Sanat Haberleri Ajansı (SaHA)

www.sanatajansi.com Test Yayını

‘Arkeoloji’ Kategorisi için Arşiv

Sultan Sarnıcı, düğün salonu olacak!

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 9 Temmuz 2007

Fatih’teki Roma dönemine ait Sultan Sarnıcı, düğün ve toplantı salonu olarak hizmet verecek. Sultan Sarnıcı’nın Organizasyon Müdürü Talip Yeşilova, önce turistlere yönelik sergiler düzenlenmesi planlanan sarnıcın, düğün ve toplantı organizasyonlarında kullanılmasına sonradan karar verildiğini belirterek, açılışı yarın yapılacak olan sarnıçta, iftar yemekleri vermeyi, talep olması halinde, seminerler, kongreler, klip ve dizi çekimleri, okulların mezuniyet baloları, iş yemekleri, kokteyl ve defile gibi organizasyonlar yapmayı da düşündüklerini kaydetti.

Konunun uzmanları “Sarnıçta yüksek düzeyle ses veya müzik yayını yapıldığında, tarihi eser zarar görebilir, yeni işlev kazandırma çalışmalarında daha dikkatli ve özenli olmak gerekir” yönünde görüş belirttiler.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | 2 Yorum »

Patara Kazıları 20. Yılı Doldurdu

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 9 Temmuz 2007

Likya Uygarlığının başkenti Patara’da yürütülen kazılar devam ediyor.

Antalya’nın Demre ilçesinde Likya Uygarlığı’nın başkenti olan Patara kentinde yapılan kazılar devam ediyor. Akdeniz Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Fahri Işık başkanlığında yürütülen kazılar 20′nci yılını doldurdu.

70 kişilik bilim ekibi ve 29 işçinin çalıştığı kazılara bu yıl, Akdeniz Üniversitesi’nin yanı sıra, Anadolu Üniversitesi, Almanya’nın Hannover Teknik Üniversitesi ve Magdeburg Teknik Yüksekokulundan bilim adamları katıldı.

Antik kentte, tepe düzlüğü, liman hamamı, meclis binası, tiyatro, Doğu Roma hamamı ve çömlek işçiliği bölümlerinde kazı çalışmalarının yürütüldüğü bildirildi.

Akdeniz Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gül Işın, bu yılki kazıların çok geniş bir alanda devam ettiğini ifade etti.

Patara’nın büyük bir uygarlığa başkentlik yaptığını, dünyanın ilk anayasasının burada yazıldığını, Noel Baba’nın da burada doğduğunu belirten Işın, “Kazılar her yönüyle memnuniyet verici. Kazılarda yeni ortaya çıkarılan buluntular, bilime ve tarihe ışık tutuyor” dedi.

Kazıların bu yılki bölümünün 19 Eylülde sona ereceği bildirildi.

Yazı kategorisi: Arkeoloji | » yorum bırak;

Dünyanın Yeni 7 Harikası Belirlendi

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 8 Temmuz 2007

Latin Amerika’dan 3 tarihi eser listeye girdi. Ayasofya listede yok.

İsviçre merkezli faaliyet gösteren “Yeni 7 Harika Vakfı” adlı grubun 2000′den bu yana düzenlediği oylamaya bu yıl internet ve kısa mesaj aracılığıyla dünya çapında yaklaşık 100 milyon kişi katıldı. Oylama sonucu Portekiz’in başkenti Lizbon’da düzenlenen bir törenle açıklandı.

Aralarında İstanbul’dan Ayasofya’nında bulunduğu 21 aday arasından, ilk 7′ye girenler Meksika’daki Çiçen İtza piramidi, Brezilya’daki Kurtarıcı İsa Heykeli, Peru’daki Maçu Piççu harabeleri, Ürdün’deki Petra antik kenti, Hindistan’daki Taç Mahal, İtalya’daki Kolezyum ve Çin Seddi oldu.

Bu 7 harikaya ek olarak Mısır’daki Gize piramitleri de “dünya harikalarından biri olma statüsünü” korudu.

Millattan Önce 2′nci yüzyılda ilk olarak Bizanslı Filon tarafından belirlenen ve Türkiye’den de Efes Artemis Tapınağı ile Halikarnas’taki Bodrum Mozolesi’nin de içinde bulunduğu “Dünyanın 7 orijinal harikası”ndan ancak Mısır’daki Gize Piramidi özel statüyle “7 harika” listesine girebildi.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Mimarlık, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

İstanbul Tehlikeyi Atlattı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 7 Temmuz 2007

Birleşmiş Milletler’in Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) Dünya Mirasını Koruma Komitesi, tarihî dokunun tahrip edildiği ve eserlerin yağmalandığını öne sürerek ‘Tehdit Altındaki Dünya Kültür Mirası Listesi’ne almakla uyardığı İstanbul, şimdilik tehlikeyi atlattı.

Birleşmiş Milletler’in Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) Dünya Mirasını Koruma Komitesi, tarihî dokunun tahrip edildiği ve eserlerin yağmalandığını öne sürerek ‘Tehdit Altındaki Dünya Kültür Mirası Listesi’ne almakla uyardığı İstanbul, şimdilik tehlikeyi atlattı. İstanbul’da son zamanlarda yapılan çalışmaları olumlu bulan komite, 2008 yılına kadar tarihî eserlere yönelik yapılan çalışmaların kesintiye uğramaması halinde İstanbul üzerindeki tehlike uyarılarının kaldırılacağını açıkladı. Yeni Zelanda’da bir araya gelen 22 kişilik komitenin aldığı kararla, 2010 yılı için Avrupa Kültür Başkentliği unvanını alan İstanbul için seferber olan Türkiye, istediği sonucu aldı.

Türkiye’den 9 eser
İstanbul Vali Yardımcısı Cumhur Güven Taşbaşı başkanlığında Dışişleri Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan oluşan 6 kişilik heyet, İstanbul’un liste dışında kalmaması için azami çaba gösterdi. Taşbaşı, Yeni Zelenda’da bir hafta süren toplantılar sırasında İstanbul için yapılan çalışmaların da ele alındığını açıkladı. 3 yıldır mercek altında tutulan İstanbul’un aldığı tedbirlerle göz doldurduğu belirtilerek, tarihî yarımada ve özellikle tüp geçit kazıları sırasında çıkarılan eserlerin sergilenmesi konusundaki tavırların takdir topladığı kaydedildi. UNESCO’nun listesinde halen 130 ülkeden 830 kültür varlığı, insanlığın ortak mirası olarak yer alıyor. Türkiye’den ise şu ana kadar 9 kültürel varlık listeye eklendi.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Dörtbin Yıllık Tarihi Kale’nin Çatlakları Onarılıyor

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 6 Temmuz 2007

Sinop Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü tarafından başlatılan çalışma kapsamında yerinden oynayan ve düşmek üzere olan Sinop Kalesi ve surlarına ait taşlar tekrar eski haline getiriliyor. Konuyla ilgili bilgi veren Sinop Kültür ve Turizm Müdürü Hikmet Tosun, aciliyet arz eden önemli noktaların onarıldığını, ilerleyen süreçte topyekun bir tadilat yapılacağını söyledi. Tosun, “Amacımız 3 bin 200 metre uzunluğundaki Sinop Kalesi’nin taamının onarılması. Kale ve surların tamamının röleve ve restorasyonlarının projeleri yapıldı. Ödenek geldiği anda tamamını onarmayı düşünüyoruz. Kalelerin tamamı için 600 bin YTL’lik bir ödenek bekliyoruz. Konuyla ilgili çalışmalar bakanlığımız tarafından yürütülüyor” dedi.

