan’a ait olduğunu düşünmüştü. Ortaya çıkan karışıklığın giderilmesi için projesi desteklenen ‘doğru’ Yılmaz Erdoğan’ı bulmak gerekiyordu.
Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü’ne telefon ettiğimizde aradığımız Yılmaz Erdoğan’ın çok uzaklarda olmadığını öğrendik. Çünkü senaryo desteği alan Yılmaz Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda çalışıyordu, şube müdürü olarak.
Bakanlıktaki görevinin yanı sıra Erdoğan bir yandan da romanlar, çocuk kitapları yazıyor. Yani diğer Erdoğan gibi bir de yazarlık yanı var (burada da karışmazlar inşallah!). ‘Demiryolu Akşamları’, ‘Kayıp Liseli’, ‘Bilsem ki Döneceksin’, ‘Unutulan Sır’, ‘Bir Sepet Sevgi’ gibi kitapları bulunuyor Erdoğan’ın. Hatta çeşitli yarışmalarda ödüller almış. Yıllardır bakanlıkta çalışan ve görev gereği bol bol senaryo okuduğunu söyleyen Erdoğan, aslında kısa bir süre sonra yayımlanması muhtemel romanının bir de senaryosunu yazmak için başvuruda bulunmuş bakanlığa.
Erdoğan’ın film projesi Malazgirt Şavaşı’yla ilgili. Muş’un simgesi lale olduğu için ve savaş sırasında orada ölen askerlere saygı göstermek amacıyla da projesine ‘Bir Demet Kırmızı Lale’ adını vermiş. Fakat sonradan sinemacı Yılmaz Erdoğan’ın çalışmalarından birinin ‘Bir Demet Tiyatro’ olduğu, kendisinin ve projesinin karıştırılabileceğini fark etmiş. ‘Aslını sorarsanız pişman oldum’ diyor.
Erdoğan’ın sinemacı Erdoğan gibi yönetmen olmaya niyeti yok. “Sadece senaryo yazmak istiyorum” diyor ve senaryoyu, yazdıktan sonra projeyle ilgilenen yönetmenlere verebileceğini söylüyor.
Olayın taraflarından sinemacı Yılmaz Erdoğan’a gelirsek. O, destek alan Yılmaz Erdoğan’ın kendisi olmadığının ortaya çıkmasından dolayı çok memnun…

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=224846

Yazı kategorisi: Sinema, Türk Edebiyatı | 1 Yorum »

Festivalinin tek eksiği Bodrumlulardı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

4. Bodrum Film Festivali önceki gün sona erdi. Bodrum Belediyesi ve Avrasya Sanat Kolektifi işbirliğiyle düzenlenen festival nitelikli programı, zengin yan etkinlikleri ve konuklarıyla genel olarak çok başarılı geçti. Ancak, yapılan onca tanıtıma, festival düzenleyicilerinin iyi niyetli uğraşlarına karşın Bodrumluların gösterimlere yeterince ilgi göstermemesi hayal kırıklığı yarattı.
Radikal’in yayın sponsoru olduğu festival, 15 Haziran sabahı, Ethem ve Petra Holzer Özgüven’in Bergama’da siyanürlü altına karşı verilen mücadeleyi anlatan ‘Hakikat’ ve Mesut Kara’nın fantastik Türk sinemasını konu edinen ‘Fantastiğin Sineması’ adlı belgeselleriyle başladı. Bodrum Belediyesi Nurol Kültür Merkezi’ndeki gösterimin ardından salondan çıkan izleyiciler Tarkan karakterinin yaratıcısı Sezgin Burak’ın sergisini gezme şansı buldular. Festivalin resmi açılışı ise akşam Bodrum Kalesi’nde yapıldı. Onur ödüllerinin dağıtıldığı törenin ardından sahneye çıkan Oojami grubu dinleyicilere müthiş bir konser verdi.
Ertesi gün belgeselci Coşkun Aral’la Denizciler Kahvesi’nde epey renkli geçen bir kahve sohbeti düzenlendi. Ayn gün ‘Türkiye Kısa Film Seçkisi’ başlığı altında aralarında Belma Baş’ın Cannes’da yarışan kısa filmi ‘Poyraz’ ve Faysal Soysal’ın şiirsel filmi ‘Kayıp Zaman Düşleri’nin de olduğu nitelikli kısa filmler gösterildi.
Pazar günü festivalde tüm filmleri gösterilen Nuri Bilge Ceylan’ın sineması üzerine bir panel düzenlendi. Prof. Nilüfer Pembecioğlu Öcel, Necla Algan, Fatih Özgüven, Doç. Tül Akbal, Prof. Şükran Kuyucak Esen ve Mehmet Öztürk, Nuri Bilge Ceylan sinemasını birçok yönüyle masaya yatırdı. Panel şaşırtıcı bir şekilde festivalin en geniş katılımlı ve canlı etkinliklerinden birisi oldu.
‘Cenneti Beklerken’, ‘Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü’, ‘Beş Vakit’,
‘Behice Boran’ gibi iyi filmlerin gösterildiği festival, kendisini güneşin ve denizin ayartıcılığından sıyırıp karanlık bir salonda sinema büyüsünü yaşamayı tercih edenlere unutulmaz deneyimler yaşatırken, gösterimlere yeterli ilgiyi göstermeyen Bodrumlular çok şey kaçırdı.



