Sanat Haberleri Ajansı (SaHA)

www.sanatajansi.com Test Yayını

02 Jul 2007 için Arşiv

Kumdan heykeller festivali İstanbul’da başladı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 2 Temmuz 2007

Uluslararası Kumdan Heykeller Festivali, 2 Temmuz’da İstanbul’da başladı. Festival 2 Temmuz 2007’de Carrefour’un Kozyatağı’ndaki alışveriş merkezinde açıldı ve Eylül ayına kadar sürecek.

Festival kapsamında heykel yapımını yakından izleyecek olan ziyaretçilerin, çocuklar ve yetişkinlere yönelik atölye çalışmalarına katılarak heykeller hakkında uygulamalı bilgi edinme şansına sahip olacakları vurgulandı. Açıklamada, festivale dünyanın birçok ülkesinden tanınmış heykeltıraşın eserleriyle katılacağı bildirildi.

Yazı kategorisi: Heykel | » yorum bırak;

Hoca kolları sıvadı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 2 Temmuz 2007

Hoca kolları sıvadıAkşehir’de, 5-10 Temmuz’da düzenlenecek “48. Uluslararası Nasreddin Hoca Şenliği”nin tanıtım toplantısı İstanbul’da yapıldı. Richmond Otel’deki toplantıda konuşan AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem, Konya’nın, Mevlana ve Nasreddin Hoca gibi değerlerle kültürel bakımdan zengin olduğunu söyledi. Dünyada artık daha gergin hayat şartlarının söz konusu olduğunu ifade eden Erdem, “Günümüzde Nasreddin Hoca hoşgörüsüne çok ihtiyaç var. Hoca gülmeyi ve güldürmeyi, bunu yaparken de düşündürmeyi başarmıştır. Buna bugün de ihtiyacımız var” dedi.

Küresel ısınmaya el atacak!
Akşehir Kaymakamı Kenan Çiftçi de Nasreddin Hoca’nın, UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesine alınması için müracaatta bulunduklarını dile getirdi.
Akşehir Belediye Başkanı Mustafa Baloğlu ise Nasreddin Hoca’nın, Anadolu insanının aydınlık yüzü olduğunu söyledi. Baloğlu, hazırlanan şenlik afişlerinde Nasreddin Hoca’nın çok güncel bir problem olan küresel ısınma ve kuraklığa ilişkin mesaj verdiğini ifade etti. Baloğlu, şenlik kapsamında sergi ve dans gösterileri gibi birçok etkinlik düzenleneceğini aktardı. Akşehir Nasreddin Hoca ve Turizm Derneği Başkanı Taner Serin de, Hoca’nın 800’üncü doğum yıl dönümünün kutlanacağı 2008’de, Türkiye genelinde ve dünyanın birçok ülkesinde, Nasreddin Hoca’nın görüşleri ve ince kıvrak zekasının ürünü olan mizahının anlatılacağını ifade etti.

‘Beni siyasete karıştırmayın’
Geçen yıl olduğu gibi bu yılki şenliklerde de temsili Nasreddin Hoca olacak Kadir Çöpdemir, toplantıya Nasreddin Hoca kıyafetiyle katıldı. Sanatçı Selda Alkor’un da katıldığı toplantıda Çöpdemir, bu yılki şenlik sloganının “Tabiatı kurcalamayın kardeşim” olduğunu söyledi. Temsili Nasreddin Hoca, Türkiye’de yaklaşan genel seçimlere ilişkin olarak da “Hocayı siyasete karıştırmayın. Hocanız bu sene tabiatla ilgili” dedi.

Yazı kategorisi: Festival | » yorum bırak;

Gürcistan’da Osmanlı fermanları tarihe tanıklık ediyor

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 2 Temmuz 2007

Gürcistan Bilimler Akademisinin El Yazmaları Enstitüsünde yer alan ve Osmanlı sultanlarının tuğrasını taşıyan birçok ferman, buyruk ve benzeri belgeler, tarihe tanıklık ediyor.

