Sanat Haberleri Ajansı (SaHA)

www.sanatajansi.com Test Yayını

‘Dilbilim’ Kategorisi için Arşiv

Devlet Sözlük Yazar mı?

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 7 Temmuz 2007

Dil araştırmaları ve sözlük çalışmalarıyla bilinen D.Mehmet Doğan’ın yeni kitabı ‘Devlet Sözlük Yazar mı?’ yeni bir tartışmayı başlattı.

‘Devlet sözlük yazar mı?’ tartışması

Dil araştırmaları ve sözlük çalışmalarıyla bilinen D.Mehmet Doğan’ın yeni kitabı ‘Devlet Sözlük Yazar mı?’ (Ebabil Yayınları) yeni bir tartışmayı başlattı. Doğan, kitabında, devletin dile ilgisinin zamanında çok yanlış ideolojik müdahalelere yol açtığını ve bu yaklaşımın Türk Dil Kurumu’nun(TDK) ilk baskısı 1945′te yapılan sözlüğüyle başladığını anlatıyor.

Doğan, piyasadaki Türkçe sözlüklerin çoğunu da ‘devlet sözlükleri’ veya ‘yanaşık düzen sözlükleri’ olarak niteliyor. Bu sözlüklerin özellikle ideolojik hassasiyet gösterilen kavramların tarifinde gerçekçilik, bilim ve objektiflikten saptıklarını öne süren Doğan, devletin dile müdahalesinin, sözlüklerin kelime kadrosundan kelimelerin tarifine kadar her şeyi belirlemek istemeye kadar gittiğini iddia ediyor. Yaşar Çağbayır, Ali Püsküllüoğlu gibi sözlük yazarları, Doğan’ın görüşlerini desteklerken, TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, asıl, kurumların değil, şahısların hazırladığı sözlüklerde ideolojik yaklaşımlar görüldüğünü savunuyor.

1945 basımı Türkçe Sözlük’ün sadece 15 bin kelime ihtiva ettiğine ve ‘devlet tarifleri kataloğu’ konumunda olduğuna dikkat çeken Doğan, 1950′de iktidar değişince TDK’nın eski iktidarı temsil eder bir yapı kazandığını ve yeni yönetime karşı laiklik, Atatürkçülük gibi kelimelerin tarifini değiştirdiğini öne sürüyor. Dilin, halkın malı olduğunu vurgulayan Doğan, “Türkçenin ‘devlet dili’ olması onu her bakımdan devletin tasarrufu altına sokmaz.” diyor.

Mehmet Doğan’ın, devlet tarafından hazırlanan sözlüklerde kelimelerin anlamlarının siyasi görüş tarafından nasıl değiştiğini gösteren ilginç tespitleri de var. Örneğin Türkçe sözlüğün Alman ırkçılığının güçlü olduğu yıllarda hazırlanan 1945 baskısında, Türkler de ari ırka yakın gösterilmiş ve ‘beyaz ırkın alpli kolundan’ oldukları kaydedilmiş. Aynı baskıda din tarif edilirken mecazî olarak da olsa ‘Kemalizm Türk’ün dinidir’ denilmiş. Bu ibare 1983 baskısı sözlüğe kadar devam etmiş. En çarpıcı örneklerden biri de ‘başbuğ’ kelimesi. 1940′larda cumhurbaşkanına hitaben kullanılan başbuğ, devlet sözlüğünde uzun yıllar ‘başkumandan’ olarak yer almış. 1970′ten sonra bir siyasi lider bu sıfatı alınca tarifine ‘devlete karşı ayaklananların başı’ cümlesi de eklenmiş. Devletin kelimeleri bu şekilde anlamlandırmaya kalkışamayacağını savunan Doğan, “Fakat Türkiye’de hâlâ devlete böyle fonksiyonlar yüklemek isteyenler var. Bu çağ yanılmasının çaresi, önce hürriyetleri bilmek, sonra da onlara saygı göstermektir. Dogmacılığı besleyen fikrî devletçilik, bilimsel devletçilik, iktisadi devletçilikten daha az zararlı değildir.” diyor.