Şu an yürütülen çalışmanın pazarlık usulü yapıldığını kaydeden Tosun, “Kaledeki taşlar zamanla yıpranmış, aradaki derzleri dökülmüştü. Bazı bölümlerde de çatlama meydana gelmişti. Trabzon Röleve Müdürlüğü’ne yaptırdığımız keşifle beraber müze denetimimizde can ve mal güvenliğini tehdit eden bu çöküntüleri onarmaya çalışıyoruz. 9 bin YTL’lik bir keşif yapıldı ve pazarlık usulü usta çalıştırmak sureti ile ihale yapmadık” diye konuştu.

Yazı kategorisi: Arkeoloji | » yorum bırak;

7 harikanın oylamasında son iki gün

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 6 Temmuz 2007

Dünyanın yeni 7 harikasını belirleyecek olan anketin bitmesine iki gün kaldı. Ankette M.Ö. 537’de inşa edilmiş İstanbul’daki Ayasofya da bulunuyor. Oylama 07.07.07’de sona erecek.

Dünyanın 7 harikasından geriye sağlam olarak sadece Giza Piramidi kalınca, 8 yıl önce yenilerinin seçilebilmesi için bir yarışma başlatıldı. Dünyanın dört bir yanından gelen 200 başvuru, uzmanlar tarafından 21’e kadar düşürüldü.

O günden bu yana devam eden ve dünyanın yeni 7 harikasının seçileceği anketin sonuçlanmasına 2 gün kaldı. İnternet üzerinden milyonlarca kişinin katıldığı oylama 7 Temmuz Cumartesi günü sona erecek. Oylamanın sonucu Portekiz’in Lizbon kentinde açıklanacak.

Dünyanın yeni 7 harikası adayları arasında Çin Seddi, Tac Mahal, Özgürlük Anıtı, Eyfel Kulesi, Roma’da bulunan Colloseum ve Atina’daki Acropolis gibi birçok önemli yapıt bulunuyor. M.Ö. 537’de inşa edilmiş İstanbul’daki Ayasofya da öne çıkan bir diğer aday.

Bu ankete kadar dünyanın 7 harikası olarak kabul edilen Keops Piramidi, Babil’in Asma Bahçeleri, Zeus Heykeli, Artemis Tapınağı, Rodos Heykeli, İskenderiye Feneri, Halikarnas Mozolesi gibi yapıtların bir ya da birkaçının belirlenecek yeni 7 harika içerisinde olmayabileceği düşünülüyor.

Dünyanın yeni 7 harikasını belirleyecek olan ankete www.new7wonders.com adresinden katılmak mümkün.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | 2 Yorum »

Kelenderis Mozaiği yol gösteriyor

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 6 Temmuz 2007

Aydıncık ilçesindeki kazılara “Kelenderis Mozaiği” ışık tutuyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Selçuk Üniversitesinin (SÜ) ortak projesi olarak 1987′den bu yana yürütülen Mersin’in Aydıncık ilçesi Kelenderis antik kentindeki kazılara, yörede 18 yıl önce bulunmasına karşılık yeni sergilenen “Kelenderis Mozaiği” ışık tutuyor.

Milattan Sonra 5′inci yüzyıl sonlarında yapıldığı tahmin edilen mozaik, bulunduğu arsanın sahibi ile itilaflar nedeniyle yıllar sonra sergilenebilirken, üzerindeki manzara nedeniyle ise dünyada eşinin bulunmadığı bildirildi.

SÜ Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve kazı başkanı Levent Zoroğlu,  yaptığı açıklamada, 1987 yılından itibaren yürütülen Kelenderis antik kentindeki kazılarda, bugüne kadar Akropol, Agora ve tiyatro gibi kalıntıların ortaya çıkarıldığını, alandaki en önemli bulgunun ise 1989′da ortaya çıkarılan Kelenderis Mozaiği olduğunu söyledi.

Mozaiğin bulunmasının ardından 4 yıl süreyle onarımının sürdüğünü anlatan Zoroğlu, arsa sahibi ile yaşanan itilaflar nedeniyle sergilenmesinin ise ancak 14 yıl sonra yapılabildiğini kaydetti.

Mozaiğin üzerinde Kelenderis Antik Kentinin resmedildiğini ve dünyada bir eşinin daha bulunmadığını anlatan Zoroğlu, “Mozaiğin, bin 500 yıl önce yapıldığını tahmin ediyoruz. Han yıkığı diye adlandırılan Kelenderis mozaiği dünyanın en önemli mozaikleri arasında bulunuyor. Çünkü mozaiğin üzerinde bugüne kadar bulunan mozaiklerde olmayan manzara var. Bu resmin, Aydıncık’taki antik kent olduğunu savunuyoruz” dedi.

Yaklaşık 12 metre uzunluğunda, 3.20 metre genişliğindeki zemin mozaiğinin 3×3 metrelik panosunda, Kelenderis’in kent manzarası ile içinde iki yelkenlinin bulunduğu limanın betimlemesi bulunduğunu vurgulayan Zoroğlu, panoda ayrıca Roma hamamı, çeşitli antrepolar, limana bakan tarafında ise başka yapıların yer aldığını söyledi.

Mozaiğin diğer kalıntıların ortaya çıkarılmasında da kılavuzluk yaptığını belirten Zoroğlu, “Mozaik üzerinde bulunan resimlerden yola çıkarak, limanın bulunduğu yerde bir yarım ada, bir tersane kalıntısı ve bir de kemerli yapı bulduk. Mozaiği inceleyerek, antik kentteki kalıntıları ortaya çıkarmaya çalışıyoruz” dedi.

Kazılar neticesinde yörede 5 bin yıl öncesine dair yaşam izlerinin bulunduğunu anlatan Zoroğlu, mozaik üzerinde bulunan tersanenin ise Anadolu’daki en eski tersanesi olduğunu belirlediklerini söyledi.

Osmanlılar döneminde Kelenderis’ten türetilmiş, “Gilindire” olarak adlandırılan ve Kıbrıs’a kapı olan kentin, zamanın en işlek liman şehri olduğuna dikkati çeken Zoroğlu, yapılan çalışmalarla ilgili olarak bir kitap, 30′a yakın makale yayınladıklarını, ayrıca yurt içi ve dışında çok sayıda konferanslar düzenlediklerini söyledi.

Levent Zoroğlu, Kelenderis Mozaiğinin bakanlıktan alınan ödenekle üzerinin ahşap korumayla kapatıldığını ve bir bekçi nezaretinde Aydıncık Limanında sergilenmeye başladığını kaydetti.

Zoroğlu, kentin tamamıyla gün yüzüne çıkması, kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması ve çevre düzenlemesinin yapılmasıyla Doğu Akdeniz’in turizmine önemli katkı sağlayacağını belirterek, bu yılki çalışmaların ise önümüzdeki günlerde başlayacağını ifade etti.

Çalışmaların daha kapsamlı yürütülebilmesi için sponsor desteği beklediklerini de kaydeden Zoroğlu, çalışmalara katılacak 50 kişilik ekipte, ODTÜ ve Doğu Akdeniz Üniversitesinden su altı araştırma gruplarının bulunduğunu da sözlerine ekledi.

Yazı kategorisi: Arkeoloji | » yorum bırak;

Rumkale Aydınlanıyor

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 5 Temmuz 2007

00054958.jpg

Gaziantep’in önemli tarihi ve kültürel varlıkları arasında yer alan Rumkale’nin turizme kazandırılması çalışmaları hızlandırıldı.

Özel İdare Genel Sekreteri Abdülkadir Demir, Hıristiyanlar için kutsal sayılan mekanlar arasında yer alan Rumkale’nin ışıklandırılacağını, ayrıca tuvalet ve kafeterya gibi sosyal tesislerin yapılacağını duyurdu.

İÇME SUYU GELECEK
Bu arada Rumkale’ye içme suyunun da geleceği ve bu yönde de çalışmaların hızlandırıldığı bildirilirken, yapılacak olan ışıklandırma, kafetarya, tuvalet ve içme suyu için yaklaşık 60 bin YTL harcanacağı kaydedildi.

