Sanat Haberleri Ajansı (SaHA)

www.sanatajansi.com Test Yayını

‘Karma Sergi’ Kategorisi için Arşiv

Vapurların öyküsü sergide

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 9 Temmuz 2007

Boğaziçi’nde yaklaşık bir asırdır hizmet veren vapurların öyküsü, geçmişe ışık tutan belgeleriyle birlikte sergiye çıktı.

Karaköy Vapur İskelesi’nde açılan “Boğaziçi’nde Asırlık Seyahat: Belgelerle Şirket-i Hayriye Sergisi”nde dönemin padişah fermanları, şirketin mali yapısı, tarifeler, biletler gibi tarihe düşülen izler ile bugün sadece isimleri ve resimleri kalan dönemin ihtişamlı vapurlarına ait modeller 20 Temmuz’a kadar görülebilecek.

Yazı kategorisi: Fotoğraf, Karma Sergi | » yorum bırak;

Sanat mekânının duvarlarına müdahale!

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

Sokaklarda sayıları her geçen gün artan grafitilerin, şablonların, posterlerin, yazılamaların, sticker’ların yaratıcıları, ilk kez bir sergide bir araya geldi. Sokak sanatçıları, Hafriyat Karaköy’ün duvarlarına müdahale ederek ‘Müdahale’ sergisini ortaya çıkardı.

Çiçeği burnunda alternatif sanat mekânı Hafriyat Karaköy’ün son sergisi, mekânın içinde değil sokakta başlıyor. Türkiye’nin ciddi anlamda ilk grafiti grubu olan S2K’nın Necatibey Caddesi’ndeki mekânın tam karşısında bulunan dükkânın kepeklerine yaptığı grafitiyle… Grafitiyle başlayan bir sergide haliyle, galerilerden alışkın olduğumuz tuval resimleri, heykeller ya da videolar vs… bulunmuyor. Çünkü bu bir sokak sanatı sergisi. Sergi, duvarlara müdahaleyle yapılmış grafitilerden, stencil’lerden (şablon), sticker’lardan, yazılamalardan oluşuyor.
Memleketin her köşesinden
Sergiyle birlikte ilk kez memleketin farklı köşelerinden, farklı kuşaklardan, farklı türde işler yapan sokak sanatçıları ilk bir araya gelmiş oluyor. Sokağın tozunu bir kez kapmış olan, yaşadıkları şehirleri açıkhava galerilerine dönüştüren, işlerinde muhalif ve ironik dili vazgeçilmez gören bu sanatçıların hepsinin ayrı bir hikâyesi var. Örneğin en genç sokak sanatçılarından 18 yaşındaki Rad’ın… Sergiye üst katta yer alan, geçen 1 Mayıs’taki polisin tavrından yola çıkarak hazırladığı sıkı işiyle katılan Rad, yaklaşık dört yıl önce resim ve hip hop’a olan ilgisinin sonucunda sokağa çıkmaya başlamış. Taksim çevresinde işler yapan Rad, kendi deyimiyle rahatsız olduğu konuları dile getirmek için sokak sanatı icra ediyor. Spreyi ve şablonu bazen daha matrak nedenlerle kullandığını ekliyor:
“Bazen komiklik olsun diye arkadaşlarımın portrelerinin stencillerini yapıyorum. Beş senedir sevgilime doğum gününde hediye almıyorum. Hediye olarak onun stencilini yapıyorum!”. Yine Taksim yakasının sanatçılarından, sinek amblemiyle tanınan, askerden henüz dönen flypropaganda da serginin katılımcılarından. 31 yaşındaki sanatçı, icraatını ‘insanlara bir şey söylemek’ diye özetliyor. Son olarak sarkık bıyıklı, altı tarafı sinek olan maymun kafası çalışmasıyla İstanbulluların karşısına çıkan fly’ın yeni projesi duyanda merak uyandırıyor: “Çok daha fazla insanın görebileceği belki bir seferlik büyük bir iş yapacağım.”
Serginin en fazla göze çarpan sanatçılarından biri de Cins. Kadıköy yakasının ortalıklarda görünmeyi pek sevmeyen, Cins, mutantlarını mekâna taşıyarak ilk kez Avrupa yakasından izleyicilerle buluşuyor. Serginin ikinci katındaki kaos duvarı adlı ortak iş, ’sürrealist eylem Türkiye grubu’ üyelerine ait. Fotoğraflardan şiirlere oradan sloganlara dopdolu olan uzun duvarla ilgili olarak gruptan Rafet Arslan konuşuyor: “Estetik değil, ruhsal bir şey yaptık. Düşlerimizin rengini sokağın ruhuyla birleştirmeye çalıştık. Popüler kültürün MTV’yle, GençTurkcell’le sistem içine çekmeye çalıştığı noktada, tank paletleriyle kara çarşaf arasına sıkıştırılmaya çalışılan bir ülkenin düşlerini ve kâbuslarını yansıtmaya çalıştık.” diyor. Bu arada serginin yine üst katında sokağın sanatının vazgeçilmezlerinden envai çeşit fanzin ile basılı sanat malzemeleri, kullanıma hazır sticker’lar ve rozetler de bulunuyor.
Yukarıdaki isimler dışında ilk nesil Türkiyeli grafiticilerden Turbo; Ari Alpert, Bora Akıncıtürk, Caner Duyar, Cype, DasMetal, Deniz Örnek, Esat Başak & Tampon, Fransizka Schaum, Gökçe Sümerkan, İlhan Sayın, Kırdök, Kop-Art, Leo, Met, Murat Başol, Nalan Yırtmaç, Onur Uyar, Özgür Özersin, Pars, Sedat Türkantoz, Tab, Upsaki ve Wyne’in işlerinin yer aldığı, en alt katı buram buram sprey kokan ‘Müdahale’ sergisi 15 Temmuz’a kadar açık, ama sokaklardaki sergiler yılın 365 günü, günün 24 saati sizi bekliyor, gezmek için sadece ‘görmek’ yeterli. Tel: 0212 245 31 68