Didem Şahin ve Çayan Demirel’e belgesel ödülü
Festivalde bu yıl ilk kez belgesel sinema ödülü de verildi. Belgeseli özendirmek amacıyla oluşturulan ödül önümüzdeki yıldan itibaren kurumsal olarak verilecek. Bu yılki ödül için beş kişilik SİYAD jürisi festival programında yer alan ve ilk ya da ikinci filmlerini çekmiş Türk belgeselcilerinin filmlerini değerlendirdi. En iyi belgesel ödülü Didem Şahin’in ‘Beyrut’a Gittiğimi Anneme Söylemeyin’ ve Çayan Demirel’in ‘38′ adlı filmleri arasında paylaştırıldı.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=224847

Yazı kategorisi: Festival, Sinema | » yorum bırak;

Kral Herod’un mezarı bulundu

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Yahudi tarihinin en önemli isimlerinden biri olan Kral Herod’un mezarı ortaya çıkarıldı.
Kudüs’teki İbrani Üniversitesi arkeologlarından Prof. Ehud Netzer’in 35 yılık araştırmaları sonucu mezarın, Kudüs’e 12 kilometre kadar uzaklıkta, Kral Herod sarayı kalıntılarının bulunduğu Herodyum adı verilen tepedeki kazı çalışmaları sırasında bulunduğu bildirildi.

Kral Herod ile ilgili çalışmalarıyla dünyada isim yapan ve alanındaki en önemli uzmanlardan biri olarak bilinen Netzer, 1972 yılından bu yana, söz konusu mezarı bulmak için bölgede kazılar yapıyordu.

Kudüs’teki İbrani Üniversitesinde basın toplantısı düzenleyen Netzer, bu keşfi “çok önemli bir olay” olarak niteledi.

Üniversitenin Arkeoloji Bölümü Başkanı olan Prof. Netzer, lahtin, muhtemelen Herod’dan intikam almak isteyen biri tarafından, Kral Herod’un gömülüşünden kısa bir süre sonra tahrip edilmiş olduğunu söyledi.

“I. Herod” ve “Büyük Herod” adlarıyla da bilinen, Romalılar döneminde, Roma Senatosu tarafından “Yahudilerin Kralı” olarak atanan Herod’un (MÖ 74-4) bölgeye gömüldüğü, MS 1. yüzyıldaki Yahudi tarihçilerinden Flavius Josephus’un yazılarında yer almıştı. 34 yıl süreyle hükümranlık yapan Herod’un, Eriha’da uzun süren bir hastalığa yenildiği biliniyor.

http://www.ntvmsnbc.com/news/407441.asp

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

UNESCO dünya mirası listesini genişletiyor

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Dünya Mirası Komitesi, listeye yeni eklenecek yerleri belirlemek üzere Yeni Zelanda’da toplandı. Başvuru listesinde Türkiye’den herhangi bir yer bulunmuyor.

UNESCO, dünya mirası listesine yeni yerler eklemeye hazırlanıyor. Örgütün Dünya Mirası Komitesi, listeye yeni yerler eklemek üzere Yeni zelanda’nın Christchurch kentinde toplandı.

Dünya miras listesine girmek için tam 39 ülkeden 45 tarihi ya da doğal alan yarışacak. Listede yer almak için başvuru yapan ülkeler arasında Irak, İsrail, Yunanistan ve Almanya da bulunuyor.

Avustralya’dan Opera Evi ve Japonya’dan Kiyomizu Tapınağı’nın listeye girebileceği belirtiliyor.