Yazı kategorisi: Arkeoloji | » yorum bırak;

Lütfen! Tarihe saygı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 4 Temmuz 2007

Adana’da Oğuzların Üçok Boyunu temsil eden damgalar bulunan mezar taşlarının Türk tarihi açısından büyük önem taşıdığı bildirildi.
Adana’nın merkez Yüreğir ilçesine bağlı Camili köyünde, bin 300′lü yıllara ait olduğu tahmin edilen ve ”Adana’daki ilk Türk izleri” kabul edilen Üçok damgalı mezar taşlarının, ilgisizlikten adeta toprağa gömüldüğü bildirildi.
Yaklaşık 10 civarında Üçok damgalı, çok sayıda da tarihi mezar taşı bulunan Camili köyünde, tarihi alan yeteri kadar korunamadığı için talan edilmiş. Mezar taşlarının bir bölümü yere düşerek toprak altında günden güne kaybolurken, bilinçsiz kişilerin tarihi belgeleri yok edercesine büyük tahribatı ise dikkati çekiyor.
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Gözde Ramazanoğlu, bölgede yaptığı araştırmada söz konusu mezar taşlarının Türk ve Adana tarihi açısından son derece önemli rolü olduğuna işaret ederek, mezar taşlarının bulunduğu höyük alanının en kısa sürede koruma altına alınması, hatta turizme kazandırılması gerektiğini kaydetti.
Ramazanoğlu, bin 300′lü yıllara ait mezar taşlarının, Türklerin henüz Adana’ya yerleşmeden önce buraya gelip konakladıklarını gösterdiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
”Höyükteki mezarlarda bulunan işaretler (ok-yay kompozisyonu) farklı biçimlerde işlenmiş. Mezar taşlarının üzerindeki Üçok damgaları, Türk tarihi açısından son derece önemli. Fakat ne yazık ki son zamanlarda bazı kişiler oraya gömü yapmaya başlamış. Bu da tarihin yok olmasına neden oluyor. Üstelik başka yerde köyün kendi mezarlığı var. Mevcut 700 yıllık taşların üzerine kendi isimlerini yazıyorlar. Bu denli önemli bir kültür mirası, atalarımızın yadigarının yok olmaması İçin Adana Valiliğinden, bu mezarlığa sahip çıkılmasını istedik. Bu denli önemli bir kültür mirası ve atalarımızın yadigarını korumak çok önemli.”

Kültür, Turizm Müdürü Arık İl Kültür ve Turizm Müdürü Osman Arık ise bölgede tarihi yerleri tespit edip, turizme kazandırma çalışmalarına devam edildiğini söyledi.
Arık, bu kapsamda Camili köyündeki tarihi höyüğün birinci derecede sit alanı olarak ilan edildiğini belirterek, höyükteki tahribatı önlemek, güzel bir görünüm kazandırmak amacıyla girişimde bulunduklarını ifade etti.
Osman Arık, düzenleme yapabilmek için Kültür Varlıkları Bölge Kurulundan izin istediklerini, onay çıkması halinde çalışmalara başlayacaklarını kaydederek, şunları söyledi: ”Tarihi ve kültürel varlıklarımızı koruma noktasında bu höyük önemli bir yere sahip. Mezarların üzerinde bulunan damgalar, çok eskiden Türklerin burada yaşadığını gösteren, belge niteliği taşıyor. Bu anlamda höyüğün koruma altına alınması çok önemli. Höyüğün birinci derece sit alanı olmasına rağmen bazı tahribatların olduğunu tespit ettik. Bunu önlemek amacıyla alanı tel örgülerle koruma altına alıp, çevre düzenlemesi yapacağız.”

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

‘Yeni 7 Harika’ Açıklanıyor

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 4 Temmuz 2007

virgin-jesus-in-hagia-sophia.jpg

Antik dünyanın harikalarını, küreselleşen dünyanın yeni harikalarıyla birleştirme, yeni semboller bulma arayışındaki modern insan, 7 yeni harika belirliyor. Aralarında Ayasofya’nın da bulunduğu eserlerden hangilerinin yeni harikalar olacağının yanıtı, 7 Temmuz 2007′de açıklanacak.

Antik dünyada, 7 harika vardı, Babil’in asma bahçeleri, Olimpia dağındaki Zeus heykeli, Efes’teki Artemis Tapınağı, Halikarnas Mozolesi, Rodos Heykeli, İskenderiye Feneri ve Giza Piramitleri..

1999 yılında ise İsviçreli maceraperest Bernard Weber’ın harikalardan sadece piramitlerin ayakta kalmasından yola çıkarak ortaya attığı modern dünyanın harikalarını belirleme düşüncesi hayata geçirildi.

Bunun üzerine dünya çapında 200 yer belirlendi. Yeni 7 dünya harikası için küresel oylama yapabilmek için de bu yerlerin sayısı uzmanlarca 21′e indirildi.

Aralarında İstanbul’daki Ayasofya’nın da bulunduğu bu yerlerden 7’si dünyanın yeni harikaları olacak. Diğer adaylar arasında, Tac Mahal, Roma’daki Kolozyum, Sydney’deki Opera binası, New York’taki Özgürlük heykeli ve Mali’deki Timbuktu kenti de bulunuyor.

Üstelik Milattan Önce 200 yılında Bizanslı Philon’un belirlediği antik dünyanın yedi harikasından farklı olarak, bu sefer bütün dünya vatandaşları, yeni harikaları belirlemek için oya sahip.

Şimdiye kadar dünyada 80 milyon kişi internet üzerinden seçimini yaptı. Oylama sonucu, 7 Temmuz 2007′de Portekiz’in başkenti Lizbon’da açıklanıyor.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

İlk Tarım Anıtı İlgi Bekliyor

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 3 Temmuz 2007

Konya’daki Hititlerden kalma ivriz kabartmaları yeterince bilinmiyor.

Konya’nın Ereğli ilçesindeki Hititler’den kalma İvriz Kabartmaları, yeterince tanıtılamadığı için beklenen ziyaretçi sayısına ulaşamıyor.

Ereğli Müze Müdürü Ziyaettin Taşçı, yaptığı açıklamada, Ereğli’nin, Neolitik dönemden Cumhuriyet dönemine kadar, kesintisiz bir şekilde tüm dönemlere ait kalıntıların yer aldığı ender yerleşimlerden biri olduğunu belirtti.

Taşçı, Neolitik, Eski Tunç, Asur ticaret kolonileri, Hitit Çağı, Geç Hitit Çağı, Frig Çağı, Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait eserlerin Ereğli Müzesi’nde bir arada görülebileceğini söyledi.

Oymalı Yer Altı Şehirleri, Koçak Kilisesi, Aziz Yahya Kuyusu gibi çok sayıda tarihi değerin de yerinde görülebileceği Ereğli’de, en önemli yapının ise milattan önce 8. yüzyıldan günümüze ulaşan İvriz Kaya Anıtı olduğunu dile getiren Taşçı, “Üzerindeki kabartmalarda tanrı figürünün bir elinde üzüm salkımı, diğer elinde ise buğday başağı bulunan anıt, dünyadaki ilk tarım anıtı olma özelliği taşıyor.” dedi.

Bu anıtın büyük bir kayaya çok büyük bir ustalıkla işlendiğini ifade eden Taşçı, şunları kaydetti: İvriz köyündeki İvriz Çayı üzerinde doğal bir kayaya figürler kabartma tekniğiyle, yazıt ise yontularak yapılmış. Hitillerden kalan İvriz Kaya Anıtı, Tuwana adlı ülkeyi yöneten Kral Warpalavas’ı ve tanrı Tarhundaş’ı betimliyor. Kral, tanrıya ellerini kaldırarak şükranlarını sunmakta, tanrı da bir elinde üzüm salkımı, bir elinde üzüm başağı tutmaktadır.”

