Sanat Haberleri Ajansı (SaHA)

www.sanatajansi.com Test Yayını

29 Jun 2007 için Arşiv

Gündüz park, gece açıkhava sineması!

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 29 Haziran 2007

Diyarbakır Kayapınar Belediyesi 2. Parklarda Film günleri başladı. Mem u Zin Parkı’nda yapılan Vizontele Tuuba filminin gösterimine yüzlerce kişi katıldı.

Kayapınar Belediyesi tarafından “Kayapınar’da yaz akşamları sineme ile şenlenecek” sloganı ile düzenlenen film günlerinde ilk gösterim Hantepe ilköğretim Okulu önünde bulunan Mem u Zin Parkı’nda yapıldı. Yapımcılığını BKM7nin üstlendiği ve Yılmaz Erdoğan tarafından yönetilen Vizontele Tuuba filminin gösterimi yapıldı. Gösterimi 500’ü aşkın kişi izledi.
Haftanın üç günü üç parkta yapılacak olan filmler ise şunlar: “Büyük Adam Küçük Aşk, Vizontele Tuuba, Organize İşler, Sarhoş Atlar Zamanı, Kara Tahta (Texte Reş), Fotoğraf, Pervane, Sinema Bir Mucizedir,Güneşe Yolculuk”

Haziran Temmuz ayı programında gösterilen filmleri netleştiren Kayapınar Belediyesi, Ağustos ve Eylül aylarında gösterimi yapılacak olan filmlerin izinleri için yetkili firmalarla görüşmelerini sürdürüyor.

Kayapınar Belediyesi tarafından başlatılan Paklarda Film gösterimi çerçevesinde Yaz ayları boyunca Perşembe akşamları Hantepe İlköğretim Okulu önünde bulunan Mem u Zin Parkı, Cuma Akşamları Gaziler’de bulunan Devreş e Evde Parkı ile Cumartesi akşamlarında ise Huzurevleri’nde bulunan Ahmed Arif Parkı’nda film gösterimi yapılacak. Film günlerinde, her hafta bir film olmak üzere, yaz ayları boyunca 39 gösterimle Kayapınar halkına sunulacak.

Parklarda Sinema Keyfi için katkı sunan kişi ve kuruluşlar:

Handan İpekçi (Yönetmen)
İstanbul Kültür Sanat Vakfı(İKSV)
Yapım 13
Beşiktaş Kültür Merkezi(BKM
SES Plak,
Mahayana Film,
Uğur Film
Güneş Kültür Merkezi

Yazı kategorisi: Sinema | » yorum bırak;

“UZAK” SEYREDİLMESİ GEREKEN 1000 FİLM LİSTESİNDE

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 29 Haziran 2007

ResimÜnlü yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın Uzak filmi İngiltere’de yayımlanan The Guardian gazetesinin “film-müzik” ekiyle birlikte dağıtılan “Ölmeden Önce Seyredilmesi Gereken 1000 Film” listesine girdi.
Filmden “Hüzünlü ve şahane” diye söz eden Guardian eleştirmeni, Uzak’ın yalnızlık ve depresyon üzerine kurulmuş senaryosunun yalın ve berrak olduğuna vurgu yaptı.
Tanıtım yazısında, filmin her iki aktörünün de trajikomik senaryoyu büyük bir başarıyla oynadığı, oyuncuların başarısının seyirciyi filmin içine çekebildiği ve her şeyin çok gerçekçi olduğu belirtildi.
Guardian film eleştirmeni Peter Bradshaw, “Uzak benim anlatamayacağım kadar hayran olduğum, müthiş bir yönetmenin filmidir” dedi.
Bu arada Uzak’ın en iyi 1000 film arasında sayıldığı Guardian’ın harf sırasıyla hazırladığı son film ekinde yer alan diğer ünlü filmlerden bazıları Kuzuların Sessizliği, Singing in the Rain, Pamuk Prenses ve 7 Cüceler, Spartacus, Örümcek Adam, Yıldız Savaşları, L Strada, Sunset Bulvarı, Superman, Terminatör, Telma ve Louise, Çingeneler Zamanı, Titanik, Unforgiven oldu.