Gürcistan Bilimler Akademisinin El Yazmaları Enstitüsünde yer alan ve Osmanlı sultanlarının tuğrasını taşıyan birçok ferman, buyruk ve benzeri belgeler, tarihe tanıklık ediyor.
Akademide Türkçe çeviriler üzerine çalışan Prof. Dr. Tsisana Abuladze, yaptığı açıklamada, Gürcistan kitaplıklarında Türkçe, Azerice, Türkmence ve Özbekçe toplam 300 el yazısı kitap ile Türkçe ve Azerice 1200 tarihi belgenin bulunduğunu kaydetti.
Abuladze, bunların büyük bölümünün Bilimler Akademisinin El Yazmaları Enstitüsünde ve devlet arşivinde korunduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Abuladze, tarihi şartlar, yakın komşuluk ilişkileri ve ticari ilişkiler dolayısıyla kitaplıklarında o dönemdeki Gürcistan’da, Türkçenin bilinmesi gerektiğini ortaya koyan belgeler bulunduğunu ifade etti.
Osmanlı sultanları ve üst düzey yetkilileri tarafından, vergilerden muaf tutulma hakkında hükümlerin yanı sıra aynı zamanda ellerinde hem resmi hem özel bilgileri içeren yazışmalar, iş ve tavsiye mektupları gibi belgeler bulunduğunu söyleyen Abuladze, Osmanlı sultanlarının tuğrasını taşıyan bu ferman ve belgelerin tarihe tanıklık ettiğini ifade etti.
Osmanlı-İran savaşı döneminde, 1724-1736 yıllarında Osmanlılar tarafından Güney Kafkasya bölgesinin alınmasına ve bu gibi konulara dair birçok önemli belgenin de bulunduğunu ifade eden Abuladze, tüm bunların Osmanlı döneminin siyasi, ekonomik ve sosyal tarihine, Gürcistan’ın genç feodalizm devrine, aynı zamanda Azerbaycan ve Dağıstan’ın siyasi yaşamına dair önemli bilgiler içerdiğini kaydetti.
Abuladze, 1815′te İmereti Kralı II. Solomon’un Ruslara karşı olduğunu ve Osmanlı hakimiyetini istediğini belirterek, Solomon döneminin ayrıca Gürcistan’da ikinci Osmanlı dönemi olarak tarihe geçtiğini ifade etti.
Prof. Dr. Abuladze, Gürcistan’daki Osmanlı sultanlarına ait ferman ve belgeler üzerindeki çalışmalarının devam ettiğini kaydetti. Elyazmaları Enstitüsünün Müdür Yardımcısı Giorgi Kalandia, Atatürk’ün Gürcistan’ın bağımsızlığına güçlü destek verdiğini belirtti. Gürcistan’da bağımsızlık mücadelesi veren ilk kral Noya Jordanya’nın
Türkiye’ye sığınma talebine Atatürk’ün olumlu yaklaştığını belirten Kalandia, Gürcü kralının 1918-1921 yılları arasında İstanbul Feriköy’de yaşadığını kaydetti. “Atatürk, Gürcistan’ın bağımsızlık mücadelesine güçlü destek verdi” diyen Kalandia, bugün Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili’nin de Atatürk’ü kendine örnek aldığını ve bu ideolojide olduğunu ifade etti.
Güney Kafkasya’nın en büyük el yazmaları arşivine sahip olduklarını ifade eden Kalandia, Türkiye-Gürcistan arasında tarihe tanıklık eden birçok belge ve yazışma bulunduğunu kaydetti.

Yazı kategorisi: Süsleme Sanatları | » yorum bırak;

Neşet Ertaş coşkusu

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 2 Temmuz 2007

Türk Halk Müziği’nin duayenlerinden olan Neşet Ertaş, sazı ve sözüyle bu kez de Bursalılar’ı coşturdu. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 46′ncısı düzenlenen ”Uluslararası Bursa Festivali” kapsamında, Neşet Ertaş hayranlarıyla buluştu ve meşhur bozlaklarıyla herkesi büyüledi.

Halk müziğinin en önemli temsilcilerinden olan Neşet Ertaş, Abdallar Grubu ile birlikte Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda verdiği konserde, özellikle seslendirdiği bozlaklar ile dinleyenlerinden büyük ilgi gördü. Her yaştan müziksevere unutulmaz eserleriyle keyifli dakikalar yaşatan Ertaş, konser sonunda hayranları tarafından ayakta alkışlandı.

