22 Temmuz’da yapılacak genel seçimler için seçim beyannamelerini yayınlayan siyasi partiler, iktidara geldikleri takdirde uygulayacakları politikaları açıklıyor.
Miting meydanlarında “Mazot bir YTL olacak, ÖSS kaldırılacak” gibi vaatler yükseliyor. Ekonomi, işsizlik, yargı, terörle mücadele, Avrupa Birliği, tarım, yolsuzlukla mücadele gibi konular beyannamelerde ve nutuklarda geniş yer bulurken kültür ve sanat konusu ise kısa geçiliyor. Diğer alanlardakilerin aksine, partilerin kültür-sanat hayatı için uçuk vaatleri yok. Seçim beyannamelerini yayınlayan AK Parti, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) beyannamelerinin kültür sanat bölümünde telif haklarının korunması, kültür merkezleri, sinema ve tiyatronun desteklenmesi, sansür, Türkçenin korunması, çağdaş müzeler, vergiler, kültür sanat eğitimi gibi başlıklar yer alıyor.
‘Her Beldeye Bir Kültür Merkezi’ projesi ve özel sektörü harekete geçirmek, AK Parti’nin yeni dönemdeki kültür ve sanat politikalarının özü. CHP’nin vaatleri arasında telif haklarının korunması, çağdaş müze politikasının geliştirilmesi, sansürün engellenmesi, Sivas’a ‘Madımak Hoşgörü Müzesi’ yapılması, Türkçeyi zenginleştirmek yer alıyor. MHP ise milli kültür endüstrisi, Türkçenin bütün lehçeleriyle korunmasını sağlamak, milli çizgi film endüstrisini geliştirmek, devlet tiyatrolarını yeniden yapılandırmak ve vakıfların yeniden yapılandırılması gibi vaatlerle seçmenlerden oy isteyecek.
Ancak kültür sanat dünyası bu vaatleri yeterli bulmuyor. Müzik, sinema, tiyatro ve yayıncılık meslek örgütleri, siyasi partilerin yuvarlak cümleler kurduğu görüşünde. Türkiye Yayıncılar Birliği (TYB) Başkanı Çetin Tüzüner, Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) Başkanı Ali Rıza Binboğa, Türkiye Sinema Eseri Sahipleri Derneği (SESAM) Başkanı R. Yılmaz Atadeniz ve Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği (TOMEB) Başkanı Orhan Kurtuldu, partilerin beyannamelerinde yer alan kültür sanat politikalarını Zaman okurları için değerlendirdi.
Çetin Tüzüner (TYB): Yayıncılığın sorunları beyannamelere yansımamış
Partiler beyannamelerinde, telif hakları, sansüre son verilmesi, ifade özgürlüğü, korsan yayın, Türk kültürünün dışa tanıtılması gibi konuları birkaç başlıkla geçiştirmiş. Yayıncılığın sektör olarak kabul edilmesi, eğitim yayıncılığı, Fikir Sanat Eserleri Kanunu’nun yeniden yazılması, bakanlığın kitap alım bütçesi, vergi ve teşvik mevzuatı, kitapçı ve dağıtımcılara kolaylıklar getirilmesi, okuma alışkanlığının kazandırılması, 100 temel eser gibi sorunlar da var. Partiler, sivil toplum örgütleriyle bir araya gelip sektörün sorunlarını kapsamlı bir şekilde tespit etmeliydi.
Ali Rıza Binboğa (MESAM): Her parti başkanının kültür sanat danışmanı olmalı
Ülkemizde kültür ve sanatın farkına hiç kimse varmadığı için, bu mesele beyannamelerde yuvarlak laflarla geçiştiriliyor. Seçimler öncesi partilerin görevlileri bizlerle buluştu, onlara sorunlarımızı anlattık. Telif hakları ile ilgili çıkarılan yasada problem yok; ama uygulamada devlet kendi erkini koruyamıyor. Gönül ister ki her partinin genel başkanının bir kültür sanat danışmanı olsun. Kültür ve sanat, bizim ekonomik alanda da gelişmemizin itici gücüdür.
R.Yılmaz Atadeniz (SESAM): Partilerin gündeminde sinemanın sorunları yok
Geçen ay sekiz meslek örgütü masaya oturdu. Federasyon haline gelmeyi planlıyoruz. Ümit ediyoruz ki, bu kanunlar değişecek. Telif hakkı takvime tabi tutulamaz. Dünyanın hiçbir ülkesinde reklam sektörü sinemanın önünde değildir. Türkiye’de önündedir; çünkü reklam sektörü yurtdışından yönetmen, kameraman getirip harcamalarını gider olarak gösterir. Sinemada ise bunu yapamazsınız. Sinemanın mali konudaki sıkıntılarının aşılması gerekli. Ayrıca emekli olamayan sinema emekçilerine destek gerekiyor. Beyannamelerde bu sıkıntılarla ilgili hiçbir şey geçmiyor.
Orhan Kurtuldu (TOMEB): Özerk bir sanat kurumu oluşturulmalı
Beyannamelerde tiyatro ile ilgili sadece birer cümle var. Her şeyden önce ödenekli kurumların özerkleştirilip demokratik yapıya kavuşturulmasını sağlamak gerekiyor. Siyasetin sanata müdahalesini önlemek gerekir. Beyannamelerde devlet tiyatrolarının yeniden yapılandırılmasından bahsediliyor. Fakat nasıl yapılacağı belirsiz. Bununla birlikte Türkiye Özerk Sanat Kurumu kurulması gerektiğini düşünüyorum. Devlet ile sanat kurumları arasında bağımsız bir kurum oluşturulmalı. Özel tiyatrolara devlet desteğinin kriterleri gözden geçirilmeli. Kültür ve sanattan alınan vergiler sıfırlanmalı. Bütün il ve ilçelerde sahne sanatlarının sergilenebileceği kültür merkezleri kurulmalı. Para desteği oyun yazarının, oyuncunun hesabına yatırılmalı.