Filmin fragmanı için:

Yazı kategorisi: Sinema | » yorum bırak;

Sorgun Ormanı ‘golfçülerden’ kurtarıldı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 29 Haziran 2007

Antalya’da golf sahaları yapımı için kullanılması düşünülen ve çevrecilerin uzun süredir kurtarılması için mücadele yürüttükleri Side’deki Sorgun Ormanları, Kültür ve Turizm Bakanlığı Antalya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından I. Derece Doğal Sit Alanı kapsamına alındı. Side Doğa Gönüllüleri yayınladığı bildiri ile, Sorgun Ormanı için destek veren tüm Sorgun Ormanları Dostları’na teşekkür etti.

Side Doğa Gönüllüleri’nin açıklamasında, alınana karara rağmen ormanlk alanın geleceğiyle ilgili takipçi olmaya devam edileceği ifade edildi. Bölge Kurulu’nun aldığı kararın Türkiye’deki diğer ormanlar için de emsal oluşturması temenni edilen açıklamada şunlar kaydedildi: “Sorgun Ormanlarının bulunduğu bölge, ekolojik değerleri bakımından çok önemli bir alan. Dünyada sadece bu bölgede yetişen önemli bitki türleri var. Dolayısıyla daha ileri bir korumayı hak ediyor. Ormanlık alana verilecek Milli Park statüsü, bunlardan biri olabilir. Bundan sonraki çalışmalarımız bu yönde olmalı. Artık çabamızı ve birikimlerimizi, ormanlarımızı turizmin yıkıcı etkilerinden korumak yerine, çevreyle uyumlu, koruma-kullanma dengelerinin bilimsel ölçülerle belirlendiği bir anlayışla değerlendirmek istiyoruz.”

Yazı kategorisi: Genel | » yorum bırak;

Sanatçılar seçim vaatlerine kanmıyor

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 29 Haziran 2007

22 Temmuz’da yapılacak genel seçimler için seçim beyannamelerini yayınlayan siyasi partiler, iktidara geldikleri takdirde uygulayacakları politikaları açıklıyor.

Miting meydanlarında “Mazot bir YTL olacak, ÖSS kaldırılacak” gibi vaatler yükseliyor. Ekonomi, işsizlik, yargı, terörle mücadele, Avrupa Birliği, tarım, yolsuzlukla mücadele gibi konular beyannamelerde ve nutuklarda geniş yer bulurken kültür ve sanat konusu ise kısa geçiliyor. Diğer alanlardakilerin aksine, partilerin kültür-sanat hayatı için uçuk vaatleri yok. Seçim beyannamelerini yayınlayan AK Parti, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) beyannamelerinin kültür sanat bölümünde telif haklarının korunması, kültür merkezleri, sinema ve tiyatronun desteklenmesi, sansür, Türkçenin korunması, çağdaş müzeler, vergiler, kültür sanat eğitimi gibi başlıklar yer alıyor.

‘Her Beldeye Bir Kültür Merkezi’ projesi ve özel sektörü harekete geçirmek, AK Parti’nin yeni dönemdeki kültür ve sanat politikalarının özü. CHP’nin vaatleri arasında telif haklarının korunması, çağdaş müze politikasının geliştirilmesi, sansürün engellenmesi, Sivas’a ‘Madımak Hoşgörü Müzesi’ yapılması, Türkçeyi zenginleştirmek yer alıyor. MHP ise milli kültür endüstrisi, Türkçenin bütün lehçeleriyle korunmasını sağlamak, milli çizgi film endüstrisini geliştirmek, devlet tiyatrolarını yeniden yapılandırmak ve vakıfların yeniden yapılandırılması gibi vaatlerle seçmenlerden oy isteyecek.