Yazı kategorisi: Festival, Müzik | » yorum bırak;

Madımak Katliamı belgesel oldu

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 2 Temmuz 2007

Sivas’ta Madımak Oteli’nin yakılmasıyla 37 kişinin yaşamını yitirdiği Madımak Katliamı belgesel oldu. Yönetmen Medet Dilek’in 2006 yılında yapımına başladığı ‘Narkolepsi’ adlı belgesel tamamlandı. Daha önce Ulucanlar Cezaevi’ni konu alan ‘Notasyon’ ve Uğur Kaymaz olayını konu alan ‘Guandi’nin Düğünü’ adlı belgesel film hazırlayan yönetmen Dilek’in yapımını gerçekleştirdiği Sivas Katlimı belgeselin adı ‘Narkolepsi.’

Toplumda bu tür olaylara karşı bir refleksizlik olduğunu gözlemlediğini belirten Dilek, bu nedenle belgesele tıpta sürekli uyku hali hastalığı olan ‘Narkolepsi’ adını koyduğunu söyledi. Belgeselle toplumun bu yönüne vurgu yapmaya çalıştığını ifade eden Dilek, Ankara’da yapacakları galayla belgeseli gösterime sunacaklarını dile getirdi.

Müziğini müzisyen Murat Çalık ve Hüsnü Kızılgöz’ün mızıka enstürmanıyla hazırladığı belgeselde, olay gününden görüntüler, ailelerle, yangından kurtulanlarla ve bürokratlarla görüşmeler var. Arşiv görüntülerinin yer aldığı belgeselde, Madımak Oteli’nin içerisinde Ashap Koçak’ın mızıkası olduğu için mızıka enstürmanı kullanılmış. Mızıkayla yangında yaşamını yitiren Koray Kaya ile Uğur Kaymaz arasındaki ilişkiyi de bir anlamda göstermeye çalıştıklarını belirten Dilek, ‘Koray ile Uğur’u düşündüğümüzde bir Alevi-Sünni unsuru var. Bir şey var, birleştirici ötekileştirici olmaları ikisinin ortak öyküsü’ dedi.

‘Sosyalizme saygı’ konulu üçleme hedefini hayata geçiren Dilek, bu üçlemenin ilk ayağı olarak Ulucanlar Cezaevi’ni konu alan ‘Notasyon’ adlı belgeseli hazırladı. Dilek, üçlemenin ikinci ayağında ise Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz’ı konu alan ‘Guandi’nin Düğünü’ adlı belgeselle hazırladı. Üçlemenin son ayağında kadın sorunu üzerinden Kürt sorununa değinmeyi düşündüğünü belirten Dilek, bu projesini hayata geçireceğini belirterek, ayrıca milliyetçilik konulu bir belgesel çalışması olduğunu da belirtti.

Yazı kategorisi: Sinema | » yorum bırak;

“İstanbul’da” fotoğraf sergisi

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 2 Temmuz 2007

İki İstanbul aşığı olarak nitelendirilen fotoğraf sanatçıları Sina Demiral ve Özgür Çakır, ‘İstanbul’da’ ortak sergisiyle görülmesi gereken yerleri farklı bakış açılarıyla yansıtıyorlar. İki sanatçı, İstanbul’da hayatın tekdüzeliğiyle unutulan veya fark edilemeyen yerlerde görülemeyenleri sanatseverlerle paylaşıyorlar. ‘İstanbul’da’ fotoğraf sergisi, 14 Temmuz-3 Eylül 2007 tarihleri arasında içinden İstanbul geçen, dört uygarlığı içinde barındıran bin 500 yıllık Bizans Sarnıcı’nın üzerine inşa edilmiş Antik Hotel-Antik Cisterna Sergi Salonu’nda görülebilir.