Anıtın yazıtında ise kral, ‘Ben sarayda prensken bu üzüm bağlarını diktim ve buğday başaklarını yetiştirdim. Tanrı bunlara bereket ve bolluk versin.’ demektedir. Üzüm ve buğday başağı sembolleri, o dönemde de Konya ve çevresinde tarımın insanlar için yaygın bir uğraş ve çok önemli olduğunu gösteriyor.

Dünyada ilk defa tarım sektörünü anlatması ve belgelemesi açısından ön plana çıkan eserin yeterince tanıtılamadığı için beklenen ziyaretçi sayısına ulaşamadığı belirtiliyor.

Yazı kategorisi: Antropoloji, Arkeoloji | » yorum bırak;

Belen’de tarihi hamam aslına uygun olarak restore ediliyor

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 3 Temmuz 2007

Hatay’ın Belen geçidinde bulunan tarihi hamam Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından aslına uygun bir şekilde restore ediliyor. Kanuni Sultan Süleyman’ın emri ile Belen’e yaptırılan cami, kervansaray ve hamam günümüze kadar ayakta kalmayı başardı.

Geçtiğimiz yıl tamamlanan kervansarayın restorasyonunun ardından Belen’de bulunan tarihi hamam da restore edilmeye başlandı. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün onayı ile Hatay Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün Irmak İnşaat firmasına 300 bin YTL’ye ihaleye verilen hamamda çalışmalar aralıksız devam ediyor. Tarihi hamamın aslına uygun bir şekilde yapılması için Irmak Restorayon şantiye şefi Vecihe Anjelin Bülbül, ekibi ile birlikte çok titiz bir şekilde çalışmalarını sürdürüyor. Kervansarayın ardından hamamın da tamamlanması ile Belen’in turizm yönünden daha da hareketleneceği belirtilirken, hamamın restore edildiğini öğrenen vatandaşlar Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne teşekkür etti. Belen kervansarayının işletmeciliğini yapan Turizmci Ayşe Barut Keklikçi, “Belen Türkiye’yi Ortadoğu’ya bağlayan önemli bir geçit. Aynı zamanda İpekyolu üzerinde bulunması ise Belen’in önemini daha da artırıyor. ” diye konuştu.

Yazı kategorisi: Arkeoloji | » yorum bırak;

Allianoi için tuhaf öneri

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 3 Temmuz 2007

Allianoi antik kentini kurtarmak için DSİ tarafından önerilen projede, üzeri örtülerek su altında bırakılacak kalıntıların, kameralarla izlenerek turizme hizmet vermesinin planlandığı belirtildi.

1800 yıllık tarihe sahip, en sağlam Roma ılıcası olarak gösterilen Allianoi’nin yok olmaması için DSİ tarafından üretilen proje üzerine tartışmalar sürüyor. DSİ 2. Bölge Müdürü Ayhan Sarıyıldız , antik ılıcanın su altında kalacak bölümlerine yerleştirilecek kameralarla turizme hizmet verileceğini, bölgedeki kazılara sualtı arkeologlarınca devam edileceğini söyledi.

Alliaoni Kazısı Bilimsel Heyeti Başkanı Ahmet Yaraş , DSİ’nin önerdiği projeye tepki gösterdi. Projeyle antik kentin sular altında kalacağına dikkati çeken Yaraş, “Önerdikleri proje kesinlikle korumaya yönelik bir proje değildir” diye konuştu.

Yazı kategorisi: Arkeoloji | » yorum bırak;

Çatalhöyük’te Yeni Bulgular

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 2 Temmuz 2007

9000 yıl önce burada yaşayanlar çoğunlukla balık yiyormuş.

Dünyada bilinen ilk yerleşim yerlerinden biri olan Çatalhöyük’te kazı yapan bilim adamları, burada 9 bin yıl önce yaşayanların daha çok balık yediğini ortaya çıkardı.

Konya’nın Çumra ilçesinde bulunan Neolitik dönem yerleşim yeri olan Çatalhöyük’te kazı çalışmaları, geçen hafta yeniden başlayan kazıyla 15′inci yılına girdi.

Çatalhöyük Kazısı Başkanı İngiliz Profesör Ian Hodder,  yaptığı açıklamada, Türkiye’de Göbeklitepe’den sonra en eski yerleşim biriminin Çatalhöyük olduğunu, burada yaklaşık 8 bin kişinin yerleşik hayata geçerek bir kent kurduğunu söyledi.

Prof. Dr. Hodder, Çatalhöyük’ün özelliğinin kalabalık nüfusu yanında, Neolitik çağ yerleşim birimlerinden en büyük farkının, duvar resimleri, semboller ve heykelcikler gibi sanat eserlerine bol miktarda rastlanması olduğunu vurguladı.

Çatalhöyük’ün en önemli özelliklerinden birinin de yönetici anlamında bir başkanın olmaması ve tüm bireylerin eşit statüde bulunması olduğunu ifade eden Prof. Dr. Hodder, 9 bin yıl önce yaşamış bu insanların, çatıdaki kapı benzeri boşluklardan girilen kerpiç evlerde yaşadıklarını bildirdi.

Kazı Çalışmaları En Son Tekniklerle Yapılıyor
Kazı çalışmalarını, bugün gelinen en son arkeoloji teknikleriyle laboratuvar destekli olarak sürdürdüklerini belirten Prof. Dr. Hodder, şunları kaydetti:

“Evlerin içinde, insan iskeletleri de dahil çok fazla miktarda buluntu var. Bu nedenle kazı çalışmaları oldukça yavaş ilerliyor. Burada 10 yıl daha kazı yapmak istiyorum. Zaten arkeolojik kazılar çok ağır ilerler. Amacımız, Çatalhöyük insanının yaşam şekli, alışkanlıkları, birbiriyle olan ilişkileri konusunda yeni bilgilere ulaşmak. Burada bazı duvar resimlerinde, avcıların üzerinde basit şekilde çizilmiş leopar desenli kıyafetler görüyoruz. Leoparlar çok güçlü ve tehlikeli hayvanlardır. Leoparı avlayan kişilerin, bu hayvandan daha güçlü olduğunu göstermek istediklerini sanıyoruz.”

Tahıl Değil Balık Yiyorlarmış
Daha önce Çatalhöyük insanının tahıl gibi kuru gıdalarla beslendiğini tahmin ettiklerini ancak her yeni bulgunun, kendilerine bu konuda yeni bilgiler verdiğini söyleyen Prof. Dr. Hodder, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Geçtiğimiz yıl yaptığımız kazılardan aldığımız buluntu örneklerini İngiltere’de gelişmiş laboratuvarda incelediğimizde, Çatalhöyük insanının beslenme şekli konusunda daha önce bilmediğimiz ayrıntılara ulaştık. Daha önce bu insanların sulak olmayan bir yerde yaşadıklarını, beslenme şekillerinin de buna bağlı olduğunu düşünüyorduk. Ancak yaptığımız son kazılarda en çok tükettikleri besin maddesinin balık olduğunu tespit ettik. Muhtemelen bu insanlar balıkları, o dönemde çevredeki akarsulardan yakalıyorlardı.”

Prof. Dr. Hodder, kazı çalışmaları ilerledikçe, insanın dünyadaki serüveniyle ilgili yeni bulgularla karşılaşmayı umduklarını belirtti.

Yazı kategorisi: Antropoloji, Arkeoloji | » yorum bırak;

Kral Kaya Mezarlarına ziyaretçi akını

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 2 Temmuz 2007

Amasya’da, yaklaşık 3 ay önce taş yuvarlanması tehlikesine karşı ziyarete kapatılan ve 1 hafta önce yeniden ziyarete açılan Kral Kaya Mezarları ve Kızlar Sarayı’na turistler yoğun ilgi gösteriyor.