Ancak kültür sanat dünyası bu vaatleri yeterli bulmuyor. Müzik, sinema, tiyatro ve yayıncılık meslek örgütleri, siyasi partilerin yuvarlak cümleler kurduğu görüşünde. Türkiye Yayıncılar Birliği (TYB) Başkanı Çetin Tüzüner, Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) Başkanı Ali Rıza Binboğa, Türkiye Sinema Eseri Sahipleri Derneği (SESAM) Başkanı R. Yılmaz Atadeniz ve Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği (TOMEB) Başkanı Orhan Kurtuldu, partilerin beyannamelerinde yer alan kültür sanat politikalarını Zaman okurları için değerlendirdi.

Çetin Tüzüner (TYB): Yayıncılığın sorunları beyannamelere yansımamış

Partiler beyannamelerinde, telif hakları, sansüre son verilmesi, ifade özgürlüğü, korsan yayın, Türk kültürünün dışa tanıtılması gibi konuları birkaç başlıkla geçiştirmiş. Yayıncılığın sektör olarak kabul edilmesi, eğitim yayıncılığı, Fikir Sanat Eserleri Kanunu’nun yeniden yazılması, bakanlığın kitap alım bütçesi, vergi ve teşvik mevzuatı, kitapçı ve dağıtımcılara kolaylıklar getirilmesi, okuma alışkanlığının kazandırılması, 100 temel eser gibi sorunlar da var. Partiler, sivil toplum örgütleriyle bir araya gelip sektörün sorunlarını kapsamlı bir şekilde tespit etmeliydi.

Ali Rıza Binboğa (MESAM): Her parti başkanının kültür sanat danışmanı olmalı

Ülkemizde kültür ve sanatın farkına hiç kimse varmadığı için, bu mesele beyannamelerde yuvarlak laflarla geçiştiriliyor. Seçimler öncesi partilerin görevlileri bizlerle buluştu, onlara sorunlarımızı anlattık. Telif hakları ile ilgili çıkarılan yasada problem yok; ama uygulamada devlet kendi erkini koruyamıyor. Gönül ister ki her partinin genel başkanının bir kültür sanat danışmanı olsun. Kültür ve sanat, bizim ekonomik alanda da gelişmemizin itici gücüdür.

R.Yılmaz Atadeniz (SESAM): Partilerin gündeminde sinemanın sorunları yok

Geçen ay sekiz meslek örgütü masaya oturdu. Federasyon haline gelmeyi planlıyoruz. Ümit ediyoruz ki, bu kanunlar değişecek. Telif hakkı takvime tabi tutulamaz. Dünyanın hiçbir ülkesinde reklam sektörü sinemanın önünde değildir. Türkiye’de önündedir; çünkü reklam sektörü yurtdışından yönetmen, kameraman getirip harcamalarını gider olarak gösterir. Sinemada ise bunu yapamazsınız. Sinemanın mali konudaki sıkıntılarının aşılması gerekli. Ayrıca emekli olamayan sinema emekçilerine destek gerekiyor. Beyannamelerde bu sıkıntılarla ilgili hiçbir şey geçmiyor.

Orhan Kurtuldu (TOMEB): Özerk bir sanat kurumu oluşturulmalı

Beyannamelerde tiyatro ile ilgili sadece birer cümle var. Her şeyden önce ödenekli kurumların özerkleştirilip demokratik yapıya kavuşturulmasını sağlamak gerekiyor. Siyasetin sanata müdahalesini önlemek gerekir. Beyannamelerde devlet tiyatrolarının yeniden yapılandırılmasından bahsediliyor. Fakat nasıl yapılacağı belirsiz. Bununla birlikte Türkiye Özerk Sanat Kurumu kurulması gerektiğini düşünüyorum. Devlet ile sanat kurumları arasında bağımsız bir kurum oluşturulmalı. Özel tiyatrolara devlet desteğinin kriterleri gözden geçirilmeli. Kültür ve sanattan alınan vergiler sıfırlanmalı. Bütün il ve ilçelerde sahne sanatlarının sergilenebileceği kültür merkezleri kurulmalı. Para desteği oyun yazarının, oyuncunun hesabına yatırılmalı.