10 gün sürecek olan toplantıda UNESCO’nun listesinde yer alan savaş, turizm, çarpık yapılaşma ve ihmalkarlık nedeniyle tehlike altında olan yapı ve alanların durumu da gözden geçirilecek ve listeye yeni eklemeler yapılacak.

Ekvador’un Galapagos Adaları ve Peru’nun Machu Picchu antik kentinin turizmden zarar gördükleri için tehlike altında olan dünya mirası listesine alınabileceği belirtiliyor.

Toplantılarda, küresel ısınmanın dünya mirasları üzerindeki etkileri de tartışılacak. UNESCO’nun dünya mirası listesinde bulunan 830 yerden 9’u Türkiye’de.

http://www.ntvmsnbc.com/news/412067.asp

Yazı kategorisi: Sanat Tarihi | » yorum bırak;

14. Uluslararası İstanbul Caz Festivali Bu Yıl 3–17 Temmuz’da

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

14. Uluslararası İstanbul Caz Festivali bu yıl 3–17 Temmuz arasında yapılıyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen festivalin biletleri 12 Mayıs’tan itibaren biletix üzerinden satışa çıkıyor. Şimdi gelelim festivalin sürprizlerine…Robert Plant ve grubu The Strange Sensation, Bryan Ferry, Michael Bolton bu yılki festivalin bombaları…

* Rock tarihinin en karizmatik topluluklarından biri olan Led Zeppelin’in vokalisti Robert Plant dünya müziği eksenli grubu The Strange Sensation ile 4 Temmuz Çarşamba akşamı Açıkhava Sahnesi’nde festival seyircisiyle buluşuyor…Robert Plant & The Strange Sensation konserlerinde Led Zeppelin klasiklerine de yer veriyor…

* En son yayınladığı Dylanesque albümü ile Bob Dylan parçalarını yorumlayacak olan usta şarkıcı Bryan Ferry, bir kez daha İstanbullu müzikseverlerle buluşuyor… “Knockin’ On Heaven’s Door”, “Times They Are A-Changing”, “Positively 4th Street” gibi Dylan klasiklerini Bryan Ferry’den dinlemek isteyenlere 5 Temmuz Perşembe gecesi Açıkhava Sahnesi’ndeki konseri kaçırmasın…

* Bee Gees’in solistlerinden Robin Gibb, çok özel bir proje ile Temmuz Salı akşamı Açıkhava Sahnesi’nde festival izleyicileriyle buluşuyor… Robin Gibb, unutulmaz Bee Gees parçalarını ve solo kariyerinden yapıtları kendi topluluğu ve 30 kişilik Filarmonia İstanbul Orkestrası ile birlikte yorumlayacak… Bu konser geçtiğimiz yıl yitirdiğimiz iki dev müzik adamı Arif Mardin ve Ahmet Ertegün’e bir saygı duruşu niteliğinde olacak.

* Amerika’da cazın yeni kalesi haline gelen Jazz At Lincoln Center Orkestrası ile sahne alacak olan usta trompetçi Wynton Marsalis ise 11 Temmuz Çarşamba gecesi Açıkhava Sahnesi’nde…

ŞEHRİN FARKLI KÖŞELERİNDE ALTERNATİF MÜZİĞİN EN ÖNEMLİ İSİMLERİ …

* Yıllar önce yanan Şan Tiyatrosu’nun kalıntıları festivalin en önemli gecelerinden birine ev sahipliği yapacak. Büyüleyici sesi ile Nina Simone, Aaron Neville gibi isimler ile karşılaştırılan Antony And The Johnsons ve geçtiğimiz yıl yalın, etkileyici sesi ve “Heartbeats” yorumu ile akıllara kazınan José Gonzáles 8 Temmuz Pazar gecesi, aynı sahneyi paylaşacaklar.