Yazı kategorisi: Arkeoloji | » yorum bırak;

Müzeler için 2007 projeleri

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 1 Temmuz 2007

BİLECİK, ISPARTA, KARABÜK VE OSMANİYE’YE MÜZE
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Orhan Düzgün, 2007 yılında, Bilecik Müzesi, Isparta Uluborlu Müzesi, Karabük Safranbolu Müzesi ve Osmaniye Kadirli Karatepe Müzesi olmak üzere 4 yeni müze açılacağını söyledi.

Düzgün, Tokat, Diyarbakır, Elazığ, Van ve Samsun gibi 15 ilin onarım ve restorasyon nedeniyle kapalı olan müzelerinin de yıl içinde açılmasının hedeflendiğini bildirdi.

Konya, Nevşehir, Kahramanmaraş, Adana, Gaziantep, Erzurum ve Sivas’taki 13 müzenin de “yeniden yapılandırılacağını” belirten Düzgün, eski tekniklerle teşhir edilen eserlerin teşhir ve tanziminin yenileneceğini ve sergileme mekanlarının tekrar düzenleneceğini kaydetti.

46 MÜZENİN ELEKTRONİK GÜVENLİK SİSTEMİ YENİLENDİ

Müzelerde yaklaşık 3 milyon eser olduğunu belirten Düzgün, geçen yıl 46 müzeye elektronik güvenlik sistemi kurulduğunu veya yenilendiğini, kalan müzelerin güvenlik sistemlerini de yıl içinde yenilemeyi planladıklarını söyledi.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ndeki eserlerin dijital ortama aktarılması ve kontrolü amacıyla yaptıkları çalışmaları anlatan Düzgün, “Akıllı Kamera Sistemleri” adlı pilot proje uygulamasının başlatıldığını bildirdi.

Orhan Düzgün, güvenlik hizmeti için 2005 yılında 118 olan personel sayısının 2006’da 316’ya çıkarıldığını kaydetti.

MÜZE GİRİŞLERİNDE YÜZDE 50 İNDİRİM
Orhan Düzgün, müzelerin 2006’daki ziyaretçi sayısının yaklaşık 16 milyon kişi olduğunu belirtti.

Düzgün’ün verdiği bilgiye göre, 65 yaş üstü, üniversitelerin arkeoloji, sanat tarihi gibi ilgili bölümleri, öğrenci grupları ve basın mensupları için uygulanan indirimler genişletilecek. 1 Martta başlayacak uygulamayla, SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur mensupları ile emeklilere müze girişlerinde yüzde 50 indirim uygulanacak.

“Müzelerin Gecesi” etkinlikleri ile halkın ücretsiz olarak müze ziyaret etmesi sağlanacak.

Ayrıca, geçen yıl başlanan ve on ayda 160 bin kişinin müzeleri ziyaret etmesini sağlayan “Halk Günü” uygulamasına 2007’de de devam edilecek. Bu uygulama kapsamında müze ve örenyerlerine pazartesi günleri ücretsiz girilebilecek. Halk Günü uygulaması, Topkapı Sarayı’nda salı günleri yapılacak.

Öğrenciler müzeleri ücretsiz gezmeye devam edecek.

“İLK DEFA BİZ TEFTİŞ YAPMIŞIZ”

Düzgün, hırsızlıkları engellemek ve müzeleri denetlemek için son bir yıldır genel sayım ve teftişe başladıklarını hatırlattı.

Bakanlık müfettişleri nezaretindeki sayım komisyonlarının, 36 müzedeki çalışmasını tamamladığını belirten Düzgün, Afrodisyas Müzesi’nden çalınan sikkelere değinerek, “Müzenin kurulduğu 1979 yılından beri, ilk defa biz teftiş yapmışız. Teftiş sonucunda ortaya çıktı” dedi.

TÜRKİYE’DEKİ KÜLTÜR VARLIKLARI VE KAÇAKÇILIK
Türkiye’de şu anda bakanlığa bağlı müzelerde yaklaşık 2 milyon 815 bin 470 taşınabilir eser bulunuyor. Bu eserlerin yarısını sikkeler oluşturuyor. Sikke sayısının yaklaşık 1 milyon 658 bin 275 adet olduğu belirtiliyor.

Bunun yanında, müzelerde 688 bin 32 arkeolojik eser, 290 bin 573 etnografik eser ile 118 bin tablet, 24 bin 885 el yazması, 23 bin 894 mühür ve mühür baskısı, 11 bin 281 arşiv vesikası ve 525 adet “diğer” kategorisine giren eser yer alıyor.

Müzelere, kazılar sonucu veya satın alma yoluyla yıllık ortalama 25 bin eser kazandırılıyor.

Bu arada, 2004 yılında 793 olan kaçak kazı ve kültür varlığı kaçakçılığı sayısının 2005’te 699’a, 2006’da 358’e düştüğü belirtildi.

Ayrıca, müze ve örenyerlerindeki kaçakçılık sayısının da, 2004 yılında 9, 2005 yılında 10 iken, 2006’da 5’e düştüğü kaydedildi.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Müze, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Mumya Kadın firavun Hatşepsut

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 30 Haziran 2007

Mısır’da 1903 yılında bulunan mumyanın kadın firavun Hatşepsut’a ait olduğu belirlendi. Mısırlı ilk çağ uzmanı Zahi Havas, mumyanın dişinden alınan DNA ve diğer bilimsel testlerle kadın firavunun kimliğinin belirlendiğini belirterek,”Bundan yüzde 100 eminiz. Mumya Hatşepsut’a ait” dedi. 104 yıl önce Mısır’ın Krallar Vadisi’nde mezarlık alanında bulunan ve iki ay önce Kahire Müzesi’ne kaldırılan mumyanın kime ait olduğu şimdiye kadar belirlenememişti. Eski Mısır’da 18′inci Hanedan döneminde hüküm süren kadın firavunun annesi Ahmose (Ahmos/Yahmos), babası Birinci Tutmosis. Image

İktidarda bulunduğu zaman dilimi konusunda çeşitli görüşler bulunan Hatşepsut’un, en erken milattan önce 1503 yılında iktidara geldiği, en geç milattan önce 1445′te iktidarının sona erdiği sanılıyor. Uzun süren hakimiyet yılları boyunca barışçı bir politika izleyen Hatşepsut, yalnızca isyan bastırmak için sefere çıktı.
Image
Hatşepsut’un zehir içerek intihar ettiği iddia edilse de bu konuda herhangi bir delil bulunamadı. Hatşepsut’un 22 yıl süren iktidarından sonra yerine Üçüncü Tutmosis geçti.

Yazı kategorisi: Arkeoloji | » yorum bırak;

Zeugma Müzesi’nde yüzde 30 Ziyaretçi artışı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 30 Haziran 2007

Gaziantep Arkeoloji Müzesi Müdürü Ahmet Denizhanoğulları, 2007 yılının ilk 6 ayında ziyaretçi sayısı bakımından geçen yıla göre yüzde 30 artış olduğunu belirtti. Denizhanoğulları, “Ziyaretçi sayımızı 2006 yılı ile karşılaştırdığımızda yüzde 30′luk bir artış görülmektedir. 2006 yılında 40 bin 713 ziyaretçi müzemizi gezerken, 2007 yılında bu sayı 55 bin 393 kişiye ulaşmıştır. Çevremizdeki komşu illerle birlikte geliştirilecek ortak projeler ile Gaziantep bölgenin turizm cazibe merkezi haline getirilebilir” şeklinde konuştu.
Kazılar Devam Ediyor

Bölgede kazı çalışmalarının da devam ettiğini söyleyen Denizhanoğulları, “Kaledeki restorasyona yönelik kazı çalışmaları ile ilgili İl Özel İdaresi ile proje görüşmelerimiz sürüyor. Ayrıca, Yesemek ve Dülük Antik Kenti’nde temizlik çalışmaları yapılacak. Ağustos ayında ise yine Dülük’te bilimsel kazı çalışmasına başlanılacak. Yine Ağustos ayında Zeugma’da bilimsel kazı çalışması yapılacak” diye konuştu

