Sanat Haberleri Ajansı (SaHA)

www.sanatajansi.com Test Yayını

  • Ana Sayfa
  • www.sanatajansi.com
  • Kategoriler

    • Antropoloji
    • Arkeoloji
    • Bale
    • Dans
    • Dünya Edebiyatı
    • Dilbilim
    • El Sanatları
    • Festival
    • Fotoğraf
    • Genel
    • Grafik
    • Heykel
    • Karma Sergi
    • Kategori üstü
    • Kategori Dışı
    • Kitap
    • Müzayede
    • Müze
    • Müzik
    • Mimarlık
    • Modern Sanatlar
    • Opera
    • Resim
    • Sanat Tarihi
    • Süsleme Sanatları
    • Seramik
    • Sinema
    • Türk Edebiyatı
    • Tiyatro
  • Arşiv

    • Temmuz 2009
    • Haziran 2009
    • Kasım 2007
    • Ağustos 2007
    • Temmuz 2007
    • Haziran 2007
  • Son Yazılar

    • Baykal Saran Tiyatro Ödülü Beşikçioğlu’nun
    • “KAMUSAL ALANDA SANAT”
    • Enstitülü kızlardan defile
    • İSTANBUL DEVLET TİYATROSU ÇİN’DE
    • TÜRKİYE FUARDA “HOŞGÖRÜYÜ” İŞLEYECEK
  •  

    Kasım 2009
    M T W T F S S
    « Jul    
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    23242526272829
    30  
  • Popüler Yazılar

    • Arguvan Türkü festivali 5. kez merhaba diyecek
    • TRT Çocuk Şarkıları'nın galibi Tik Tak
    • Türkçe'de hangi dilden kaç kelime var?
    • Sultan Sarnıcı, düğün salonu olacak!
    • 'Yeni 7 Harika' Açıklanıyor
    • Bodrum ve Samos'ta ortak festival başladı
    • arguvan aşıklar anıtı
    • Balat’ta Dimitri Kantemir Müzesi açıldı
    • Gürcistan’da Osmanlı fermanları tarihe tanıklık ediyor
    • Enstitülü kızlardan defile
  • Abone ol

    • Yazılar (RSS)
    • Yorumlar (RSS)
  • Arşiv

    • Temmuz 2009
    • Haziran 2009
    • Kasım 2007
    • Ağustos 2007
    • Temmuz 2007
    • Haziran 2007

‘Sanat Tarihi’ Kategorisi için Arşiv

« Önceki Yazılar

Sultan Sarnıcı, düğün salonu olacak!

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 9 Temmuz 2007

Fatih’teki Roma dönemine ait Sultan Sarnıcı, düğün ve toplantı salonu olarak hizmet verecek. Sultan Sarnıcı’nın Organizasyon Müdürü Talip Yeşilova, önce turistlere yönelik sergiler düzenlenmesi planlanan sarnıcın, düğün ve toplantı organizasyonlarında kullanılmasına sonradan karar verildiğini belirterek, açılışı yarın yapılacak olan sarnıçta, iftar yemekleri vermeyi, talep olması halinde, seminerler, kongreler, klip ve dizi çekimleri, okulların mezuniyet baloları, iş yemekleri, kokteyl ve defile gibi organizasyonlar yapmayı da düşündüklerini kaydetti.

Konunun uzmanları “Sarnıçta yüksek düzeyle ses veya müzik yayını yapıldığında, tarihi eser zarar görebilir, yeni işlev kazandırma çalışmalarında daha dikkatli ve özenli olmak gerekir” yönünde görüş belirttiler.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | 2 Yorum »

Dünyanın Yeni 7 Harikası Belirlendi

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 8 Temmuz 2007

Latin Amerika’dan 3 tarihi eser listeye girdi. Ayasofya listede yok.

İsviçre merkezli faaliyet gösteren “Yeni 7 Harika Vakfı” adlı grubun 2000′den bu yana düzenlediği oylamaya bu yıl internet ve kısa mesaj aracılığıyla dünya çapında yaklaşık 100 milyon kişi katıldı. Oylama sonucu Portekiz’in başkenti Lizbon’da düzenlenen bir törenle açıklandı.

Aralarında İstanbul’dan Ayasofya’nında bulunduğu 21 aday arasından, ilk 7′ye girenler Meksika’daki Çiçen İtza piramidi, Brezilya’daki Kurtarıcı İsa Heykeli, Peru’daki Maçu Piççu harabeleri, Ürdün’deki Petra antik kenti, Hindistan’daki Taç Mahal, İtalya’daki Kolezyum ve Çin Seddi oldu.

Bu 7 harikaya ek olarak Mısır’daki Gize piramitleri de “dünya harikalarından biri olma statüsünü” korudu.

Millattan Önce 2′nci yüzyılda ilk olarak Bizanslı Filon tarafından belirlenen ve Türkiye’den de Efes Artemis Tapınağı ile Halikarnas’taki Bodrum Mozolesi’nin de içinde bulunduğu “Dünyanın 7 orijinal harikası”ndan ancak Mısır’daki Gize Piramidi özel statüyle “7 harika” listesine girebildi.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Mimarlık, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

İstanbul Tehlikeyi Atlattı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 7 Temmuz 2007

Birleşmiş Milletler’in Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) Dünya Mirasını Koruma Komitesi, tarihî dokunun tahrip edildiği ve eserlerin yağmalandığını öne sürerek ‘Tehdit Altındaki Dünya Kültür Mirası Listesi’ne almakla uyardığı İstanbul, şimdilik tehlikeyi atlattı.

Birleşmiş Milletler’in Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) Dünya Mirasını Koruma Komitesi, tarihî dokunun tahrip edildiği ve eserlerin yağmalandığını öne sürerek ‘Tehdit Altındaki Dünya Kültür Mirası Listesi’ne almakla uyardığı İstanbul, şimdilik tehlikeyi atlattı. İstanbul’da son zamanlarda yapılan çalışmaları olumlu bulan komite, 2008 yılına kadar tarihî eserlere yönelik yapılan çalışmaların kesintiye uğramaması halinde İstanbul üzerindeki tehlike uyarılarının kaldırılacağını açıkladı. Yeni Zelanda’da bir araya gelen 22 kişilik komitenin aldığı kararla, 2010 yılı için Avrupa Kültür Başkentliği unvanını alan İstanbul için seferber olan Türkiye, istediği sonucu aldı.

Türkiye’den 9 eser
İstanbul Vali Yardımcısı Cumhur Güven Taşbaşı başkanlığında Dışişleri Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan oluşan 6 kişilik heyet, İstanbul’un liste dışında kalmaması için azami çaba gösterdi. Taşbaşı, Yeni Zelenda’da bir hafta süren toplantılar sırasında İstanbul için yapılan çalışmaların da ele alındığını açıkladı. 3 yıldır mercek altında tutulan İstanbul’un aldığı tedbirlerle göz doldurduğu belirtilerek, tarihî yarımada ve özellikle tüp geçit kazıları sırasında çıkarılan eserlerin sergilenmesi konusundaki tavırların takdir topladığı kaydedildi. UNESCO’nun listesinde halen 130 ülkeden 830 kültür varlığı, insanlığın ortak mirası olarak yer alıyor. Türkiye’den ise şu ana kadar 9 kültürel varlık listeye eklendi.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

İsrail askerleri camileri tahrip ediyor

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 7 Temmuz 2007

Yerel kaynakların aktardığına göre İsrail işgal güçlerinin silah arama bahanesiyle girdiği el-Halil şehrindeki üç camide ciddi tahribat meydana geldi..

Yazı kategorisi: Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Tarihi İbrahim Paşa Konağı, ilçe halk kütüphanesine dönüştürüldü.

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 6 Temmuz 2007

1908 yılında İbrahim paşa tarafından yaptırılan konak cumhuriyet döneminde ilkokul ve ortaokul olarak kullanıldı.1950’den sonrada Viranşehir Lisesi olarak kullanılan konak lise binası yapımıyla beraber boş kaldı.

Bundan 5 yıl önce Şanlıurfa Valiliğinin restore ettiği konak 2 yıl il kültür müdürlüğü ve ilçe kaymakamlığının girişimleriyle Viranşehir ilçe halk kütüphanesi buraya taşındı.

Nezih bir ortamda kitaba ulaşmanın hazzını yaşayan kitapseverler yöneticilere teşekkür dileklerini ileterek hem tarihi dokunun kurtarılması hem de kültürel ve eğitim alt yapısının yükseltilmesi anlamına gelen bu çalışmayla mutlu olduklarını ifade ettiler.

Yazı kategorisi: Sanat Tarihi | 4 Yorum »

7 harikanın oylamasında son iki gün

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 6 Temmuz 2007

Dünyanın yeni 7 harikasını belirleyecek olan anketin bitmesine iki gün kaldı. Ankette M.Ö. 537’de inşa edilmiş İstanbul’daki Ayasofya da bulunuyor. Oylama 07.07.07’de sona erecek.