* Alternatif rock alanında günümüzün en önemli toplulukları arasında sayılan Blonde Redhead ise 3 Temmuz Salı akşamı İstanbul Modern Heykel Bahçesi’nde sahne alıyor… Japon Kazu Makino ve İtalyan ikiz kardeşler Simone ve Amedeo Pace’den oluşan Blonde Redhead etkileyici canlı performansları ile tanınıyor…

* Kanadalı grup The Dears ise 13 Temmuz Cuma gecesi yine İstanbul Modern Heykel Bahçesi’nde dinleyenlere piyano, nefesliler ve yaylılarla baştan çıkarıcı bir atmosfer yaratacak…

BOĞAZ KIYISINDA YILDIZLAR ALTINDA HAREKETLİ GECELER

* Festivalin bir diğer sürpriz ismi ise 53 Milyona yaklaşan albüm satış rakamı ve Grammy’lerin de dahil olduğu sayısız müzik ödülünün sahibi pop müzik dünyasının kült ismi Michael Bolton… Bolton, Frank Sinatra klasiklerini seslendirdiği projesi “Michael Bolton Swings Sinatra” ile 3 Temmuz Salı akşamı Sepetçiler Kasrı’nda…

* Festivalin Esma Sultan Yalısı’nda gerçekleşecek en hareketli gecelerinden biri de 4 Temmuz Çarşamba akşamı Ayhan Sicimoğlu ve topluluğu İstanbul Latin All Stars konseri olacak. DHL sponsorluğundaki konserde Latin All Stars’a Latin müziğinin Grammy ödüllü vokali Frankie Morales ve kemanın Jimmy Hendrix’i olarak ün yapmış, Kübalı ünlü virtüöz Alfredo De La Fé eşlik edecek.

* Efsanevi şarkıcı Randy Crawford ve piyanist Joe Sample ise 12 Temmuz Perşembe gecesi Esma Sultan Yalısı’nda caz severleri caz, r&b, soul, pop ve latin müzikleri arasında bir gezintiye çıkaracak.

AYA İRİNİ MÜZESİ KONSERLERİNDEN..

* Türkiye’de Rus Kültür Yılı etkinlikleri kapsamında Rusya’nın iki önemli topluluğu da Festival kapsamında Aya İrini Müzesi’nde buluşuyor. Rusya’nın dünya çapında ün yapmış caz piyanist ve bestecisi Sergey Zhilin ve topluluğu Phonograph Big-Band, başarılı Rus orkestralarından Musica Viva ile birlikte 20. yüzyılın popüler caz yapıtlarına seslendirecek. Bu özel konserde topluluğa, Musica Viva ve Rus modern caz sahnesinin en başarılı seslerinden Alla Sidorova eşlik edecek.

14. Uluslararası İstanbul Caz Festivali programında yer alan diğer sürpriz isimler ise çok yakında Biletix’te…

BİLETLER

14. Uluslararası İstanbul Caz Festivali’nin biletleri 12 Mayıs Cumartesi günü saat BİLETİX satış noktaları, Biletix çağrı merkezi (216 556 98 00), www.biletix.com, www.garanti.com.tr, Alo Garanti (444 0 333) ve AKM’den (ana gişe) satışa sunulacak.

FİYATLAR VE İNDİRİMLER

14. Uluslararası İstanbul Caz Festivali’nin bilet fiyatları 15 YTL ile 200YTL arasında değişiyor. İstanbul Kültür Sanat Dostları üyeleri Festival biletlerinde “İKSD üyelerine özel indirim”lerden yararlanabilecekler

Ayrıntılı bilgi için: www.iksv.org/caz

http://www.haberler.com/robert-plant-michael-bolton-robin-gibb-ve-4-haberi/

Yazı kategorisi: Festival, Müzik | » yorum bırak;

‘Geçmişten Geleceğe Artvin’ Yarışmasının Ödülleri Sahiplerini Buldu

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Artvin Valiliği tarafında yedi dalda düzenlenen ”Geçmişten Geleceğe Artvin” konulu yarışmada dereceye girenlere ödülleri düzenlenen törenle verildi.

Valilik tarafında düzenlenen ‘Artvin’de Hayat, İnsan ve Tabiat Manzaraları’ fotoğraf, ‘Gurbetten Artvin’e Mektup’, ‘Artvin’den Gurbete Mektup’, ‘Artvin’ anı, ‘Eski Artvin’de Hayat’ kompozisyon, “Nasıl Bir Artvin’de Yaşamak İstiyorsunuz?” kompozisyon ve Artvin Konulu Şiir kategorilerinde dereceye girenlerin ödülleri; Türk edebiyatının önde gelen yazar ve şairlerinden, Ahmet Turan Alkan, Beşir Ayvazoğlu, Ali Çolak, Mustafa Armağan,yanı sıra Nazan Bekiroğlu, Zeki Coşkun, Turan Karataş, Ömer Erdem, A.Kadir Budak ve Ali Akbaş hazır bulunduğu törende ödülleri verildi.