Sokak sanatı dergiye girdi
Karaköy’deki sergiyle tesadüfen aynı dönemde yayımlanan ‘tesmeralsekdiz’ dergisi de sokak sanatını kapağına taşıyarak bu konuyu merak edenler için dimağ açıcı bir hizmet sunuyor. Rafet Arslan’ın hazırladığı dosyada Arslan’ın ‘Sokak Nereye Düşer’?, ‘Banksy ya da Sokağın Ruhu’; Cemal Akyüz’ün ‘Grafiti Sözlüğü’, ‘Çırartma şehri Stockholm’, ‘Sokaklar geçiyorum… Lizbon’; Emre Koyuncu’nun ‘Sokak Sanatı Terennümleri’; Eren Bağış’ın ‘Y’oluşlarda Sokak Sanatı’ başlıklı yazıları göze çarpıyor. Turbo, Burak Delier, Fatih Balcı, Erman Akçay, Cins, Ayşe Özkan, Halil Vurucuoğlu, Serhat Köksal, COBİ, Onur Akyıl’la söyleşilerin bulunduğu dergide ‘Gilles Deleuze ve sinema teorisi’ başlıklı bir dosya da yer alıyor.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=224965

Yazı kategorisi: Karma Sergi, Modern Sanatlar | » yorum bırak;

Çağdaş sanatın ustaları sonbaharda İstanbul’da

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 24 Haziran 2007

İstanbul, ekim ayında modern sanatın önemli isimlerine ev sahipliği yapacak. Pera Müzesi’nde sanatseverlerle buluşacak olan sergide Jean Dubuffet, Jasper Johns, Andy Warhol, Roy Lichtenstein, Jean-Michel Basquiat, Cy Twombly, Joseph Beuys, Keith Haring, Jeff Koons, Cindy Sherman, Joseph Kosuth, Nam June Paik, Zaha Hadid gibi dünyaca ünlü 59 sanatçıdan 70 eser yer alacak.

1959 yılında David Rockefeller tarafından oluşturulmaya başlanan JP Morgan Chase koleksiyonundan derlenen ‘Collected Visions-Çağdaş Ustalardan Seçmeler’ adlı sergi, 26 Ekim 2007-6 Ocak 2008 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’yle imzaladıkları anlaşmadan sonra JP Morgan Chase koleksiyonunun direktörü Lisa Erf, “Modern ve çağdaş sanata yönelik bu sergiyi, JP Morgan’ın 100 yılı aşkın bir süredir iş yaptığı Türkiye’de, Pera Müzesi’nde açmaktan mutluluk duyuyoruz.” dedi. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kültür ve Sanat İşletmesi Genel Müdürü Özalp Birol ise “Bu sergi, özel sektör kuruluşlarını sanata yönlendirecek.” diye konuştu.