Dünyanın 7 harikasından geriye sağlam olarak sadece Giza Piramidi kalınca, 8 yıl önce yenilerinin seçilebilmesi için bir yarışma başlatıldı. Dünyanın dört bir yanından gelen 200 başvuru, uzmanlar tarafından 21’e kadar düşürüldü.

O günden bu yana devam eden ve dünyanın yeni 7 harikasının seçileceği anketin sonuçlanmasına 2 gün kaldı. İnternet üzerinden milyonlarca kişinin katıldığı oylama 7 Temmuz Cumartesi günü sona erecek. Oylamanın sonucu Portekiz’in Lizbon kentinde açıklanacak.

Dünyanın yeni 7 harikası adayları arasında Çin Seddi, Tac Mahal, Özgürlük Anıtı, Eyfel Kulesi, Roma’da bulunan Colloseum ve Atina’daki Acropolis gibi birçok önemli yapıt bulunuyor. M.Ö. 537’de inşa edilmiş İstanbul’daki Ayasofya da öne çıkan bir diğer aday.

Bu ankete kadar dünyanın 7 harikası olarak kabul edilen Keops Piramidi, Babil’in Asma Bahçeleri, Zeus Heykeli, Artemis Tapınağı, Rodos Heykeli, İskenderiye Feneri, Halikarnas Mozolesi gibi yapıtların bir ya da birkaçının belirlenecek yeni 7 harika içerisinde olmayabileceği düşünülüyor.

Dünyanın yeni 7 harikasını belirleyecek olan ankete www.new7wonders.com adresinden katılmak mümkün.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | 2 Yorum »

Şirince’de tarihi evler yıkılmak isteniyor

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 4 Temmuz 2007

İzmir Selçuk ilçesine bağlı 150 haneli turistik Şirince köyünde, 2002 yılından bu yana yürütülen kentsel sit alanını koruma amaçlı imar plan çalışmasına 120 itiraz dilekçesi geldi.

İmar planında, koruma altında olduğu için yıllardan bu yana hiçbir tadilat ve tamir yapılamayan eski Rum evleri hakkında yol geçirilme gerekçesiyle yıkım kararı alınırken tarihî dokuyla bağlantısı olmayan arsa ve yapılarda yenileme ve restorasyon kararları köy halkını şaşkına çevirdi. Şirince’de beş yıldan bu yana üzerinde çalışılan yeni imar planını 28 Mayıs’ta muhtarlıkta askıda gören köylüler, bir aylık itiraz süresinde 120 dilekçeyle İzmir Valiliği’ne imar planını durdurma başvurusunda bulundu. Şirince Köyü Muhtar Vekili Levent Apak, köy SİT alanı ilan edildiği için yapılaşmada, çözümsüz problemlerle baş başa olduklarını ifade etti. Köylünün sahip olduğu evlerin koruma altında bulunmasının göz göre göre yıkılıp gitmesine sebep olduğunu belirten Apak, yeni imar planındaki yıkım kararlarının sıkıntıyı had safaya taşıdığını dile getirdi. Köyün eski muhtarlarından Ahmet Dereli de ortaya konan planla aynı durumdaki evlerin kimine yıkım, kimine yenileme kararı alınmasının çifte standart olduğunu savundu.

Köyde SİT alanı gündemde yokken 1970′li yıllarda tapulu arazisi üzerinde bulunan damı yıkarak halen oturduğu iki katlı evi inşa eden Dereli, “O dönemde benimle birlikte ev yapan 40 hanenin yaklaşık 20’si için yıkım, kimine de rastgele yenileme kararı alınması adaletli bir planlamanın sonucu olamaz.” dedi.

İmar planına itiraz hakkını kullanarak İzmir Valiliği’ne başvurduğunu söyleyen Dereli, köy sakinlerine kısıtlı imkanlarıyla yaşama hakkı tanımayan uygulamayı kabul etmenin mümkün olmayacağını savundu. Rumlardan kalma ve halen koruma altında bulunduğu için yıkılmaya yüztutan evine yol gerekçesiyle yıkım kararı alındığını söyleyen Ömer Özbay ise, “Tarihî dokunun bozulmaması için ilan edilen SİT kararıyla biz yıllardır evlerimize bir çivi çakamazken yıkım kararı alınmasını maksatlı buluyorum.” şeklinde konuştu. Köyde huzursuzluk havası estiren yeni imar planındaki kararlar, Şirince’nin tarihî ve turistik önemi gözönünde bulundurulduğunda birtakım çıkar gruplarına hizmet etmemesi hassasiyetini de beraberinde getiriyor. Yıkılmak üzere olan eski binalar bile turistik konaklamaya uygun ve üzerinde bir pansiyon yapılabiliyorsa 300 bin YTL’den başlayan fiyatlarla değer buluyor.

Yazı kategorisi: Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Lütfen! Tarihe saygı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 4 Temmuz 2007

Adana’da Oğuzların Üçok Boyunu temsil eden damgalar bulunan mezar taşlarının Türk tarihi açısından büyük önem taşıdığı bildirildi.
Adana’nın merkez Yüreğir ilçesine bağlı Camili köyünde, bin 300′lü yıllara ait olduğu tahmin edilen ve ”Adana’daki ilk Türk izleri” kabul edilen Üçok damgalı mezar taşlarının, ilgisizlikten adeta toprağa gömüldüğü bildirildi.
Yaklaşık 10 civarında Üçok damgalı, çok sayıda da tarihi mezar taşı bulunan Camili köyünde, tarihi alan yeteri kadar korunamadığı için talan edilmiş. Mezar taşlarının bir bölümü yere düşerek toprak altında günden güne kaybolurken, bilinçsiz kişilerin tarihi belgeleri yok edercesine büyük tahribatı ise dikkati çekiyor.
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Gözde Ramazanoğlu, bölgede yaptığı araştırmada söz konusu mezar taşlarının Türk ve Adana tarihi açısından son derece önemli rolü olduğuna işaret ederek, mezar taşlarının bulunduğu höyük alanının en kısa sürede koruma altına alınması, hatta turizme kazandırılması gerektiğini kaydetti.
Ramazanoğlu, bin 300′lü yıllara ait mezar taşlarının, Türklerin henüz Adana’ya yerleşmeden önce buraya gelip konakladıklarını gösterdiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
”Höyükteki mezarlarda bulunan işaretler (ok-yay kompozisyonu) farklı biçimlerde işlenmiş. Mezar taşlarının üzerindeki Üçok damgaları, Türk tarihi açısından son derece önemli. Fakat ne yazık ki son zamanlarda bazı kişiler oraya gömü yapmaya başlamış. Bu da tarihin yok olmasına neden oluyor. Üstelik başka yerde köyün kendi mezarlığı var. Mevcut 700 yıllık taşların üzerine kendi isimlerini yazıyorlar. Bu denli önemli bir kültür mirası, atalarımızın yadigarının yok olmaması İçin Adana Valiliğinden, bu mezarlığa sahip çıkılmasını istedik. Bu denli önemli bir kültür mirası ve atalarımızın yadigarını korumak çok önemli.”

Kültür, Turizm Müdürü Arık İl Kültür ve Turizm Müdürü Osman Arık ise bölgede tarihi yerleri tespit edip, turizme kazandırma çalışmalarına devam edildiğini söyledi.
Arık, bu kapsamda Camili köyündeki tarihi höyüğün birinci derecede sit alanı olarak ilan edildiğini belirterek, höyükteki tahribatı önlemek, güzel bir görünüm kazandırmak amacıyla girişimde bulunduklarını ifade etti.
Osman Arık, düzenleme yapabilmek için Kültür Varlıkları Bölge Kurulundan izin istediklerini, onay çıkması halinde çalışmalara başlayacaklarını kaydederek, şunları söyledi: ”Tarihi ve kültürel varlıklarımızı koruma noktasında bu höyük önemli bir yere sahip. Mezarların üzerinde bulunan damgalar, çok eskiden Türklerin burada yaşadığını gösteren, belge niteliği taşıyor. Bu anlamda höyüğün koruma altına alınması çok önemli. Höyüğün birinci derece sit alanı olmasına rağmen bazı tahribatların olduğunu tespit ettik. Bunu önlemek amacıyla alanı tel örgülerle koruma altına alıp, çevre düzenlemesi yapacağız.”

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Külliye canlanıyor

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 4 Temmuz 2007

Mimar Sinan’ın yapıtı Valide-i Atik Külliyesi’nde bu yaz tarihle iç içe geçecek bir yaz akademisi düzenlenecek. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından düzenlenecek 1. MÜGSF Uluslararası Yaz Akademisi’nde her biri alanlarının en yetkin isimlerinden oluşan sekiz akademisyen öğrencilere ders verecek, bilgi birikimlerini aktaracak.