http://www.haberler.com/gecmisten-gelecege-artvin-yarismasinin-odulleri-haberi/

Yazı kategorisi: Fotoğraf, Türk Edebiyatı | » yorum bırak;

İngiliz Kraliyet Filarmoni Orkestrası Müzikseverlere Efes’ten Seslendi

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Türkiye’de batı müziğinin gelişmesine büyük katkısı olan 20. yüzyılın öncü bestecilerinden Adnan Saygun’un anısına, Efes Antik Tiyatro’da Uluslararası İzmir Festivali kapsamında bir konser programı düzenlendi. Uluslararası İngiliz Kraliyet Filarmoni Orkestrası tarafından verilen konserle müzikseverlere, doğu ve batı müziğinden seçmeler sunuldu.Şef Gennadi Rozhdestvensky yönetimindeki konserde, tek bölümlü senfonik dans eseri olan Ayin Raksı, Op. 57 ilk defa seslendirdi. Ayrıca Beethoven’in 4. Senfoni Bemol Majör, Op. 60 ve Brahms’ın 1. Senfoni Do Minör, Op. 68 eserleri seslendirildi.

http://www.haberler.com/ingiliz-kraliyet-filarmoni-orkestrasi-haberi/

Yazı kategorisi: Müzik | » yorum bırak;

Ötekileştirdiklerimizi görünür kılmaya çalıştık

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Memik Horuz
İstanbul Ermenileri foto-röportaj sergisini hazırlayan sanatçılarla toplumun fotoğrafı üzerine konuştuk
Fotoğraf sanatçısı Mehtap Yücel, serginin metin yazarı Tamer Altunay ve sergide fotoğrafı bulunan Terzi Artin Satan’la röportaj için Fransız Kültür Merkezi sergi salonundayız. Perişan Hanım ve Takuhi Hanım, işleri olduğundan gelemiyor. Oysa röportajımızın ilgi çekici yanı onların hikayesi olacak diye düşünüyordum.
Kınalıada’daki Yetimler Yurdu’nun hizmetlisi Perişan Hanım ile, çeşitli zamanlarda kardeşleriyle birlikte kampta kalan Takuhilerin sergi açılışındaki duygu anaforu yaratan karşılaşmalarına tanık olmuştum, ilgi çekici anıları ortaya çıkaracaktım.
Sergiye ilginin ne düzeyde olduğunu gözlemlemek ve varsa konuklarla konuşmak için erkenden oradayız. Ayağımız yine ilk önce Hrant’ın yanına götürüyor; sandalda balık tutan Hrant’ı izliyoruz. Gözümüz yanındaki metne kayıyor. Şöyle yazıyor metinde: “Agostaki köşesi ‘Şapparigçe’ başlığını taşıyordu. Hikayesini anlatmıştı. Bir gün Halit Kıvanç gelmiş yanına, Hrant her zamanki sıcaklığıyla sarılmış, şapur şupur öpmüş onu. Ahparig (Ermenicede dost arkadaş) demiş. Kıvanç, ‘Sen ahparig değil şapparigsin’ demiş ve gülüşmüşler. O çalışmaya başlarken ilk önce dostumuz Hrant’ın kapısını çalmıştık, tıpkı Ermeni toplumunu tanımak isteyen herkesin yaptığı gibi. Agos’ta mütevazı düzenlenmiş odasında kimlerle görüşebileceğimizi konuştuk. Bir sürü telefon numarasını paylaştı bizimle. Sonrasında her başımız sıkıştığında onun telefonunu çaldırdık. Bir gün o telefondan hiç yanıt gelmeyinceye kadar. Sevgili Hrant bıraktığın boşluk çok derin. Seni özlüyoruz.”
Anlamını bilemezsiniz
Sergiyi gezen misafirler için konmuş mesaj defterine ilişiyor gözüm; Nişan Yürek’in yazdıklarını okuyoruz:
“Sevgili Mehtap,
Yaptığınız çalışmadan dolayı kutluyor şahsım adına takdir ve teşekkür ediyorum, bir Ermeni vatandaşı olarak. Böyle bir zamanda bizi bu kadar iyi tanıtan bir çalışmayı bize sunmanızın anlamını bilemezsiniz. Ancak sizin gibi dostlardan gereken destekle hem kendimizi daha iyi anlayacağız hem de geçmişimizin o güzel anılarını hatırlamış olacağız. Bize bugüne kadar düşmanca öğretilen tarihin aksine içimizdeki güzellikleri ancak bu gibi çalışmalar bu aklı karıştırılmış toplumu aydınlatır. Çalışmalarınızın devamını diliyorum. Hepinize içten teşekkür ediyorum.”
Sergiye emeği geçenlerden Aycan Işık’la sohbet ediyoruz. “Keşke daha fazla katkıda bulunabilseydim. Bu serginin arkasından biraz böyle duygusal ve insani yanım, keşke daha fazla bir şeyler yapabilseydim diyor” sözleriyle anlattı duygularını.
Sergiyi gezen üç genç kız görüyoruz. Karolin Dingillioğlu, Firun Özçelik, Lidya Zincirli. Üçü de Ermeni kökenli. Firun’un ‘Şirin’ anlamına geldiğini öğreniyoruz. Sergiye ilişkin duyguları da ortak; çok beğendiklerini, içerik olarak anlamlı olduğunu, detayların iyi yakalandığını dile getiriyorlar. Böyle bir serginin yapılmasından dolayı mutlular, zaten kendilerini bu toplumda ‘ayrı’ ve ezik hissetmiyorlar. Fakat yine de anlamayanların anlamasında bu gibi çalışmaların katkısının olacağını düşünüyorlar. Sergi, 1 Temmuz tarihine kadar İstanbul Beyoğlu’ndaki Fransız Kültür Merkezi salonunda ziyaretçilere açık.