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=554963

Yazı kategorisi: Karma Sergi, Modern Sanatlar | » yorum bırak;

İstanbul’da 6 ay Rûmî mevsimi

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 21 Haziran 2007

‘2007 Mevlânâ Yılı’ İstanbul’da yıl sonuna kadar pek çok farklı etkinlikle kutlanacak. Aralık sonuna dek sürecek program, önceki akşam Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda düzenlenen toplantı ile tanıtıldı.

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ’nin gerçekleştireceği programda, ücretsiz olarak düzenlenecek konser, sergi, Mevlevihane gezileri, sema gösterileri, uluslararası neyzenler buluşması ve konferanslar var.

“Bütün İstanbulluları özellikle etkinliklere davet ediyorum.” diyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a göre İstanbul’daki Mevlânâ etkinlikleri farklı bir öneme sahip. Zira “Mevlânâ, Konya’da yaşamış olmasına rağmen fikirleri İstanbul’da hayat bulmuş.” Topbaş, bu fikirlerin dünyaya da yine İstanbul’dan yayılacağına inanıyor; delili de Galata Mevlevihanesi: “Mev-lânâ, medeniyet kültürümüzün şekillenmesinde çok önemli bir role sahip. O bizim sesimiz olarak sevgi dolu hislerimizi dün olduğu gibi tüm dünyaya bugün de yansıtıyor. İstanbul’da Galata ve Yenikapı Mevlevihanelerinin hâlâ var oluşu, Mevlânâ’nın buradan geleceğe de ışık tutacağının göstergesidir. Mevlâ-nâ’nın açtığı sevgi halesi tüm insanlığı kucaklayarak büyümektedir.” İstanbul Valisi Muammer Güler de bugün küresel barış adıyla dillendirilen anlayışın temelinde Mevlânâ’nın felsefesi olduğuna dikkat çekti. “Bugün küresel barışa ait söylenen ne varsa onun temelinde belki de Hz. Mevlânâ’nın inancından kaynaklanan ruh var. Avrupa Birliği yasalarına ve Kopenhag Siyasi Kriterlerine baktığınız zaman Mevlânâ’nın o güzel öğretisini bulabilirsiniz. Bundan sonraki etkinliklere daha çok İstanbullunun katılarak Mevlânâ’yı anmasını diliyorum.”

Açılış töreninin ardından, Harbiye Açıkhava Tiyatrosu, etkinliklerin ilk halkası olan ‘Rumi-Senfonik Gösteri’sine sahne oldu. Orhan Şallıel’in hazırladığı, Ziya Azizi’nin koreografisini yaptığı gösteride Mevlânâ’yı Yılmaz Erdoğan canlandırdı. Erdoğan, sahneye tılsımlı bir gömlek ile çıktı. Ali Gül’ün seslendirdiği metinlerle ilerleyen gösteride, farklı disiplinlerden sanatçılar bir aradaydı. Projenin mimarı Orhan Şallıel’in heyecanı ise gözden kaçmıyordu. Düdük ve ney ustası Ertan Tekin, klarnetçi Hüsnü Şenlendirici, kanunî Aytaç Doğan, bağlama sanatçısı İsmail Tunçbilek ve DJ Murat Uncuoğlu’nun da aralarında bulunduğu 120 kişilik bir ekibin sunduğu etno-senfonik gösterinin ilk bölümünde Mevlânâ’nın çocukluğu, evlenmesi, babasının vefatı ve Şems ile muhabbetleri anlatıldı. Bir saatten fazla süren gösterinin sonunda ise Itrî’nin Salat-ı Ümmiye’si okundu. Tasavvuf korosundan ve diğer sanatçıların çoğunluğunun gençlerden oluşması ayrı bir hava kattı geceye. 20 kişilik semazen topluluğunun göz kamaştıran gösterisi, hafızların ve neylerin büyülü nefesi ile modern seslerin tatlı birlikteliği Mevlânâ’nın tüm zamanlara ve gönüllere nasıl ulaştığını yeniden gözler önüne serdi. Geceden akıllarda kalan tek olumsuz nokta ise gösteride semazen giysili dansçının bir ibadet olan sema ile uyuşmayan dans tarzıydı. Semazen giysileriyle yapılan dansın Mevlânâ’nın ruhuna zarar verdiğini söyleyen bazı seyirciler, tepki göstererek Açıkhava’dan ayrıldı.