1982 yılında Diyarbakır’da doğan Sina Demiral, 2004 yılında üniversiteyi bitirmesiyle fotoğrafla tanıştı. Mehmet Sina Demiral, İstanbul sevgisini çektiği İstanbul fotoğraflarıyla süslemeye başladı. İstanbul fotoğrafları ve sevgisi onu dokuz ay gibi bir dönem ‘İstanbul.com’ ve ‘In İstanbul’ dergisinde fotoğraf editörü olarak çalışmaya yöneltti. Daha önce ‘Fotofanclub’ın düzenlediği karma sergilerine ve ‘İstanbul’u Düşünüyorum Karma Sergisi’ne katıldı. Ayrıca Foreign Policy, Popüler Tarih, Chica, Go-Girl ve Ekonometri dergilerinde de fotoğrafları yayınlandı. M. Sina Demiral’ın fotoğraf ve fotoğrafçılık hakkında düşünceleri, genel olarak herkesin fotoğraf çekebileceği ama pek azının sanatsal kaygıyla deklanşöre basıldığı temeline dayanıyor. Fotoğrafı anlamlı kılacak kompozisyon öğelerinin, ‘o anı’ en iyi yansıtabilecek ışık değeriyle yaratıcı bir bakış açısı eşliğinde dondurduğuna inanıyor sanatçı. Fotoğrafta portre çalışırken, insan unsurunun sömürülmesine karşı çıktığı gibi, fotoğrafın temel öğesi insan olduğunda spontane çalışılan sokak fotoğrafı haricinde etik olarak kişilerin izniyle deklanşöre basılması gerektiğini belirtiyor. Her yerden bir fotoğraf çıkabileceğine inansa da, her mekandan çıkabilecek fotoğrafın başarılı olabileceğine inanmıyor. Fotoğrafta çekilen anın doğallığına, kurgudaysa konu gereğince absürd ya da doğal olması gerektiğine inanıyor. Fotoğrafta dijital müdahalelere karşı olmadığını, çağın bir gereksinimi olarak eğer doğru yerde doğru fotoğrafa uygulandığında sanatsal değerini artıracaksa yapılması gerektiğini de söylüyor.

Özgür Çakır, 1976 yılında Rizeli bir ailenin oğlu olarak Ankara’da doğdu. İlkokul hayatı, babasının mesleği gereği Mardin ve Dersim’de geçti. Ortaöğrenimini Bursa’da tamamladı. Tıp eğitimi için Ankara’ya, çocukluğunun artık sadece fotoğraflarda kaldığı şehre geri döndü. Üniversitede öğrenci kulüplerinde tiyatro, klasik dans ve fotoğrafla ilgilendi. Çocukluğunun ve ilk gençliğinin Anadolu’yu harmanlayarak geçmesinin fotoğraf anlamında da şimdilerde bilinçaltında olmak üzere kendisine çok şey kattığına inanıyor. İstanbul’da yaşıyor ve manyetik rezonansla insanları görüntülüyor. 1994′te HÜFK (Hacettepe Üniversitesi Fotoğraf Kulübü) ve eğitmen Mehmet Gökağaç’la tanıştığından beri ne yaptığını bilerek fotoğraf çekiyor. Üniversiteden sonra bir süre ara verdiği fotoğrafla, dijitale direncinin kırıldığı ve internette fotoğraf paylaşım siteleriyle tanıştığı 2004′ten itibaren daha yoğun ilgileniyor. ‘İstanbul’da’ fotoğraf sergisi, Sekbanbaşı Sk. No: 10 Beyazıt adresinde 14 Temmuz-3 Eylül tarihleri arasında görülebilir.

exhibitionsergi_by_sinademiral.jpg

Yazı kategorisi: Fotoğraf | 2 Yorum »

Nasreddin Hoca Şenlikleri Öykü ve Çizgi Bant Yarışması sonuçlandı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 2 Temmuz 2007

Nasreddin Hoca Şenlikleri kapsamındaki yarışma sonuçlandı.

Konya’nın Akşehir ilçesinde 5-10 Temmuzda yapılan 48. Uluslararası Nasreddin Hoca Şenlikleri kapsamında düzenlenen “Gülmece Öyküleri ve Çizgi Bant Yarışması” sonuçlandı.

48. Uluslararası Akşehir Nasreddin Hoca Şenliği kapsamında, Akşehir Nasreddin Hoca ve Turizm Derneği ile Akşehir Belediyesinin düzenlediği 26. Nasreddin Hoca Gülmece Öyküleri Yarışması ile 6. Ulusal Çizgi Bant Yarışması’nın sonuçları belli oldu.

