Devlet Sözlük Yazar mı?
Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 7 Temmuz 2007
Dil araştırmaları ve sözlük çalışmalarıyla bilinen D.Mehmet Doğan’ın yeni kitabı ‘Devlet Sözlük Yazar mı?’ yeni bir tartışmayı başlattı.
‘Devlet sözlük yazar mı?’ tartışması
Dil araştırmaları ve sözlük çalışmalarıyla bilinen D.Mehmet Doğan’ın yeni kitabı ‘Devlet Sözlük Yazar mı?’ (Ebabil Yayınları) yeni bir tartışmayı başlattı. Doğan, kitabında, devletin dile ilgisinin zamanında çok yanlış ideolojik müdahalelere yol açtığını ve bu yaklaşımın Türk Dil Kurumu’nun(TDK) ilk baskısı 1945′te yapılan sözlüğüyle başladığını anlatıyor.
Doğan, piyasadaki Türkçe sözlüklerin çoğunu da ‘devlet sözlükleri’ veya ‘yanaşık düzen sözlükleri’ olarak niteliyor. Bu sözlüklerin özellikle ideolojik hassasiyet gösterilen kavramların tarifinde gerçekçilik, bilim ve objektiflikten saptıklarını öne süren Doğan, devletin dile müdahalesinin, sözlüklerin kelime kadrosundan kelimelerin tarifine kadar her şeyi belirlemek istemeye kadar gittiğini iddia ediyor. Yaşar Çağbayır, Ali Püsküllüoğlu gibi sözlük yazarları, Doğan’ın görüşlerini desteklerken, TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, asıl, kurumların değil, şahısların hazırladığı sözlüklerde ideolojik yaklaşımlar görüldüğünü savunuyor.
1945 basımı Türkçe Sözlük’ün sadece 15 bin kelime ihtiva ettiğine ve ‘devlet tarifleri kataloğu’ konumunda olduğuna dikkat çeken Doğan, 1950′de iktidar değişince TDK’nın eski iktidarı temsil eder bir yapı kazandığını ve yeni yönetime karşı laiklik, Atatürkçülük gibi kelimelerin tarifini değiştirdiğini öne sürüyor. Dilin, halkın malı olduğunu vurgulayan Doğan, “Türkçenin ‘devlet dili’ olması onu her bakımdan devletin tasarrufu altına sokmaz.” diyor.
Mehmet Doğan’ın, devlet tarafından hazırlanan sözlüklerde kelimelerin anlamlarının siyasi görüş tarafından nasıl değiştiğini gösteren ilginç tespitleri de var. Örneğin Türkçe sözlüğün Alman ırkçılığının güçlü olduğu yıllarda hazırlanan 1945 baskısında, Türkler de ari ırka yakın gösterilmiş ve ‘beyaz ırkın alpli kolundan’ oldukları kaydedilmiş. Aynı baskıda din tarif edilirken mecazî olarak da olsa ‘Kemalizm Türk’ün dinidir’ denilmiş. Bu ibare 1983 baskısı sözlüğe kadar devam etmiş. En çarpıcı örneklerden biri de ‘başbuğ’ kelimesi. 1940′larda cumhurbaşkanına hitaben kullanılan başbuğ, devlet sözlüğünde uzun yıllar ‘başkumandan’ olarak yer almış. 1970′ten sonra bir siyasi lider bu sıfatı alınca tarifine ‘devlete karşı ayaklananların başı’ cümlesi de eklenmiş. Devletin kelimeleri bu şekilde anlamlandırmaya kalkışamayacağını savunan Doğan, “Fakat Türkiye’de hâlâ devlete böyle fonksiyonlar yüklemek isteyenler var. Bu çağ yanılmasının çaresi, önce hürriyetleri bilmek, sonra da onlara saygı göstermektir. Dogmacılığı besleyen fikrî devletçilik, bilimsel devletçilik, iktisadi devletçilikten daha az zararlı değildir.” diyor.
Ali Püsküllüoğlu (sözlük yazarı): Devletin dile müdahalesi bilime aykırı
Bir kelime dilde varsa vardır, yoksa yoktur. TDK’nın doğruları da vardır, yanlışları da. Geçtiğimiz günlerde bazı deyimlerin çıkarılması konusunda çalışmaları olduğunu duyduk. Devlet, dilin gelişmesine resmî alanda kullanılmasını sağlayarak katkıda bulunmalıdır. Yoksa dilden sözcükleri ve deyimleri çıkararak bir şey elde edilmez. Dilin devlet tarafından kesilip biçilmesi, kelimelerin anlamlarının ideolojik çerçeveler dahilinde tarif/tahrif edilmesi gibi şeyler olamaz. Böyle olması bilime de aykırıdır. Çünkü bilim, ideolojiler karşısında da nesneldir. Dili halk yapar, yazarlar yapar, ozanlar yapar.