2007 Mevlânâ Yılı İstanbul programı

Mevlânâ ve Dua (Konser ve Defile-Topkapı, Aya İrini)

Minyatür’de Mevlânâ (Sergi ve Söyleşi-Tarık Zafer Kültür Merkezi)

Mevlânâ Rüzgârı (Mevlevî Figürleri Sergisi-Topkapı Sarayı-Taksim)

Notalarda Hoşgörü (Konser-Harbiye Açık Hava)

Dünya Enstrümanlarıyla Şeb-i Arus (Konser-Abdi İpekçi)

Gel, Gel, Gel… Ne Olursan Ol Yine Gel! (Sema – Çeşitli meydanlarda)

Hoşgörüye Davet (Ses ve Laser Gösterisi-Sultanahmet Meydanı)

Hamuşan Geziler (İstanbul’da Mevlevîhâne Gezileri)

Çakıl Taşları ile Hoşgörü (Sergi-Taksim Metro Sergi Salonu)

Mevlânâ İle Sevgiye Yöneliş (Karma Sergi-Taksim Sanat Galerisi)

Hoşgörünün Adı: Mevlânâ (Konferans-Cemal Reşit Rey)

Sevgiyi Arayış (Tezhib Sergisi-İslam Eserleri Müzesi)

Yüzyılları Aydınlatan Işık (Fotoğraf Sergisi- Taksim Metrosu, Sultanahmet)

Uluslararası Neyzenler Buluşması (Konser- Cemal Reşit Rey)

Mevlânâ’dan Esintiler (Resim Sergisi-Tuzla İdris Güllüce Kültür Merkezi)

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=554135

Yazı kategorisi: Festival, Karma Sergi, Müzik, Türk Edebiyatı | 1 Yorum »

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, René Block ve Hale Tenger’den Açıklama

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 20 Haziran 2007

Yapı ve Kredi Bankası 1944’te kuruluşundan bu yana bankacılık hizmetlerini kültür alanındaki öncü nitelikli çalışmalarla birlikte sürdürmektedir. Uluslararası seviyede yayıncılık faaliyetlerini, yerel ve dünyadan sergilerle sanata katkılarını – Türkiye’nin mirasını tanıtmanın ve korumanın yanı sıra edebiyat, sosyal bilimler ve sanat alanlarında çağını yakalayan, dünya kültürünü kapsayan bir anlayışla– sürekli genişletmiştir. Yayın alanında başyapıtları Türkçeye kazandırırken, ülkemizde ilk kez sergi kataloglarını yayımladığı, “salı toplantıları” gibi kültürel etkinlikleriyle desteklediği, Türkiye’den ve dünyadan önemli sanatçıların sergilerini (ve tematik, arkeolojik ya da arşiv sergileri) Kâzım Taşkent Sanat Galerisi, Sermet Çifter Galerisi ve Vedat Nedim Tör Müzesi’nde açmıştır.

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, benimsediği interdisipliner yaklaşımla (1954’de Herbert Read gibi dünyanın en önde gelen sanat eleştirmenlerini, Aliye Berger gibi nice sanatçıyla “İstihsal” yarışmasında bir araya getirmesi gibi); en nitelikli çevirilerle ilk kez okurlara ulaştırdığı James Joyce’un Ulysses’i, Cervantes’in Don Kişot’u gibi dünya klasikleri; Yaşar Kemal, Sait Faik gibi usta yazarları, Katullus gibi şairleri; nitelikli süreli yayınlarıile; Hoca Ali Rıza’dan Türk soyut ressamlarına, Bellini’den Andy Warhol’a, Otto Dix’e, “Bir Beyoğlu Fotoromanı” gibi gencinden yaşlısına sanatçıları tarih ve sanat anlayışıyla şehirle buluşturduğu sergileri ile ülkemizin kültür tarihinde ayrıcalıklı bir yere sahip olmuştur.