Ali Püsküllüoğlu (sözlük yazarı): Devletin dile müdahalesi bilime aykırı
Bir kelime dilde varsa vardır, yoksa yoktur. TDK’nın doğruları da vardır, yanlışları da. Geçtiğimiz günlerde bazı deyimlerin çıkarılması konusunda çalışmaları olduğunu duyduk. Devlet, dilin gelişmesine resmî alanda kullanılmasını sağlayarak katkıda bulunmalıdır. Yoksa dilden sözcükleri ve deyimleri çıkararak bir şey elde edilmez. Dilin devlet tarafından kesilip biçilmesi, kelimelerin anlamlarının ideolojik çerçeveler dahilinde tarif/tahrif edilmesi gibi şeyler olamaz. Böyle olması bilime de aykırıdır. Çünkü bilim, ideolojiler karşısında da nesneldir. Dili halk yapar, yazarlar yapar, ozanlar yapar.

Yaşar Çağbayır (sözlük yazarı) Her kelime sözlükte yer bulabilmeli
Kullanılmayacak kelimeler atılarak yeni sözlükler oluşturulmuş, buna da tasfiye denilmiş. Kelimeleri tasfiye etmek bir kültürü dışlamak anlamına gelir. Bir kimsenin yalnız kendisinin uydurup kendisinin kullanmış olduğu bir tek kelimenin bile sözlükte yer alması gerektiğini savunurum. Çünkü sözlük, okuyucunun anlamını bilmediği kelimeleri okuduğu metindeki bağlama uygun olarak anlayabilmesi için elzemdir. 29 yıllık öğretmenlik hayatım boyunca üstlerimizin, dolayısıyla devlet etme yetkisini elinde tutanların keyiflerine veya kanaatlerine göre kelime seçmek mecburiyetinde kalmamak için binlerce kelimenin fişini tuttum. O da beş ciltlik bir sözlük oldu.

Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın (TDK Başkanı): ‘Şahısların yazdığı sözlükler daha ideolojik’
Sözlükler, ’sözlük bilimciler’ tarafından hazırlanır. Batı dillerinde bu kişilere lexicographer denir. Türkiye’de ise lise mezunu bile olmayan kişiler sözlük hazırlıyor. Devlet, sözünden amaçlanan TDK ise TDK devlet değil, devletin bir bilim kurumudur. Şu anda TDK’da 200′e yakın bilim insanından oluşan çalışma gruplarında yalnızca Türkçe sözlük hazırlanmıyor. Çeşitli bilim dallarının terim sözlükleri de hazırlanıyor. TDK’nın 75 yıllık geçmişinde Derleme Sözlüğü, Tarama Sözlüğü gibi çok önemli çalışmalar gerçekleştirildi. Bu çalışmaları bir kişinin yapması mümkün değil. Benim dönemimde hazırlanan 10. baskı Türkçe Sözlük’te hiçbir siyasi, resmî, ideolojik yönlendirme yoktur.

Asıl, kurumların değil, şahısların hazırladığı sözlüklerde ideolojik yaklaşımlar görülüyor. Kafasına göre tanım yapanlar ülkede siyasi karmaşaya da yol açıyor. Türkçe Sözlük, bir kişi tarafından hazırlanamayacak kadar geniş söz varlığına sahip. Sözlükte genel sözlerin dışında tıptan iktisada, matematikten kimyaya binlerce terim bulunuyor. Bütün bunları bir kişinin bilmesi mümkün mü? Oysa Türkiye’de TDK dışındaki sözlüklerin birkaçı dışında hemen hepsi tek kişi tarafından hazırlanmış! Kulaktan dolma bilgilerle tanımlar yapılıyor bu sözlüklerde.