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Gaziemir yer altı şehri kapılarını açtı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 30 Haziran 2007

Kapadokya’nın önemli yer altı şehirlerinden Gaziemir turizme açıldı. Aksaray’ın Güzelyurt ilçesine bağlı Gaziemir köyündeki yer altı şehrinin açılışına çok sayıda davetli katıldı. Yer altı şehrini turizme kazandıran Aksaray Müze Müdürlüğünde görevli kazı başkanı Güzin Karaköy, yıllardır ortaya çıkarılmayan yer altı şehrini, 6 ayda 25 kişilik kazı ekibiyle gün ışığına kavuşturduklarını belirtti. Yer altı şehri için 4 mağara girişinde çalışma başlattıklarını ve burada sel sularının doldurduğu çamur ve toprakları temizledikçe yeni bölümlere ulaştıklarını ifade eden Karaköy, Bizans dönemine ait Gaziemir yer altı şehrinin, Aksaray’daki benzerlerine oranla çok büyük olduğunu kaydetti. Hamam, iki kilise, erzak depoları, hayvan barınakları, büyük ve küçük ocaklar ile yaşama mekanlarından oluşan yer altı şehrinin ilk ziyaretçileri ise Alman, Fransız, Macar, Çin ve Japonlardan oluşan 10 kişilik turist kafilesi oldu.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | 2 Yorum »

Topkapı’da büyük sayım

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 30 Haziran 2007

Yıllarca ihmale uğramış müzeler, bir bir denetimden geçirilip modernleştiriliyor… Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu maksatla 2006 yılında başlattığı ve Bakanlık müfettişlerince sürdürülen çalışma sonucu bugüne kadar 57 müze denetimden geçirildi. Bakanlık şimdi de Türkiye’nin en büyük müzesi konumunda bulunan Topkapı Sarayı’nın envanterini çıkarıyor…

Müzelerin itibarı artacak
Konunun hassasiyetini bildiren bir açıklama yapan Bakanlık, ülkemizin, dünyada görülmeye değer bir kültür hazinesine sahip olduğunu bildirdi. Hak ettikleri itibarı ön plana çıkarmak suretiyle müzelerin yeniden kamuoyunun gündemine taşınması noktasında önemli çalışmaların yapıldığının vurgulandığı açıklamada, “2 yıldır kesintisiz devam eden Bakanlığımız müfettişleri gözetimindeki denetimlerle çok uzun süredir yapılamayan genel eser sayımı ve eser envanteri çıkarılmıştır. Bu denetimler sonucuna göre müzelerimizin idari ve teknik donanımlarının yanı sıra pek çok ihtiyacı da mahallinde çözüm bulmuştur.”

Topkapı Sarayı’na özel ilgi
Bakanlık müfettişlerince Topkapı Sarayı’ndaki sayıma özel bir ilgi gösterildiği belirtilen açıklamada ayrıca; “Denetimler eser sayısı ve eserlerin nitelikleri göz önünde bulundurularak diğer müzelerimizden farklı bir uygulamaya tabi tutularak titizlikle yürütülmektedir. Şöyle ki; sayım çalışmaları her müzede bütün eserler için en az 3 uzman personel tarafından yapılmakta iken Topkapı Sarayı’nda her seksiyon için ayrı 3 uzman personel tarafından gerçekleştirilmektedir” denildi. Topkapı Sarayı’nda; Padişah Elbiseleri, Avcılar Deposu, Hazine ve Bağdat Köşkü Kitaplığı gibi birçok bölümde bulunan eserlere ilişkin sayım çalışmasının yapıldığı belirtildi.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Sobesos Gün Işığına Çıkıyor

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 30 Haziran 2007

Ürgüp’teki antik kentte sürdürülen kazılar Eylül ayında tamamlanacak.

Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı Şahinefendi köyündeki Sobesos Antik Kenti’nde yaklaşık bir ay önce başlayan kazı çalışmalarının Eylül ayında tamamlanacağı bildirildi.

Nevşehir Müze Müdürü Halis Yenipınar, 4. Yüzyıl Roma dönemine ait Sobesos Antik Kenti’nde bugüne dek yapılan kazılarda çeşitli kalıntılar ortaya çıkarıldığını söyledi.

Antik kentteki kazı çalışmalarının 20 kişilik bir uzman ekiple sürdürüldüğünü belirten Yenipınar, kazı çalışmalarında bugüne kadar bulunan Roma hamamı ile toplantı salonunun arasındaki bölümde, hangi mimarı yapıların yer aldığını, çalışmaların ilerleyen günlerinde belirleyeceklerini bildirdi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmeleri Merkez Müdürlüğü’nden sağlanan 35 bin YTL kaynak ile başlanılan Sobesos Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarının 6 yıldır yapıldığını ifade eden Yenipınar, bu yılki çalışmaların Eylül ayında tamamlanmasının planlandığını kaydetti.

Yazı kategorisi: Arkeoloji | » yorum bırak;

Kinet Kazıları Yeniden Başladı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 29 Haziran 2007

Dörtyol ilçesinde bulunan Höyük’teki kazı çalışmaları 3 ay sürecek.

Hatay’daki Kinet Höyüğü’ndeki kazı çalışmaları sürüyor.

Bilkent Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Marie Henriette Gates, Hatay’ın Dörtyol ilçesinde bulunan, 5 bin yıl önce kurulduğu belirlenen liman kenti Kinet’teki kazı çalışmalarında 1500 eserin gün yüzüne çıkarıldığını söyledi.

Dörtyol Kaymakamı Hayri Sandıkçı, Yeşil beldesinde bulunan İsos kazı alanına giderek çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. Sandıkçı, Kinet Höyüğü’nün ilçenin zenginliği ve tanıtımı için önemli olduğunu, aşırı sıcağa rağmen buradan ülkemize eser kazandıran arkeolog ve diğer görevlilere her türlü desteği vereceğini belirtti.

Gates, İsos Harebeleri alanında yer alan Kinet Höyüğü’nde 1992 yılından bu yana kazı başkanı olarak görev yaptığını, 8′i yabancı, 18 arkeolog ve diğer çalışanlarla yeni eserler çıkarmaya çaba gösterdiğini ifade etti.

Sezon çalışmalarına başladıklarını, değişik uygarlıklara ait eserler çıkaracaklarına inandığını ifade eden Gates, şunları kaydetti:
“Kinet Höyüğü, Büyük İskender’in MÖ 333 yılında Pers Kralı Dariusu’u yenmesiyle ünlendi. 15 yıldır Kinet Höyüğü’nün kazı başkanlığı görevini sürdürüyorum. Her sezon farklı uygarlıklar ve eserler bularak, buradaki sosyal yaşamı, kültürü, ticari ilişkileri, ekonomik yapıyı saptamaya çalıştık. 5 bin yıl önce kurulmuş antik liman kenti Kinet’te artık bilinmeyen kalmadı. Bugüne kadar erken ve geç tunç dönemine ait çanak-çömlek, mühür, hayvan kalıntıları, seramik ürünler, ağırlık ölçüleri ve hatta dokuma tezgahı bile bulundu.

İsos Ovası üzerinde 3.3 hektar alandan daha büyük yerleşim alanına kurulu olan Kinet’in merkezi konumundaki, 20 yerleşme katmanını içeren ve 26 metre yükseklikte bulunan höyük içinde, Pers ve Helenistik dönemde kullanılan kalelere de rastlanıldı.”

Gates, yangın, deprem ve diğer doğal afetlerden dolayı, yaptıkları sondaj ve jeomorfolojik çalışmalarda, 2 antik limanın ve kentteki yerleşim birimlerinin Deliçay Nehri’nin ağzında bulunması nedeniyle 2.5 kilometre güneye kaydığını, erozyon yaşandığını saptadıklarını da sözlerine ekledi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcisi olarak kazıda görev yapan arkeolog Nalan Yastı da antik kentte çıkan eserlerin Hatay ve Adana’daki müzelerde sergilendiğini belirtti.