Bu tür çalışmalar yapılmalı
Fotoğrafların sahibi Mehtap Yücel ve metinlerin yazarı Tamer Altunay ile birlikte görüştük.

Bu sergiyi nasıl gündeme geldi?
Mehtap Yücel: Bu aslında Tamer’in gündeme getirdiği bir projeydi. Bir gün, “Ben Kurtuluş’ta çevremde Ermenilerle birlikte yaşıyorum, Ermeni arkadaşlarım var fakat Ermenileri pek tanımıyorum. Toplum da tanımıyor. Bunu görünür kılalım” dedi. Konuşmanın sonunda ‘bunu çalışalım’ dedik birlikte. Zaten bu benim istediğim öncelikli konulardan biriydi. Sonra GEO Dergisi’ne önerdik. Oradan da onay gelince bu bizi daha çok tetikledi; proje olmaktan çıktı harekete geçtik. Biz ‘İstanbullu Ermeniler’i çalışacaktık aslında ama bizler gibi Anadolu’nun değişik yerlerinden göç eden Ermenilerle tanıştık. Tıpkı bizler gibi. Ben Ürgüplüyüm, Tamer Trakyalı. Onlar da Trakyalılardı, Kayserililerdi, Siirtlilerdi…
Çalışmayı yaparken, içimizdeki insanları görmeme gerçeğine yakından tanık oldum ve kendimden de rahatsız oldum. Çünkü farklı bir kültüre gideyim derken benim de onları ‘dışarda bir kimlik’ olarak düşündüğümü görmekten utandım. Toplum olarak birbirimizi ‘dışında’ görme eğilimimiz var, gözlerimizi kapıyor, görmezden geliyoruz. Bizim içimizde ötekileştirdiklerimiz. Ötekileştirme yerine ‘biz buyuz’ dememiz gerekir.
Örneğin, gördüm ki bir Bitlisli nasıl yaşıyor, ne giyip-yiyorsa Bitlisli Ermeni de öyle. Kayseri’deki Kayserili, Van’daki Vanlı… Yaşadığı yerin insanıyla günlük yaşamda bir farklılık göremezsiniz. Dini ritüelleri vb. şeyleri çıkarırsanız bu böyle. Bir Trakyalı ile Kayserilinin arasındaki farklılık ne ise, Traklayalı Ermeni ile Kayserili Ermeni arasındaki fark da aynı.

Burada, eski İstanbullular neslinin devamı olarak kalan Ermenilerle görüşemediniz mi?
Tamer Altunay: Yok… ‘Eski İstanbullular’ derken kastınız Osmanlı döneminden kalanlar oluyor, maalesef onları bulamadık, yoklar. Biliyorsunuz tarihte tehcir uygulamaları var, bunun sonucunda göçler yaşanmış. Şimdi burada yaşayan Ermeniler’in tamamı Anadolu ve Trakya’dan göç etmişler. Anadolu göçleri bilinir de, Trakya’da olanlar pek bilinmez. Büyüdüğüm Tekirdağ- Malkara nüfusunun zamanında üçte biri Ermeniymiş. Bunu ben çok sonraları öğrendim. Tarihe bakmadığımız gibi çevremize de bakmıyoruz. Ben hem çevreme bakmak hem de gazetecilik merakı dürtüsüyle bu konuya meylettim. Çalışmanın çıkışı buydu. Farklı bir kültürü, farklı bir toplumu anlama ve anlatma çabasıydı. Buna biraz katkımız olduysa sevinç duyarız.