Üstelik biz sözlüğümüzü yayımlamadan önce ağ ortamında kullanıma açarak âdeta görücüye çıkardık. Binlerce kişinin katkılarıyla, eleştirileriyle zenginleştirdik. 10. baskı sözlüğü milletçe, imece yöntemiyle hazırladık. Şimdi bu sözlüğün yoğun diski de (YD=CD) çıkıyor. YD’de de pek çok kişinin emeği var. Anlamlar, örnekler için sözlük uzmanlarımızın yanı sıra sözlerin söylenişleri için de deneyimli sunucular çalıştı. Bütün bu çabaları görmezden gelip “Devlet sözlük yazmaz” demek ticari kaygılarla hareket etmekten başka bir şey değildir.

Yazı kategorisi: Dilbilim | 1 Yorum »

Dilbilimciler Arasındaki Tartışma Büyüyor

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 7 Temmuz 2007

D. Mehmet Doğan’ın geçtiğimiz günlerde yayımlanan kitabı “Devlet Sözlük Yazar mı” etrafındaki tartışmalar devam ediyor.

Doğan, Akalın’a Cevap Verdi

D. Mehmet Doğan, ‘Devlet Sözlük Yazar mı?’ isimli kitabı hakkında Zaman’da yer alan haberde görüş açıklayan TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü H. Akalın’ı eleştirdi. TDK Başkanı’nın kitabını okumadığı için kendi dönemi eleştiriliyormuş gibi tehevvüre kapıldığını belirten Doğan, “Kitapta, halen dolaşımda olmayan TDK sözlükleri üzerinde durulmuştur ve bunlar şimdiki başkanın döneminde yayınlanmış kitaplar değildir.

1945′te ‘Milli Şef’ İsmet İnönü’nün emri ile yayınlanan Türkçe Sözlük’ün gerçek yerine oturtulmaması hâlinde, Türkiye’de dil ve sözlük konusunda doğru ve ileri adımlar atmanın imkânı yoktur.” dedi. Akalın’ın sözlüklerin tek kişi tarafından hazırlanamayacağı görüşünün de doğru olmadığını belirten Doğan, “Türkiye’de olduğu gibi, dünyada da sözlükler kişiler tarafından hazırlanmış; ancak sonradan iş kurumlaşmış ve çok sayıda kişinin katkıda bulunduğu sözlükler ortaya konulmuştur.” açıklamasını yaptı.

Yazı kategorisi: Dilbilim | » yorum bırak;

Türk Dil Kurumu’ndan Balıkesir Belediyesi’ne “Türkçe” Ödülü

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 21 Haziran 2007

Türk Dil Kurumu (TDK), işyeri adlarında ve tabelalarında Türkçe kullanımını özendiren karar ve uygulamaları sebebiyle Balıkesir Belediyesi’ne ödül verdi.

Balıkesir’de, 2006 yılında bir grup üniversite öğrencisi tarafından başlatılan ve vatandaşların da desteğini alan girişimlerle gerçekleştirilen kamuoyu oluşturma kampanyası, belediye meclisinde de gündeme alındı. Balıkesir Belediye Meclisi’nin bu konuda bir karar alınması yönündeki tepkisi, Türk Dil Kurumu tarafından ödüle değer bulundu. Belediyede düzenlenen törende konuşan Belediye Başkanı Sabri Uğur, lisanın insan hayatındaki önemini belirterek, kendi diline sahip çıkamayan toplumların başkalarının lisanları ile yaşamak zorunda kalacaklarını söyledi. Başkan Uğur, “Bugün, özellikle gençlerimizin kendi aralarındaki sohbet ve konuşmalarda Türkçemizin ancak 300-400 kelimesini kullanabildiklerine, son derece bozuk ve yanlış konuşmalara üzülerek tanık oluyorum. Yüzbinlerce kelimelik zengin bir dile sahip olan bir ulusun çocuklarının, konuyla hiç ilgisi olmayan, ‘şey, falan, yani, gibi oldum’ benzeri ifadelerde bulunduklarını üzülerek görüyorum. Bütün bunların çaresi, dünyanın en eski, en zengin ve en çok konuşulan dillerinden biri olan Türkçemiz’i doğru öğrenip, doğru kullanılmasını sağlamakla mümkün olabilir. Türk Dil Kurumu’nun da bu yöndeki çabalarını takdirle karşılıyor, kendilerine şükranlarımı sunuyorum” dedi.