Gülmece Öyküleri Yarışması’nda Caner Çaylak “Arkayı Kaçlayalım” isimli öyküsüyle birincilik, Atay Sözer “Resmi Keçi” isimli öyküsüyle ikincilik, Mehmet Erdem ise “İstemeden Baba Oldum” isimli öyküsüyle üçüncülük ödülünü kazandı.

Konusu küresel ısınma olan Ulusal Çizgi Bant Yarışması’nda ise birinciliği Şevket Yalaz, ikinciliği Ömer Çam ve üçüncülüğü de Musa Gümüş kazandı.

Gülmece yazarlarının yanı sıra genç yeteneklerin de teşvik edilmesi ve mizah öykülerinin okuyucusuyla buluşturulması amaçlanan Gülmece Öyküleri Yarışması’nın seçici kurulunda Muzaffer İzgü, Enver Ercan, Kandemir Konduk, Selahattin Duman, Öner Ciravoğlu, Ahmet Çuhacı ve Yusuf Çotuksöken yer alıyor.

Şenlik kapsamında düzenlenen “Kısa Metrajlı Komedi Filmleri Yarışması”nın sonuçlarının da yakında açıklanacağı öğrenildi.

Yazı kategorisi: Resim, Türk Edebiyatı | » yorum bırak;

Tarihi “Yalı Han” Roman Oldu

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 2 Temmuz 2007

Algör romanını,”Çanakkale Yalı Hanı ve Sakinleri” adıyla kaleme aldı.

Çanakkale’de öğrencilerin ve entelektüel kesimin uğrak yeri haline gelen tarihi Yalı Hanı, yazar İlhami Algör’ün romanına konu oldu. Yazar Algör, “Çanakkale Yalı Hanı ve Han Sakinleri” adıyla kaleme aldığı romanında “insanların gürültülü tarihlerinin taşa yazılmış sessiz belgesi niteliğinde olan bir binanın öyküsünü” anlattı.

Algör,  yaptığı açıklamada, Yalı Hanı’nı ilk gördüğünde kapısında “askere serbest” yazdığını, “acaba halk için yasak mı?” diye düşündüğünü, çünkü mekana gelen giden olmadığını söyledi.

Yalı Hanı’nın loş, karanlık ve kapalı bir alan olduğunu, ortamdaki tarihi kokunun ilgisini çektiğini belirten Algör, eski ahşap duvarların, kirişlerin neler görüp yaşadığını merak ettiğini, bunun üzerine “Çanakkale Yalı Hanı ve Han Sakinleri” adlı romanı yazmaya karar verdiğini bildirdi.

Çanakkale ile ilgili yazılan kitap ve romanların genelde, Çanakkale Savaşları üzerine olduğunu ifade eden Algör, savaştan önceki hayatı da merak ettiği için, sosyal açıdan önemli bir mekan olan Yalı Hanı’nı araştırdığını söyledi.

Algör, şöyle konuştu: “Sadece insanların değil, binaların da öyküleri vardır. Binaların öyküleri insanların o gürültülü tarihlerinin taşa yazılmış sessiz belgesidir. Tıpkı Yalı Hanı’nın öyküsü gibi.

Günümüzde öğrencilerin ve entelektüellerin uğrak yeri haline gelen Yalı Hanı’nda, bazen ünlü yazarlar söyleşi yaparlar, bazen de kitap imzalarlar. Böyle anlarda izdiham oluşur. Bazen de sessizlik kaplar ortalığı. Bir bakıma Yalı Hanı, ülkedeki durumu yansıtan bir ayna gibidir. Bazen sönük, bazen ateşli.”

Yazı kategorisi: Sanat Tarihi, Türk Edebiyatı | 1 Yorum »

Genç Müzisyerler ABD yolunda…

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 2 Temmuz 2007

İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera Bölümü öğrencileri, bu yıl Amerika’nın Minnesota Eyaleti’ndeki Duluth Üniversitesinde 20 Temmuz tarihinde gerçekleştirilecek uluslararası opera festivaline davet edildi.
Dünyanın çeşitli ülkelerinden öğrencilerin katılacağı festivalde, Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğrencileri, ”Türk Gecesi”nde, Yrd. Doç. Demet Eytemiz’in eşliğinde tamamı Türk bestecilerin eserlerinden oluşan programı yöresel kıyafetlerle seslendirecek.
DEÜ Konservatuvarı Müdürü Prof. Gülser Eryümlü, bir ilki gerçekleştireceklerini belirterek, ”Türkiye ve İzmir’i en iyi şekilde tanıtmaya çalışacağız. 4 Hafta sürecek yoğun çalışma dönemi sonunda sahnelenecek olan operalarla Amerika’da Türk bestecilerini de tanıtacağız” dedi.