Hikmet Barutçugil’in ‘Ebru Yapımı’, Ernst Hesse’nin ‘Fragmanlar, Uzay ve Hareketler’, Ergin İnan’ın ‘Düşüncenin Görselliğe Dönüşümü’, Hüsamettin Koçan’ın ‘Nesneyi Anlamak ve Yorumlamak’, Eva Mösenender’in ‘İntaglio Baskı’, Erkan Özdilek’in ‘Kâğıtla Düşlemek’, Sefer Öztürk’ün ‘Keçe’ ve Özcan Uzkur’un ‘Geleneksel Yazma Sanatı (Tahta Kalıp Baskı)’ konulu dersleri külliyede yapılacak. Derslere yurtdışından öğrencilerin yanı sıra Türkiye’deki güzel sanatlar fakültelerinde okuyan öğrenciler ve güzel sanatlara ilgi duyan herkes katılabilecek. 27-31 Ağustos arası düzenlenecek ve başvuruların 15 Temmuz tarihine kadar yapılabileceği Akademi’ye katılım ücreti ise 500 YTL. Ayrıntılı bilgi www.summeracademy.com internet adresinden ya da 0 216 326 66 92 No’lu fakülte numaralarından alınabilir.

Yazı kategorisi: Festival, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Viking Gemisi yeniden İrlanda Yolunda

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 4 Temmuz 2007

Bin yıllık viking gemisinin enkazı kullanılarak yapılan “Deniz aygırı” adlı Viking gemisinin kuzey denizlerindeki heyecanlı yolculuğu sürüyor . 300 meşe ağacı kullanılarak yeniden yapılan “Deniz Aygırı” adlı gemi, Danimarka’nın Roskilde kentinde inşa edildi.

30 metre uzunluğunda, 4 metre genişliğindeki gemi, yeniden yapılan bir kopya gemi değil. Geminin yüzde yirmibeşini, 1042 yılında yapılan ve 30 yıl sonra batan gerçek bir Viking gemisinin enkazı oluşturuyor.

Diğer kısımları yeniden yapılan Viking gemisi, bin yıl önce Vikinglerin İrlanda kıyılarına yaptıkları yolculuğu tekrarlayacak.

Kare biçimli yelkeninin sağlayacağı güçle yol alacak gemide 30 çift kürek bulunuyor.

Yapımında yaklaşık 7 bin çivi ve perçin kullanılan Viking gemisinin güvertesindeki iplerin uzunluğu 2 kilometre.

En fazla 20 deniz mili hıza ulaşabilen gemide dalga, rüzgar ve yağmurdan korunmak için siperlik de yok.

Biri İrlandalı, diğerleri Danimarkalı 65 mürettebatı ile Danimarka’nın Roskilde limanından demir alan Viking gemisinin Kuzey Denizi’ndeki yolculugu altı hafta sürecek.

Yazı kategorisi: Sanat Tarihi | » yorum bırak;

‘Yeni 7 Harika’ Açıklanıyor

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 4 Temmuz 2007

virgin-jesus-in-hagia-sophia.jpg

Antik dünyanın harikalarını, küreselleşen dünyanın yeni harikalarıyla birleştirme, yeni semboller bulma arayışındaki modern insan, 7 yeni harika belirliyor. Aralarında Ayasofya’nın da bulunduğu eserlerden hangilerinin yeni harikalar olacağının yanıtı, 7 Temmuz 2007′de açıklanacak.

Antik dünyada, 7 harika vardı, Babil’in asma bahçeleri, Olimpia dağındaki Zeus heykeli, Efes’teki Artemis Tapınağı, Halikarnas Mozolesi, Rodos Heykeli, İskenderiye Feneri ve Giza Piramitleri..

1999 yılında ise İsviçreli maceraperest Bernard Weber’ın harikalardan sadece piramitlerin ayakta kalmasından yola çıkarak ortaya attığı modern dünyanın harikalarını belirleme düşüncesi hayata geçirildi.

Bunun üzerine dünya çapında 200 yer belirlendi. Yeni 7 dünya harikası için küresel oylama yapabilmek için de bu yerlerin sayısı uzmanlarca 21′e indirildi.

Aralarında İstanbul’daki Ayasofya’nın da bulunduğu bu yerlerden 7’si dünyanın yeni harikaları olacak. Diğer adaylar arasında, Tac Mahal, Roma’daki Kolozyum, Sydney’deki Opera binası, New York’taki Özgürlük heykeli ve Mali’deki Timbuktu kenti de bulunuyor.

Üstelik Milattan Önce 200 yılında Bizanslı Philon’un belirlediği antik dünyanın yedi harikasından farklı olarak, bu sefer bütün dünya vatandaşları, yeni harikaları belirlemek için oya sahip.

Şimdiye kadar dünyada 80 milyon kişi internet üzerinden seçimini yaptı. Oylama sonucu, 7 Temmuz 2007′de Portekiz’in başkenti Lizbon’da açıklanıyor.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Kiralık deniz fenerleri

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 3 Temmuz 2007

Türkiye’de 420 deniz feneri var. Bazıları sarp kayalıklara, ıssız adacıklara kurulu. Ama bu ışık evlerinden bir kısmı da dünya güzeli koyların, tılsımlı körfezlerin girişinde, üzerinde sadece fenerin bulunduğu cennet adalara kurulmuş. Bazılarında, bekçilerin aileleriyle yaşadığı eski lojmanlar var. Bir kısmının bakımı da teknisyenler tarafından yapılıyor.

Ama kapıları görevliler dışında hiç kimseye açılmıyor. İşte geçen yıl, ilk kez Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma Genel Müdürlüğü, bu fenerleri halka açmaya karar verdi. 2006’da beş deniz feneri arsalarıyla birlikte kiraya verildi, bu yıl da 12 fener ve 8 gayrimenkul ihale yoluyla yeni kiracılara kavuştu. Bundan böyle, bekçilerin 24 saat yaşamak zorunda kalmadığı bu fenerler, butik otel, lokanta, hediyelik eşya dükkanı, hatta ev olarak kullanılacak.

Deniz fenerleri, denizciler için yüzyıllarca en önemli can kurtarma istasyonlarıydı. İstanbul’da Sarayburnu yakınındakine boşuna Cankurtaran Feneri adı verilmemişti. Türkiye’deki fenerlerin çoğu, 19. yüzyılın ikinci yarısında inşa edildi. İhaleye çıkarılanlar arasında en eskisi 1863 yapımı Çeşme’deki Süngükaya, en yenisi ise 1973’te kurulan Hopa Feneri.

Fenerlerin çoğunda, 24 saat görev başında bulunan fener bekçisinin ailesiyle yaşadığı bir lojmanı var. Ama günümüzde uydu kanalıyla sinyalizasyon sistemleri gelişti, gemiler bilgisayar ağına entegre oldu. Artık bir fenercinin fenerin başında durmasına gerek yok. Tabii bu, fenerin işlevini tamamen ortadan kaldırmadı. Çünkü bilgisayar sistemindeki bir arıza durumunda fenerlerden başka gemicilere yol gösterecek bir cankurtaran yok. Kıyı Emniyeti, internet yoluyla arıza bildiren fenerlere en geç bir günde teknik ekip gönderiyor.

Teknolojinin ulaştığı bu noktada, Kıyı Emniyeti Genel Müdürü Salih Orakcı, kendisine bağlı fenerleri değerlendirmek için açık artırmayla kiraya vermeyi kararlaştırdı. Kıyı Emniyeti, toplam 70 feneri kademe kademe kiraya vermeyi planlıyor. Şu anda 529 bin YTL’lik yıllık gelir elde ettiler, önümüzdeki yıl bu rakamı 2 milyon YTL’ye çıkarmayı hedefliyorlar.

Geçen yılki ilk ihalede beş deniz feneri yeni kiracılarına kavuştu. Bozcaada Batıburnu, Fethiye Kızılada, Marmaris Kadırgaburnu ve Keçiadası ile Trabzon Işıklı Feneri 10 yıllığına kiraya verildi. Kiralanan fenerler, tarihi dokularına zarar verilmeden kafe, restoran, müzeye dönüştürülebilecek. Yeni işletmeciler, fenerin tarihçesini, özelliklerini anlatan broşürler basmak ve bunları gelen misafirlere ücretsiz dağıtmakla yükümlü olacak. Tarihçenin bir özeti fenerlerin girişine koyulacak plaketlerde yer alacak. Ayrıca, yeni kiracılar, fener sönerse hemen Kıyı Emniyeti’ne bildirmekle yükümlü.

Kızılada Feneri’ne 3 milyon YTL’ye butik otel
Fenerlerden bazıları butik otel olarak kullanmaya uygun. Bir kısmı ise sadece konut, küçük bir lokanta ya da hediyelik eşya dükkanı olabilecek kadar küçük. Örneğin Çeşme’deki Süngükaya Feneri’nin, tam 21.5 dönümlük bir arazisi var. Arazide iki lojman ve gemicilerin konaklaması için bir bina daha var. Ancak, fenerlerin gördüğü ilginin arazinin büyüklüğüyle ilgisi yok. Yapılacak restorasyonun maliyeti ve fenerin bulunduğu yöre çok daha önemli. Nitekim Süngükaya için sadece iki başvuru yapıldı. Aylık 1.500 YTL ile ihaleye çıkan fener 1.600 YTL’ye kiracı bulabildi. Çünkü Süngükaya, neredeyse çökmek üzere ve restorasyon maliyetinin 2.5 milyon YTL’yi bulması bekleniyor. Buna karşın Bodrum Eskiçeşme’nin yeri turizm açısından çok iyi. Bodrum Eskiçeşme’deki 300 metrekarelik araziye sahip fener, aylık 15 bin 500 YTL’ye kiralandı.