Kazının sezon çalışmalarının 3 ay kadar süreceği bildirildi

Yazı kategorisi: Arkeoloji | 1 Yorum »

Urartuların Mühendislik Harikası

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 29 Haziran 2007

1500 yüzyıl önce yapılan Keşiş Gölü Barajı bugün hala ayakta.

Van ve çevresinde MÖ 685-645 yılları arasında hüküm süren Urartu Kralı 2. Rusa tarafından Erek Dağı’nın eteğine kurulan ve Keşiş Gölü olarak bilinen Rusa Barajı, geçirdiği küçük onarımlarla halen işlevini sürdürüyor. İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oktay Belli, Van Ovası’nın doğusunu hilal gibi çeviren 3 bin 200 metre yüksekliğindeki Erek Dağı’nın, Anadolu’nun ve dünyanın en zengin su kaynaklarına sahip olduğunu söyledi.

Erek Dağı’ndaki zengin su kaynaklarının, Urartu Krallığı’nın Van Ovası’nda kurulmasında büyük etken taşıdığına işaret eden Belli, Erek Dağı’nın batısında toplam 12 adet küçük gölet bulunduğunu, Keşiş Gölü olarak bilinen Rusa Barajı’nın da bu göletlerden en büyüğü ve önemlisi olduğunu kaydetti.

Belli, MÖ 685-645 yılları arasında Van ve çevresinde hüküm süren Urartu Kralı 2. Rusa tarafından yaptırılan deniz seviyesinden 2544 metre yüksekliğindeki barajın, Anadolu ve dünyadaki en yüksek rakımlı su tesisi olduğuna dikkat çekerek, barajın güneybatı ve kuzeybatıda bulunan iki gövde duvarının bulunduğunu belirtti.

Güneybatıda bulunan baraj duvarının Osmanlı döneminde köreltildiğini bu nedenle suyun kuzeybatı yönündeki gövde duvarından aktığını dile getiren Belli, şöyle devam etti:

“Urartular 2544 metre yüksekliğindeki Rusa Barajı’ndaki suyu, deniz seviyesinden 1750 metre yüksekliğindeki Van Ovası’na akıtmak ve dinlendirmek için birbiriyle bağlantılı barajlar kurmuştur. Bu yöntem günümüzde Fırat ve Dicle gibi ırmaklar üzerinde birbiriyle bağlantılı yapılan barajların ilk örneğini oluşturmaktadır.”

“İnşa Yazıtı Almanya’ya Kaçırıldı”
Rusa Barajı’nın çivi yazılı inşa yazıtının, 1899 yılında Almanya’nın Berlin kentindeki Bergama Müzesi’ne kaçırıldığını ve orada sergilendiğini ifade eden Belli, şunları kaydetti:

“Bu barajın 2 bin 700 yıldan beri geçirmiş olduğu küçük onarımlarla halen çalışıyor olması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle Urartu sulama tesislerinin en gelişmiş mühendislik örneğini oluşturan Rusa Barajı’nın benzerine, dünyanın hiç bir yerinde rastlanmaktadır.”

İkinci derecede deprem kuşağında yer almasına rağmen barajın halen işlevini sürdürmesinin su mühendisliği açısından büyük bir başarı olduğunu anlatan Prof.Dr. Belli, Urartuların, suyu altından daha değerli gören bir medeniyet olduğunu bu nedenle su tesislerinde büyük başarı elde ettiklerini bildirdi.

Yazı kategorisi: Arkeoloji | » yorum bırak;

Malatya’da Roma Dönemi Mozaikleri gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor.

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 29 Haziran 2007

Malatya’nın Doğanşehir ilçesinde bulunan Roma dönemine ait 4 metrekare alanda otlayan karaca, Kuluncak ilçesinde de kuş figürüne benzeyen mozaikler gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor. Malatya Müzesi Müdürü İzzet Esen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kuluncak ve Doğanşehir’de daha önce yapılmış ihbarlar üzerine tespit edilmiş mozaikler olduğunu belirtti,

Esen, mozaiklerle ilgili şu bilgiyi verdi:
“Kuluncak’taki mozaik oldukça tahrip edilmiş, mozaiğin hazinenin habercisi olduğunu zannıyla hareket eden define avcıları biraz kazı yapmış. Bu mozaiğin bir kuş ya da güvercin figürüne benzediğini düşünüyoruz. Mozaiğin kurtarılması çalışmasının yapılması gerekiyor. Bununla ilgili yazışmalarımızı yaptık. Bölge kurulunda bu konu görüşüldü. Ancak Kuluncak’taki bu mozaik özel mülkiyet elinde olduğundan bakanlığımızın burayı istimlak etmesi gerekiyor. Doğanşehir’deki mozaik de bu kadar olmamakla birlikte tahrip olmuş, ancak bu mozaik belediye başkanının arazisi içinde. Kendisi bizi destekliyor ve teşvik ediyor. Burada da kaçak kazı izleri mevcut.”

Doğanşehir’deki mozaikle ilgili belediye başkanının kendilerine yazılı izni verdiğine dikkati çeken Esen, şunları kaydetti:

“Bu mozaik 4 metrekare alanda otlayan bir karaca. Orijinal bir şekilde korunmuş. Ekip ve ekipman sorunumuz var. Dışardan ekip takviyesi lazım. Çünkü bu anlamda müzemizin personeli yeterli değil, özellikle de uzman anlamında. Yerel makamlardan, il özel idaremizden, sivil toplum kuruluşlarından hatta olabilirse diğer kurum ve kuruluşlardan destek istiyoruz. Gerekli imkanlar sağlanırsa mozaikleri gün yüzüne çıkaracağız.”

Gaziantep’teki Zeugma ve Hatay’da bulunan mozaiklere de değinen Esen, Malatya’da da bu anlamda bir potansiyelin olduğunu, bu potansiyelin değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Yazı kategorisi: Arkeoloji | » yorum bırak;

15. Kahta Kommagene Festivali Sönük Geçti

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 27 Haziran 2007

Adıyaman’ın Kahta Belediyesi tarafından düzenlenen 15. Uluslararası Kahta Kommagene Festivali bu yıl sönük geçti.
Her yıl Adıyaman Valiliği tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Başbakanlık Tanıtma Fonu katkılarıyla düzenlenen Uluslararası Kommagene Festivali, yerel yönetimlere devredilmesinin ardından bu yıl Kahta Belediyesi tarafından organize edildi.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Festival | 1 Yorum »

Pamukkale’de araç yasağı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 27 Haziran 2007

Denizli Valiliği, Pamukkale’ye araç girişini yasakladı. Karara göre, turist taşıyan otobüsler ile özel araçlar artık ören yerine giremeyecek.

UNESCO’nun dünyanın olağandışı evrensel değerlere sahip kültürel ve doğal varlıkları içerisine giren ve dünya miras listesinde yer alan Pamukkale’ye araç girişleri yasaklandı. Uygulamayla, tur otobüsleri ile özel araçlar, Pamukkale’ye giriş yapamıyor.

Denizli Valisi Hasan Canpolat, yaptığı açıklamada “Ziyaretçilerden bir tek şikayet gelmedi. Tur rehberleri bizlere teşekkür mektubu gönderdiler. Çok büyük bir rahatlama oldu. Tüm dünyadaki antik kentlerde böyle gezilir. Buralara araç sokulmaz. Ancak hava şartlarına göre bizler de önlemlerimizi alırız. Şu anda Pamukkale içerisinde servisler var. Karar yerinde bir karardır” dedi.

Turizmciler ise karara tepki gösterdi. Turistlerin yaklaşık bir kilometre yürüyerek Pamukkale’ye ulaştığını söyleyen rehberler, aşırı sıcakların da olumsuz etkilere neden olduğunu belirtiyor.