Yazı kategorisi: Genel | » yorum bırak;

Rıfat Ilgaz unutulmuyor

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 29 Haziran 2007

Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük yazar ve hatta şairlerden biri olan Rıfat Ilgaz, doğduğu yer olan Kastamonu’nun Cide ilçesinde bu yıl 12.’si düzenlenecek olan Cide Rıfat Ilgaz Sarı Yazma Kültür ve Sanat Festivali ile anılacak.

6 Temmuz’da başlayacak olan festival iki gün sürecek. Rıfat Ilgaz Kültür ve Sanat Evi Bahçesi’nde yapılack olan festivalin teknik ayağını bu yıl ilk kez Kastamonu Üniversitesi üstlendi.

Karadeniz’in en uzun sahiline sahip Cide’deki festivale her yıl ülkenin birçok yerinden sanatçılar katılarak, Rıfat Ilgaz’ın eserlerini sergiliyor. Bu yıl da, Rıfat Ilgaz’la ilgili birçok film ve dia gösterimi iki gün boyunca gösterime sunulacak.

CİDE HALKI SAHİP ÇIKIYOR
Rıfat Ilgaz, doğduğu şehre sevgisini, ‘Sarı Yazmalı’, ‘Halime Kaptan’ ve ‘Bacaksız’ gibi bir çok eserinde dile getirdi. Eserlerinde, Cide halkını ve Cide’yi Türkiye’ye tanıtan Ilgaz’ın yeri Cide halkınca ayrı tutulur. Cideliler, Rıfat Ilgaz’a ölümünden sonra bile yıllarca sahip çıkarak eserlerini korudular ve böyle festivallerle diğer yörelere bir kez daha hatırlattılar. Rıfat Ilgaz Sarı Yazma Kültür ve Sanat Festivali’nin bu nedenle Cideliler için ayrı bir önemi bulunuyor.

Yazı kategorisi: Festival, Türk Edebiyatı | » yorum bırak;

Sinema günlerinde Damat Ferit’e saygılar sunuyoruz

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 29 Haziran 2007

Doğal güzellikleri ile tüm dünyanın beğenisini toplayan Datça’da, ‘Usta’ya Saygı’ Datça 2. Sinema Günleri yarın başlıyor. 30 Haziran-7 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek sinema günlerinde bu yıl, üstün oyunculuk yeteneği ve kimliği ile Tarık Akan konuk edilecek.

Sinema Günleri kapsamında Beledi-ye’nin hizmet binasında, Tarık Akan’ın film afişlerinden oluşan sergi, halka açık olacak. Bu serginin ardından yapılacak olan gala gecesinde sahneye çıkacak olan aktörün sanatçı ve sinemacı dostları ise; Fatoş Güney, Melike Demirağ, Yüksel Aksu, Mustafa Alabora, Orhan Aklaya, Müjde Ar, Aytaç Arman, Rutkay Aziz, Murat Han, Müşfik Kenter, Hülya Koçyiğit, Meral Orhonsay, Cezmi Ersöz, Bilgesu Erenus.

Geceye katılan misafir sanatçılar ve film yönetmenleri 5-10 dakikalık konuşmalar yaparak Tarık Akan ile ilgili anılarını anlatacaklar ve geceye katılan sanatçılara bu özel günün anısına teşekkür plaketi verilecek.

Gala gecesi ve Tarık Akan filmleri Datça Amfi Tiyatro’da sinemaseverler tarafından ücretsiz olarak seyredilebilecek. Datça’ya uğrayan turistler de Datça Amfi Tiyatro’da her gün Fransızca ya da İngilizce alt yazılı olarak gösterilen filmleri ücretsiz olarak seyredebilecekler. Film aralarında reklam filmleri de seyirci ile buluşacak. Basın sponsoru olan BirGün ve Cumhuriyet ile yerel basın tarafından etkinlik boyunca takip edilecek olan sinema günleri, yine adından fazlaca söz ettireceğe benziyor. Birgün