Geçen yıl kiralanan fenerlerin en ilginçlerinden beri, Fethiye kıyılarının hemen karşısındaki Kızılada Feneri. Bu küçük adada fener ve lojmanından başka bir şey yok. Bugüne kadar sivillere kapalı kalan adanın çok güzel koyları ve iki büyük kumsalı var. Geçen yıl 103 bin YTL yıllık bedel karşılığında Kızılada Turizm ve Denizcilik AŞ tarafından kiralandı. Şirket adaya 3 milyon YTL’lik yatırım yapıyor. Butik otel ve lokanta yakında açılacak, tesise ait tekneler misafirleri Fethiye’den buraya taşıyacak. Bazı fenerler ev olarak da kiralanabiliyor. Örneğin Bozcaada Feneri, kendisine bir bağevi yapmak isteyen bir Bozcaadalı’ya ihale edildi.

Kilyos’taki iki tarihi eve talip çıkmadı
Kıyı Emniyeti Genel Müdürü Salih Orakcı bu özelleştirmeden umutlu: “Türkiye’de denize ilgi yeterli değil. Türk denizcileri olarak bunu değiştirmek, halkı mümkün olduğu kadar denizle haşır neşir hale getirmek istiyoruz. En güzel bölgelerdeki fenerleri halka açarak hem atıl durumdaki kamu kaynaklarını harekete geçiriyoruz hem de fenerlerin büyüsünün de etkisiyle yeni bir deniz kültürü oluşturmaya çalışıyoruz.”

Bu yıl 5-8 Haziran’daki yeni ihalede ise 9 deniz feneri, bir dalgakıran ve iki tarihi bina için açık artırmaya çıkıldı. Ayrıca Kıyı Emniyeti’ne ait Kilyos’taki Hekim Evleri de kiraya çıktı. Bu iki tarihi binadan biri 486, diğeri 299 metrekare. İkisi için istenen toplam kira 1.650 YTL’ydi ama talip çıkmadı. Aylık kirası 2 bin YTL olan Tütünçiftlik ve 500 YTL olan İnebolu fenerleri de kiraya verilemedi. Bunlar yeniden ihaleye çıkarılacak.

Rekor fiyat Bodrum Feneri’nde
Foça Feneri: 380 metrekare. Aylık 2.100 YTL’ye kiraya verildi.

Bodrum Feneri: Eskiçeşme’deki fener 300 metrekare. Aylık 15.500 YTL’den kiracı buldu.

Turgutreis Hüseyinburnu Feneri: 3 bin 640 metrekare alanlı. 8.100 YTL’ye kiralandı.

Hopa Feneri: Arhavi Hacılar Mahallesi’nde 2 bin 3 metrekare. Aylık 1.300 YTL’ye kiraya verildi.

Perşembe Çamburnu Feneri: 2 bin 798 metrekare. Aylık 411 YTL’ye müşteri buldu.

Çeşme Süngükaya Feneri: Çiftlik Mahallesi’nde, 21.460 metrekare. Aylık 1600 YTL’ye alıcı buldu.

Şarköy Hoşköy Feneri: 2 bin 950 metrekare. Aylık 950 YTL’ye kiraya verildi.

Kadıköy Mendireği’ndeki arazi: Mendireğin ucundaki 182 metrekarelik alan 600 YTL’ye kiralandı.

Beşinci kuşak fenerde çalışabilecek mi?
Fener bekçiliği, genellikle aynı ailede kuşaktan kuşağa geçen bir iş. Örneğin şimdi kiraya verilen Perşembe’deki Çamburnu Feneri, tam 127 yıldır Koç ailesi tarafından yakılıyordu. 1880’de kurulan fenerin ilk bekçisi Mustafa Efendi, 45 yıl görev yaptı. 1925’te yerine oğlu Ahmet Koç, 1945’te ise onun oğlu Mehmet Koç geçti. 1983’te Mehmet Koç’un oğlu Hasan Koç işbaşı yaptı. Hasan Koç, işi oğlu Ayhan’a devretmeyi düşünüyordu. Ama otomatik sinyalizasyonun devreye girmesiyle ve özelleştirmeyle Koç ailesi işini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Kıyı Emniyeti, feneri kiralayanlardan, yeni kurulacak tesiste bu aileye iş verilmesini istiyor. Ancak tabii, 26 yaşındaki Ayhan’ın dedeleri gibi burada çalışıp çalışmayacağı belli değil.

Yazı kategorisi: Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Tarihi “Yalı Han” Roman Oldu

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 2 Temmuz 2007

Algör romanını,”Çanakkale Yalı Hanı ve Sakinleri” adıyla kaleme aldı.

Çanakkale’de öğrencilerin ve entelektüel kesimin uğrak yeri haline gelen tarihi Yalı Hanı, yazar İlhami Algör’ün romanına konu oldu. Yazar Algör, “Çanakkale Yalı Hanı ve Han Sakinleri” adıyla kaleme aldığı romanında “insanların gürültülü tarihlerinin taşa yazılmış sessiz belgesi niteliğinde olan bir binanın öyküsünü” anlattı.

Algör,  yaptığı açıklamada, Yalı Hanı’nı ilk gördüğünde kapısında “askere serbest” yazdığını, “acaba halk için yasak mı?” diye düşündüğünü, çünkü mekana gelen giden olmadığını söyledi.

Yalı Hanı’nın loş, karanlık ve kapalı bir alan olduğunu, ortamdaki tarihi kokunun ilgisini çektiğini belirten Algör, eski ahşap duvarların, kirişlerin neler görüp yaşadığını merak ettiğini, bunun üzerine “Çanakkale Yalı Hanı ve Han Sakinleri” adlı romanı yazmaya karar verdiğini bildirdi.

Çanakkale ile ilgili yazılan kitap ve romanların genelde, Çanakkale Savaşları üzerine olduğunu ifade eden Algör, savaştan önceki hayatı da merak ettiği için, sosyal açıdan önemli bir mekan olan Yalı Hanı’nı araştırdığını söyledi.

Algör, şöyle konuştu: “Sadece insanların değil, binaların da öyküleri vardır. Binaların öyküleri insanların o gürültülü tarihlerinin taşa yazılmış sessiz belgesidir. Tıpkı Yalı Hanı’nın öyküsü gibi.

Günümüzde öğrencilerin ve entelektüellerin uğrak yeri haline gelen Yalı Hanı’nda, bazen ünlü yazarlar söyleşi yaparlar, bazen de kitap imzalarlar. Böyle anlarda izdiham oluşur. Bazen de sessizlik kaplar ortalığı. Bir bakıma Yalı Hanı, ülkedeki durumu yansıtan bir ayna gibidir. Bazen sönük, bazen ateşli.”

Yazı kategorisi: Sanat Tarihi, Türk Edebiyatı | 1 Yorum »

Müzeler için 2007 projeleri

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 1 Temmuz 2007

BİLECİK, ISPARTA, KARABÜK VE OSMANİYE’YE MÜZE
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Orhan Düzgün, 2007 yılında, Bilecik Müzesi, Isparta Uluborlu Müzesi, Karabük Safranbolu Müzesi ve Osmaniye Kadirli Karatepe Müzesi olmak üzere 4 yeni müze açılacağını söyledi.

Düzgün, Tokat, Diyarbakır, Elazığ, Van ve Samsun gibi 15 ilin onarım ve restorasyon nedeniyle kapalı olan müzelerinin de yıl içinde açılmasının hedeflendiğini bildirdi.

Konya, Nevşehir, Kahramanmaraş, Adana, Gaziantep, Erzurum ve Sivas’taki 13 müzenin de “yeniden yapılandırılacağını” belirten Düzgün, eski tekniklerle teşhir edilen eserlerin teşhir ve tanziminin yenileneceğini ve sergileme mekanlarının tekrar düzenleneceğini kaydetti.

46 MÜZENİN ELEKTRONİK GÜVENLİK SİSTEMİ YENİLENDİ

Müzelerde yaklaşık 3 milyon eser olduğunu belirten Düzgün, geçen yıl 46 müzeye elektronik güvenlik sistemi kurulduğunu veya yenilendiğini, kalan müzelerin güvenlik sistemlerini de yıl içinde yenilemeyi planladıklarını söyledi.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ndeki eserlerin dijital ortama aktarılması ve kontrolü amacıyla yaptıkları çalışmaları anlatan Düzgün, “Akıllı Kamera Sistemleri” adlı pilot proje uygulamasının başlatıldığını bildirdi.

Orhan Düzgün, güvenlik hizmeti için 2005 yılında 118 olan personel sayısının 2006’da 316’ya çıkarıldığını kaydetti.

MÜZE GİRİŞLERİNDE YÜZDE 50 İNDİRİM
Orhan Düzgün, müzelerin 2006’daki ziyaretçi sayısının yaklaşık 16 milyon kişi olduğunu belirtti.