YKKSY, 2006 Eylül’ünde dünyanın en ünlü küratörlerinden René Block ile çalışmaya başlamış ve “Türkiye’de Güncel Sanat” başlığı altında monografi ve sergi dizisiyle faaliyetlerinde yeni bir kanal açmıştır. Türkiye’in ilk özel müzesi  Sadberk Hanım Müzesi ve daha pek çok kültürel oluşumu gerçekleştiren Vehbi Koç Vakfı desteğiyle YKKSY bu dizide küratör ve editör olarak René Block’un yönetiminde; bilgisi ve birikimi ile uluslararası tanınırlığa sahip Melih Fereli’nin danışmanlığında, yurtdışında çoktandır kabul görmüş güncel sanatçılarımızın özgün yapıtlarına Kâzım Taşkent Sanat Galerisi’nin takviminde öncelikli yer vermeye ve bu sanatçılar hakkında ilk kez kapsamlı monografiler yayımlamaya başlamıştır.

Joseph Beuys gibi öncü sanatçılarla çalışarak, Fluxus gibi sanat faaliyetlerinin yolunu açarak  dünyada çağdaş sanatın yönünü değiştiren ve  1995’te küratörü olduğu 4. Uluslararası İstanbul Bienali’nden itibaren Türk sanatçılarına yurtdışında kapılar açan ünlü küratör René Block, Hale Tenger gibi Türkiye’nin önde gelen güncel sanatçılarıyla Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık’ta başladığı çalışmalarla yepyeni bir sanat tarihinin sayfalarını da ülkemizde yazmaya başlamıştır.

Hale Tenger monografisi ve sergisi ile başlayan “Türkiye’de Güncel Sanat” sergi ve monografi dizisi genişleyerek devam edecektir.

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, eserini/çalışmalarını yayımladığı/sergilediği tüm yazarlarını, küratörlerini ve sanatçılarını kurumun baş aktörleri olarak görmektedir. “Türkiye’de Güncel Sanat” dizisinde küratör René Block ve serinin ilk sanatçısı Hale Tenger, 5 Nisan-5 Mayıs 2007 tarihleri arasında Kâzım Taşkent Sanat Galerisi’nde yer alan “Lahavle” başlıklı sergi ile ilgili basında yer alan ve küratör ve sanatçıyı suçlayıcı tartışmalara son noktayı koyacak cevapları aşağıda görüldüğü gibi vermektedirler:

Yapı Kredi Yayınları için hazırladığım Türkiye’de Güncel Sanat monografileri dizisini, Kâzım Taşkent Galerisi’nde bu diziye eşlik eden sergilerle birlikte yürütmekteyim.

Söz konusu sergiler,  bu mekâna özel projeler üretmeleri için sanatçılara yapılan çağrılarla gerçekleştirilmekte ve Vehbi Koç Vakfı tarafından desteklenmektedir. İlk monografi ve ilk sergi, orta kuşağın en ciddi ve en  seçkin sanatçılarından biri olan Hale Tenger’e ayrılmıştır. Tenger Lâhavle adlı yerleştirmesinde mekânı, tavana kadar uzanan devasa boyutta bacak ve ayakkabılarla doldururken, buna tezat olarak tekerlekli arabalar yardımıyla hareket eden, bacaksızmış gibi gözüken insanların yer aldığı ve mekânda sürekli dönmekte olan video projeksiyonları kullanmıştır.

Tenger, değer verdiği sanatçı Ilya Kabakov’un da bir yerleştirmesinde devasa boyutta bacak ve ayakkabılar kullandığını bilmiyordu. Sanat tarihi bu tarz birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkan biçimsel benzerliklerle doludur. Dikkatlice bakıldığında iki yapıtın hareket noktalarının birbirinden tümden farklı olduğu görülecektir. Her biri kendince birer başyapıttır.