1 Temmuz – Maden (İngilizce alt yazılı)
2 Temmuz – Sürü (Fransızca alt yazılı)
3 Temmuz – Gülüm (Almanca alt yazılı)
4 Temmuz – Devlerin Ölümü(İngilizce alt yazı)
5 Temmuz – Pehlivan (İngilizce alt yazılı)
6 Temmuz – Derman
7 Temmuz – Çözülmeler

Yazı kategorisi: Sinema | » yorum bırak;

Heykeltraşların Mersin buluşması

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 29 Haziran 2007

Mersin Üniversitesi (MEÜ) Güzel Sanatlar Fakültesince oluşturulan ‘Taş ve Mermer Yontu Teknikleri ve Teknolojileri İnceleme Geliştirme ve Yaygınlaştırma Projesi’ kapsamında dünya çapındaki önemli heykeltıraşların Mersin’de misafir edilmesinin planlandığı bildirildi.

MEÜ Rektör Yardımcısı ve Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Berika İpekbayrak, yaptığı açıklamada, üniversite olarak kentin sanat dünyasının yanı sıra sosyo ekonomik hayatına da katkı sağlamak adına yaptıkları çalışma sonucunda ‘Taş ve mermer yontu teknikleri ve teknolojileri inceleme geliştirme ve yaygınlaştırma projesi’ni geliştirdiklerini söyledi. Proje sayesinde İtalya’nın Carrara bölgesinde olduğu gibi dünya çapındaki heykeltıraşların Mersin’de buluşturulmasının hedeflendiğini anlatan İpekbayrak, ‘Carrara bölgesi, bu konuda çok uzman bir yer. Dünya çapındaki heykeltıraşlar, bu bölgeye gelip, mermer veya taş satın alıyor. Daha sonra ise oluşturulan mekanları kiralayıp, heykellerini yapıyorlar. Heykeltıraşlar ise bunun karşılığında mermer için 200 Euro ve mekanlar için ekstra ödemeler yapıyorlar. Yani bu sayede bölgeye önemli bir gelir kaynağı sağlanıyor’ dedi. Bu bölge sayesinde ülke tanıtımı konusunda da önemli mesafeler alındığına işaret eden İpekbayrak, şöyle devam etti: ‘Carrara bölgesinde yapılan çalışmalar sayesinde yöre mermerleri tüm dünyaya adını duyurdu. Yani buraya gelen heykeltıraşlar, hem ülkeye döviz kazandırıyor, hem de kendi ülkelerine döndüklerinde bölgenin tanıtımını ve reklamını yapıyorlar. Türkiye’de de projemizin hayata geçmesi halinde ciddi bir turizm hamlesi sağlanabilir ve milyonlarca Euroluk gelir elde edilebilir.’ Türk mermerlerinin de kalitesine değinen Prof. Dr. İpekbayrak, ‘Projeyle Türkiye’nin çok kıymetli, ancak yeteri kadar bilinmeyen mermerleri de tanıtılmış olacak’ dedi. Projenin uzun soluklu olduğuna işaret eden İpekbayrak, projenin yürütülmesi için öncelikli olarak bir birim oluşturulacağını bildirdi. Hayata geçiş aşamasında gerekli olan sürenin kısaltılması için desteğe ihtiyaç duyulduğunu anlatan İpekbayrak, proje kapsamında birim oluşturulması halinde Güzel Sanatlar Fakültesinden mezun olan çok sayıda öğrenciye de yeni çalışma alanlarının doğacağına işaret etti. Eğitimlerin 3 ay süreceğini ifade eden İpekbayrak, eğitimler sonucunda öğrencilerin, bölgedeki çalışmalar konusunda bilgi edineceklerini ve edindikleri bilgileri projede uygulayacaklarını sözlerine ekledi.