Yazı kategorisi: Opera | » yorum bırak;

İstanbul’da Din ve Dini Mekanlar fotoğraf sergisi uzatıldı..

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 2 Temmuz 2007

Fotoğrafçı Ahmet YILMAZ’ın 2000 yılında başladığı ve yedi yıldan beri sürdürdüğü belgesel fotoğraf projesi ‘İstanbul’da Din ve Dini Mekanlar’ın ürünü olan 16 Haziran’da açılışı yapılan sergisi gördüğü yoğun ilgi üzerine 15 Temmuz’a kadar uzatıldı. Sergi Beyoğlu Fotoğrafevi’nde. Sergi de satılacak her eserin 100 YTL’si Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na bağışlanacak.

Beraber yaşayan ama birbirini tanımayan toplumlardan birinde yaşar hale geldik. Bu tanımama durumu gün geçtikçe de etkisini artırıyor. Bu bilgisizliğimiz üzerine karşı tarafı yargılama ve toplumlarda kendinden olmayan ile “öteki” şeklinde ilişkiye geçme durumu da eklenince durum içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Türk toplumunda konuya dini açıdan bakıldığında toplumda “öteki” olarak Gayri Müslimler görülürken Avrupa toplumlarında ise “öteki” olarak Müslümanlar görülüyor. Genelde biri diğerinin inançlarını bilmiyor hatta bunlarla ilgili önyargıları var.

Altı asırdan fazla süren Osmanlı kültürü sayesinde Türk toplumunda diğer toplumlara göre birlikte yaşama geleneği var. Ancak yine de Avrupa ve diğer toplumlarda ki kadar olmasa da özellikle kültür yozlaşmasının arttığı son yıllarda “öteki” kavramı toplumdaki etkisini gün geçtikçe artırıyor. Bu proje ile bir nebze de olsa ötekinin tanınmasına yardımcı olmak, dini yaşamları ve mekanlarını belgelemek, izleyicinin dünyayı algıladıkları pencereleri çoğaltmak ve önyargıları kırmak amacıyla yola çıkan Fotoğrafçı Ahmet Yılmaz bu proje ile bir adım attı.

İfade edilmesi hem kolay hem de zor olan din, insan ve mekan ilişkisini belgelemek amacıyla bugüne kadar onbinden fazla dia ve dijital olarak fotoğraf çeken Ahmet Yılmaz, çekimlerinde estetik, görkemli ve farklı tarzları olan dini yapıtları önplana aldı.

sergi15temmuz_2.jpg

Yazı kategorisi: Fotoğraf | » yorum bırak;

Çatalhöyük’te Yeni Bulgular

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 2 Temmuz 2007

9000 yıl önce burada yaşayanlar çoğunlukla balık yiyormuş.

Dünyada bilinen ilk yerleşim yerlerinden biri olan Çatalhöyük’te kazı yapan bilim adamları, burada 9 bin yıl önce yaşayanların daha çok balık yediğini ortaya çıkardı.

Konya’nın Çumra ilçesinde bulunan Neolitik dönem yerleşim yeri olan Çatalhöyük’te kazı çalışmaları, geçen hafta yeniden başlayan kazıyla 15′inci yılına girdi.

Çatalhöyük Kazısı Başkanı İngiliz Profesör Ian Hodder,  yaptığı açıklamada, Türkiye’de Göbeklitepe’den sonra en eski yerleşim biriminin Çatalhöyük olduğunu, burada yaklaşık 8 bin kişinin yerleşik hayata geçerek bir kent kurduğunu söyledi.

Prof. Dr. Hodder, Çatalhöyük’ün özelliğinin kalabalık nüfusu yanında, Neolitik çağ yerleşim birimlerinden en büyük farkının, duvar resimleri, semboller ve heykelcikler gibi sanat eserlerine bol miktarda rastlanması olduğunu vurguladı.