Belediye Başkanı Sabri Uğur, belediye meclisinin Türk Dil Kurumu’nun ödülüne konu olan kararı almasında etkili olan üniversite öğrencilerine de teşekkür etti. Türk Dil Kurumu Başkan Yardımcısı ve Başkan Danışmanı Prof.Dr. Recep Toparlı da, Türkçe’ye sahip çıkılması, Türkçe’nin doğru kullanılması yönünde Balıkesir Belediye Meclisi’nin aldığı karardan dolayı Başkan Uğur ve tüm meclisi üyelerini kutladı. Toparlı, “Duyarlılıkları için kendilerine ayrı ayrı teşekkür ediyor, bu duyarlılıklarını sürekli hale
getireceklerine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Balıkesir’de belediye meclisinin 7 Kasım 2006 tarihli oturumunda alınan kararla, Belediye Reklam ve İlan Yönetmeliği’nin 5. maddesine yeni bir fıkra eklenerek, yeni açılacak işyerlerinin Türkçe adlarla adlandırılmasının teşvik edilmesi hükmü yürürlüğe konulmuştu.

http://www.haberler.com/turk-dil-kurumu-ndan-balikesir-belediyesi-ne-haberi/

Yazı kategorisi: Dilbilim, Türk Edebiyatı | 1 Yorum »

İsminizin Çincesi

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 21 Haziran 2007

Çin Kültür Merkezi’nin bir hizmeti. İsminizin çincesi için aşağıdaki linke tıklayın. eğer listede yoksanız üzülmeyin. Verilen adrese mail atın eklensin.

http://www.sinoturkish.com/ckm/index.php?option=com_wrapper&Itemid=8

Yazı kategorisi: Dilbilim | » yorum bırak;

Pirosmani yayın hayatına başladı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

Yayın yönetmenliğini Fahrettin Çiloğlu’nun üstlendiği Pirosmani, yayın hayatına başladı.

Türkçe ve Gürcüce olarak hazırlanan derginin üç ayda bir yayımlanması hedefleniyor.

Pirosmani, Gürcü kültürünü hem Gürcü penceresinden hem de Türkiye penceresinden tanıtmayı, bilinçlendirmeyi ve haberdar etmeyi amaçlıyor.

Dergide Gürcü yazarların yanında, Gürcü kültürü araştırmacıları ve Gürcü kültürüne ilgi duyan yerli ya da yabancı çok sayıda isme yer veriliyor.

Derginin kapıları, bu içeriğe uygun düşecek her dilden ve ulustan konukların yazılarına açık.

Derginin ilk sayısında Kevser Ruhi, Durmuş Akbulut, Mtvarisa Tarhnişvili, İrine  Giviaşvili, Laurent Mignon ve çoğu tiyatro sanatçısının yakından tanıdığı Varlam Nikoladze’nin yazılarına da yer veriliyor.

Derginin arka kapağı ise, geçtiğimiz yıl yaşamını yitiren gazeteci ve yazar Reha Mağden’in fotoğrafına ve sözlerine ayrılmış.

Büyük boy, kuşe ve renkli olarak yayımlanan Pirosmani, internet sitesinden de takip edilebiliyor.  http://www.pirosmani.com.tr/

http://www.cnnturk.com/KULTUR_SANAT/DIGER/haber_detay.asp?PID=116&haberID=364339

Yazı kategorisi: Dilbilim, Türk Edebiyatı | » yorum bırak;

Türkçe’de hangi dilden kaç kelime var?

