Yapı ve Kredi Bankası 1944’te kuruluşundan bu yana bankacılık hizmetlerini kültür alanındaki öncü nitelikli çalışmalarla birlikte sürdürmektedir. Uluslararası seviyede yayıncılık faaliyetlerini, yerel ve dünyadan sergilerle sanata katkılarını – Türkiye’nin mirasını tanıtmanın ve korumanın yanı sıra edebiyat, sosyal bilimler ve sanat alanlarında çağını yakalayan, dünya kültürünü kapsayan bir anlayışla– sürekli genişletmiştir. Yayın alanında başyapıtları Türkçeye kazandırırken, ülkemizde ilk kez sergi kataloglarını yayımladığı, “salı toplantıları” gibi kültürel etkinlikleriyle desteklediği, Türkiye’den ve dünyadan önemli sanatçıların sergilerini (ve tematik, arkeolojik ya da arşiv sergileri) Kâzım Taşkent Sanat Galerisi, Sermet Çifter Galerisi ve Vedat Nedim Tör Müzesi’nde açmıştır.
Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, benimsediği interdisipliner yaklaşımla (1954’de Herbert Read gibi dünyanın en önde gelen sanat eleştirmenlerini, Aliye Berger gibi nice sanatçıyla “İstihsal” yarışmasında bir araya getirmesi gibi); en nitelikli çevirilerle ilk kez okurlara ulaştırdığı James Joyce’un Ulysses’i, Cervantes’in Don Kişot’u gibi dünya klasikleri; Yaşar Kemal, Sait Faik gibi usta yazarları, Katullus gibi şairleri; nitelikli süreli yayınlarıile; Hoca Ali Rıza’dan Türk soyut ressamlarına, Bellini’den Andy Warhol’a, Otto Dix’e, “Bir Beyoğlu Fotoromanı” gibi gencinden yaşlısına sanatçıları tarih ve sanat anlayışıyla şehirle buluşturduğu sergileri ile ülkemizin kültür tarihinde ayrıcalıklı bir yere sahip olmuştur.
YKKSY, 2006 Eylül’ünde dünyanın en ünlü küratörlerinden René Block ile çalışmaya başlamış ve “Türkiye’de Güncel Sanat” başlığı altında monografi ve sergi dizisiyle faaliyetlerinde yeni bir kanal açmıştır. Türkiye’in ilk özel müzesi Sadberk Hanım Müzesi ve daha pek çok kültürel oluşumu gerçekleştiren Vehbi Koç Vakfı desteğiyle YKKSY bu dizide küratör ve editör olarak René Block’un yönetiminde; bilgisi ve birikimi ile uluslararası tanınırlığa sahip Melih Fereli’nin danışmanlığında, yurtdışında çoktandır kabul görmüş güncel sanatçılarımızın özgün yapıtlarına Kâzım Taşkent Sanat Galerisi’nin takviminde öncelikli yer vermeye ve bu sanatçılar hakkında ilk kez kapsamlı monografiler yayımlamaya başlamıştır.
Joseph Beuys gibi öncü sanatçılarla çalışarak, Fluxus gibi sanat faaliyetlerinin yolunu açarak dünyada çağdaş sanatın yönünü değiştiren ve 1995’te küratörü olduğu 4. Uluslararası İstanbul Bienali’nden itibaren Türk sanatçılarına yurtdışında kapılar açan ünlü küratör René Block, Hale Tenger gibi Türkiye’nin önde gelen güncel sanatçılarıyla Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık’ta başladığı çalışmalarla yepyeni bir sanat tarihinin sayfalarını da ülkemizde yazmaya başlamıştır.
Hale Tenger monografisi ve sergisi ile başlayan “Türkiye’de Güncel Sanat” sergi ve monografi dizisi genişleyerek devam edecektir.
Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, eserini/çalışmalarını yayımladığı/sergilediği tüm yazarlarını, küratörlerini ve sanatçılarını kurumun baş aktörleri olarak görmektedir. “Türkiye’de Güncel Sanat” dizisinde küratör René Block ve serinin ilk sanatçısı Hale Tenger, 5 Nisan-5 Mayıs 2007 tarihleri arasında Kâzım Taşkent Sanat Galerisi’nde yer alan “Lahavle” başlıklı sergi ile ilgili basında yer alan ve küratör ve sanatçıyı suçlayıcı tartışmalara son noktayı koyacak cevapları aşağıda görüldüğü gibi vermektedirler:
Yapı Kredi Yayınları için hazırladığım Türkiye’de Güncel Sanat monografileri dizisini, Kâzım Taşkent Galerisi’nde bu diziye eşlik eden sergilerle birlikte yürütmekteyim.
Söz konusu sergiler, bu mekâna özel projeler üretmeleri için sanatçılara yapılan çağrılarla gerçekleştirilmekte ve Vehbi Koç Vakfı tarafından desteklenmektedir. İlk monografi ve ilk sergi, orta kuşağın en ciddi ve en seçkin sanatçılarından biri olan Hale Tenger’e ayrılmıştır. Tenger Lâhavle adlı yerleştirmesinde mekânı, tavana kadar uzanan devasa boyutta bacak ve ayakkabılarla doldururken, buna tezat olarak tekerlekli arabalar yardımıyla hareket eden, bacaksızmış gibi gözüken insanların yer aldığı ve mekânda sürekli dönmekte olan video projeksiyonları kullanmıştır.
Tenger, değer verdiği sanatçı Ilya Kabakov’un da bir yerleştirmesinde devasa boyutta bacak ve ayakkabılar kullandığını bilmiyordu. Sanat tarihi bu tarz birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkan biçimsel benzerliklerle doludur. Dikkatlice bakıldığında iki yapıtın hareket noktalarının birbirinden tümden farklı olduğu görülecektir. Her biri kendince birer başyapıttır.
Hale Tenger’i ve çevresini hedef alan aşağılamalar gülünçtür ve büyük oranda anonim kalınarak, yani korkakça, dile getirilmeleri beni hiç şaşırtmıyor. Monografi dizisi sürecek, sadece o değil, sanat dostlarının yüzünü güldüren sansasyonel bir çalışmayla, Hale Tenger’in Lâhavle’siyle başlayan sergiler de devam edecek.
2 Haziran, Venedik
René Block
17 yıldır sürdürdüğüm sanat kariyerim boyunca ürettiğim yapıtlar aracılığı ile ortaya koyduğum estetik, sosyal ve politik yaklaşımlarımdan anlaşılabileceği üzere, en çarpıcı, hatta zaman zaman sanırım kimilerine göre itici olan başlıca karakteristik özelliğim düşüncelerimi dürüstçe ve sözümü dolandırmadan dile getirmemdir. Bazı basın organlarının sorumsuzca yaptıkları, sanatımı ve kişiliğimi küçük düşürücü yayınlarında iddia edildiği gibi bir eserden “intihal” yapmak, ya karakter olarak buna müsait olmayı gerektirir ya da zekâ olarak yetersizliği. Bugüne kadar ürettiğim yapıtlara ve/veya kişiliğime aşina olanların da bildiği gibi bunun mümkün olmadığı ve olamayacağı çok açıktır. Lâhavle sergisi ile birlikte şahsım ve René Block’a karşı sürdürülmüş karalama kampanyalarının, aslen çağdaş sanata ve Vehbi Koç Vakfı’nın desteği ile Yapı Kredi Kültür Sanat tarafından Türk çağdaş sanatında önemli bir dönüm noktası olarak başlatılan bu kıymetli girişime karşı yapıldığını ve kimilerince sahip olunduğu düşünülen statükoların her ne pahasına olursa olsun korunması amacı ile yürütüldüğünü düşünüyorum.
Hale Tenger