Düzgün’ün verdiği bilgiye göre, 65 yaş üstü, üniversitelerin arkeoloji, sanat tarihi gibi ilgili bölümleri, öğrenci grupları ve basın mensupları için uygulanan indirimler genişletilecek. 1 Martta başlayacak uygulamayla, SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur mensupları ile emeklilere müze girişlerinde yüzde 50 indirim uygulanacak.

“Müzelerin Gecesi” etkinlikleri ile halkın ücretsiz olarak müze ziyaret etmesi sağlanacak.

Ayrıca, geçen yıl başlanan ve on ayda 160 bin kişinin müzeleri ziyaret etmesini sağlayan “Halk Günü” uygulamasına 2007’de de devam edilecek. Bu uygulama kapsamında müze ve örenyerlerine pazartesi günleri ücretsiz girilebilecek. Halk Günü uygulaması, Topkapı Sarayı’nda salı günleri yapılacak.

Öğrenciler müzeleri ücretsiz gezmeye devam edecek.

“İLK DEFA BİZ TEFTİŞ YAPMIŞIZ”

Düzgün, hırsızlıkları engellemek ve müzeleri denetlemek için son bir yıldır genel sayım ve teftişe başladıklarını hatırlattı.

Bakanlık müfettişleri nezaretindeki sayım komisyonlarının, 36 müzedeki çalışmasını tamamladığını belirten Düzgün, Afrodisyas Müzesi’nden çalınan sikkelere değinerek, “Müzenin kurulduğu 1979 yılından beri, ilk defa biz teftiş yapmışız. Teftiş sonucunda ortaya çıktı” dedi.

TÜRKİYE’DEKİ KÜLTÜR VARLIKLARI VE KAÇAKÇILIK
Türkiye’de şu anda bakanlığa bağlı müzelerde yaklaşık 2 milyon 815 bin 470 taşınabilir eser bulunuyor. Bu eserlerin yarısını sikkeler oluşturuyor. Sikke sayısının yaklaşık 1 milyon 658 bin 275 adet olduğu belirtiliyor.

Bunun yanında, müzelerde 688 bin 32 arkeolojik eser, 290 bin 573 etnografik eser ile 118 bin tablet, 24 bin 885 el yazması, 23 bin 894 mühür ve mühür baskısı, 11 bin 281 arşiv vesikası ve 525 adet “diğer” kategorisine giren eser yer alıyor.

Müzelere, kazılar sonucu veya satın alma yoluyla yıllık ortalama 25 bin eser kazandırılıyor.

Bu arada, 2004 yılında 793 olan kaçak kazı ve kültür varlığı kaçakçılığı sayısının 2005’te 699’a, 2006’da 358’e düştüğü belirtildi.

Ayrıca, müze ve örenyerlerindeki kaçakçılık sayısının da, 2004 yılında 9, 2005 yılında 10 iken, 2006’da 5’e düştüğü kaydedildi.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Müze, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Zeugma Müzesi’nde yüzde 30 Ziyaretçi artışı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 30 Haziran 2007

Gaziantep Arkeoloji Müzesi Müdürü Ahmet Denizhanoğulları, 2007 yılının ilk 6 ayında ziyaretçi sayısı bakımından geçen yıla göre yüzde 30 artış olduğunu belirtti. Denizhanoğulları, “Ziyaretçi sayımızı 2006 yılı ile karşılaştırdığımızda yüzde 30′luk bir artış görülmektedir. 2006 yılında 40 bin 713 ziyaretçi müzemizi gezerken, 2007 yılında bu sayı 55 bin 393 kişiye ulaşmıştır. Çevremizdeki komşu illerle birlikte geliştirilecek ortak projeler ile Gaziantep bölgenin turizm cazibe merkezi haline getirilebilir” şeklinde konuştu.
Kazılar Devam Ediyor

Bölgede kazı çalışmalarının da devam ettiğini söyleyen Denizhanoğulları, “Kaledeki restorasyona yönelik kazı çalışmaları ile ilgili İl Özel İdaresi ile proje görüşmelerimiz sürüyor. Ayrıca, Yesemek ve Dülük Antik Kenti’nde temizlik çalışmaları yapılacak. Ağustos ayında ise yine Dülük’te bilimsel kazı çalışmasına başlanılacak. Yine Ağustos ayında Zeugma’da bilimsel kazı çalışması yapılacak” diye konuştu

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Antepevi restorasyonuna 80 bin YTL hibe yardımı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 30 Haziran 2007

Gaziantep Kültür ve Turizm Müdür Vekili Salih Efiloğlu, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, Gaziantep’teki üç tarihi Antep evinin restorasyonu için hibe yardımı yaptığını söyledi. Efiloğlu, Gaziantep’in Bey Mahallesi’nde, özel şahıslara ait tarihi 3 Antep evi için yapılacak olan hibe yardımının ev sahiplerine değil, hazırlanan projelere verileceğini ifade etti. Salih Efiloğlu, tarihi Antep evlerinin restorasyonu için Gaziantep’te hazırlanan 32 projenin mart ayı içinde, hibe yardımı için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na başvuruda bulunduğunu belirtti.

YARDIMLAR DEVAM EDECEK

Bakanlık tarafından restorasyon projeleri için hibe yardımlarının devam edeceğini dile getiren Efiloğlu, ”32 projeden, 3′üne hibe yardımı yapıldı. Bu projelerin birine 40 bin YTL, ikisine ise 20′şer bin YTL hibe yardımı yapıldı. Başvuruda bulunan projelerden 6’sına da temmuz ayı içinde hibe yardımı yapılacak. Geriye kalanlara ise 2008 yılında hibe yardımlarının yapılmasına devam edilecek” diye konuştu.

528 TESCİLLİ YAPI VAR

Tarihi ve kültürel mekanların restorasyonunun, kent dokusunun korunması açısından çok önemli olduğuna işaret eden Efiloğlu, “‘Gaziantep’te, değişik semtlerde 528 tescilli yapı var. Bunlar içerisinde Antep evlerinin yanı sıra cami, iş hanı ve hamam gibi yapılar da bulunuyor. Bu yapıların büyük çoğunluğu, restore edilemediği için yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Bu binaların yok olmaktan kurtarılması ve gelecek kuşaklara aktarılması son derece önemli. Bu nedenle Bakanlığımız, bu tarihi mekanları aslına uygun olarak restore etmek isteyenlere hibe yardımı yapıyor. Tarihi kent dokusunun korunması için bu yapıları kültür turizmine kazandırmak zorundayız” dedi.

TARİHİ MEKANLARIN TİCARİ GETİRİSİ DAHA YÜKSEK

Tarihi mekanların, ticari mekanlar halinde de düzenlenebileceğine işaret eden Efiloğlu, şu bilgileri verdi: ”Tarihi binaya sahip olan birçok kişi, bu mekanların ekonomik anlamda getirisi olmadığını düşünerek, restore ettirmek istemiyor. Oysa, bu tarihi mekanları aslına uygun restore ettirerek lokanta, otel, eğlence merkezi gibi ticari faaliyette bulunabileceğimiz mekanlar haline dönüştürebiliriz. İlimizde, bunun örnekleri var.

Bakanlık olarak, imkanlar ölçüsünde restorasyon konusunda yardımcı oluyoruz. Bunun yanı sıra yerel yönetimler de bu konuda bazı binaları kamulaştırarak, restorasyon çalışmaları yapıyor. Mülk sahiplerine büyük görev düşüyor. Bu mekanları, restore ettirerek, hem para kazanabilir, hem de tarihi kent dokusunun korunmasına katkıda bulunabilirler

Yazı kategorisi: Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Gaziemir yer altı şehri kapılarını açtı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 30 Haziran 2007

Kapadokya’nın önemli yer altı şehirlerinden Gaziemir turizme açıldı. Aksaray’ın Güzelyurt ilçesine bağlı Gaziemir köyündeki yer altı şehrinin açılışına çok sayıda davetli katıldı. Yer altı şehrini turizme kazandıran Aksaray Müze Müdürlüğünde görevli kazı başkanı Güzin Karaköy, yıllardır ortaya çıkarılmayan yer altı şehrini, 6 ayda 25 kişilik kazı ekibiyle gün ışığına kavuşturduklarını belirtti. Yer altı şehri için 4 mağara girişinde çalışma başlattıklarını ve burada sel sularının doldurduğu çamur ve toprakları temizledikçe yeni bölümlere ulaştıklarını ifade eden Karaköy, Bizans dönemine ait Gaziemir yer altı şehrinin, Aksaray’daki benzerlerine oranla çok büyük olduğunu kaydetti. Hamam, iki kilise, erzak depoları, hayvan barınakları, büyük ve küçük ocaklar ile yaşama mekanlarından oluşan yer altı şehrinin ilk ziyaretçileri ise Alman, Fransız, Macar, Çin ve Japonlardan oluşan 10 kişilik turist kafilesi oldu.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | 2 Yorum »

Topkapı’da büyük sayım

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 30 Haziran 2007

Yıllarca ihmale uğramış müzeler, bir bir denetimden geçirilip modernleştiriliyor… Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu maksatla 2006 yılında başlattığı ve Bakanlık müfettişlerince sürdürülen çalışma sonucu bugüne kadar 57 müze denetimden geçirildi. Bakanlık şimdi de Türkiye’nin en büyük müzesi konumunda bulunan Topkapı Sarayı’nın envanterini çıkarıyor…

Müzelerin itibarı artacak
Konunun hassasiyetini bildiren bir açıklama yapan Bakanlık, ülkemizin, dünyada görülmeye değer bir kültür hazinesine sahip olduğunu bildirdi. Hak ettikleri itibarı ön plana çıkarmak suretiyle müzelerin yeniden kamuoyunun gündemine taşınması noktasında önemli çalışmaların yapıldığının vurgulandığı açıklamada, “2 yıldır kesintisiz devam eden Bakanlığımız müfettişleri gözetimindeki denetimlerle çok uzun süredir yapılamayan genel eser sayımı ve eser envanteri çıkarılmıştır. Bu denetimler sonucuna göre müzelerimizin idari ve teknik donanımlarının yanı sıra pek çok ihtiyacı da mahallinde çözüm bulmuştur.”