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

Kimileri yabancı kelimelerin Türkçe’den atılmasını istiyor, Öztürkçe’yi öneriyor Buna karşı çıkan eBakiler ise, “Yabancı kelimeleri atmak hainliktir” diyor. Kim haklı?

Türk Dil Kurumu’nun güncel Türkçe sözlüğünde 111 bin 27 kelime bulunuyor. Bunun 14 bin 1981’i yabancı kökenli. Şimdi yeni bir tartışma yaşanıyor. Bazıları, yabancı kelimelerin temizlenmesini önererek, Öztürkçe’yi savunuyor. Bazıları ise buna karşı çıkıyor. Türkçe’de yabancı kelimelerin yer almasının doğal olduğunu dile getiren edebiyatçı ve şair Yavuz Bülent Bakiler, “Türkçe aşığı Nihat Sami Banarlı, imparatorluk kuran milletlerin, başka millerden kelimeler alması ve vermesinin doğal olduğunu, saf bir dil bulunmadığını söylüyor” dedi.

PEYGAMBER ATILAMAZ

Yabancı milletlerden aldığımız kelimeleri Türkçeleştirdiğimizi anlatan Bakiler şunları söyledi: “Bir kelime, dağdaki çobandan Çankaya’daki Cumhurbaşkanı’na kadar herkes tarafından biliniyor ve kullanılıyorsa onu dilimizden atamayız. Efendi kelimesini herkes kullanır. Yunanca’dan girdi. Türkçe’den çıkaramazsınız. Peygamber kelimesi de Farsça’dan gelmiş. Atamazsınız.”

MİLLETE HAİNLİK

Türkçe’deki zenginliği savunduğu için bazıları tarafından eleştirildiğini ve kendisine “Arapçı” denildiğini aktaran Bakiler, “Ben Yunanca’dan dilimize giren kiraz, anahtar, kilit, kundura, limon kelimelerinin de kalmasını savunuyorum. O zaman Yunancı mı oluyorum” diye konuştu. Bakiler şöyle devam etti: “Öztürkçe çıkmaz bir sokaktır. Bilgi Yayınevi Öztürkçe bir sözlük yayımladı. 3 bin 175 kelime var. Bu kadar kelimeyle bir dil nasıl güçlü olabilir. Yabancı kökenli kelimelerin reddedilmesi, millete yapılan bir hainliktir…” Türkçe’de 15 binden daha fazla yabancı kelime olduğuna inanan yazar Hakkı Devrim de, dildeki zenginliği savunan bir diğer isim. “Bizim dilimizde çok fazla yabancı dil var lafına itibar etmiyorum” diyen Devrim, bulunduğumuz coğrafyada yüzlerce uygarlıkla ilişki kurduğumuzu ve Türkçe’nin dünyanın bir ucundaki ülkelerin dilleri gibi olmasının mümkün olamayacağını belirtti.

Almanca    98
Korece      1
Arapça      6467
Latince      78
Arnavutça  1
Macarca    9
Bulgarca    19
Moğolca     4
Ermenice    24
Norveç       2
Farsça        1359
Portekizce   3
Fince           2
Rumca        400
Fransızca     5253
Rusça          44
İbranice       7
Slavca         24
İngilizce       485
Soğdca        24
İspanyolca    33
Yunanca       48
İtalyanca       89
Japonca        9

Toplam 14 bin

Hangi kelime hangi dilden?

ARAPÇA: Cumhuriyet, halk, devlet, hukuk, hürriyet, adalet, milliyet, vatan, şehit, akıl, aile, ahlak

FRANSIZCA: Laik, sos­yal, çevik, bürokrasi, televiz­yon, radyo, terör, abajur.

FARSÇA: Zengin, aferin, bahçe, bülbül, can, canan, abdest.

İTALYANCA: Politika, ga­zete, alaturka, banka, çapa, çimento, fabrika.