Hale Tenger’i ve çevresini hedef alan aşağılamalar gülünçtür ve büyük oranda anonim kalınarak, yani korkakça, dile getirilmeleri beni hiç şaşırtmıyor. Monografi dizisi sürecek, sadece o değil, sanat dostlarının yüzünü güldüren sansasyonel bir çalışmayla, Hale Tenger’in Lâhavle’siyle başlayan sergiler de devam edecek.
2 Haziran, Venedik
René Block

17 yıldır sürdürdüğüm sanat kariyerim boyunca ürettiğim yapıtlar aracılığı ile ortaya koyduğum estetik, sosyal ve politik yaklaşımlarımdan anlaşılabileceği üzere, en çarpıcı, hatta zaman zaman sanırım kimilerine göre itici olan başlıca karakteristik özelliğim düşüncelerimi dürüstçe ve sözümü dolandırmadan dile getirmemdir. Bazı basın organlarının sorumsuzca yaptıkları, sanatımı ve kişiliğimi küçük düşürücü yayınlarında iddia edildiği gibi bir eserden “intihal” yapmak, ya karakter olarak buna müsait olmayı gerektirir ya da zekâ olarak yetersizliği. Bugüne kadar ürettiğim yapıtlara ve/veya kişiliğime aşina olanların da bildiği gibi bunun mümkün olmadığı ve olamayacağı çok açıktır. Lâhavle sergisi ile birlikte şahsım ve René Block’a karşı sürdürülmüş karalama kampanyalarının, aslen çağdaş sanata ve Vehbi Koç Vakfı’nın desteği ile Yapı Kredi Kültür Sanat tarafından Türk çağdaş sanatında önemli bir dönüm noktası olarak başlatılan bu kıymetli girişime karşı yapıldığını ve kimilerince sahip olunduğu düşünülen statükoların her ne pahasına olursa olsun korunması amacı ile yürütüldüğünü düşünüyorum.
Hale Tenger

Yazı kategorisi: Karma Sergi, Modern Sanatlar | » yorum bırak;

Sınırlar Yörüngeler Yarışması Sonuçları Siemens Sanat’ta

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 20 Haziran 2007

Güncel sanat merkezi Siemens Sanat’ın, genç sanatı ve sanatçıyı desteklemek amacıyla, Türkiye’de üniversite öğrencileri arasındaki güncel sanata dair eğilimleri bulup çıkartmaya yönelik düzenlediği “Sınırlar – Yörüngeler” yarışması sonuçlandı.

Tüm Türkiye’den 25 gün içerisinde 85 öğrencinin 120′nin üzerinde eserle katıldığı yarışmada, sergilenmeye hak kazanan eserlerin ilk bölümü 13 Haziran – 13 Temmuz tarihleri arasında Siemens Sanat’ta görülebilecek.

Güncel sanat merkezi Siemens Sanat, Mustafa Kula, Sibel Yıldız, Semra Karahan, Özgür Demirci, Sümer Sayın, Kerem Ozan Bayraktar, Alpaslan Karaaslan ve Sinem Ilgıt Baykal’dan oluşan sanatçıların eserlerine, “Sınırlar – Yörüngeler 1″ sergisinde, 13 Haziran – 13 Temmuz arasında ev sahipliği yapacak.

Beral Madra, Ferhat Özgür, Handan Börüteçene, İnci Eviner, Mürteza Fidan, T.Melih Görgün ve Alp Yörük’ten oluşan Sergi Değerlendirme Komisyonu tarafından belirlenen, diğer sekiz sanatçının eserleri ise 25 Temmuz – 25 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek “Sınırlar – Yörüngeler 2″ sergisiyle sanatseverlerle buluşacak.

http://www.dexigner.com/sanat/haberler-g11184.html

Yazı kategorisi: Karma Sergi, Modern Sanatlar | » yorum bırak;

Mevlevî dergahı Ayasofya’ya taşındı!

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 19 Haziran 2007

Ayasofya’da dün akşam açılan “Aşk Ocağında Cân Olmak-İnsanlığın Mirası: Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî” adlı sergi, ‘Dünle beraber gitti cancağızım / Ne kadar söz varsa düne ait / Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” diyen Mevlânâ’nın bu dileğini hayata geçiriyor adeta.
 