Yazı kategorisi: Heykel | » yorum bırak;

Fırtına Vadisi davası film oldu

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 29 Haziran 2007

Elektrik santrali yapılmaya çalışılan Fırtına Vadisi’nin avukatı vadinin ve ‘Vatandaş Mustafa’nın filmini çekti
Fırtına Vadisi’nin avukatlarından Remzi Kazmaz “Vatandaş Mustafa” adını verdiği filminin galası 8 Temmuz’da Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde yapılacak. Kazmaz, filmi Fırtına Vadisi’ne elektrik santrali yapılmaması için açılan davaların duruşmalarını takip eden 80 yaşındaki Mustafa amcanın hikayesinden yola çıkarak yapmış.
Fırtına Vadisi için ulusal düzeyde hukuki ve sosyal boyutlarda büyük bir mücadele verildiğini belirten Remzi Kazmaz davadan sonra memleketinde yaşanılan olayların etkisinde kalarak bu filmi çekmeye karar verdiğini söylüyor. Fırtına Vadisi’ni bütün dünyanın tanıdığını belirten Kazmaz, “Burada santral istemiyoruz. Buraya göz koyanları hep uyarıyoruz. Buraya yaklaşmayın, bu ülkeyi biz sizden daha çok seviyoruz. Bu ses halkın sesiydi. Ama içlerinden biri öyle haykırıyordu ki hemen dikkatimi çekmişti” diyor.
Galaya davet
Bu kişi Kazmaz’ın Fırtına Vadisi’ndeki olayları ve bir yandan davayı takip ederken gördüğü ve yaşı 80’lere dayanmış, sadece okur yazar olan Mustafa isimli hemşehrisiymiş. Her mahkemeye katılan Mustafa amcayla tanışan Kazmaz onun duygularından etkilenince filmi onun hikayesinden yola çıkarak yapmaya karar vermiş. Ve filmin adını da “Vatandaş Mustafa” olarak koymuş. Kazmaz 50 dakika süren filminin çekimleri için 14 ay çalışmış. Yapımcılığını Alternatif sinemanın yaptığı filmin montajı ve kurgusu ise Yaşar Bülbül’e ait. Filmin ezgilerini ise Karadeniz müziğinin ustalarından Birol Topaloğlu, Mahmut Turan ve Tahsin Ali Terzi yapmış.
Kazmaz, “Gelin dünya cennetini bir kez görün, Çadırlarınızı alın gelin. Sırt çantalarınızı alın gelin. Rafting, kayak ve spor için ideal Kaçkar Dağları’na gelin. Çünkü Fırtına Vadisi’ni anlatmak 50 dakikalık bir olay değildir. Bu cenneti tüm insanların görmesini isterim. Çünkü Fırtına Vadisi’ni gördükten sonra gelince unutamayacağınız anılarınız, gidince anlatacak birçok hikayeniz olacak” diyor.
8 Temmuz yapılacak olan ve Çamlıhemşin halkı ile tüm doğaseverlerin katılacağı galaya Kazmaz, Fırtına’yı seven herkesi beklediğini belirtiyor.

Yazı kategorisi: Sinema | » yorum bırak;

Kinet Kazıları Yeniden Başladı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 29 Haziran 2007

Dörtyol ilçesinde bulunan Höyük’teki kazı çalışmaları 3 ay sürecek.

Hatay’daki Kinet Höyüğü’ndeki kazı çalışmaları sürüyor.

Bilkent Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Marie Henriette Gates, Hatay’ın Dörtyol ilçesinde bulunan, 5 bin yıl önce kurulduğu belirlenen liman kenti Kinet’teki kazı çalışmalarında 1500 eserin gün yüzüne çıkarıldığını söyledi.

Dörtyol Kaymakamı Hayri Sandıkçı, Yeşil beldesinde bulunan İsos kazı alanına giderek çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. Sandıkçı, Kinet Höyüğü’nün ilçenin zenginliği ve tanıtımı için önemli olduğunu, aşırı sıcağa rağmen buradan ülkemize eser kazandıran arkeolog ve diğer görevlilere her türlü desteği vereceğini belirtti.