İNGİLİZCE: Bot, cips, fut­bol, hostes, e-mail, kariyer, lo­bi, linç.

RUMCA: Avlu, bezelye, domates, fener, zoka, çerez.

ALMANCA: Dekan, filinta, kuruş, otopark, şalter, vokal, panzer.

KORECE: Tekvando.

ARNAVUTÇA: Plaçka

http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=249489

Yazı kategorisi: Dilbilim, Türk Edebiyatı | 2 Yorum »

5 ciltlik yeni sözlüğü hemen arkamdaki rafa yerleştirdim. Birlikte bakacağız.

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 17 Haziran 2007

Hakkı Devrim 

Sınıfta, daha doğrusu İstanbul Üniversitesi’nin, Laleli’de 1940′ların sonuna doğru tamamlanan yeni binalarındaki büyük konferans salonunda, 1 500 kadar öğrenciydik. Hukuk Fakültesi birinci sınıf öğrencileri.
Altmış yıl önce.
Kürsüde Medenî Hukuk hocamız Prof. Hıfzı Veldet. Aynı zamanda fakültenin dekanı. (Veldet soyadı Velidedeoğlu’na daha sonra dönüştü. Ama Hoca, eski-yeni soyadlarını bir arada kullanmaya devam etti.)
Medenî Hukuk’un «aynî haklar» bahsindeyiz. Hocanın, Arapça bir hukuk terimini o gün birçok defa kullanması gerekti. Dersin başından beri gayrimenkul dedi durdu da, öğrencilerinin bu terimi belki de ilk defa işitmekte oldukları sonradan aklına gelince sordu:
– Gayrimenkul’ün ne demek olduğunu biliyor musunuz?
Salondan ses çıkmadı.
– İçinizde gayrimenkul’ün anlamını bilen kimse yok mu?
Pek hayret etmiş, cehaletin bu derecesini beklemezmiş gibi küçümser bir ifade vardı yüzünde. Susmuş, hiç ümidi yok amma, kıyıdan köşeden belki bir bilen çıkar diye sabırla bekliyor.
Hıfzı Hoca rahmetlinin seveni çoktu. Öğrencisine fazla yukarıdan bakan, onları her vesileyle iğnelemekten adeta hazzeden tavrını ben sevemedim. Babamın ve ağabey dediğimiz, sonradan Tapu Kadastro Genel Müdürü olacak onun yakın arkadaşı Galip Esmer’in dostuydu Veldet Hoca. Galip Ağabey’le ortak Aynî Haklar’a dair bir ders kitabı kaleme alıp yayımlamışlardı, o yıllarda. Bu ilişkiden Hoca’ya hiç söz etmedim. Ne o yıl, ne daha sonra. Çünkü Medenî Hukuk dört yıl devam eden bir derstir.
Gayrimenkul sualinin cevabı beklenirken, ne üstüme vazifeyse ben bu durumu kendime yediremedim. Kürsüdeki hocanın yüzündeki, bakalım cevap verebilen çıkacak mı suali yerini apaçık bir küçümsemeye bırakmıştı. Çevreme baktım davranan yok, parmak kaldırdım. Güvenmez bir tavırla sordu:
– Evet?
– Gayrimenkul «Taşınamaz mal» demektir Hocam.
– Bravo, seni tebrik ederim, dedi. Oturabilirsin!
Utanmak o zaman aklıma geldi. Ön sıralarda oturanlar dönmüş bana bakıyor. İçlerinden «Kim ulan bu ukala?» sualinin geçtiğini işitir gibiyim. Aman Allahım, ne halt ettim ben! Kimbilir ne gözle baktı bütün bu çocuklar bana? Ben bu kötü ilk izlenimi silmek için şimdi ne yapabilirim?
Oturmamla, tekrar ayağa kalkmam bir oldu. Elim de havada. Hoca izin verince konuştum.