Yaşar Çağbayır (sözlük yazarı) Her kelime sözlükte yer bulabilmeli
Kullanılmayacak kelimeler atılarak yeni sözlükler oluşturulmuş, buna da tasfiye denilmiş. Kelimeleri tasfiye etmek bir kültürü dışlamak anlamına gelir. Bir kimsenin yalnız kendisinin uydurup kendisinin kullanmış olduğu bir tek kelimenin bile sözlükte yer alması gerektiğini savunurum. Çünkü sözlük, okuyucunun anlamını bilmediği kelimeleri okuduğu metindeki bağlama uygun olarak anlayabilmesi için elzemdir. 29 yıllık öğretmenlik hayatım boyunca üstlerimizin, dolayısıyla devlet etme yetkisini elinde tutanların keyiflerine veya kanaatlerine göre kelime seçmek mecburiyetinde kalmamak için binlerce kelimenin fişini tuttum. O da beş ciltlik bir sözlük oldu.
Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın (TDK Başkanı): ‘Şahısların yazdığı sözlükler daha ideolojik’
Sözlükler, ’sözlük bilimciler’ tarafından hazırlanır. Batı dillerinde bu kişilere lexicographer denir. Türkiye’de ise lise mezunu bile olmayan kişiler sözlük hazırlıyor. Devlet, sözünden amaçlanan TDK ise TDK devlet değil, devletin bir bilim kurumudur. Şu anda TDK’da 200′e yakın bilim insanından oluşan çalışma gruplarında yalnızca Türkçe sözlük hazırlanmıyor. Çeşitli bilim dallarının terim sözlükleri de hazırlanıyor. TDK’nın 75 yıllık geçmişinde Derleme Sözlüğü, Tarama Sözlüğü gibi çok önemli çalışmalar gerçekleştirildi. Bu çalışmaları bir kişinin yapması mümkün değil. Benim dönemimde hazırlanan 10. baskı Türkçe Sözlük’te hiçbir siyasi, resmî, ideolojik yönlendirme yoktur.
Asıl, kurumların değil, şahısların hazırladığı sözlüklerde ideolojik yaklaşımlar görülüyor. Kafasına göre tanım yapanlar ülkede siyasi karmaşaya da yol açıyor. Türkçe Sözlük, bir kişi tarafından hazırlanamayacak kadar geniş söz varlığına sahip. Sözlükte genel sözlerin dışında tıptan iktisada, matematikten kimyaya binlerce terim bulunuyor. Bütün bunları bir kişinin bilmesi mümkün mü? Oysa Türkiye’de TDK dışındaki sözlüklerin birkaçı dışında hemen hepsi tek kişi tarafından hazırlanmış! Kulaktan dolma bilgilerle tanımlar yapılıyor bu sözlüklerde.
Üstelik biz sözlüğümüzü yayımlamadan önce ağ ortamında kullanıma açarak âdeta görücüye çıkardık. Binlerce kişinin katkılarıyla, eleştirileriyle zenginleştirdik. 10. baskı sözlüğü milletçe, imece yöntemiyle hazırladık. Şimdi bu sözlüğün yoğun diski de (YD=CD) çıkıyor. YD’de de pek çok kişinin emeği var. Anlamlar, örnekler için sözlük uzmanlarımızın yanı sıra sözlerin söylenişleri için de deneyimli sunucular çalıştı. Bütün bu çabaları görmezden gelip “Devlet sözlük yazmaz” demek ticari kaygılarla hareket etmekten başka bir şey değildir.
alkorsuha demiş
Ali Püsküllüoğlu bu konuda konuşma hakkı olmayan bir kişidir.Sözlüğü vardır,evet.Fakat bu zatın hazırladığı sözlüğü anlamak için başka sözlüklere ihtiyaç var.Kendi kafasına göre uydurduğu kelimelerden meydana getirdiği sözlükleri var diye bu konuda konuşma hakkına sahip olamaz.Adam günlük hayatta konuştuğumuz birçok kelimeyi sözlükten çıkarmış.Olacak şey mi?Tamamen ideolojik bir yaklaşımla sözlük hazırlamış.Onun için ben sayın Akalın’a katılıyorum.