Rehber Gökhan Tunç, “Bizce yanlış bir uygulama. Buraya Türkiye’nin her yerinde akın eden turistler var. Genç turist fazla olmuyor, genellikle 60, 70, 80 yaşında turistler oluyor, bunları nasıl gezdireceğiz. Devlet adeta ‘Buraya gelmeyin’ diyor. Bence bir yol yapılmalı raylı sistem veya Side de olduğu gibi konvoy halinde tren, o zaman daha iyi olur diye düşünüyorum” dedi.

Öte yandan, turistlerin bazıları ise yürümekten memnun olduklarını belirttiler.

Yazı kategorisi: Arkeoloji | 1 Yorum »

Dünya Mirasına 3 Yeni Yer Eklendi

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 27 Haziran 2007

Listede Madagaskar ve Çin’deki ormanlarla Kore’deki volkanik ada var.

Yeni Zelanda’da toplanan Dünya Mirası Komitesinin, listeye eklenmesine karar verdiği üç yeni yerden biri, Madagaskar adasındaki 6 doğal parktan oluşan Atsinanana yağmur ormanları.

Çin’in Yunnan, Guizhou ve Guangxi eyaletlerinde bir milyon kilometre karelik alanın yarısına yayılan kayalık ormanları da dünya mirası listesinin yenileri arasında.

Kore Cumhuriyeti’nin en güneyindeki Jeju Volkanik Adası da artık dünya mirası listesinde.

Dünyanın oluşumuna ait tarihi izleri taşıyan volkanik ada, mağaralardan, farklı şekillerdeki taş oluşumlarına kadar doğal güzellikleriyle dikkat çekiyor. ara aç

UNESCO’nun dünya mirası listesinde yer alan 830 yerden 9′u, Türkiye’de bulunuyor.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Bafra Müzesi Restore Edildi

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 27 Haziran 2007

Restorasyonu biten müzede İkiztepe kalıntıları da sergilenecek.

Bafra Müzesi’nin onarımı tamamlandı.

İkiztepe’deki kazılardan elde edilen bulgular, Samsun’un Bafra ilçesindeki müzede sergilenecek.

Bafra’nın geçmişine ışık tutacak olan eserlerin sergileneceği, Bafra Müzesi’nin onarımı tamamlandı. Daha önce çeşitli amaçlarla hizmet veren müze binası 3 kattan oluşuyor.

Müzede, İkiztepe Örenyeri’nde yapılan kazı çalışmaları sonucu günışığına çıkarılan bulgular sergilenecek.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | 1 Yorum »

Bodrum’da Tarih, İnşaat Yağmasının Kurbanı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 26 Haziran 2007

Bodrum’un, kontrolsüz inşaat yağmasına uğraması, bundan da en büyük yarayı sit alanlarının alması 1980 li yılların ortalarında başladı. Bodrum, bir yandan doğa, kültür ve turizm cenneti olarak tanıtılmaya; Dünya çapında bir marka olarak benimsetilmeye çalışılırken ne yazık ki söylemler hep lafta kalacakmış gibi görünüyor. Dış tanıtımlarında “Mausoleion’u geri istiyoruz’ diye yola çıkanlar ne yazık ki şu an ellerinin altındaki değerlere sahip çıkma konusunda aynı duyarlılığı gösteremiyorlar. Yakın zamanlara kadar, Bodrum Kalesi, Antik tiyatro ve Mindos kapısı gibi belli başlı yerler dışında tarihi dokunun canlandırılmasına yönelik hiç bir girişimde bulunulmadı. Bodrum ve belde belediyelerinin imar yetki ve uygulamalarının bir çoğundaki hatalı ve keyfi uygulamalar, Bodrum yarımadasında ve tümüyle bir sit alanı sayılabilecek konumdaki Bodrum’da çarpık kentleşmeyi körükledikçe körükledi. Bugün Mars Tapınağı’nın yerinde özel bir hastanenin yer alması, Antik Stadion’un, yıllar önce oldukça iyi durumda ortaya çıkarılabilecekken, Sanayi Sitesi inşaası uğruna feda edilmesi, eskiden bazı noktalarda rahatlıkla izlenebilen Halikarnas kent suruna ait kalıntıların neredeyse yerlerinde yeller esiyor olması; yüksek rant beklentilerinin, Bodrum’u her geçen gün nasıl bu çarpıklıklara mahkum ettiğinin sadece bir kaç örneği. En son örnek ise; Kıbrıs Şehitleri Caddesi üzerinde, Bodrum çıkışı yakınlarındaki doğu sur duvarı kalıntılarının bulunduğu tepenin etrafının traşlanmış olması ve neredeyse çepeçevre inşa faaliyetlerinin sürmekte olması. İlginç olan da; Bodrum İş Merkezi projesi altındaki imzanın, “Tarihi Kentler Birliği”nin de üyesi olmakla övünen Bodrum Belediyesi’ne ait olması.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın geçtiğimiz yıl sonunda Bodrum Yarımadası’nın İmar Planı ile ilgili yetkiyi üzerine almasının ardından hazırlanmaya başlanan 1/25.000′lik Çevre Düzeni Planı tamamlandığı ve Bodrum’daki belediyelere ulaştığı haberleri gündemde. Yarımada’daki belediyelerin planı kendi bölgelerinde birkaç gün içerisinde askıya çıkartmaları bekleniyor.

Çevre Düzeni Planı olmadığı için Yarımada’nın katı atık yeri, otogar ve arıtma tesisleri gibi projeleri sonuçlandırılamıyormuş. Ama anlaşılan sit alanlarının tahrip etmek için tüm haklar, peynir ekmek gibi birileri tarafından bol keseden dağıtılıyor.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Allianoi’de Bilimsel Kazıya Geçit Yok

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 26 Haziran 2007

Uzun süredir  Yortanlı Barajı’nın suları altında kalması ile gündeme gelen Allianoi Ören Yeri ile ilgili Allianoi Bilimsel Kazı Heyeti bilimsel çalışmanın yapılmasına izin verilmemesi üzerine bir açıklama yaptı.

“Dünya’nın bu büyüklükte ve ayakta kalmış termal sağlık yurdu Allianoi şimdi de başka bir tehlikeyle karşı karşıya.

Verilen hukuk mücadelesinin yanında, bilimsel açıdan ivedi olarak değerlendirilmesi gereken Allianoi’da zaman ne yazık ki boşa harcanıyor.

Kültür Bakanlığı’nın her yıl verdiği Kazı Ruhsatı bu yıl baraj bitti gerekçesi ile vermiyor. Ortada ne su ne de tarlalara suyu götürecek tek bir kanal yokken üstelik bunları daha ihalesi yapılmamışken ruhsatın verilmemesinin nedeni tamamen politik.

Yortanlı Barajı’nın altında bırakmaya hazırlanan Kültür ve Turizm Bakanlığı kazı ruhsatı vermeyerek bilimsel çalışmanın da yapılmasını engelliyor.

2006 yılında kazı ruhsatı verip bugüne kadar sağlanan ekonomik destekten yoksun bırakan bakanlık kazı yapılamayacağını düşündü. Ancak duyarlı aydınların ve kurumların sayesinde kısa da olsa bilimsel bir kazı yapıldı. Ve önemli sonuçlara ulaşıldı.

2006 yılında aydınların ve STK’larının bu desteği ile yapılan Allianoi kurtarma kazılarını gören bakanlık, bu kez kazı ruhsatını – yani çalışma iznini – vermeyerek, Allianoi’u bilimsel çalışmalardan mahrum etmeye çalışıyor.

Zeugma’da bir haftanın hatta bir günle yüzlerce eser ortaya çıkartan uzmanlara, Allianoi’da bir kazı sezonu izin vermeyerek nelerin kaybına sebep olduklarını düşünemiyorlar.”

Yazı kategorisi: Arkeoloji | » yorum bırak;