Diğer ‘azınlık’lara ilişkin de çalışmalarınız olacak mı?
T.A.: Şu anda somutlanmış bir proje yok ancak olabilir. Dedim ya toplum olarak bir birimizi tanıma ve anlama çabası yok içimizde. Çerkesler de, Türkler de, Kürtler de, Çingeneler de benim ilgimi çekiyor. Çingene sözü toplumda negatif bir yüklemle kullanıldığı için, Roman olarak ifade ediyorlar kendilerini. Bu yüklem de bir sorundur. Bir zamanlar nüfus kağıtlarında ‘Kıpti’ yazarmış. Bunlar da benim ilgimi çekiyor. İleride bütününe ilişkin projeler olabilir. Şu an, Ermenilerle ilgili yayına ağırlık veren Aras Yayınları’yla anlaştığımız bazı projeler var, onlar üzerinde çalışacağız.

Sergi başka yerlerde de açılacak mı?
T.A.: Biz dolaşsın istiyoruz. Şu anda İngiltere ve Fransa’dan böyle bir teklif var. Ancak bizim bunları ya da Türkiye’de dolaştırmayı finanse edecek durumumuz yok. Bu sergiyi de arkadaşların imece usulü katkılarıyla gerçekleştirebildik. Kurumlar da bu arkadaşlarımızın kurumları.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
M.Y.: Bizden sonra da bu gibi çalışmaların devam ettirilmesini istiyorum. Basının da bundan korkmaması gerekir bence. Ulusalcılık-milliyetçilik tartışmaları ortamında bu serginin karanlığa bir mum olduğunu yazmış bir arkadaş, ben de buna katılıyorum. Mum yakmalar devam ettirilmeli. Ermenilerle ilgili, Rumlarla, Çingenelerle, Süryanilerle, Araplarla, Yahudilerle, Çerkeslerle,.. ilgili çalışmalarla bunlar görünür kılınmalı.
T.A.: Bu topraklarda bizim hakikaten bir zenginliğimiz var. Herkes ağzını açtığında bu lafı ediyor. Ama bunun gerekleri var. Bu zenginliğin gerçekten ortak, kolektif hale getirmenin gereklilikleri neler, ötekileştirdiğimiz başkasının hayatını tanımak, kültürünü tanımak, onunla iç içe geçmek, bunları paylaşmak. Bu sergi Ermenilerle ilgili bir çalışmaydı, seve seve yaptık. Bu gibi çalışmaların diğer ötekileştiren kesimler için de yapılması gerekir. Mehtap’ın dediğine eklersek, işte Abazalar var, Tahtacılar var. Katolik, Hıristiyan, Müslüman ve bunların içinde farklı kesimler, örneğin Aleviler var. Bunları ne kadar görünür kılarsak, övündüğümüz o zenginlik anlam bulur. Gerçekten bizim zenginliğimiz olur. Bugün bence o bizim zenginliğimiz değil.


Fotoğraf bir delildir

Sergide fotoğrafı yer alanlardan biri de terzi Artin Satan. Konuyu bir de onun açısından dinledik…
“Şimdi efendim, bütün dünyada bu işler insanları tanıtmak için, azınlıklar olsun olmasın nasıl yaşadıklarını, nereden gelip nereye gittiklerini göstermek için yapılır. Fotoğraf bir delildir. Sergi olayını çok iyi gördüm, çok sevindirici. Bunların devam ettirilmesi lazım. Açılış gecesi çok mükemmel bir geceydi. Hazırlayanlar da gelenler de bence noksansız davrandılar. Fotoğraf ve yazıları ilgiyle incelediler. Müzik, oyun ve ikramlar da güzel düzenlenmişti.Ben herkese teşekkür ediyorum.” (İstanbul/EVRENSEL)

http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=12261

Yazı kategorisi: Fotoğraf | » yorum bırak;

Fazıl Say Aspendos’ta konser verdi

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

14′üncü Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali’nde ünlü piyanist Fazıl Say bir konser verdi.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün bu yıl Anadolu Ateşi’nin katkılarıyla gerçekleştirdiği 14′üncü Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali, antik tiyatroda ilgiyle izlenen gösterilerle sürüyor.