Topkapı Sarayı’na özel ilgi
Bakanlık müfettişlerince Topkapı Sarayı’ndaki sayıma özel bir ilgi gösterildiği belirtilen açıklamada ayrıca; “Denetimler eser sayısı ve eserlerin nitelikleri göz önünde bulundurularak diğer müzelerimizden farklı bir uygulamaya tabi tutularak titizlikle yürütülmektedir. Şöyle ki; sayım çalışmaları her müzede bütün eserler için en az 3 uzman personel tarafından yapılmakta iken Topkapı Sarayı’nda her seksiyon için ayrı 3 uzman personel tarafından gerçekleştirilmektedir” denildi. Topkapı Sarayı’nda; Padişah Elbiseleri, Avcılar Deposu, Hazine ve Bağdat Köşkü Kitaplığı gibi birçok bölümde bulunan eserlere ilişkin sayım çalışmasının yapıldığı belirtildi.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Alahan Manastırı’nın Görüntüleri internette

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 30 Haziran 2007

Bizans’ın önemli eserlerinden harabe haline gelen Alahan Manastırı’nın görüntüleri…

Yazı kategorisi: Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Korumacılığın Kalbi İtalya’da Atıyor!

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 27 Haziran 2007

Belirli aralıklarla yıl boyunca Anadolu’nun çeşitli kentlerinde seminer ve buluşmalar düzenleyen Tarihi Kentler Birliği (TKB), ilk olarak geçen yıl Budapeşte ve Prag’la başlattığı yurt dışı gezilerine bu yıl İtalya’yla devam etti. 27 – 31 Mayıs 2007 tarihleri arasında gerçekleştirilen İtalya gezisi kapsamında Roma, Pompei, Floransa, Venedik ve Verona kentleri ziyaret edildi. TKB üyelerinin, yurt dışındaki doğal-kültürel ve tarihsel mirası koruma çalışmalarını görmeleri amacıyla yılda bir kez düzenlenen geziye, yaklaşık iki yüz kişi katıldı. Ağırlıklı olarak büyük şehir, il, ilçe, belde belediye başkanları ve eşlerinin katıldığı gezide İçişleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri, Valiler ve ÇEKÜL ekibi de yer aldı.

Kalabalık bir grupla gerçekleştirilen Tarihi Kentler Birliği İtalya Gezisi; kentlerindeki, ilçe ve beldelerindeki korunması gereken doğal-kültürel-tarihi mirası ayağa kaldırmak için çaba sarf eden valilere ve belediye başkanlarına yepyeni bir açılım sağladı. Üreten kişiler, bu gezi sayesinde kent, ilçe, kasaba ve köy ölçeğinde gerçekleştirilen koruma uygulamalarını yerinde gördüler. Böylelikle, kendi yaşam alanlarında yaptıkları çalışmalarla karşılaştırma ve hayata geçirilecek yeni uygulamalar için başarılı bir koruma modelini tanıma fırsatına sahip oldular. Tarihi Kentler Birliği üyeleri için İtalya gezisi, bir anlamda ülkeler arası deneyim ve bilgi paylaşımının da önemli bir adımını teşkil ediyor.

Bir açıkhava müzesini andıran ve binlerce yıl öncesine ait yerleşim merkezlerinin kalıntılarıyla dolu olan İtalya gezisinin ilk durağı, Nemi Köyü’ydü. TKB ekibi, göl kıyısında konumlanan, yeşille mavinin hâkim olduğu bu şirin mekânı gezerken, köy halkının büyük bir çoğunluğu hâlâ uykudaydı. Karşılarında yıllara meydan okuyan, özgünlüğünü hiç yitirmemiş olan evleri ve dar sokakları meraklı gözlerle izleyen TKB ekibi, bu manzarayı fotoğraflamayı ihmal etmediler. Nemi Köyü, aynı ölçekte koruma çalışmaları yapan belediye başkanları için başarılı bir modeldi. Köy’ün en görkemli yapısı ise, hiç kuşkusuz Papa’nın yazlık sarayı olan tarihi “Castel Gondolfo”ydu.

Kent merkezi dâhil olmak üzere, tarihi dokusunu başarıyla koruyan Roma, ekibin ikinci durağıydı. Roma’daki tarihi yapıların büyük bir çoğunluğu kent merkezinde toplanmış. Roma medeniyetinin ve barbarlığın sembolü olarak da nitelendirilen elli beş bin kişilik Coleseum, Pantheon, Aşk Çeşmesi, İspanyol Merdivenleri, Fori Imperiali, Foro Romano, St. Peter ve Popolo Meydanı, Roma gezisi kapsamında ziyaret edilen yerler arasındaydı.

TKB ekibinin ikinci günkü durağı, MS 80 yılında Vezüv Yanardağı’nın yok ettiği bir liman kenti, Pompei’di. 1750’lerde başlayan kazı çalışmaları sonucunda Pompei’nin bir bölümü Vezüv’ün küllerinden çıkarıldı. Şu anda kurtarılan yapıların yüzde 90’ı orijinalliğini koruyor. Söylentilere göre, Pompeililer hiçbir zaman Vezüv’ün bu kadar büyük bir yıkıma yol açabileceğine inanmamışlar. TKB ekibi, Anadolu’da yüzyıllar öncesinde çeşitli nedenlerle toprak altında kalmış yaşama alanlarının, tıpkı Pompei gibi yeniden gün yüzüne çıkarılması gerektiği görüşünde birleştiler.

TKB ekibi, gezinin üçüncü gününde Rönesans’ın merkezi olarak kabul edilen Floransa’daydı. Kentin en önemli özelliklerinden biri, Avrupa’nın en yüksek yapılarının burada inşa edilmiş olması. Kültür, sanat ve tarihle bezenmiş bu kentte 800 yıllık yapıları görmek mümkün. İtalya’nın en eski eczanesi Igresso All’Officina Profumo-Farmaceutiac Floransa’da tarihi bir yapıda konumlanıyor ve hâlâ dünyanın sayılı politikacılarına, jet sosyete olarak tabir edilen kesime özel kozmetik ürünleri hazırlıyor. Ekip, tarihi yapılara fonksiyon verme çalışmalarının en güzel örneklerini bu kentte görme fırsatı buldu. Floransa Meydanı, Santa Maria Katedrali, usta edebiyatçı Dante’nin kilisesi ve evi ziyaret edilen yerler arasındaydı.

TKB İtalya gezisi kazıklar üzerinde yükselen kent Venedik ve buram buram Ortaçağ kokan, o dönemi layıkıyla yansıtan Verona kenti ziyaretleriyle sona erdi.

Yazı kategorisi: Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Dünya Mirasına 3 Yeni Yer Eklendi

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 27 Haziran 2007

Listede Madagaskar ve Çin’deki ormanlarla Kore’deki volkanik ada var.

Yeni Zelanda’da toplanan Dünya Mirası Komitesinin, listeye eklenmesine karar verdiği üç yeni yerden biri, Madagaskar adasındaki 6 doğal parktan oluşan Atsinanana yağmur ormanları.

Çin’in Yunnan, Guizhou ve Guangxi eyaletlerinde bir milyon kilometre karelik alanın yarısına yayılan kayalık ormanları da dünya mirası listesinin yenileri arasında.

Kore Cumhuriyeti’nin en güneyindeki Jeju Volkanik Adası da artık dünya mirası listesinde.

Dünyanın oluşumuna ait tarihi izleri taşıyan volkanik ada, mağaralardan, farklı şekillerdeki taş oluşumlarına kadar doğal güzellikleriyle dikkat çekiyor. ara aç

UNESCO’nun dünya mirası listesinde yer alan 830 yerden 9′u, Türkiye’de bulunuyor.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Askeriye Camii’ne UNESCO Desteği

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 27 Haziran 2007

Irak’ı iç savaşın eşiğine getiren mezhep çatışmalarının başlamasına neden olan Samarra kentindeki Askeriye Camii onarılacak.

Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan caminin onarımı için Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO, 5 milyon dolar verecek.

Bağdat’ın kuzeyinde Samarra’da Şiilerce kutsal kabul edilen Askeriye Camii geçen yılki saldırıda büyük hasar görmüş, bu olay mezhep çatışmalarının da bir anlamda başlangıcı olmuştu.

Geçen yılki saldırıda altın kubbesi tahrip olan caminin 2 minaresi de 2 hafta önceki saldırılarda yıkıldı.

Irak hükümeti, caminin onarımı için Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO ile anlaşma imzaladı.

Anlaşmaya göre, UNESCO, kültürel ve tarihsel açıdan önemli olan caminin onarımı için, 5 milyon dolar kaynak sağlayacak.

Geçen yıl Şubat ayındaki ilk saldırıdan sonra tamirata girişilmemesi, Şii yetkililer tarafından eleştirilmişti.

İki Şii imamın mezarlarını barındıran Askeriye Camii, Şiiler için özel önem taşıyor.

Yazı kategorisi: Mimarlık, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Bafra Müzesi Restore Edildi

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 27 Haziran 2007

Restorasyonu biten müzede İkiztepe kalıntıları da sergilenecek.

Bafra Müzesi’nin onarımı tamamlandı.

İkiztepe’deki kazılardan elde edilen bulgular, Samsun’un Bafra ilçesindeki müzede sergilenecek.

Bafra’nın geçmişine ışık tutacak olan eserlerin sergileneceği, Bafra Müzesi’nin onarımı tamamlandı. Daha önce çeşitli amaçlarla hizmet veren müze binası 3 kattan oluşuyor.

Müzede, İkiztepe Örenyeri’nde yapılan kazı çalışmaları sonucu günışığına çıkarılan bulgular sergilenecek.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | 1 Yorum »

Kızıl Kilise’de Restorasyon

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 27 Haziran 2007

Dünya Anıtlar Fonu’nun “2008 Yılında Dünyanın En Fazla Tehlike Altında Bulunan 100 Tarihi Eser Listesi”nde yer alan Aksaray’daki tarihi Kızıl Kilise’nin restorasyonu için çalışmalar sürüyor.

Aksaray’ın Güzelyurt ilçesi Kaymakamı Ramazan Yıldırım, merkezi New York’ta bulunan Dünya Anıtlar Fonu’nun (World Monuments Fund-WMF), Haziran ayı başında “2008 Yılında Dünyanın En Fazla Tehlike Altında Bulunan 100 Tarihi Eser Listesi”ni açıkladığını belirtti.

Hasankeyf, İstanbul Surları ve Göreme’deki Meryem Ana Kilisesi de Listede
Yıldırım, bu listede yer alan yaklaşık 60 ülkeden 100 tarihi eserin içinde Türkiye’den Hasankeyf, İstanbul’un tarihi surları, Ankara’daki Çukur Han, Kapadokya’nın Göreme bölgesindeki Meryem Ana Kilisesi ve Güzelyurt ilçesine bağlı Sivrihisar beldesindeki Kızıl Kilise’nin bulunduğunu vurguladı.

Kurtarılmayı bekleyen 100 eser içindeki Kızıl Kilise’nin kubbesinde yapısal hasar olduğunu belirten Yıldırım, yapının genel olarak bakıma ihtiyacı olduğunu söyledi.

Kızıl Kilise’nin restorasyonu için hazırlıkların sürdüğünü, Dünya Anıtlar Fonu’nun kiliseyi dünyadaki 100 eser arasında göstermesiyle kaynak sorunu da yaşamayacaklarını ifade eden Yıldırım, “Kızıl Kilise, Fransızlar tarafından kurulan Kapadokya Sevenler Derneği’nin katkılarıyla restore edilecek. Restorasyonu ise Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmet Ağaryılmaz başkanlığındaki ekip yapacak” dedi.

Yıldırım, Kızıl Kilise’de 3 yıl sürecek olan restorasyon çalışmalarının maliyetinin 400 bin doların üzerinde olacağını ifade etti.

Tanıtıma da Katkı Sağlayacak
Kızıl Kilise’nin dünyada acil olarak kurtarılması gereken ilk 100 eser arasına girmesinin Güzelyurt’un tanıtımı açısından da çok önemli olduğunu kaydeden Yıldırım, şunları kaydetti:

“Listede yer alan tarihi eserler, dünya kamuoyunun dikkatini çekiyor ve adeta turist akınına uğruyor. 5. yüzyılda Ortodoksların hac yolu üzerinde kırmızı kesme taştan yaptırılan Kızıl Kilise’nin de turistlerden ilgi görmesini bekliyoruz. Böylece, Kapadokya bölgesinin en önemli yerleşim yerlerinden biri olan Güzelyurt’un da tanıtımı yapılmış olacak.”

Yıldırım, Güzelyurt’ta çok sayıda tarihi kilise ve şapel bulunduğunu, ayrıca ilçenin önemini arttıran bir başka faktörün ise Hıristiyanlığın 3 büyük kolundan biri olan Ortodoks mezhebinin Güzelyurt’ta kurulduğuna inanılması olduğunu sözlerine ekledi.

Yazı kategorisi: Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Tarihî camiler belediyeye emanet

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 26 Haziran 2007

Süleymaniye, Sultanahmet gibi tarihî camilerin her türlü bakımını İstanbul Büyükşehir Belediyesi yapacak. İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve müftülük arasında yapılan protokole göre tarihî ve turistik öneme sahip 22 caminin temizlik, onarım ve güvenliği belediye tarafından sağlanacak.

İstanbul’da turistlerin ziyaret etmek istediği mekanların başında tarihî camiler geliyor. Bütün dünyada Blue Mosque (Mavi Cami) olarak tanınan Sultanahmet Camii’ni bazı günler 25 bin kişi ziyaret ediyor. Bu camilerde tarihî dokunun korunması ve temizliğinin sağlanması görevini Büyükşehir Belediyesi üstlendi. Belediye meclisinden çıkan karara göre 22 caminin her türlü hizmetini belediye yürütecek.

Cami dernekleri de uygulamaya destek vereceklerini açıkladı. Eminönü Yeni Camii Dernek Başkanı Çetin Palancı, “Belediyenin tarihî camilerin her türlü bakım ve onarımını yapması büyük bir kazanç. Karar bizi sevindirdi. Belediyeye, yapacağı hizmetlerde biz de yardımcı olmaya devam edeceğiz.” dedi. Sultanahmet Camii Dernek Başkanı Ramazan Apaydın da tarihî camilere sahip çıkılması çalışmalarının desteklenmesi gerektiğini belirtti. Apaydın, bu camilerde verilen hizmetlerin sabah namazı ile başladığına dikkat çekerek, “Bizim görevimiz sabah namazı ile başlayıp yatsı namazı ile sona eriyor. Belediye bunu dikkate alarak planlama yapmalı. Mesai kavramı ile bu görev yürütülemez.” diye konuştu.

Yazı kategorisi: Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Bodrum’da Tarih, İnşaat Yağmasının Kurbanı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 26 Haziran 2007

Bodrum’un, kontrolsüz inşaat yağmasına uğraması, bundan da en büyük yarayı sit alanlarının alması 1980 li yılların ortalarında başladı. Bodrum, bir yandan doğa, kültür ve turizm cenneti olarak tanıtılmaya; Dünya çapında bir marka olarak benimsetilmeye çalışılırken ne yazık ki söylemler hep lafta kalacakmış gibi görünüyor. Dış tanıtımlarında “Mausoleion’u geri istiyoruz’ diye yola çıkanlar ne yazık ki şu an ellerinin altındaki değerlere sahip çıkma konusunda aynı duyarlılığı gösteremiyorlar. Yakın zamanlara kadar, Bodrum Kalesi, Antik tiyatro ve Mindos kapısı gibi belli başlı yerler dışında tarihi dokunun canlandırılmasına yönelik hiç bir girişimde bulunulmadı. Bodrum ve belde belediyelerinin imar yetki ve uygulamalarının bir çoğundaki hatalı ve keyfi uygulamalar, Bodrum yarımadasında ve tümüyle bir sit alanı sayılabilecek konumdaki Bodrum’da çarpık kentleşmeyi körükledikçe körükledi. Bugün Mars Tapınağı’nın yerinde özel bir hastanenin yer alması, Antik Stadion’un, yıllar önce oldukça iyi durumda ortaya çıkarılabilecekken, Sanayi Sitesi inşaası uğruna feda edilmesi, eskiden bazı noktalarda rahatlıkla izlenebilen Halikarnas kent suruna ait kalıntıların neredeyse yerlerinde yeller esiyor olması; yüksek rant beklentilerinin, Bodrum’u her geçen gün nasıl bu çarpıklıklara mahkum ettiğinin sadece bir kaç örneği. En son örnek ise; Kıbrıs Şehitleri Caddesi üzerinde, Bodrum çıkışı yakınlarındaki doğu sur duvarı kalıntılarının bulunduğu tepenin etrafının traşlanmış olması ve neredeyse çepeçevre inşa faaliyetlerinin sürmekte olması. İlginç olan da; Bodrum İş Merkezi projesi altındaki imzanın, “Tarihi Kentler Birliği”nin de üyesi olmakla övünen Bodrum Belediyesi’ne ait olması.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın geçtiğimiz yıl sonunda Bodrum Yarımadası’nın İmar Planı ile ilgili yetkiyi üzerine almasının ardından hazırlanmaya başlanan 1/25.000′lik Çevre Düzeni Planı tamamlandığı ve Bodrum’daki belediyelere ulaştığı haberleri gündemde. Yarımada’daki belediyelerin planı kendi bölgelerinde birkaç gün içerisinde askıya çıkartmaları bekleniyor.