UNESCO Mevlânâ Yılı etkinlikleri kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen sergide, Mevlâna’yı ve 800 yıl boyunca toplumu derinden etkilemiş Mevlevilik kültürünü anlatan 200 özgün eser sergileniyor. Çeşitli müzelerden gelerek Ayasofya’nın kubbesi altında buluşan Mevlânâ’nın oğlunun kaleminden çıkmış en eski tarihli Mesnevi nüshası, Şems-i Tebrizi’nin külâhı, Mevlevi şeyhlerinin, dervişlerinin kıyafetleri, müzik aletleri, elyazması eserler, hat levhaları, tekke eşyaları, zikir tesbihleri gibi birçok nesne, 7 asırlık Mevlevi geleneğini bugüne yansıtıyor. ‘Aşk Ocağında Can Olmak’, mekan, kurgu ve ses sistemiyle dünya standartlarında gerçekleştirilen ilk ve tek Mevlânâ sergisi olarak nitelendiriliyor.

Sergideki eserler, Mevlânâ Müzesi, Ankara ve Konya Etnografya Müzesi, İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Divan Edebiyatı Müzesi, Topkapı Sarayı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Müzesi ve Sadberk Hanım Müzesi gibi pek çok müzeden getirildi. Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç, Prof. Dr. Nurhan Atasoy, Prof. Dr. Uğur Derman, Tuğrul İnançer, Yard. Doç. Dr. Nuri Şimşekler ve Ekrem Işın’dan oluşan danışma kurulunun yol göstericiliğinde hazırlanan serginin proje yönetimini Münevver Eminoğlu, mimari tasarımını Ahmet Özgüner, grafik tasarımını da Ersu Pekin üstlendi. Kültür tarihçisi Ekrem Işın’ın küratörlüğünü yaptığı sergi, Mevlevilik’te önemli bir sembol olan dokuz sayısı üzerine kurgulandı. Sergi, ‘Hayatı ve Düşünceleriyle Mevlânâ’, ‘Mevleviliğin 800 Yılı’, ‘Mevlevi Dergâhı’, ‘Matbah-ı Şerif’, ‘Mevlevilikte Giyim – Kuşam’, ‘Müzik ve Sema’, ‘Hat, Edebiyat ve Mevlevilik’te Sembolizm’ gibi başlıkların yer aldığı 9 ana bölümden oluşuyor.

Mevlânâ ile Ayasofya buluştu

Serginin tanıtım toplantısında konuşan Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürü Celil Güngör, mekân olarak Ayasofya’yı seçmelerinin nedenini şöyle açıkladı: “Doğu ve Batı kültürüne ait iki mekan ve insanın buluşmasını sağlamak ve sık sık söz edilen ‘Medeniyetler İttifakı’na katkıda bulunmak istiyoruz. Ayasofya, aynı zamanda yabancı turistlerin en fazla ziyaret ettiği mekânlardan biri.” Mevlânâ ve Ayasofya buluşmasının, tarihte bir ilk olduğunu söyleyen Ekrem Işın da “Tüm zamanları aşan Mevlânâ’yı böyle bir yerde ağırlamak gerekiyordu. Ayasofya, 13. yy’da Haçlılar tarafından yağmalandı. Mevlânâ’nın yaşadığı toplum da pek özgür bir yapıya sahip değildi, çünkü Moğol istilası vardı. Mevlânâ ile Ayasofya, bu sayede ortak bir kaderi paylaştı. Bu iki önemli figürü bir araya getirip sentez oluşturduk.” dedi.

‘Aşk Ocağında Can Olmak’ sergisi, Mevlevi dervişlerinin sade yaşantısını konsept olarak belirlemiş. Bunun için de müzelerden büyük sanatkârların devlet ricali için yaptıkları Mevlevi sembollü gösterişli sanat eserleri yerine, nefis terbiyesi ile uğraşan Mevlevi canlarının kullandıkları sade eserler seçilmiş. Sergi, 12 Ağustos’a kadar pazartesi günleri dışında 09.00 ile 18.30 saatleri arasında ziyaret edilebilir. Ziyaretçiler, ‘Halk Günü’ olarak belirlenen her ayın ilk pazartesi günü ise ücret ödemeden sergiyi gezebilecek.

Musa İğrek

Yazı kategorisi: Karma Sergi, Süsleme Sanatları, Türk Edebiyatı | Yorumlar Kapalı