– Efendim, benim babam Tapu Müdürü’dür, dedim. Gayrimenkul bizim evde sıkça geçen bir kelime. Ben o sebeple…
– Otur, diye sözümü kesti. Yerime yığılır gibi çöktüm. Ders bitene kadar, dönüp de yanıbaşımda oturan Nurullah’a bile tek laf etmedim.
*
Kurtuluş Savaşı ertesi babam Ankara’da Tapu ve Kadastro Mekteb-i Âlisi’nde ilk dersten sonra doğru bir kitapçıya gidip, Muallim Naci’nin Lugat-i Naci adlı meşhur sözlüğünü aldığını anlatırdı. Ölene kadar da elinin altında tuttu bu lugati. Çoğu Arapça kökenli hukuk terimleri böyledir. Öğrenciyi, daha ders kitaplarının sayfalarını açmadan, işe yarar bir Osmanlıca lugati edinmek zorunda bırakır.
*
1968′de, Konya Ereğlisi Halkapınar Ortaokulunda Türkçe öğretmenliğine yeni başlayan Yaşar Çağbayır da bu Osmanlıca Sözlük ihtiyacını şiddetle hissetmiş. (Geçen gün burada size, yeni yayımlanan 5 cilt ve 5 744 sayfalık büyük eserinden söz ettiğim sözlüğün yazarı.)
Bakanlıktan «Ekteki belgenin mümzi ve temhir kılınarak iadesi» notuyla bir evrak gönderilmiş. Elindeki sözlüklerde bu iki acayip kelimeyi aramış, bulamamış. Çaresiz bir cevap vermesi lazım. Yazmış: «Okulumuzda mümzi ve temhir (yani «imza ve mühür») bulunmamaktadır. Bilgilerinize arz ederim efendim.» Allahtan kaymakam imzalamadan önce okumuş yazıyı ve başlamış gülmeye:
– Deli çocuk, sen şu alttaki listeyi imzalayıp mühürlememişsin ki!..
Yaşar Çağbayır’ın sözlük yazarlığı, 39 yıl önce bu şekilde başlamış.
Sözlük demek fiş demektir. Yıllar sonra bir evden diğerine taşınırken fiş kutularını bir traktör römorkuyla taşıması gerekmiş. Niyeti, kökenini ve anlamını öğrendiği yeni kelimelere dair bu bilgileri günü gelince Türk Dil Kurumu’na gönderip bağışlamak.
Ne var ki, 1981′de Bakanlık’tan bir talimat gelmiş: «Her sınıfta bir Türkçe Sözlük bulundurulmalı!» Okulun 25 sınıfı için sözlükler alınmış: Prof. Mehmet Doğan’ın sözlükleridir bunlar. Çağbayır bazı noksanları fark etmiş sözlükte. Bunları Prof. Doğan’a bir mektupla bildirince, şu güzel cevabı almış:
– Eksikleri sen tamamla!
Sözlük bu düzeltmelerden sonra, yardımcılar listesine Yaşar Çağbayır’ın adı da eklenerek devam etmiş yeni baskılarına.
Ve Yaşar Bey’in sözlük çalışması, devreye bilgisayarın girmesiyle hayli hızlanmışsa da fasılasız, dile kolay tam 39 yıl sürmüş. Netice, Ötüken Neşriyat’ın da eseri sayılacak dolu dolu beş güzel cilt halinde, hemen arkamdaki kitaplığın, başımı çevirmeden elimi uzatıp alabileceğim bir yerinde, yan yana duruyor.
Size, hele bu çapta bir sözlükten, okuyup bitirdiğim bir romanmış gibi söz edemem. Bundan böyle sözlüklere her hamle edişimde, elbette Çağbayır Sözlüğü’ne da bakacağım. Diğer sözlüklerden farkının ne olduğunu, zamanla ve birlikte görmüş olacağız.

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=224329

Yazı kategorisi: Dilbilim | Yorumlar Kapalı