Çevre Düzeni Planı olmadığı için Yarımada’nın katı atık yeri, otogar ve arıtma tesisleri gibi projeleri sonuçlandırılamıyormuş. Ama anlaşılan sit alanlarının tahrip etmek için tüm haklar, peynir ekmek gibi birileri tarafından bol keseden dağıtılıyor.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Koç: Bizans bizim değil diyemezsiniz

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 26 Haziran 2007

“1. Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu”nu açan Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, “‘Bizans bizim değil’ diyemezsiniz. Aksi halde bu topraklarda iddianız kalmaz” dedi.

Vehbi Koç Vakfı tarafından İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde düzenlenen sempozyum dört gün sürecek ve yerli ve yabancı 90 uzman tebliğ sunacak. Büyük ilgi gören sempozyuma Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Orhan Düzgün, Topkapı Sarayı Müdürü Prof. Dr. İlber Ortaylı, Koç Holding Yönetim Kurulu Üyeleri Semahat Arsel ve Ömer Koç’un da aralarında bulunduğu konuklar katıldı. Koç, açılışta şunları kaydetti: “Söyleyeceğim sözü yadırgayanlar belki olacak, ama bu topraklarda Bizanslılar da yaşamıştır. Fatih Sultan Mehmet’in camiye çevirdiği, bugün müze olarak kullanılan Ayasofya da Bizans eseridir. Biz yıkmamışız ve kullanmışız… ‘Bizans bizim değildir’ diyemezsiniz.

‘İddiamız kalmaz’
Aksi halde bu topraklarda iddianız kalmaz. Bu topraklar Türkündür. Bugün de, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının toprağıdır. Meseleye böyle bakalım. Osmanlı, Selçuklu eserlerine verdiğimiz önem gibi Hattuşa’ya ya da Lidya, Urartu, Frigya ve Likya’ya da aynı önemi veririm. AKP’li bir bakan olarak söylüyorum; milli birlik ve beraberlik açısından bu anlamda dikkatli olunması gerekir.”

Sunulan bildiriler arasında, ilk Türk sualtı kazısı, olan Marmara Adası açıklarında bulunan Çamaltı Burnu 1 batığı konusu ilgi gördü.

Nergis Günsenin tarafından sunulan tebliğde, 1998 – 2004 arasında yapılan kazı çalışmaları hakkında bilgi verildi.

Bizans’ın etkileri
Tuna Artun tarafından sunulan “Anadolu’nun Türkleşmesinde Bizans Dünyasının Rolü: Batı Anadolu ve Pontus Örnekleri” konulu bildiride de, 13. yüzyılda Moğol istilaları önünde sürüklenerek Anadolu’ya göç etmeye başlayan Türki unsurların Ön Asya’nın Türkleşmesi sürecini hızlandırdığı belirtildi.

Adil Özme de ‘Anadolu Selçuklu Sikkelerinde Bizans Etkileri’ konulu bildirisinde, 12. yüzyılda başlayıp 13. yüzyılın ortalarına kadar uzanan bir süreçte Selçukluların darp ettiği sikkelerde Bizans orijinli figürlerin yer almasına dikkat çekti.
Selçuklu sultanları 1. Kılıç Arslan, 1. Mesud ve 2. Kılıç Arslan’ın oğullarının darp ettiği sikkelerde cephede tasvir edilen yarım portreler, tahta oturan tasvirler ve ejderle mücadele eden atlı tasvirleri bulunduğunu kaydetti.

Üç yılda bir gerçekleştirilmesi planlanan sempozyumun amacı, “Türkiye’de ve diğer ülkelerde sürdürülen bilimsel araştırmaları uluslararası bir platformda paylaşmak, yayın aracılığıyla kamuoyuna sunarak kültürel miras bilincini arttırmak, bu alana yönelik çalışmaların yaygınlaşmasını sağlamak ve genç Bizans araştırmacılarının yetişmesine destek olmak” olarak açıklandı.

600 eser sergileniyor
Sempozyum kapsamında iki serginin de açılışı yapıldı. Marmaray kazılarından çıkan yaklaşık 500 buluntu “Gün Işığında; İstanbul’un Sekiz Bin yılı” isimli sergide ziyaretçilerle buluştu. Üsküdar ve Yenikapı kazılarından elde edilen anfora, çanak-çömlek, seramik, sikke gibi taşınabilir kültür varlıkları da bu sergide sergileniyor. “Kalanlar; 12 ve 13. yüzyıllarda Türkiye’de Bizans” isimli sergide de Anadolu’nun çeşitli müzelerinden getirilen, mimari eserler, mühür, sikke gibi 100 Bizans dönemi tarihi eser yer alıyor.

Yazı kategorisi: Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Klimt, Klee, Matisse, Warhol, Miró ve Daha Fazlası Yakında Pera`da!

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 26 Haziran 2007

Klimt, Klee, Matisse, Warhol, Miró ve Daha Fazlası Yakında Pera`da!

Pera Müzesi, önümüzdeki bir yıl içinde görkemli sergilere ev sahipliği yapacak. Müzede ağustostan itibaren Klimt, Picasso, Klee ekimde Warhol, Basquiat, Nauman gibi dev sanatçıların eserleri görülebilir. 2008′te ise Miró sergisi var.

Son dönemde Picasso’dan Rodin’e Rembrandt’dan Gursky’e sanat tarihinin yıldız isimlerini ağırlayan İstanbul, ustalara yönelik bu konukseverliğine devam ediyor. Önümüzdeki dönemde Gustav Klimt, Paul Klee, Henry Matisse, Jean Dubuffet, Andy Warhol, Roy Lichtenstein, Jean-Michel Basquiat, Joseph Beuys’un da aralarında bulunduğu farklı dönemin usta sanatçıları İstanbul’a teşrif edecek. Pera Müzesi vasıtasıyla İstanbul’a uğrayacak sanatçıların hangi eserleriyle gelecekleriyse şimdiden merak uyandırıyor.

Yazı kategorisi: Heykel, Resim, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

V. Uluslararası Gazimağusa Sempozyumu`07: Akdeniz Üçlemesi II: “KKK” : Kıyı Yerleşimleri – Kültür – Koruma

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 26 Haziran 2007

Bir Akdeniz kıyı yerleşimi olan Gazimağusa Kenti, uygarlıklardan miras aldığı zenginlikler ve birikimlerin bıraktığı izleri anlatmak üzere sessizliğini, 1998’den başlayarak düzenlenen sempozyumlar zinciri ile bozmuştur. İlk kez uluslararası platform ise Akdeniz ÜçleMesi’nin ilki olan ‘3M: değişiM-dönüşüM- BildiriM’ / “Meditriology: 3M: Momentum, Metamorphosis, Manifesto” ile 2004 yılında gerçekleştirilmiştir. Gazimağusa Belediyesi ve Doğu Akdeniz Ünivesitesi Mimarlık Fakültesi işbirliği ile beşinci kez gerçekleştirilen bu etkinlikler; Akdeniz üçlemesi-2- ‘KKK’ Kıyı yerleşimleri – Kültür – Koruma üçlü teması ile 8-10 ekim 2007 tarihleri arasında devam ettirilerek, bu uluslararası buluşmanın sürekli kılınması öngörülmüştür.

Yazı kategorisi: Arkeoloji, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

Pera Müzesi sergileri uzatıldı

Yazan: Sanat Haberleri Ajansı SaHA - www.sanatajansi.com 26 Haziran 2007

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde devam eden üç serginin süresi uzatıldı.

Müzeden yapılan yazılı açıklamaya göre, 13 Nisan’da açılan ‘Bir Anıt, İki Anıtsal Kişilik, Theodoros Methokites’den Thomas Wittemora’a KARİYE’, Suna ve İnan Kıraç eski İstanbul fotoğrafları koleksiyonundan derlenen ve yaklaşık 70 fotoğraftan oluşan ‘Sur, Kemer, Kubbe/Osmanlı Fotoğrafçılarının Gözüyle Bizans İstanbulu’ ile 24 Ocak’ta açılan ‘Ali Emiri Efendi Dünyası’ adlı sergiler, gördüğü ilgi nedeniyle uzatıldı.

Her üç sergi de, 15 Temmuz’a kadar sanatseverlerin izlenimine açık olacak.

Yazı kategorisi: Fotoğraf, Sanat Tarihi | » yorum bırak;

« Önceki Yazılar
 
WordPress.com'dan blog alın. | Theme: Andreas09 by Andreas Viklund.