Çatalhöyük’ün en önemli özelliklerinden birinin de yönetici anlamında bir başkanın olmaması ve tüm bireylerin eşit statüde bulunması olduğunu ifade eden Prof. Dr. Hodder, 9 bin yıl önce yaşamış bu insanların, çatıdaki kapı benzeri boşluklardan girilen kerpiç evlerde yaşadıklarını bildirdi.

Kazı Çalışmaları En Son Tekniklerle Yapılıyor
Kazı çalışmalarını, bugün gelinen en son arkeoloji teknikleriyle laboratuvar destekli olarak sürdürdüklerini belirten Prof. Dr. Hodder, şunları kaydetti:

“Evlerin içinde, insan iskeletleri de dahil çok fazla miktarda buluntu var. Bu nedenle kazı çalışmaları oldukça yavaş ilerliyor. Burada 10 yıl daha kazı yapmak istiyorum. Zaten arkeolojik kazılar çok ağır ilerler. Amacımız, Çatalhöyük insanının yaşam şekli, alışkanlıkları, birbiriyle olan ilişkileri konusunda yeni bilgilere ulaşmak. Burada bazı duvar resimlerinde, avcıların üzerinde basit şekilde çizilmiş leopar desenli kıyafetler görüyoruz. Leoparlar çok güçlü ve tehlikeli hayvanlardır. Leoparı avlayan kişilerin, bu hayvandan daha güçlü olduğunu göstermek istediklerini sanıyoruz.”

Tahıl Değil Balık Yiyorlarmış
Daha önce Çatalhöyük insanının tahıl gibi kuru gıdalarla beslendiğini tahmin ettiklerini ancak her yeni bulgunun, kendilerine bu konuda yeni bilgiler verdiğini söyleyen Prof. Dr. Hodder, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Geçtiğimiz yıl yaptığımız kazılardan aldığımız buluntu örneklerini İngiltere’de gelişmiş laboratuvarda incelediğimizde, Çatalhöyük insanının beslenme şekli konusunda daha önce bilmediğimiz ayrıntılara ulaştık. Daha önce bu insanların sulak olmayan bir yerde yaşadıklarını, beslenme şekillerinin de buna bağlı olduğunu düşünüyorduk. Ancak yaptığımız son kazılarda en çok tükettikleri besin maddesinin balık olduğunu tespit ettik. Muhtemelen bu insanlar balıkları, o dönemde çevredeki akarsulardan yakalıyorlardı.”

Prof. Dr. Hodder, kazı çalışmaları ilerledikçe, insanın dünyadaki serüveniyle ilgili yeni bulgularla karşılaşmayı umduklarını belirtti.

Yazı kategorisi: Antropoloji, Arkeoloji | » yorum bırak;

Giresun’da 10. Kuş Dili Festivali yapıldı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 2 Temmuz 2007

Giresun’un Çanakçı ilçesinde her yıl geleneksel olarak düzenlenen ”Kuş Dili Festivali”nin 10′uncusu yapıldı. Konuşmaların ardından ”Kuşdiliyle (ıslıkla) Anlaşma” yarışması yapıldı. Yarışmaya, çocuklar, kadınlar ve erkekler katıldı.

Festivalde, Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü’nce,  görevlendirilen araştırmacı Tanju Ozanoğlu ve kameraman İrfan Saatçi bu kültürü arşivlemek ve belgesel hazırlamak üzere çekimler yaptılar. Bu çalışmalar yakın zamanda yayınlanarak, Kuşdili’nin geniş kitlelere tanıtılması sağlanacak.

Yazı kategorisi: Festival | » yorum bırak;

Nesimi Çimen Anıldı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 2 Temmuz 2007

Sivas olaylarının 14. yılında halk ozanı Nesimi Çimen, Karacaahmet Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı.

Yazı kategorisi: Müzik | » yorum bırak;

Kral Kaya Mezarlarına ziyaretçi akını

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 2 Temmuz 2007

Amasya’da, yaklaşık 3 ay önce taş yuvarlanması tehlikesine karşı ziyarete kapatılan ve 1 hafta önce yeniden ziyarete açılan Kral Kaya Mezarları ve Kızlar Sarayı’na turistler yoğun ilgi gösteriyor.

Yazı kategorisi: Arkeoloji | » yorum bırak;