Festival kapsamında bu gece ünlü piyanist Fazıl Say, Antalya Devlet Opera ve Balesi ve Korosu eşliğinde bir konser verdi.

Konserde Say, “Anadolu’nun Sessizliği” adlı konçertosuyla “Nazım” ve “Kumru” adlı baladlarını seslendirdi.

Orkestra ayrıca, Şef Gürer Aykal yönetiminde Beethoven’ın “Egmont Uvertür” ve “Korolu Fantazi” adlı eserleri de sanatseverlerin beğenisine sundu.

Şef Aykal’ın ilk kez bir opera orkestrasını yönettiği konseri çok sayıda yerli ve yabancı sanatsever ilgiyle izledi.

Festival, Antalya Devlet Opera ve Balesi’nin 26 Haziran tarihinde sergileyeceği, Carl Orff’un ünlü eseri “Carmina Burana” ile sürecek.

Konser sırasında film çekimi

Bu arada Fazıl Say’ın konseri sırasında, senaryosunu Tarık Akan ve Ziya Öztan’ın birlikte yazdığı ve genç bir piyanistin ihtilal yıllarındaki yaşam hikayesinin anlatıldığı “Kara Toprak” filminin jeneriği çekildi.

Filmin yönetmeniTarık Akan, yaklaşık 1 milyon dolarlık bütçesi bulunan filmin, ağustos ayının ilk haftası çekimlerine başlanacağını söyledi.

Filmin, tarihi Aspendos Tiyatrosu’ndaki jenerik bölümlerinin tamamlandığını, geri kalanının ise İstanbul’da çekileceğini belirten Akan, “Bu benim ilk yönetmenlik deneyimim, açıkçası heyecanlıyım. Filmin başrollerinde İsmail Hacıoğlu, Halil Ergün, Erol Demiröz, Rutkay Aziz, Bülent Kayabaş ve Şerif Sezer yer alıyor. Filmin Ocak ayında gösterime gireceğini tahmin ediyorum” dedi.

http://www.cnnturk.com/KULTUR_SANAT/

Yazı kategorisi: Müzik | » yorum bırak;

Sanat Kurumu’nun ödülleri belli oldu

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Sanat Kurumu’nun 2006-2007 Tiyatro Ödülleri açıklandı. Bu yıl en çok ödülü Ankara Devlet Tiyatrosu kazandı.
Atila Sav, Prof. Dr. Ayşegül Yüksel, Gülşen Karakadıoğlu, Dr. Türel Ezici, Şenol Tiryaki, Filiz Elmas, H. İlker Çetin, Nurkut İlhan’dan oluşan seçici kurul, “Yaşamak Mı Yoksa Ölmek Mi?” ile en iyi yönetmen ödülünü Yücel Erten’e, en iyi kadın oyuncu ödülünü Tiyatro Dot’un “Böcek” adlı oyunundaki başarısıyla Tülay Günal’a, “Cadı Kazanı” oyunundaki başarısıyla en iyi erkek oyuncu ödülünü Sinan Pekinton’a, “Kadıncıklar”daki başarısıyla övgüye değer kadın oyuncu ödülünü Aysel Çakar Kara’ya, “Kanlı Nigar” oyunundaki oyunculuğuyla övgüye değer erkek oyuncu ödülünü Mehmet Ali Toklu’ya vermeyi uygun buldu.
Seçici Kurul, en iyi sahne tasarımı ödülünü “Yaşamak Mı Yoksa Ölmek Mi?” oyunundaki çalışmasıyla Sertel Çetiner’e, en iyi giysi tasarımı ödülünü “Kanlı Nigar”daki çalışmasıyla Sevgi Türkay’a, en iyi çeviri ödülünü “Modigliani” adlı oyunun çevirisiyle Yıldırım Türker’e verdi. Ayrıca en iyi yapım ödülü “Oyunun Sonu” ile Dostlar Tiyatrosu’na, seçici kurul özel ödülünü de çocuk ve gençlik tiyatrosu alanında ulusal ve uluslararası alandaki başarılı çalışmalarından ötürü Tiyatro Tem’e verildi. Ödüller, 2007-2008 tiyatro sezonunun açılışında düzenlenecek törende sahiplerine sunulacak.

http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=12279

Yazı kategorisi: Tiyatro | » yorum bırak;