Gates, İsos Harebeleri alanında yer alan Kinet Höyüğü’nde 1992 yılından bu yana kazı başkanı olarak görev yaptığını, 8′i yabancı, 18 arkeolog ve diğer çalışanlarla yeni eserler çıkarmaya çaba gösterdiğini ifade etti.

Sezon çalışmalarına başladıklarını, değişik uygarlıklara ait eserler çıkaracaklarına inandığını ifade eden Gates, şunları kaydetti:
“Kinet Höyüğü, Büyük İskender’in MÖ 333 yılında Pers Kralı Dariusu’u yenmesiyle ünlendi. 15 yıldır Kinet Höyüğü’nün kazı başkanlığı görevini sürdürüyorum. Her sezon farklı uygarlıklar ve eserler bularak, buradaki sosyal yaşamı, kültürü, ticari ilişkileri, ekonomik yapıyı saptamaya çalıştık. 5 bin yıl önce kurulmuş antik liman kenti Kinet’te artık bilinmeyen kalmadı. Bugüne kadar erken ve geç tunç dönemine ait çanak-çömlek, mühür, hayvan kalıntıları, seramik ürünler, ağırlık ölçüleri ve hatta dokuma tezgahı bile bulundu.

İsos Ovası üzerinde 3.3 hektar alandan daha büyük yerleşim alanına kurulu olan Kinet’in merkezi konumundaki, 20 yerleşme katmanını içeren ve 26 metre yükseklikte bulunan höyük içinde, Pers ve Helenistik dönemde kullanılan kalelere de rastlanıldı.”

Gates, yangın, deprem ve diğer doğal afetlerden dolayı, yaptıkları sondaj ve jeomorfolojik çalışmalarda, 2 antik limanın ve kentteki yerleşim birimlerinin Deliçay Nehri’nin ağzında bulunması nedeniyle 2.5 kilometre güneye kaydığını, erozyon yaşandığını saptadıklarını da sözlerine ekledi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcisi olarak kazıda görev yapan arkeolog Nalan Yastı da antik kentte çıkan eserlerin Hatay ve Adana’daki müzelerde sergilendiğini belirtti.

Kazının sezon çalışmalarının 3 ay kadar süreceği bildirildi

Yazı kategorisi: Arkeoloji | 1 Yorum »

Urartuların Mühendislik Harikası

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 29 Haziran 2007

1500 yüzyıl önce yapılan Keşiş Gölü Barajı bugün hala ayakta.

Van ve çevresinde MÖ 685-645 yılları arasında hüküm süren Urartu Kralı 2. Rusa tarafından Erek Dağı’nın eteğine kurulan ve Keşiş Gölü olarak bilinen Rusa Barajı, geçirdiği küçük onarımlarla halen işlevini sürdürüyor. İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oktay Belli, Van Ovası’nın doğusunu hilal gibi çeviren 3 bin 200 metre yüksekliğindeki Erek Dağı’nın, Anadolu’nun ve dünyanın en zengin su kaynaklarına sahip olduğunu söyledi.

Erek Dağı’ndaki zengin su kaynaklarının, Urartu Krallığı’nın Van Ovası’nda kurulmasında büyük etken taşıdığına işaret eden Belli, Erek Dağı’nın batısında toplam 12 adet küçük gölet bulunduğunu, Keşiş Gölü olarak bilinen Rusa Barajı’nın da bu göletlerden en büyüğü ve önemlisi olduğunu kaydetti.

Belli, MÖ 685-645 yılları arasında Van ve çevresinde hüküm süren Urartu Kralı 2. Rusa tarafından yaptırılan deniz seviyesinden 2544 metre yüksekliğindeki barajın, Anadolu ve dünyadaki en yüksek rakımlı su tesisi olduğuna dikkat çekerek, barajın güneybatı ve kuzeybatıda bulunan iki gövde duvarının bulunduğunu belirtti.

Güneybatıda bulunan baraj duvarının Osmanlı döneminde köreltildiğini bu nedenle suyun kuzeybatı yönündeki gövde duvarından aktığını dile getiren Belli, şöyle devam etti:

“Urartular 2544 metre yüksekliğindeki Rusa Barajı’ndaki suyu, deniz seviyesinden 1750 metre yüksekliğindeki Van Ovası’na akıtmak ve dinlendirmek için birbiriyle bağlantılı barajlar kurmuştur. Bu yöntem günümüzde Fırat ve Dicle gibi ırmaklar üzerinde birbiriyle bağlantılı yapılan barajların ilk örneğini oluşturmaktadır.”

“İnşa Yazıtı Almanya’ya Kaçırıldı”
Rusa Barajı’nın çivi yazılı inşa yazıtının, 1899 yılında Almanya’nın Berlin kentindeki Bergama Müzesi’ne kaçırıldığını ve orada sergilendiğini ifade eden Belli, şunları kaydetti:

“Bu barajın 2 bin 700 yıldan beri geçirmiş olduğu küçük onarımlarla halen çalışıyor olması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle Urartu sulama tesislerinin en gelişmiş mühendislik örneğini oluşturan Rusa Barajı’nın benzerine, dünyanın hiç bir yerinde rastlanmaktadır.”

İkinci derecede deprem kuşağında yer almasına rağmen barajın halen işlevini sürdürmesinin su mühendisliği açısından büyük bir başarı olduğunu anlatan Prof.Dr. Belli, Urartuların, suyu altından daha değerli gören bir medeniyet olduğunu bu nedenle su tesislerinde büyük başarı elde ettiklerini bildirdi.

Yazı kategorisi: Arkeoloji | » yorum bırak;

Malatya’da Roma Dönemi Mozaikleri gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor.

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 29 Haziran 2007

Malatya’nın Doğanşehir ilçesinde bulunan Roma dönemine ait 4 metrekare alanda otlayan karaca, Kuluncak ilçesinde de kuş figürüne benzeyen mozaikler gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor. Malatya Müzesi Müdürü İzzet Esen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kuluncak ve Doğanşehir’de daha önce yapılmış ihbarlar üzerine tespit edilmiş mozaikler olduğunu belirtti,

Esen, mozaiklerle ilgili şu bilgiyi verdi:
“Kuluncak’taki mozaik oldukça tahrip edilmiş, mozaiğin hazinenin habercisi olduğunu zannıyla hareket eden define avcıları biraz kazı yapmış. Bu mozaiğin bir kuş ya da güvercin figürüne benzediğini düşünüyoruz. Mozaiğin kurtarılması çalışmasının yapılması gerekiyor. Bununla ilgili yazışmalarımızı yaptık. Bölge kurulunda bu konu görüşüldü. Ancak Kuluncak’taki bu mozaik özel mülkiyet elinde olduğundan bakanlığımızın burayı istimlak etmesi gerekiyor. Doğanşehir’deki mozaik de bu kadar olmamakla birlikte tahrip olmuş, ancak bu mozaik belediye başkanının arazisi içinde. Kendisi bizi destekliyor ve teşvik ediyor. Burada da kaçak kazı izleri mevcut.”

Doğanşehir’deki mozaikle ilgili belediye başkanının kendilerine yazılı izni verdiğine dikkati çeken Esen, şunları kaydetti:

“Bu mozaik 4 metrekare alanda otlayan bir karaca. Orijinal bir şekilde korunmuş. Ekip ve ekipman sorunumuz var. Dışardan ekip takviyesi lazım. Çünkü bu anlamda müzemizin personeli yeterli değil, özellikle de uzman anlamında. Yerel makamlardan, il özel idaremizden, sivil toplum kuruluşlarından hatta olabilirse diğer kurum ve kuruluşlardan destek istiyoruz. Gerekli imkanlar sağlanırsa mozaikleri gün yüzüne çıkaracağız.”

Gaziantep’teki Zeugma ve Hatay’da bulunan mozaiklere de değinen Esen, Malatya’da da bu anlamda bir potansiyelin olduğunu, bu potansiyelin değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Yazı kategorisi: Arkeoloji | » yorum bırak;